Dans (texting) kitap kapağı

13. bölüm / 40

Dans (texting)

13

Yazar: Rabianur Türker

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 40Şu an: 13

B…

Lavinia ve Yamaç, okula hâlâ gelmemişlerdi. Kendimi ele vermemek için de Yamaç’a onu soramıyorum. Hangi hastanede olduklarını bilmediğim için de gidemiyorum, bilsem bile Yamaç’ın olmadığı bir anda gitmeliydim. Fakat Yamaç’ın, Lavinia’yı yalnız bırakacağını düşünmüyorum.

Lavinia’ya kim fıstık yedirmiş olabilir ki? Daha önce de böyle bir şey olduğu için okuldaki herkes, bu konuda uyarılmıştı. Yani, Lavinia’yı fıstığa olan alerjisini herkes biliyor. Bu da şüphelilerimi arttırıyor.

Şu anki en büyük şüphelim, Ezgi ve Esra. İkisi de Lavinia’dan nefret ediyor ve böyle bir şey yapmaları olağan. Yine de acaba başkası yapmış mıdır diye düşünmeden edemiyordum.

“Lavinia’dan hâlâ haber yok mu çocuklar?” Diye sordu Ayten hoca eşyalarını toplarken.

Derin bir nefes alarak arkama yaslandım. Daha ilk ders olduğu için hocalarla konuşup durumu anlatamamıştık. Lavinia, neredeyse hiç devamsızlık yapmadığı için bu kadar süre gelmemesi, hocaların dikkatini çekmişti.

“Yoğun bakımdaymış hocam.” Dedi en önden Ayberk. Dün, gruba bir şey yazmamış olsa da mesajları okumuştu belli ki.

Ayten hocanın kaşları şaşkınlıkla çatıldı. “Neden?” Dedi büyük bir endişeyle. Lavinia, her ne kadar sessiz bir öğrenci olsa da bazı derslerde oldukça iyiydi ve pek çok hocanın da gözdesiydi. Bunun sebebi, muhtemelen kim olduğunu bilmeleriydi.

“Kim yaptı bilmiyoruz,” dedim bakışlarımı azılı düşmanıma çevirirken. “Ama biri, Lavinia’ya fıstık yedirmiş.” O da bana baktığında, gözlerimi kısarak kaşlarımı çattım. “Tabii elimizde olası şüpheliler var, sonuçta aramızda katiller geziyor.”

Bunu dediğimi duyar duymaz, masasını iterek ayağa kalktı. “Kime diyorsun oğlum sen bunu?” Dedi öfkeli bir sesle. Omuzlarımı silkerek dudağımı aşağı sarkıttım. “Doğan’ın katili kimse, üzerine o alınsın.” Alaycı bir şekilde güldüm. “Belli ki üzerine alınmışsın, B-“

“Doğru konuş piç!” Ben daha cümlemi tamamlayamadan sözümü kesmişti. En nefret ettiğim şeylerden biri, sözümün kesilmesiydi.

“Bir katilden emir alacak halim yok.” Dedim kendimden emin şekilde. Dediklerimde haklıydım. O, bir katildi. Kendi sevdiği birisini öldürecek kadar aşağılık bir katildi. Doğan’ı, ne kadar seviyordu bilemem, ama onu öldürüp cenazesinde de ağlayacak kadar dengesizdi.

İğrenen gözlerle ona bakarken, başımı yavaşça sağa sola salladım. “Ayrıca, babası olmayan bir adama piç demek, o adama koyar.”

“Çocuklar!” Diye bağırdı en sonunda Ayten hoca. “Ya susun ya da artık cidden atılacaksınız!”

“Aytunç’u attırdığı gibi beni de attırır, bu.” Dedim bakışlarımı Ayten hocaya çevirirken. O kavgada ben de vardım evet, ama ben işi müdüre taşımamıştım.

O piç, gerçek bir haindi. Önce en yakın arkadaşını öldürmüş sonra da eski en yakın arkadaşını okuldan attırmıştı. Bu pislik, gerçekten ölmeliydi. Şu hayatta, anneme bile bu kadar kızmamıştım. Beni terk edip giden kadın bile, bu heriften çok daha değerliydi gözümde. Umarım, en kısa zamanda geberir.

Ayten hoca, ikimizden de cevap alamayınca sınıftan çıkıp gitti. Ders bitmişti, çıkıp sigara içmek istesem de aklım hâlâ Lavinia’daydı. Derin bir nefes alarak başımı arkaya attım.

“Pişt,” omzumdaki elle beraber gelen sesi duyunca, gözlerimi açarak başımı kaldırdım. “Sigaraya gelmiyor musun?” Diye sordu Emre.

Omuzlarımı silkerek ayağa kalktım. “Gidelim.” Çantamdan bir dal sigara ve çakmak alıp diğerleriyle birlikte sınıftan çıktım. Sigara içmek için kullandığımız, kameraların ve hocaların görmediği, etrafı tellerle ve ağaçlarla kaplı çardağa geldiğimizde, sigaramı çıkartıp yaktım.

Çardağa oturmak yerine sırtımı ağaca yasladım. “Hacı siz niye kavga edip duruyorsunuz?” Diye sordu Adnan.

“He la, derdiniz ne?” Diyerek onu destekledi Alican.

Omuzlarımı silkerek sigaradan bir duman çektim. “Katillerle kavga etmeden duramıyorum.” Dedim kesin bir dille.

Bir katilden nefret ederken, başka bir katile âşık olmuştum.

“Oğlum, bebe kimseyi öldürmedi.” Dedi Hasan.

“Bana bir katili savunmayın gardaş, aramız bozulmasın.” Sigaradan bir duman daha aldıktan sonra çardağa geçip oturdum. “Hem de benimle aynı kızdan hoşlanan bir katili.”

Hepsi, kaşlarını çatarak şaşkınlıkla bana baktığında, onları umursamadan sigaramı içmeye devam ettim.

Lavinia konusunda acele etmem gerekiyordu. Eğer, o piç benden önce davranırsa, Lavinia’yı ona kaptırabilirim. Lavinia, ikimizden de nefret ediyor olsa da elbette hoşlanıyor da olabilir. Onun duygularını anlamak, oldukça zordu. Kimden hoşlandığını ya da kimden nefret ettiğini anlamak, imkânsızın da ötesindeydi.

“Lan sen kimden hoşlanıyorsun?” Diye bağırdı Eray şaşkınlıkla. Bahçeye çıktığımızdan belli söylediği ilk şey bu olmuştu. Diğerleri de şaşkınlıkla bana bakmaya devam ediyordu.

Elbette onlara kimden hoşlandığımı söylemeyeceğim. Adnan, anında sevgilisi Buse’ye uçurur. Bu sınıfta, fiskos çok hızlı yayılan bir şeydi. Gruptaki çoğu kişinin sevgilisi var, hepsi hemen sevgililerine uçurur. Oradan da illa ki Lavinia’nın kulağına gider.

“Lavinia’dan.” Dediğinde Sıla, kaşlarımı çatarak ona baktım. Sıla nereden biliyor? Anlamış mıydı? Çok mu belli ettim yoksa? Hay sıçayım! Sıla, kızlardan birine söylerse anında Lavinia da öğrenir. Sıçtım ben!

“Ne alaka kızım?” Dedim anlamazdan gelerek.

Sıla, gülerek omuzlarını silkti. “Derste ne zaman sana baksam, Lavinia’yı izliyorsun ya da sözde düşmanın olan eski dostuna, onu öldürecekmiş gibi bakıyorsun. Eğer gay değilsen, Lavinia’ya bayağı aşıksın.” Dedi kendinden emin şekilde.

O kadar belli ediyor muyum? O kadar sık bakmıyordum bile ona, arada bir göz gezdiriyorum sadece. Hepsi bu. Ayrıca, Sıla bunu nasıl fark etti? Bu kız en son geri zekalı değil miydi?

“Yarağım, cidden zorbalık yaptığın kıza mı âşık oldun?” Dedi Emre, alay edercesine.

Ona yandan bir bakış atıp tek kaşımı havaya kaldırdım. “Sekiz santim değilim.” Dedim bakışlarımla erkekliğini işaret ederken.

“Kız var lan burada!” Dedi Sıla azarlarcasına. Genelde bizimle takıldığı için, onu pek kızdan saydığımız söylenemezdi. Onun yanında her şeyi açıkça söyleyebiliyorduk, erkekten farkı yok gözümüzde. “Sen sus, erkek.” Dedim söndürdüğüm sigaranın izmaritini ona atarken.

Sıla, ona çarpıp yere düşen izmariti önemsemeden bana bakıp derin bir nefes aldı. “Sana tavsiyem, Lavinia’yı elinden kaçırma. Harika bir kız, diğer erkeklerin bunu keşfetmesi çok uzun sürmez.”

Ona gözlerimi devirerek çardaktan kalktım. “Lavinia’ya âşık değilim, ona bakmam ben.”

“Asıl Lavinia sana bakmaz, bakması mucize olur.” Sıla arkamdan bağırırken, onu önemsemeden okulun içine girip sınıfa çıktım.

Sıla yanılıyor. Lavinia’yı elimden kaçırmayacağım, ben varken diğerlerini ne yapsın?

Kimi kandırıyorum ben? Biraz daha duygularımı ve kendimi gizlersem, Lavinia’yı başkasına kaptıracağım. Korkaklık yapıp yaşanamamış ihtimallerle kendimi yiyip bitirmek ve onun başkasıyla olan mutluluğunu izlemek istemiyorum. Reddedileceksem bile en azından duygularımı içimde tutmamış olacağım.

En kısa zamanda, ona kim olduğunu söylemeliyim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

890okunma 36beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…