17. bölüm · Dalından Düşen Kıvılcım
17~Diken
Kral, Diken ve Kutsal Görev
İyilik meleği kanatsız Henris beni hastaneye getirmişti.Araçtan inerken tipime baktım ve melekliğimden şüphe ettim.Lanet olsun neden bulutların üzerinde arp tıngırdatmıyordum ki?
Sırtım temizlendi, dikiş atıldı ve sıkı bir pansuman yapılarak kapatıldı.Çıkışa doğru ilerlemeye başladık.
"Nasıl oldu yaran?Hep o kendini bilmez acımasız kadının yüzünden.İnsanların hayatlarını mahvetmekte üstüne yok!"
"Olena'nın süvarileri yaptı dertlenmene gerek yok!Cassandrayı Olena'nın süvarilerine ben postaladım.Kamyoneti de ben bozdum.O sırada Olena'nın ordusu köyü bastı."
"Şaka yapıyorsun değil mi?Sen şirin cici bir kıza benziyorsun.Ya Kyros onu da mı sen..."
"Onun benimle bir alakası yok beceriksiz kendi kendini enseletti."
"Beni bugün bayağı eğlendirdin.Uzun zamandır böyle gülmemiştim."
"Bir saniye ben soytarı değilim!"
"Öyle demek istemedim.Kusura bakma.Espiri yeteneğin çok fazla gelişmiş biz kraliyet soyluları için.Her şeyi güce ve zenginliğe bağlayan ruhsuz bir ailede büyüdüm ben.Keşke senin gibi sıradan biri olsaydım.Beni sıradan yapan tek şey filmlerim.Her ne kadar kraliyet için önemsiz olsa da."
"Amma dertliymişsin ve prens.Ben de diyorum ki bazen keşke soyum sopum asil olsa.İyi ki hapşırıktan peydahlanmışım oh be!"
"Prensin okyanus bakışları duruldu ve naifçe gülümsedi."
"Adın ne bu arada?"
Ben Rowena dedim ve prensin elini kavrayarak sıktım.
Prens arabasına doğru ilerlerken prense doğru yaklaşan bir tehlike farkettim.Prens hedef alınmıştı.Şalşaklı okumu çıkararak adamın tam alnının yazısına yapıştırdım.
Adam fısıldadı.
"Aksolot perisi..."
Adam hızla çalıların arasından prense doğru koşmaya başladı.Şaşkınlık için de olan prens korktu ve bir adım geri attı.
"Korkma."dedim ve ekledim."Sadece kucağına atlayarak aşk şiirleri okuyacak."
Adam kendini prensin kollarına attı.Prens adamı silkerek arabaya bindi.
"Ne yapalım şansına küs."
Prens ön koltuktan seslendi."Atla hadi gideceğin yere bırakayım."
"Araca bindim."
"Demek Cassandrayı vuran aksolot perisi sensin.Senin gerçek olabileceğin aklımın ucundan bile geçmezdi.Sen resmen Cassandra'nın kabususun.Beni kurtaranın sen olduğunu bilmesin çıldırır."
"Neden?"
"O adamı o tutmuştur çünkü de o yüzden.Fırsatını kolladı tetikçi.Şuan kimse bunu ondan, Cassandradan bilmez.Eee nereye bırakıyorum seni?"
"Bilmiyorum."
"Pekala bizim kraliyet şatosuna gidiyoruz öylese.Sana borçluyum hem itiraz istemiyorum."
"Yaşa be kanatsız melek!"
"Kız kardeşim Lina seni çok sevecek şimdiden eminim."
Yarım saate kraliyet şatosuna varmıştık.Prens devasa büyüklükteki şahmeran kapıyı araladı.Kral Volar şatonun altın merdivenleri üzerinde perişan bir halde oturuyordu.
Henris içeri girer girmez yerinden fırladı ve prensin ayaklarına yapıştı.Bulabildin mi karımı gelicek mi meleğim?
İlk defa bu kadar keriz bir insanla karşılaşıyordum.Bu sefer ben nadir bulunan bir doğa olayı varmış gibi izledim olayları.
"Lütfen kalk baba.Kendini küçük düşürmene tahamül edemiyorum."dedi prens çaresizlikle ve ayağını babasından kurtararak karşıdan koşturan kardeşini kucakladı.
" Nasılsın bakalım prenses?"
"Abi babam kurtuldu ama hala anlamıyor."diye kıkırdadı upuzun sarı lüle saçlı prenses.
Prens gülümsedi.
" Bak sana arkadaş getirdim."diyerek beni işaret etti Henris.
" Artık bir palyançom mu var?"diyerek küçük kız kucağıma atladı.Cassandra'nın böylesine sevimli bir kızı olacağını o ana kadar hiç düşünmemiştim.
"Bundan sonra Lina'nın tüm bakım, ihtiyaç herşeyiyle sen ilgilen Rowena.Oyun da dahil tabi.Lina ile berarber kalırsınız.Ben şimdi hizmetçilere söylerim büyük odayı ikiniz için ayarlarlar."
O gün bir oda bizim için hazırlanmıştı.Linayı uyutmuştum ki tam o sırada kapı çaldı.Gelen Henristi.Hadi gel yemek yiyoruz.
"Ben yedim saol."
"Hadi Rowena sen de bizimle yersin bundan sonra.Sen benim en yakın dostum oldun artık."
Aşşağıya indik ve sandalyeyi çekerek oturdum ama prens, kral ve vezir Hector ayakta yemek yiyordu.
Şaşkınlıkla bana baktılar.
"Neden oturmuyorsunuz?"diyerek fısıldadım Henrise.
Fısıldayarak cevap verdi Henris." Bu sarayda kimse sandalyeye oturarak yemek yemez Rowena çünkü ne zaman cadının yara yeri sızlasa sandalyeler diken çıkarır.Bu sarayda sandalyeye oturabilen tek kişisin."dedi ve ilk defa ayarı kaçırarak güldü.
Volar " Fısırdaşmayı kesin de meleğimi nasıl geri getireceğiz onu düşünün."diye çıkıştı.
Tam vezir Hector söze girecekti ki Volar sinirle elini kaldırarak onun söze girmesini engelledi."Sen hiç konuşma sen bu ordunun başkomutanı, vezirisin ama karım senin beceriksiz operasyonun yüzünden esir.Ayrıca oğlum Kyrosta."
Henrise şaşkınlıkla baktım.
"Babam Kyros'ı çok sever.Oğlu gibidir.Beni bile öyle sevmez."
Kral bakışlarını bana dikti ve işaret parmağıyla bana emir verdi."Sen Rowena madem kamyonu bozacak esirleri ve Henris'in canını kurtaracak kadar beceriklisin öyleyse karım ve oğlumu Henris ile beraber sen kurtaracaksın."
Henris şaşkınlıkla " Ben mi..?"
Kral çılgın bir ifadeyle " Evet sen, evet siz ikiniz."diyerek sevinçle sandalyesine oturdu ve oturması ile beraber sıçrayarak yerinden kalktı.
Kral sinirle "Evet yemek bitmiştir."diyerek hızla büyük salondan çıkış yaptı.
