6. bölüm / 52
Dalından Düşen Kıvılcım06~ PERON
Bölümler 52Şu an: 06~ PERON
- 1 01~DOĞUŞ891 kelime
- 2 02~KEHANET561 kelime
- 3 03~FİLM635 kelime
- 4 04~MANŞET623 kelime
- 5 05~YANILGI771 kelime
- 6 06~ PERON643 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 07~ MÜHÜR735 kelime
- 8 08~ Tablo630 kelime
- 9 09~ Bal783 kelime
- 10 10~ Halka602 kelime
- 11 11~LANET780 kelime
- 12 12~SÜRGÜN724 kelime
- 13 13~ KALKAN708 kelime
- 14 14 ~ KUŞATMA660 kelime
- 15 15~PUSU609 kelime
- 16 16~PATİKA629 kelime
- 17 17~Diken664 kelime
- 18 18~VAZO542 kelime
- 19 19~TAKİP594 kelime
- 20 20~KAPAN651 kelime
- 21 21~DAMGA630 kelime
- 22 22~ORMAN679 kelime
- 23 23~ŞENLİK853 kelime
- 24 24~MASKE687 kelime
- 25 25~RESİM665 kelime
- 26 26~PİYON598 kelime
- 27 27~ÖDEŞME599 kelime
- 28 28~NEKROMANYETİK575 kelime
- 29 29~SUİKAST604 kelime
- 30 30~GUVARS573 kelime
- 31 31~GÜVE530 kelime
- 32 32~ELİJAH687 kelime
- 33 33~Kaos Kraliçesi556 kelime
- 34 34~KIZIL YÜZÜK662 kelime
- 35 35~Kehanet650 kelime
- 36 36~Kelebek Etkisi669 kelime
- 37 37~ Yeşil Pelerin512 kelime
- 38 38~PUSLU CAM607 kelime
- 39 39~Meclis Baskını579 kelime
- 40 40~Suikastin Gizemi719 kelime
- 41 41~YASAK544 kelime
- 42 42~Vişne ve Tekme706 kelime
- 43 43~Kafes Dövüşü562 kelime
- 44 44~YILDIZ PENTEGRAM578 kelime
- 45 45~Kaçış601 kelime
- 46 46~Aykabel Ordusu553 kelime
- 47 47~Çiftlik673 kelime
- 48 48~SIR547 kelime
- 49 49~Günlük597 kelime
- 50 50~Saat561 kelime
- 51 51~Hapşırık654 kelime
- 52 52~Unicorn583 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Trene Düşen Kıvılcım...
Uyandığımda şaşkındım.Tam olarak o şirret sesin sahibi "Cassandra' nın " şatosunun ardındaydım.Ormanın Şato’ya sokulan, gölgelerin bile fısıldaştığı bir köşesindeydim. Etrafım, yaprakları toprak kızılı devasa Rowena ağaçları ile çevriliydi.Ayağa kalktığımda, kraliyet şatosu tüm heybetiyle, bulutları delen kuleleriyle karşımda dikiliyordu. İşte o an, avucumun içinde hafifçe silinmek üzere olan bir telefon numarası olduğunu fark ettim.
Kendi kendime söylendim: "İyi de, biz meleklerin telefonla ne işi olurdu ki? Kanatlarım varken sinyal gücü kimin umurunda?"
Küle batmış bir inci olan kanatlarımı bir kamçı gibi havaya savurup açtım. Şehrin metalik kokusuna doğru süzülürken, rüzgar tüylerimin arasından ıslık çalarak geçiyordu. On dakika sonra, şehrin en kibirli gökdeleninin tepesine tüneyiverdim. Aşağıdaki insan karıncaların telaşını izledim bir süre; her şey fazlasıyla sakindi. Usulca süzülerek sokağa indim ve o kanatsız halime "insan suretime" büründüm. Kanatlarımı sırtımın derinliklerine gizlemek her zaman sinir bozucuydu.
Caddenin kenarından, sanki Roshindena ait bir karınca gibi ben de kalabalığa karıştım.Az ileride, sanki bir anakronizm hatasıymış gibi duran kıpkırmızı bir telefon kulübesi vardı. Önümdeki kadına, telaşla bakarak "Çok acil bir durum, evrensel bir mesele!" diyerek jetonunu ve sırasını kaptım. Kabine girip numarayı çevirdiğimde, karşıdaki ses daha ilk çalışta, sanki beni bekliyormuş gibi telefonu açtı.
"Duyduklarını unut şapşal yaratık, yoksa bedeli ağır olur!"
Kaşlarımı çattım. "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?"
"Biliyorum," dedi ses, buz gibi bir alayla. "Kanatlarının olduğunu sanan, halüsinasyonlar içinde yüzen bir manyaksın."
Kıs kıs güldüm. Bu fanilerin cüreti beni her zaman eğlendirirdi.
"Ailen senin için endişelenmesin istiyorsan dediklerimi unutma!"
İşte orada kayışı tamamen kopardım. Kahkaham dar kulübenin camlarını titretti. "Ben bir hapşırıktan peydahlandım!" diyecekken...
Kyros, zihnimini yine ele geçirdi. "Manyak numarası bana işlemez. Bu arada, parfümün harika kokuyor; bir soytarı için fazla iddialı bir seçim," dedi ve telefon suratıma bir tokat gibi kapandı.
Kendi kendime, "Ama gerçekten hapşırıktan peydahlandım..." diye mırıldanarak kabinden çıktım. Sırada bekleyen kadın, bir ejderha gibi soluyarak arkamdan söylendi:
"Ayıp be! Bir de acil durum diyor. Oyun sırası mı yahu? Edepsiz soytarı ne olacak!"
Şeytan, tam o an kulağıma o harika, karanlık fısıltılarından birini bıraktı. Kadına küçük bir mucize —ya da felaket— yaşatabilirdim ama hiç sırası değildi. Baş Melek muhtemelen Savaş Meleklerini üzerime salmış, beni her delikte aratıyordu.
Tam o sırada, karşımda bir istihbarat komutanı disipliniyle dikilen Sirius belirdi. Kolumdan tuttuğu gibi beni kenara çekti. Esmer teni, bir dağı andıran o cüssesiyle karşımda melekten çok, cehennemin kapısını bekleyen bir zebaniye benziyordu.
"Neredesin sen, Rowena?"
"Başıma neler geldi, o telefon kulübesindeki sesin küstahlığını tahmin bile edemezsin!"
"Eminim öyledir," dedi Sirius, umursamazca bakışlarını benden kaçırarak.
"Kimin başına ne bela sardığını Baş Meleğe anlatırsın, bana değil. Varka’nın sana vereceği hayati bir görev var ama sen yine kayıplardasın."
"Zaten beni merak etse, dağda bir domuz devrilirdi," diye homurdandım. "Niye herkes güvende olduğumdan bu kadar emin? Belki de kaçırıldım!"
"Hadi yürü, sakar kıvılcım. Kanatlanıyoruz."
Şimşek hızıyla göğe yükseldim. Volkanın ateşiyle dövülmüş Sirius bile, benim o kontrolsüz hızımın gerisinde kalıyordu. "Sen arkadan gelirsin!" diye boşluğa haykırdım, rüzgarın tadını çıkararak.
Halka’ya girdiğimde, Varka merdivenlerin tepesindeki, havada asılı duran taht benzeri koltuğunda oturmuş, dumanı tüten kahvesini yudumluyordu.
"Nerede olduğunu sormayacağım Rowena. Elini uzat. Vaktimiz daralıyor."
Merdivenleri ikişer ikişer çıkarak elimi ona sundum. Avucumu, o şifalı ama otoriter ellerinin arasına aldı. Dudaklarından dökülen kadim bir dumanı avucuma üfledi.Avucuma mühürlenen kızıl halka silüeti, damarlarımda akan güçle birlikte ışıldamaya başladı.
R4, Roshinden dört numaralı peron... Baş makinist...
"Neden bu adam?" diye sordum, mühürdeki sıcaklığı hissederken.
"Trende, bir cadıya taşınan çok nadir büyü malzemeleri var. Tam senin kalemine uygun, şenlikli bir görev. Senden tek bir ricam var: Düzgün bir iş çıkarma. Bu sefer, sadece kendin olmanı istiyorum."
Gülümsedim. Dudaklarımın kenarındaki o yaramaz kıvrım, Baş Melek’in yüzünde de karşılık buldu.
"Sirius ile birlikte çalışacaksınız.Makinist adamı, o sakar ama yakıcı kıvılcımlarınla kendine aşık edeceksin. O anlık dalgınlıkla tren ufak —altını çiziyorum, ufak— bir kaza yapacak. Sirius da o kargaşada büyü paketini tereyağından kıl çeker gibi alacak."
"Emredersiniz efendim," diyerek Halkadan büyük bir iştahla çıkış yaptım. Bir makinist, bir kaza ve bolca kaos... Tam benlikti.
Bölüm etkileşimi
