11. bölüm / 52
Dalından Düşen Kıvılcım11~LANET
Bölümler 52Şu an: 11~LANET
- 1 01~DOĞUŞ891 kelime
- 2 02~KEHANET561 kelime
- 3 03~FİLM635 kelime
- 4 04~MANŞET623 kelime
- 5 05~YANILGI771 kelime
- 6 06~ PERON643 kelime
- 7 07~ MÜHÜR735 kelime
- 8 08~ Tablo630 kelime
- 9 09~ Bal783 kelime
- 10 10~ Halka602 kelime
- 11 11~LANET780 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12~SÜRGÜN724 kelime
- 13 13~ KALKAN708 kelime
- 14 14 ~ KUŞATMA660 kelime
- 15 15~PUSU609 kelime
- 16 16~PATİKA629 kelime
- 17 17~Diken664 kelime
- 18 18~VAZO542 kelime
- 19 19~TAKİP594 kelime
- 20 20~KAPAN651 kelime
- 21 21~DAMGA630 kelime
- 22 22~ORMAN679 kelime
- 23 23~ŞENLİK853 kelime
- 24 24~MASKE687 kelime
- 25 25~RESİM665 kelime
- 26 26~PİYON598 kelime
- 27 27~ÖDEŞME599 kelime
- 28 28~NEKROMANYETİK575 kelime
- 29 29~SUİKAST604 kelime
- 30 30~GUVARS573 kelime
- 31 31~GÜVE530 kelime
- 32 32~ELİJAH687 kelime
- 33 33~Kaos Kraliçesi556 kelime
- 34 34~KIZIL YÜZÜK662 kelime
- 35 35~Kehanet650 kelime
- 36 36~Kelebek Etkisi669 kelime
- 37 37~ Yeşil Pelerin512 kelime
- 38 38~PUSLU CAM607 kelime
- 39 39~Meclis Baskını579 kelime
- 40 40~Suikastin Gizemi719 kelime
- 41 41~YASAK544 kelime
- 42 42~Vişne ve Tekme706 kelime
- 43 43~Kafes Dövüşü562 kelime
- 44 44~YILDIZ PENTEGRAM578 kelime
- 45 45~Kaçış601 kelime
- 46 46~Aykabel Ordusu553 kelime
- 47 47~Çiftlik673 kelime
- 48 48~SIR547 kelime
- 49 49~Günlük597 kelime
- 50 50~Saat561 kelime
- 51 51~Hapşırık654 kelime
- 52 52~Unicorn583 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ejderha Bana Boş Bir Arsa Satmıştı.
Parmak ucunda bale yapmak zorundaydım çünkü baş melek her an tepemde ot misali bitebilirdi.Hızlı ama sessiz adımlarla sınıra doğru ilerlemeye başladım.Sınıra yaklaştığımda avucumun içindeki o kızıl halka haresine baktım; kor gibi parlıyordu. İkinci kez yanıp söndü. Ejderha oradaydı. Günlerdir kayıptı ama şimdi varlığını iliklerimde hissedebiliyordum.
"Bekle beni bostan korkuluğu," diye fısıldadım gecenin kanatlarına doğru. "Bu gece bahçende şenlik var."
Kendi boyutundan sıyrılıp çıktığım an, kanatlarımı dolunayın gümüşi ışığına doğru hırsla çırptım. Vücudumda dolanan elektrik akımı, bir nevi yakıtım olmuştu; beni saniyeler içinde Cadı’nın Şatosu’nun o kasvetli silüetine ulaştırdı. Ayaklarım toprağa değer değmez, içimdeki o vahşi akımın yeryüzüne sızarak azaldığını hissettim.
Kafamı yukarı kaldırdığımda, en üst kattaki odanın penceresinden tuhaf, minik ışıklı dumanların süzüldüğünü fark ettim. Lanet kadın yine iş başındaydı; kim bilir hangi karanlık büyü üzerinde tepiniyordu. Bahçenin yılan amblemli, devasa demir kapısını usulca aralamaya çalıştım.
Yok artık..! Hayır hayır şimdi hiç sırası değil.
Devasa yılanlı şahmeran kılıklı kapı aralanırken, gergin bir keman yayının çıkardığı o gıcırdayan ses, gecenin sessizliğini bir gerilim müziği gibi yırtmaya başladı.
"Sussana!"
Kapıya şimşekli bir pabuç indirmemle ses bıçak gibi kesildi.
Tam o an, ensemde buz gibi bir ürperti hissettim. Saniyeler içinde Kyros Dravenmoor dibimde bitiverdi.
"Sen mi? Ne işin var burada?" diye sordu merakla.
Cevap vermeme fırsat bile tanımadan beni kolumdan tuttuğu gibi şatonun arka bahçesine sepetledi. O sırada Cassandra balkonun korkuluklarına tutunmuş, aşağıya merakla sesleniyordu:
"Kyroos! Neler oluyor orada? O ses de neydi?"
Kyros, hiçbir şey olmamış gibi balkonun altına ilerledi. Tek kaşını havaya dikerek umursamaz rahatlığıyla cevap verdi: "Hangi ses?"
"Çalışıyorum Kyros, beni bölme! Neydi o gürültü?"
" İyi değilsiniz kraliçem," dedi Kyros, sesine yapay bir şefkat ekleyerek. "Kendinizi bu kadar yormayın, hayaller duyuyorsunuz.
"Haklısın..." Kraliçe, gece siyahı dantelli uzun geceliğini bir gölge gibi savurarak içeri girdi.
Onun gidişinden emin olduğumda fısıldadım: "Çalışıyorum mu dedi o?
"Kyros, emin olmayan bir ifadeyle dudaklarını büktü. "Öyleymiş..."
"Burada olduğumu neden söylemedin? Seni ispiyonlarım diye mi korktun?"
"Hayır.Sadece öyle tercih ettim."dedi sülalesi rahattı tabi.
"Harika işimi kolaylaştırıyorsun."
"Neden buradasın peki? Bu saatte keman çalmaya gelmediğini umuyorum. Yoksa bana bir şey mi itiraf edecektin?"
"Ne gibi mesela..?"Aşık etmek benim işim Kyros, ama aşık olduğumu hiç hatırlamıyorum."
"Emin misin? Fazla büyük konuşma.Cidden Rowena neden buradasın?"
Büyük bir havayla, "Ben bir aşk meleğiyim!" diye haykıracaktım ki... Kyros yine o davetsiz misafir gibi zihnimin içinde gezinmeye başladı.
"Sen bir aşk meleğisin ve bir nane bildiğin yok, anladım," dedi alaylı bir sitemle ve ağzını kıvırdı.
Öfkeyle avucumu açtım. Kızıl harenin içindeki ejder silüeti üçüncü kez yanıp söndü. Zihnimin kapılarını sonuna kadar kapatmaya çalıştım; kafamda milyonlarca dolanan saçma sapan türlü destan geçirdim.Hiçbirinin kuyruğu birbirine değmiyordu.Üç katlı dubleks evimin tüm odalarını zihnimde kilitlemiştim.
Birkaç adım geri attım, ayaklarımın altındaki çimler hışırdadı. Kyros, "Nereye gidiyorsun? Ses çıkarma!" diye fısıldadı, parmağını dudaklarına götürerek.
"Sana biletini vermeye geldim Kyros. Biletini verip gideceğim, seni gidi bostan korkuluğu."
Kyros sırıttı. "Filme mi gideceğiz? Tamam, olur." Sonra yerden bir gül kopardı ve önüme doğru fırlattı. "Almayacak mısın?"
"Kyros, film tek kişilik. Sadece sen gideceksin."
"Nasıl olacak o?"
Sırtımdaki yayı çevik bir hareketle aldım, oku gerdim ve doğrudan Kyros’a fırlattım. Ok, tam karnına saplandığında acıyla yere çöktü. Oku çıkarırken dişlerinin arasından tısladı:
"Şapşal yaratık bir vampiri öldürmek istiyorsan kazığı tam kalbine saplayacaksın karnına değil!"
"Öğrendiğim iyi oldu," dedim ve ikinci oku gerip kalbinin hizasına fırlattım.
Bostan korkuluğu yerde iki seksen uzanmış yatıyordu. Avucumu açıp baktım; kızıl halka tamamen silinmişti. Gülümsedim. "Başardın Rowena! Ejderha seni seçti."
Dünyanın en sakar kıvılcımı olabilirdim ama ejderha beni seçmişti. Yere eğildim ve Kyros'un attığı gülü elime aldım. Tam o anda, parmağıma batan dikenin çıkardığı şimşeğin elektirik akımını sadece bedenimde değil kalbimde de hissettim.
Kraliçenin o meşhur gala gecesindeki şirret sesi kulaklarımda yankılanmaya başladı. Ejderha bana boş bir arsa satmıştı;boş bir arsayı fethetmiştim.
"Acıyı sadece kalbinde değil, bedeninde de hissedeceksin şapşal yaratık! Duydun mu beni Aksolot Perisi? Adi bir varlığa aşık olacaksın!"
Kanatlarımı hırsla açtım ve oluşturduğum rüzgar rulosuyla yukarı havalandım. Şato, küllü inci rengi kanatlarımın altında küçülüyordu. Kraliçe, yarattığım rüzgara direnerek balkonun kapısını tekrar araladı. Uzun, sivri tırnaklarını öfkeyle avucuna batırarak fısıldadı:
"Olamaz... Biliyordum. Ejderhayı kaybedemem. Sen de, o da bana itaat edecektiniz! Aykabel ve Selenden'ı kaybedemem."
İşte o an fark ettim. Kraliçe’nin bakışları yerdeki Kyros’un eline odaklanmıştı. Kyros’un avucunda, benimkinin aynısı olan o ejderha silüeti mühürlenmişti.
Ama neden? Mühür neden boş bir arsayı sahiplenirdi ki?
Geçmiş Zaman
Genç adam istihbaratçılarını topladı.İkiz cadılardan hiçbir iz yoktu.Sadece büyünün yapıldığı kağıdı ellerine geçirebilmiştiler.Cadılar kendilerini bu yüzük uğruna zamanın boşluğuna hapsetmiştiler.Ejder kağıdı eline aldı.
" Kızıl yüzüğü uyandıracak olan hiç hesapta olmayan.Biz ikiz cadılar o doğduğu gün tarihin tozlu rafından tekrardan kanatlanacağız."
Ejder elindeki kağıdı defalarca okudu.Parşomeni cebine attı." Yüzüğü biz uyandıramayız belki ama yüzüğü uyandıracak olanı biz... ...ama vakti var bekleyeceğiz.Önce guvarsı tamamen bitireceğiz.Cadılar ya da vampirler onu bizden önce uyandırmamalı."
Bölüm etkileşimi
