7. bölüm / 52
Dalından Düşen Kıvılcım07~ MÜHÜR
Bölümler 52Şu an: 07~ MÜHÜR
- 1 01~DOĞUŞ891 kelime
- 2 02~KEHANET561 kelime
- 3 03~FİLM635 kelime
- 4 04~MANŞET623 kelime
- 5 05~YANILGI771 kelime
- 6 06~ PERON643 kelime
- 7 07~ MÜHÜR735 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 08~ Tablo630 kelime
- 9 09~ Bal783 kelime
- 10 10~ Halka602 kelime
- 11 11~LANET780 kelime
- 12 12~SÜRGÜN724 kelime
- 13 13~ KALKAN708 kelime
- 14 14 ~ KUŞATMA660 kelime
- 15 15~PUSU609 kelime
- 16 16~PATİKA629 kelime
- 17 17~Diken664 kelime
- 18 18~VAZO542 kelime
- 19 19~TAKİP594 kelime
- 20 20~KAPAN651 kelime
- 21 21~DAMGA630 kelime
- 22 22~ORMAN679 kelime
- 23 23~ŞENLİK853 kelime
- 24 24~MASKE687 kelime
- 25 25~RESİM665 kelime
- 26 26~PİYON598 kelime
- 27 27~ÖDEŞME599 kelime
- 28 28~NEKROMANYETİK575 kelime
- 29 29~SUİKAST604 kelime
- 30 30~GUVARS573 kelime
- 31 31~GÜVE530 kelime
- 32 32~ELİJAH687 kelime
- 33 33~Kaos Kraliçesi556 kelime
- 34 34~KIZIL YÜZÜK662 kelime
- 35 35~Kehanet650 kelime
- 36 36~Kelebek Etkisi669 kelime
- 37 37~ Yeşil Pelerin512 kelime
- 38 38~PUSLU CAM607 kelime
- 39 39~Meclis Baskını579 kelime
- 40 40~Suikastin Gizemi719 kelime
- 41 41~YASAK544 kelime
- 42 42~Vişne ve Tekme706 kelime
- 43 43~Kafes Dövüşü562 kelime
- 44 44~YILDIZ PENTEGRAM578 kelime
- 45 45~Kaçış601 kelime
- 46 46~Aykabel Ordusu553 kelime
- 47 47~Çiftlik673 kelime
- 48 48~SIR547 kelime
- 49 49~Günlük597 kelime
- 50 50~Saat561 kelime
- 51 51~Hapşırık654 kelime
- 52 52~Unicorn583 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kızıl Halkanın Silinişi...
Garın eski ama büyüleyici kokusunu içime çektim.Roshinden Garı'nın o devasa , ihtişamlı, tarihi eser kubbelerinin altında ilerlerken herkes benim için potansiyel bir şüpheliydi; önümde gelininin dedikodusunu yapan teyze bile... Bu karınca sürüsünün içinde aradığımız kişiyi nasıl bulacaktık ki? Tam anlamıyla ayıkla pirincin taşını!
Dört numaralı peron göründüğünde kalabalık trenin içine bodoslama daldım ve ortadaki vagonlardan birine sıvıştım. Sirius ise henüz trene yeni giriyordu; o, daha temkinli bir hareketle arkadaki vagonlardan birine yöneldi.
Elimdeki gazeteyi açtığım ve gururlandım.
Lanet olsun, o meşhur havai fişek gösterim hâlâ manşetlerdeydi! O sırada bulunduğum vagona bir kadın girdi. Bakışları üzerimde gezindi.
"Geçebilir miyim?" diye sordu, sesi mesafeliydi.
"Tabii, buyurun lütfen," diyerek elimi uzatarak karşımdaki koltuğu gösterdim.
Yanımızdan geçen garson, kadına şarabını uzattı ve başıyla hafifçe selam vererek uzaklaştı. Kadının telefonu çaldığında vagonun gürültüsü esrarengiz bir sessizliğe yerini bıratı.Kısa bir süre dinledi ve sadece, "Tamam..." dedi. Telefonun kapağını kapatıp cebine atarken buz gibi bir ifadeyle bana döndü:
"Aradığın adam birazdan trene giriş yapacak."
Kadın vagonun camını araladığında ne yapacağını anladım; o an uçup gidecekti. O da bir melekti. Refleksle avuçlarımdan çıkardığım şimşek çakımıyla kadını olduğu yere, yüzüstü düşürdüm.
"Kim olduğumu bilmiyorsun Rowena!" diye sinirlendi kadın yerden kalkmaya çalışırken. "Ayrıca sana emredilen görevi yap!"
Üzerine eğildim. "Önce kim olduğunu öğrenmeliyim, yoksa seni kül tozuna çeviririm. Benim dünyanın en kontrolsüz ve sakar kıvılcımı olduğumu biliyorsun herhalde, değil mi?"
Kadını aniden cama dayadım."Rütbelerinin sökülmesini istemiyorsan hemen yakamı bırak!.Bu göreve dahil edilmene hayretle şaşırıyorum." diye bağırdı.
Yakasını bıraktım ve koltuğuma geri oturdum. Ancak saniyeler içinde kadının vagonda olmadığını fark ettim. Hızla cama yöneldiğimde gördüğüm manzara: Kadın, şimşeğimi aniden kesmemle dengesini kaybetmiş, tepetaklak bir şekilde surların üzerindeki köprüden aşağı düşüyordu.
Şimşekli dokunuşlarım onu mavi engin denizin "huzurlu" kollarına çoktan postalamıştı.
Tam o sırada trene binen Kyros’u fark ettim. Tabi ya, aradığımız kişi sendin! Kyros beni görmemişti, soğukkanlı bir tavırla vagonlardan birine geçip oturdu.
Hemen trenin sonundaki makine dairesine yöneldim. Sirius hareketlerimden durumu anlayarak giriş kapısını tutmaya gitti; makinist dairesinin orada nöbet bekleyecekti. Parmağımı anahtar yuvasına sokup kilidi saniyeler içinde erittim. İçeri girip sistemin arasına birkaç kıvılcım iliştirdim. Tren sarsılarak durdu.
Kabininden çıkan makiniste engel olmak için cebimden çıkardığım büyü okunu salladım ama o an elimden ikinci bir ok daha kaydı. "Lanet olsun!" diye fısıldadım.
Ok, kapıda bekleyen Sirius’a isabet etmişti. Makinist, Sirius’un kucağına atlamış, ona en içli aşk şarkılarını bahşediyordu.Sirius kucağındaki bu "sülük" yaratıkla cebelleşirken, ben fırsattan istifade Kyros’un olduğu vagona daldım.
"Duyduklarını unutman için ne kadar istiyorsun?" diye sordu umursamazca püfleyerek.
Yaramaz bir gülümsemeyle, "Sadece cebindeki büyü paketi yeterli," dedim.
Kyros telaşla vagonun kapısını kapattı.
"Bana bak sen, ajan falan mısın?"
Bunu söylerken sesi bir canavarın çığlığına dönüştü. Bana doğru döndüğünde dişlerinin sivrildiğini gördüm. Evet, karşımda gerçek bir vampir vardı! İnsanlar için ruhsuz korkunç yaratıklar, bizler içinse Üç Başlı Ejder efsanesinde geçen o lanetli düşmanlar...
"Sakin ol, anlaşabiliriz," dedim. O sırada tren tekrar sarsılarak hareket etmeye başladı. Muhtemelen yardımcı makinist durumu toparlamıştı ve Siriusta hâlâ baş makinistin iğrenç aşk şiirlerine maruz kalıyordu.
"Nasıl olacak o anlaşma?" diye sordu Kyros, üzerime yürüyerek.
"Eğer o paketi bana verirsen, seni küle çevirmekten vazgeçerim."
Kyros zihnimin odalarında çarpan bir kahkaha attı.
"Bir vampiri manyak rolü yaparak korkutabileceğini mi sandın Rowena?"
Paketi çıkarıp masaya fırlattı.
"Paket burada, al hadi!"
Sinirle paketi masadan aldım ve ne yaptığımı düşünmeden, havalı bir hareketle pencereden aşağı fırlattım.
Kyros dehşet içinde bağırdı: "Ne yaptın sen?!"
Paketi attım ne olacak?
"Onu demiyorum şapşal!" diyerek çıkıştı.
Aslında ben de ne yaptığımı bilmiyordum.Yüzyılın en sakar büyüsünü yapmıştım. Paketin içinde büyü tozu olduğunu tamamen unutmuştum!
Cama baktığımda, denizin sularının büyü tozunun etkisiyle devasa bir dalgaya dönüştüğünü ve neredeyse köprüye kadar yükseldiğini gördüm.
Ellerimi havaya kaldırıp avucumdaki mühüre baktım ve sırıttım.
"Silinmiş..."
"Ne diyorsun sen manyak! Bizi mahvedecektin az kalsın!" diye gürledi Kyros.
"Az önce kanatlarımın gerçekten var olmasını diledin değil mi?"
" Birşey dilemedim.Sadece trene dalından düşen taze bir bela olduğunu düşündüm."
Tren durdu ve Kyros, söylenerek vagondan indi. Ben ise arkasından bakarken bir sonraki kaos zincirimin ne olacağını düşünüyordum.
Geçmiş Zaman
Güve uzun devasa masanın başındaki koltuğa oturdu."Şimdilik Aykabelden sürülmüş olabiliriz.Vampirler yönetimi ele geçirmiş olabilir.Onlara itaat eden tüm türlerimizi tanımayacağız.."
Diğer iki cadı kafasını sallayarak onu onayladı.Güve büyük bir hırsla gülümsedi."Yalnız orada kalanlardan bazılarına affedilmek için bir şans tanıyacağız.Tanıyacağız ki guvars yayılsın!"
İkiz cadılar aynı anda " Guvars mı ? " dedi.
Güve hırsla tekrar gülümsedi. " Aykabelin sonu yaklaşıyor.Vampirler kuklaya dönecek."
" Peki ya Scarlet..? " dedi ikizlerden biri.
"Onu ait olduğu yere, Aykabele bırakın bir ara ortalık durulunca.İsolde onu burnunun dibinde arasın! "
Bölüm etkileşimi
