7. bölüm / 12
BENİ SEV7
Bölümler 12Şu an: 7
- 1 1630 kelime
- 2 2947 kelime
- 3 3678 kelime
- 4 4769 kelime
- 5 5922 kelime
- 6 61.013 kelime
- 7 71.007 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8544 kelime
- 9 91.084 kelime
- 10 10722 kelime
- 11 111.147 kelime
- 12 121.039 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Duru demire söylediklerinden pişman değildi. Kimseye açık kapı sa bırakmak da istemiyordu. Ümit ve umut da vermek istemiyordu.
Söyleme amacı karşısındakinin kendisini anlamasıydı. Anlamıştı da.
Duru o gece eve geldiğinde saat oldukça ilerlemişti.
Çantasını koltuğun üzerine bırakıp mutfağa geçti. Kendine bir kahve hazırladıktan sonra masanın üzerine birkaç kitap koydu.
TUS.
Uzun zamandır ertelediği şey sonunda yeniden karşısındaydı.
Kitaplardan birini açtı. İlk sayfaya birkaç saniye baktıktan sonra derin bir nefes aldı.
"Bu sefer gerçekten yapacağım."
Telefonu masanın üzerinde titredi.
Ekranda Demir'in adı vardı.
Duru mesaja baktı ama hemen açmadı.
Son birkaç gündür yaşadıklarını düşündü. Demir'in kırgın bakışlarını, ona rağmen anlayışlı davranmasını...
Telefonu tekrar titredi.
Duru sonunda mesajı açtı.
"Evde misin?"
Duru kısa bir süre düşündü.
"Evdeyim. TUS'a çalışmaya başladım."
Mesajı gönderdikten sonra telefonu masanın kenarına bıraktı.
Birkaç saniye sonra cevap geldi.
"Kolay gelsin. Seni bölmeyeyim."
Duru'nun yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
"Teşekkür ederim."
Telefonu sessize aldı.
Önündeki kitaba döndü.
Bu kez aklında yalnızca sınav vardı.
Geçmişi, Berk'i, Demir'i, ne olacağını...
Hepsini bir süreliğine kenara bırakıp kendisi için bir şey yapmaya karar vermişti.
Sayfayı çevirdi.
Ve çalışmaya başladı.
Duru saatlerce çalıştı. Masanın üzerindeki kahve çoktan soğumuş, açık kitapların arasına küçük not kâğıtları dağılmıştı.
Sonunda kitabı kapatıp arkasına yaslandı.
Gözlerini birkaç saniye kapattı.
"Bugünlük yeter."
Telefonunu eline aldığında saatin ilerlediğini fark etti. Ekranda Demir'le olan konuşmaları duruyordu.
Bir süre mesaj kutusuna baktı.
Sonra yazmaya başladı.
Duru: "Sonunda bitti 😅"
Duru: "Bu kadar uzun süre ders çalışabileceğimi ben de bilmiyordum."
Duru: "Sen ne yapıyorsun?"
Aradan beş dakika geçmişti. Durunun telefonuna bir bildirim düşmüştü. Fotoğraf.
Duru demirin attığı fotoğrafı açtı. Önünde dosya ve bilgisayar açıktı.
Duru, ders kitaplarını toplamaya çalışırken telefonu yeniden masanın üzerinde aydınlandı. Demir’den gelen son mesaja baktı ama cevap vermedi.
Tam o sırada Deren elinde iki fincan çayla odaya girdi.
“Ders bitti mi?”
“Bitti anne. Bugünlük bu kadar.”
Deren fincanlardan birini Duru’nun önüne bıraktı.
“İyi yapmışsın. Biraz da dinlen.”
Duru teşekkür edip çayından bir yudum aldı.
Deren karşısındaki sandalyeye oturdu. Birkaç saniye kızına baktıktan sonra konuştu.
“Sen iyi misin?”
Duru başını kaldırdı.
“İyiyim.”
“Gerçekten?”
Duru kısa bir sessizliğin ardından iç çekti.
“Bilmiyorum anne. Berk meselesi kapandı ama insan bir anda hiçbir şey olmamış gibi devam edemiyor.”
Deren kızının elinin üzerine elini koydu.
“Biliyorum.”
“Bazen kızıyorum kendime. Bunca şeyi nasıl görmedim diye.”
“Çünkü seviyordun.”
Duru gözlerini kaçırdı.
“Belki de fazla güvendim.”
“Güvenmek hata değil kızım. Yanlış kişinin o güveni hak etmemesi senin suçun değil.”
Duru bir süre sustu.
Deren daha sonra telefonu işaret etti.
“Demir’le de konuşuyorsun galiba.”
Duru telefonu eline aldı.
“Evet. Ama anne, yanlış anlama. Demir’e karşı bir şey hissetmiyorum.”
Deren başını salladı.
“Ben de sana hisset diyemem zaten.”
“İyi biri olduğunu düşünüyorum. Konuşması güzel, anlayışlı biri. Ama şu an başka bir şey düşünemiyorum.”
Deren hafifçe gülümsedi.
“Belki de şu an düşünmen gereken şey başka birini sevmek değil, kendini toparlamak.”
Duru annesine baktı.
“Ben de onu yapmaya çalışıyorum.”
“Öyleyse acele etme.”
Duru başını annesinin omzuna yasladı.
“Bazen seninle konuşunca her şey biraz daha kolay geliyor.”
Deren kızının saçlarını okşadı.
“Ben bunun için varım zaten.”
Duru gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
“Biraz böyle oturalım mı?”
“Oturalım.”
Anne kız, uzun süre hiçbir şey söylemeden yan yana oturdular.
Kapının çalınmasıyla Duru başını kaldırdı.
Deren de salona doğru baktı.
“Ben bakarım,” dedi Duru.
Daha kapıya ulaşamadan zil bir kez daha çaldı.
Duru kapıyı açtığında karşısında Berk’i gördü.
Bir an ikisi de konuşmadı.
Berk elindeki küçük poşeti aşağı indirdi.
“Duru, konuşabilir miyiz?”
Duru’nun yüzü değişti.
“Berk, konuşacak bir şeyimiz yok.”
“Lütfen. Sadece birkaç dakika.”
Duru cevap vermeden önce arkasından Deren geldi. Berk’i görünce durdu.
“Berk?”
Berk mahcup bir ifadeyle başını eğdi.
“Merhaba Deren teyze.”
Deren’in yüzündeki ifade değişmedi.
“Senin burada ne işin var?”
“Duru’yla konuşmaya geldim.”
Deren kapının önüne geçerek Duru’yla Berk’in arasına girdi.
“Duru seninle konuşmak istemiyor.”
Berk başını salladı.
“Biliyorum ama ben sadece—”
“Hayır.”
Deren’in sesi sakindi ama oldukça netti.
“Kızım sana kararını verdi. Artık o karara saygı göstermen gerekiyor.”
Berk gözlerini Duru’ya çevirdi.
“Duru, gerçekten son kez konuşmak istiyorum.”
Duru annesine baktı, sonra Berk’e döndü.
“Ben söyleyeceğimi söyledim.”
Berk’in yüzü düştü.
“Beni tamamen hayatından çıkardın mı?”
Duru birkaç saniye sustu.
“Evet.”
Deren kızının elini tuttu.
“Duydun.”
Berk bir şey söylemek istedi ama Deren sözünü kesti.
“Berk, seni kötülemek istemiyorum. Ama yaptıklarından sonra kızımın hayatına tekrar girip onu üzmene izin vermeyeceğim.”
Berk başını öne eğdi.
“Ben onu üzmek istemiyorum.”
“Öyleyse uzak dur.”
Berk sessiz kaldı.
Deren kapıyı biraz daha açtı.
“Bundan sonra Duru seni aramadıkça gelme. Kararına saygı duy.”
Berk son kez Duru’ya baktı.
Duru bu kez gözlerini kaçırmadı.
“Hoşça kal, Berk.”
Berk birkaç saniye daha bekledikten sonra başını eğip merdivenlere yöneldi.
Deren kapıyı kapattı.
Duru derin bir nefes verdi.
“Anne…”
Deren ona döndü.
“Ne?”
“Ben kendim de söyleyebilirdim.”
“Biliyorum.”
Deren kızının omzuna dokundu.
“Ama bazen insanın annesi olarak yanında durmak da gerekiyor.”
Duru hiçbir şey söylemeden annesine sarıldı.
Duru annesinin yanına oturdu. Bir süre ikisi de konuşmadı.
Deren çayından bir yudum aldıktan sonra kızına baktı.
“Bir şey söyleyeceğim ama yanlış anlama.”
“Ne söyleyeceksin?”
“Demir konusunda da kendini bir şeye mecbur hissetme.”
Duru şaşkınlıkla annesine baktı.
“Ben zaten hissetmiyorum.”
“Biliyorum. Ama bazen insan, kendisine iyi davranan biri karşısında ‘belki denemeliyim’ diye düşünüyor.”
Duru başını salladı.
“Ben öyle düşünmüyorum.”
“Güzel.”
Deren biraz durdu.
“Demir iyi biri olabilir. Seni gerçekten seviyor da olabilir. Ama senin şu an onu sevmiyor olman da gayet normal.”
Duru sessiz kaldı.
“Berk'ten çıktın diye hemen başka birine yönelmek zorunda değilsin,” diye devam etti Deren. “Kendi yoluna bak. Dersine çalış, TUS'una hazırlan, işine gücüne bak. Biraz kendinle ilgilen.”
Duru hafifçe gülümsedi.
“Sen bayağı hayat koçu gibi konuşmaya başladın.”
Deren güldü.
“Annenim. Arada işe yarıyorum.”
Duru başını annesinin omzuna yasladı.
“Demir'le konuşmayı da bırakmak istemiyorum ama.”
“Bırak demiyorum ki.”
“Ya yanlış anlar diye korkuyorum.”
“Sen açık olduğun sürece onun ne anlayacağı senin sorumluluğun değil.”
Duru bir süre düşündü.
“Ben ona zaten bir şey vaat etmedim.”
“İşte böyle devam et. Konuşmak istiyorsan konuş. Görüşmek istiyorsan görüş. Ama sırf o seni seviyor diye kendini bir şey hissetmeye zorlama.”
Duru başını salladı.
“Tamam.”
Deren kızının saçlarını okşadı.
“Şimdi önünde bir sınav var. Bir de kendine yeniden güvenmeyi öğrenmen gerekiyor.”
Duru derin bir nefes aldı.
“Sanırım gerçekten biraz kendime dönmem lazım.”
“Bence de.”
Bölüm etkileşimi
