4. bölüm / 12
BENİ SEV4
Bölümler 12Şu an: 4
- 1 1630 kelime
- 2 2947 kelime
- 3 3678 kelime
- 4 4769 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5922 kelime
- 6 61.013 kelime
- 7 71.007 kelime
- 8 8544 kelime
- 9 91.084 kelime
- 10 10722 kelime
- 11 111.147 kelime
- 12 121.039 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Duru kafeye girdiğinde etrafa bakındı. Annesinin tarif ettiği masayı bulduğunda karşısındaki adamın ayağa kalktığını gördü.
Demir.
Duru onu ilk kez görüyordu.
Ama Demir için durum farklıydı.
Duru'yu daha önce görmüştü. Onu ilk gördüğü günden beri aklından çıkaramamış, ailesine onunla tanışmak istediğini söylemesinin asıl nedeni de bu olmuştu.
Duru masaya yaklaşınca Demir'in yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.
“Duru?”
“Evet. Demir sen olmalısın.”
“Evet.”
“Merhaba.”
“Merhaba.”
Duru oturdu. Demir ise birkaç saniye boyunca ona bakmaktan kendini alamadı.
Duru bunu fark edince hafifçe gülümsedi.
“Bir şey mi oldu?”
Demir toparlandı.
“Yok. Sadece... seni ilk kez yakından görüyorum.”
Duru bu sözün ne anlama geldiğini tam anlayamadı.
“Öyle mi?”
“Evet.”
Duru menüye baktı.
“Annemler biraz fazla heyecanlı sanırım. Sanki evlenmeye gidiyormuşum gibi davranıyorlar.”
Demir güldü.
“Benim ailem de pek farklı değil.”
Duru ilk kez rahatladı.
“En azından bu konuda anlaşmışız.”
Konuşmaya başladılar.
Duru, Demir'i tanımaya çalışıyordu. Ne iş yaptığını, nelerden hoşlandığını, nasıl biri olduğunu soruyordu.
Demir ise onun anlattığı her şeyi dikkatle dinliyordu.
Çünkü onun için bu sıradan bir tanışma değildi.
Uzun zamandır görmek istediği kadının karşısında oturuyordu.
Duru içinse sadece yeni tanıştığı bir adamdı.
Buluşmanın sonunda Duru ayağa kalktı.
“Güzel bir akşamdı.”
Demir ona baktı.
“Benim için de.”
Duru gülümsedi.
“Görüşürüz o zaman.”
“Umarım.”
Duru çıktıktan sonra Demir bir süre kapıya baktı.
Telefonunu çıkarıp annesine tek bir mesaj attı:
“Ben kararımı verdim. Duru'yu istiyorum.”
Duru ise eve dönerken Demir hakkında yalnızca tek bir şey düşünüyordu:
İyi birine benziyor.
Henüz bundan fazlası yoktu.
Buluşmanın üzerinden birkaç gün geçmişti.
Duru, Demir'i düşünerek uyanmıyordu. Hayatının merkezinde hâlâ hastanesi, ailesi ve kendi düzeni vardı. Demir ise tam tersine, o akşamdan sonra Duru'yu daha fazla düşünmeye başlamıştı.
Akşam yemeğinde annesi yeniden konuyu açtı.
“Duru'yla konuştunuz mu?”
Demir başını kaldırdı.
“Hayır.”
“Bir daha görüşmeyecek misiniz?”
Demir hafifçe gülümsedi.
“Onu bunaltmak istemiyorum. Yeni bir ilişkiden çıktı. Biraz zamana ihtiyacı var.”
Babası oğluna baktı.
“Sen gerçekten bu kızı istiyorsun.”
Demir hiç düşünmeden cevap verdi.
“Evet.”
“Daha bir kere görüştünüz.”
“Ben onu daha önce gördüm baba.”
Annesi şaşkınlıkla sordu:
“Ne zaman?”
“Bir süre önce. O zaman da dikkatimi çekmişti. Sonra hakkında biraz şey öğrendim. Ama onunla tanışmadan hiçbir şey yapmak istemedim.”
Bir an sustu.
“Şimdi tanıdıkça daha çok sevdim.”
Aynı saatlerde Duru, annesi Deren'le mutfakta çay içiyordu.
Deren kızına baktı.
“Demir nasıl?”
“İyi.”
“Başka?”
Duru omuz silkti.
“Ne diyeyim anne? Daha yeni tanıştım.”
“Hoşlanmadın mı?”
“Öyle bir şey söylemedim.”
“Peki?”
Duru düşündü.
“Bana karşı saygılı. Konuşması güzel. Beni dinliyor. Ama…”
“Ama?”
“Ben daha Berk'i yeni hayatımdan çıkardım. Bir anda başka birine karşı bir şey hissedemem.”
Deren kızının elini tuttu.
“Kimse senden hemen sevmeni istemiyor.”
“Biliyorum.”
Duru çayından bir yudum aldı.
“Demir'le bir kez daha görüşebilirim. Onu tanımak için.”
Deren'in yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.
“Bence de.”
Ertesi gün Duru hastanede nöbet çıkışında telefonuna baktığında yeni bir mesaj gördü.
Demir'dendi.
“Uygunsan bu hafta bir kahve daha içmek isterim. Sadece sohbet etmek için.”
Duru mesajı birkaç kez okudu.
Sonra kısa bir cevap yazdı.
“Olur.”
Demir'in telefonu birkaç saniye sonra titredi.
Mesajı görünce yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.
Duru ise telefonu çantasına koyup hastanenin kapısından çıktı.
Onun için bu sadece ikinci bir buluşmaydı.
Demir içinse Duru'ya biraz daha yaklaşabilmek için verilmiş büyük bir fırsattı.
Duru kafeye girdiğinde Demir'i cam kenarında otururken gördü.
Demir onu fark edince ayağa kalktı.
“Hoş geldin.”
“Hoş buldum.”
Duru çantasını sandalyenin yanına bırakarak oturdu.
“Çok bekledin mi?”
“Yok, daha yeni geldim.”
Demir menüyü ona uzattı.
“Ne içersin?”
“Ben kahve alayım.”
“İlk buluşmadaki mi?”
Duru gülümsedi.
“Evet. Onu sevmiştim.”
Demir garsona siparişleri verdi.
Aralarında kısa bir sessizlik oldu.
Bu kez ikisi de ne konuşacağını düşünürken ilk buluşmadaki kadar çekingen değildi.
Demir:
“İşler nasıl?”
“Yoğun. Acilde sakin gün diye bir şey yok zaten.”
“Zor olmalı.”
“Bazen çok yoruyor ama seviyorum.”
“Belli oluyor.”
Duru ona baktı.
“Nesi belli oluyor?”
“İşinden bahsederken yüzün değişiyor.”
Duru istemsizce gülümsedi.
“İnsanların bunu fark etmesi hoşuma gidiyor.”
Kahveleri geldi.
Bir süre günlük şeylerden konuştular. Demir'in çocukluğundan, Duru'nun okul yıllarından, sevmedikleri yemeklerden, hafta sonlarını nasıl geçirdiklerinden...
Konuşma ilerledikçe Duru'nun üzerindeki gerginlik tamamen kayboldu.
Bir ara Demir güldü.
“Sen düşündüğümden daha komiksin.”
Duru kaşlarını kaldırdı.
“Ben mi?”
“Evet.”
“İlk buluşmada bunu söylememiştin.”
“İlk buluşmada seni tanımaya çalışıyordum.”
“Şimdi?”
“Şimdi biraz tanıyorum.”
Duru başını sallayıp güldü.
“Daha çok erken.”
“Biliyorum.”
Demir'in sesi sakindi.
“Acele etmiyorum.”
Duru birkaç saniye ona baktı.
Bu cümleyi daha önce de söylemişti ve gerçekten de davranışlarıyla bunu gösteriyordu.
Buluşmanın sonunda Duru çantasını aldı.
“Güzel vakit geçirdim.”
“Ben de.”
Kapının önünde vedalaştılar.
Demir:
“Eve gidince konuşma devam eder mi ”
Duru hafifçe gülümsedi.
“ Belki haber veririm "
Duru açık kapı bırakmak istemese de demire açık kapı bırakmıştı.
Duru yürüyüp uzaklaşırken Demir arkasından baktı.
Onun için bu buluşma çok daha fazlasıydı.
Duru içinse yalnızca güzel geçen, sakin bir akşamdı.
Bölüm etkileşimi
