BENİ SEV kitap kapağı

6. bölüm / 12

BENİ SEV

6

Vaveyla Yazarı: İpoli İpoli

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: 6

Duru hastanenin koridorunda hızlı adımlarla ilerlerken karşısına yine Berk çıktı.
Bir an durdu.
Berk'in elinde telefon vardı. Onu görür görmez cebine koydu.
"Duru, konuşabilir miyiz?"
Duru hiç durmadan yürümeye devam etti.
"Konuşacak bir şeyimiz yok, Berk."
Berk onunla birlikte yürümeye başladı.
"Sen öyle düşünüyorsun ama benim anlatmam gereken şeyler var."
"Ben dinlemek istemiyorum."
"Duru, sadece beş dakika."
Duru bir anda durup ona döndü.
"Kaç kere söylemem gerekiyor? Bitti."
Berk'in yüzündeki ifade değişti.
"Ben bitmesini istemiyorum."
"Bu benim kararım."
Duru arkasını dönüp uzaklaştı.
Koridorun diğer ucunda Dilan bütün konuşmayı görmüştü. Duru'nun yanına yaklaşmasını bekledi.
Duru yanına geldiğinde Dilan sessizce sordu:
"Yine mi geldi?"
Duru derin bir nefes verdi.
"Evet."
"Ne istiyor?"
"Bilmiyorum. Sürekli karşıma çıkıyor."
Dilan birkaç saniye Berk'in uzaklaşan haline baktı.
"Bu böyle devam edecek mi?"
Duru başını iki yana salladı.
"Ben izin vermeyeceğim."
Tam o sırada Duru'nun telefonu çaldı.
Ekranda Berk'in adı görünüyordu.
Duru telefonu sessize aldı.
Dilan kaşlarını çattı.
"Aramaya da başladı."
Duru telefonu çantasına koydu.
"Engelleyeceğim."
Dilan onun koluna hafifçe dokundu.
"Bu kez gerçekten uzak durmasını sağlamalısın."
Duru başını salladı.
"Merak etme. Artık onunla konuşmayacağım."
Fakat Duru bunu söylerken, koridorun sonunda Berk'in hâlâ onları izlediğini ikisi de fark etmemişti.
Yoğun bir günden çıkmıştı. Demir görüşmek istemiş Duru çok yorgun olduğunu yarın izinli olduğunu yarın için haberleşebilirz demişti.
Demire gün doğmuştu.
Duru, Demir'in anlattığı bir şeye gülerek başını salladı.
"Sen hep böyle misin?" diye sordu.
"Nasıl?"
"Anlatırken bir anda konudan konuya atlayan."
Demir güldü.
"Benim annem de aynısını söyler."
Duru'nun eli kahvesinin üzerinde durdu.
"Annen?"
"Evet. Geçenlerde yine aynı şeyi söyledi. Hatta senin annenle konuşurken de böyle söylüyor."
Duru'nun kaşları çatıldı.
"Benim annemle mi?"
Demir bir an durdu.
"Evet."
"Sen benim annemi tanıyor musun?"
"Şimdi tanıyorum demeyelim de..."
Demir gülümseyerek arkasına yaslandı.
"Annemin çok yakın arkadaşı."
Duru birkaç saniye ona baktı.
"Bir dakika..."
Demir'in gülümsemesi kaybolup yerini meraka bıraktı.
"Ne oldu?"
Duru gözlerini kıstı.
"Annenin adı ne?"
Demir söylediği anda Duru'nun ağzı hafifçe aralandı.
"Şaka yapıyorsun."
"Hayır."
"Sen Hülya teyzenin oğlu musun?"
Demir bu kez gülmeye başladı.
"Sonunda anladın."
Duru şaşkınlıkla başını iki yana salladı.
"Ben seni annemin arkadaşının oğlu olarak hiç düşünmedim."
"Ben de senin onun kızı olduğunu bilmiyordum."
Duru arkasına yaslanıp derin bir nefes aldı.
Duru istemsizce güldü.
"Gerçekten çok garip."
"Belki de o kadar tesadüf değildir."
Duru bu cümleye cevap vermedi. Sadece Demir'e baktı.
İlk kez, onu yalnızca hayatına sonradan giren biri olarak değil, aslında ailesinin hikâyesinde yıllardır bir şekilde var olan biri olarak görüyordu.
"daha önce hiç denk geldik mi bilmiyorum Demir"
Gülüşüyorlardı.
'hayır. "
Duru telefonunda yabancı bir numaradan çağrı aldığında açtı.
' Duru"
Berkin sesini aldığı gibi bu numarayı da engellemişti. Demir sormak istese de üstüne gitmek istemediği için sormadı.
Duru demirin bakışlarını hissettiğinde konuşma gereği duydu.
"Demir..."
"Efendim?"
"Sana bir şey söylemek istiyorum."
Demir'in yüzündeki ifade ciddileşti.
"Söyle."
Duru derin bir nefes aldı.
"Ben daha yeni bir ilişkiden çıktım."
Demir hiçbir şey söylemeden onu dinledi.
"Ve sandığın kadar kolay olmadı. Hâlâ bazı şeyleri kafamda oturtmaya çalışıyorum. Bazen geçtiğini düşünüyorum, bazen de küçücük bir şey karşıma çıkıyor ve aslında bazı şeylerin hâlâ içimde kaldığını fark ediyorum."
Demir başını hafifçe eğdi.
Duru devam etti.
"Bu yüzden şu an sana karşı nasıl davranmam gerektiğini bilmiyorum."
"Nasıl davranmak istediğini bilmen yeterli."
Duru gözlerini kaldırıp ona baktı.
"Ben şu an burada oturuyorum. Seninle konuşuyorum. Seni tanımaya çalışıyorum. Bunu inkâr etmiyorum."
Kısa bir sessizlik oldu.
"Ama bunu sana bir açık kapı bırakmak için söylemiyorum."
Demir'in bakışları Duru'da kaldı.
"Yanlış anlamanı istemiyorum. Sana 'bekle, belki olur' demek istemiyorum. Çünkü şu an ne olacağını ben de bilmiyorum."
Duru'nun sesi biraz titredi.
"Belki zamanla seni daha çok tanırım ve başka şeyler hissederim. Belki de hissetmem. Ama şu an sana bir söz veremem."
Demir bir süre sustu.
Duru gözlerini kaçırdı.
"Bir de senden korkuyorum."
Demir şaşkınlıkla baktı.
"Benden mi?"
"Hayır..." Duru hafifçe gülümsedi. "Senden değil. Sana alışmaktan."
Demir'in yüzündeki ifade yumuşadı.
"Çünkü birine yeniden güvenmekten korkuyorum. Yeniden bir şeylere bağlanıp sonra aynı şeyleri yaşamaktan korkuyorum."
Duru derin bir nefes aldı.
"Bu yüzden bazen geri çekilirsem, bunun seninle ilgili olmadığını bil."
Demir birkaç saniye düşündü.
"Ben senden bir cevap istemiyorum, Duru."
Duru başını kaldırdı.
"Ne istiyorsun?"
"Seni tanımak."
Duru'nun gözleri Demir'in gözlerinde kaldı.
"Gerisini zamana bırakabiliriz."
Duru ilk kez biraz rahatladı.
"İşte bunu duymaya ihtiyacım vardı."
Demir hafifçe gülümsedi.
"Sen ne zaman hazır olursan, o zaman konuşuruz."
Duru başını salladı.
"Teşekkür ederim."
"Ne için?"
"Beni acele ettirmediğin için."
Demir ona baktı.
"Ben seni bir yere yetiştirmiyorum ki."
Duru'nun dudaklarında küçük bir tebessüm oluştu.
"Belki de bu yüzden seni tanımaya devam etmek istiyorum."
Ama bu kez ikisinin de bildiği bir şey vardı.
Demir kalacaktı.
Fakat Duru'nun vereceği cevabı beklerken, eskisi kadar rahat davranamayacaktı.
Aralarında birkaç saniyelik sessizlik oldu.
Demir, önündeki kahve fincanına baktı. Artık konuşacak bir şey bulamıyordu. Duru'nun söylediklerini anlıyor, ona kızamıyordu ama duydukları içini beklediğinden daha fazla acıtmıştı.
Sandalyeye biraz geriye yaslandı.
"Ben artık kalkayım."
Duru şaşkınlıkla ona baktı.
"Niye?"
Demir bakışlarını kaçırdı.
"Biraz hava almam lazım."
"Demir..."
"Yok, gerçekten."
Ayağa kalktı. Ceketini alırken yüzündeki kırgınlığı gizlemeye çalışıyordu.
Duru da yerinden kalktı.
"üzgünüm. Görüşmek üzere"
Demir gittikten sonra Bi kahve daha istedi.
Demir kafasını toparlamak için mekândan çıkmaya karar verdi. Ceketini alıp kapıya doğru ilerlerken gözleri bir anda dışarıdaki masalara takıldı.
Berk'i gördü.
Olduğu yerde birkaç saniye durdu.
Berk de Demir'i fark etmişti. İkisi uzaktan birbirlerine baktılar.
Hiçbiri konuşmadı.
Demir bakışlarını çekip kapıya yöneldi. Tam çıkacakken Berk'in masaya doğru ilerlediğini gördü.
Berk, Duru'nun yanındaki sandalyeye oturdu.
Demir'in adımları yavaşladı.
Duru'nun yüzündeki ifade değişmişti. Berk'in yanına oturmasından hoşlanmadığı her hâlinden belliydi.
Birkaç saniye sonra Duru sandalyesini geriye çekti.
Ayağa kalktı.
Berk'e tek kelime etmeden çantasını aldı.
Arkasını dönüp masadan uzaklaştı.
Demir'in içinde tuttuğu nefes yavaşça dışarı çıktı.
Duru gitmişti.
Berk'in yanına oturmayı bile istememişti.
Demir'in yüzündeki gerginlik biraz olsun dağıldı.
Duru mekândan çıkarken başını kaldırmadı. Demir'in birkaç metre ötede olduğunu fark etmedi bile.
Hızlı adımlarla otoparka ilerledi.
Arabasının kapısını açtı, çantasını koltuğa bıraktı ve hiç oyalanmadan direksiyona geçti.
Motoru çalıştırıp hızla oradan uzaklaştı.
Demir olduğu yerde kalıp arabanın arkasından baktı.
Artık emindi.
Duru, Berk'in yanına dönmemişti.
Hatta onunla aynı masada birkaç dakika bile kalmak istememişti.
Demir'in yüzünde belli belirsiz bir rahatlama oluştu.
İçindeki o küçük şüphe ilk kez tamamen sustu.
Duru gerçekten Berk'i hayatından çıkarmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

28okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.