10. bölüm / 12
BENİ SEV10
Bölümler 12Şu an: 10
- 1 1630 kelime
- 2 2947 kelime
- 3 3678 kelime
- 4 4769 kelime
- 5 5922 kelime
- 6 61.013 kelime
- 7 71.007 kelime
- 8 8544 kelime
- 9 91.084 kelime
- 10 10722 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 111.147 kelime
- 12 121.039 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Akşam aileler aynı masada otururken konu bir anda yüzüklere geldi.
Deren, Duru’ya bakarak konuştu.
“Biz artık bu işi biraz daha ciddiye alsak diyoruz. Demir’le senin yüzüklerinizi taksak nasıl olur?”
Duru ne diyeceğini bilemeden sustu.
Masadaki herkesin bakışı ona dönmüştü.
Deren devam etti.
“Öyle büyük bir şey yapmak zorunda değiliz. Sadece aile arasında bir yüzük takılır. Siz de birbirinizi daha iyi tanırsınız.”
Duru başını eğip ellerine baktı.
Demir ise onun yüzündeki kararsızlığı hemen fark etti.
“Anne, bence Duru ne istiyorsa o olsun.”
Herkes Demir’e döndü.
Demir gözlerini Duru’dan ayırmadan konuştu.
“Daha önce de söyledim. Acele etmek zorunda değiliz.”
Duru ona baktı.
Demir’in bakışlarında baskı yoktu.
“Duru isterse takarız, istemezse bekleriz. Benim için sorun değil.”
Duru birkaç saniye sessiz kaldı.
Aslında kafasında hâlâ birçok soru vardı.
Demir’i yeni yeni tanımaya karar vermişti.
Ona karşı ne hissedeceğini henüz bilmiyordu.
Ama bildiği bir şey vardı.
Demir onu seviyordu.
Bunu sözlerinden çok davranışlarında görmeye başlamıştı.
Ve Duru hayatının başkalarının istediği şekilde şekillenmesini istemiyordu.
Kendi kararını kendisi vermek istiyordu.
Bu yüzüğü kabul ederse, bunu ailesi istediği için değil, kendi hayatında yeni bir sayfa açmayı kendisi seçtiği için yapacaktı.
Duru başını kaldırdı.
“Tamam.”
Masadaki sessizlik bir anda dağıldı.
Deren'in yüzünde gülümseme oluştu.
“Gerçekten mi?”
Duru başını salladı.
“Evet. Yüzük takabiliriz.”
Demir şaşkınlıkla ona baktı.
Duru onun bakışını görünce sakin bir sesle ekledi.
“Ama bu, her şeyin bir anda değişeceği anlamına gelmiyor.”
Demir hafifçe gülümsedi.
“Biliyorum.”
Duru da ilk kez rahatladı.
Bu kez kararını kendisi vermişti.
Demir’i sevip sevmediğini henüz bilmiyordu.
Ama sevildiğini biliyordu.
Ve belki de kendi hayatını yaşamak için ihtiyacı olan şey, başkalarının onun adına karar vermesi değil, kendi kararının arkasında durabilmesiydi.
Duru’nun “Tamam.” demesiyle birlikte Demir birkaç saniye hiçbir şey söyleyemedi.
Sanki duyduğunu anlamaya çalışıyordu.
Sonra yüzünde yavaşça bir gülümseme belirdi.
Öyle büyük, gösterişli bir gülümseme değildi.
Ama Duru onun gözlerindeki mutluluğu açıkça görebiliyordu.
Demir başını hafifçe öne eğdi. Gülümsemesini saklamaya çalışsa da başaramadı.
Duru gözlerini ondan ayırmadı.
Daha birkaç dakika önce acele etmek istemediğini söyleyen adam şimdi yüzüğü duyduğu için çocuk gibi mutlu olmuştu.
Demir, Duru’ya doğru eğildi.
“Emin misin?”
Duru başını salladı.
“Eminim.”
Demir'in gülümsemesi biraz daha büyüdü.
“Tamam.”
Tek söylediği buydu.
Ama sesindeki mutluluk her şeyi anlatıyordu.
Duru onu ilk kez böyle görüyordu.
Demir'in gözleri parlıyordu.
Sanki Duru’nun verdiği küçük bir karar onun için sandığından çok daha büyük bir anlam taşıyordu.
Duru'nun içinden tuhaf bir sıcaklık geçti.
Henüz Demir'e karşı ne hissettiğini bilmiyordu.
Ama onun mutlu olduğunu görmek…
Garip bir şekilde hoşuna gitmişti.
Demir ailesiyle konuşmaya başladığında Duru onu sessizce izledi.
Bir ara Demir’in gözleri yeniden Duru’ya kaydı.
İkisi birkaç saniye birbirine baktı.
Demir hiçbir şey söylemeden gülümsedi.
Duru da istemsizce karşılık verdi.
Ve o an Duru, Demir’i tanımaya karar vermesinin belki de doğru bir karar olduğunu düşündü.
Gece olmuştu. Duru nöbete gitmek için müsade istediğinde Demir ben bırakayım diye o da ayaklanmıştı. Duruyu gerçekten seviyordu. Onunla bir hayata başlamak için sabırsızlanıyordu.
Ama Duru nun kendini yeni tanıdığını biliyordu. Kendine karşı bir şey hissetmediğini de biliyordu. Duruyu zorlamak istemiyordu.
Arabayı kullanmasına rağmen bakışları duruya kayıyordu. Duru da demirin bakışlarını fark ediyordu. Utansa da belli etmiyordu.
Duru camdan dışarı bakarken Demir radyonun sesini biraz kıstı.
“Bugün söylediklerin hakkında düşündüm.”
Duru ona döndü.
“Hangileri?”
“Yüzük meselesi.”
Duru'nun yüzündeki ifade ciddileşti.
“Ben de onu konuşmak istiyordum.”
Demir başını salladı.
“Konuş.”
Duru birkaç saniye düşündü.
“Ben kabul ettim ama bunun arkasından hemen başka şeyler gelmesini istemiyorum.”
Demir kaşlarını hafifçe kaldırdı.
“Ne gibi?”
“Her şeyin bir anda ilişkiye dönüşmesi, sürekli birlikte olmak, gelecek planları yapmak… Bunların hiçbirine şu an hazır değilim.”
Demir bir süre önüne baktı.
“Benden uzaklaşmak istediğini mi söylüyorsun?”
“Hayır.”
Duru hemen cevap verdi.
“Tam tersine. Seni tanımak istiyorum. Ama bunu kendi hızımda yapmak istiyorum.”
Demir'in yüzündeki ifade yumuşadı.
“Tamam.”
Duru şaşırarak baktı.
“Bu kadar mı?”
“Ne dememi bekliyorsun?”
“Bilmiyorum. Belki biraz itiraz etmeni.”
Demir güldü.
“Niye itiraz edeyim? Senin istemediğin bir şeyi yapmaya çalışırsam, seni tanımış olmam ki.”
Duru sessiz kaldı.
Demir devam etti.
“Yüzük takmamız benim senden bir şey beklediğim anlamına gelmiyor. Sen ne zaman kendini hazır hissedersen, o zaman konuşuruz.”
Duru başını koltuğa yasladı.
“Bunu duymaya ihtiyacım vardı.”
Demir gülümsedi.
“Bir şartım var ama.”
Duru merakla ona baktı.
“Neymiş?”
“Beni tanımaya karar verdiysen, gerçekten tanı.”
Duru'nun dudaklarında küçük bir gülümseme oluştu.
“Bu bir tehdit mi?”
“Hayır. Kendimi savunuyorum.”
Duru hafifçe güldü.
“Peki. Seni tanımaya çalışacağım.”
Demir başını salladı.
“Ben de seni.”
Arabanın içinde yeniden sessizlik oldu.
Ama bu kez sessizlik ikisine de ağır gelmedi.
Bölüm etkileşimi
