BENİ SEV kitap kapağı

1. bölüm / 12

BENİ SEV

1

Vaveyla Yazarı: İpoli İpoli

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: 1

Saat gece yarısını çoktan geçmişti.
Acil servisin kapıları bir kez daha açıldığında Duru başını kaldırdı. İçeri giren sedyenin etrafında birkaç hemşire telaşla hareket ederken, monitörden yükselen kesik kesik sesler gecenin sessizliğini parçaladı.
"Yirmi dört yaşında, trafik kazası. Bilinci kapalı."
Duru eldivenlerini geçirirken sedyenin yanına ilerledi.
"Monitörü bağlayın. Tansiyon?"
"Seksen üzerine elli."
"Kan hazırlansın. Hemen."
Hastanenin koridorları onun için artık evinden daha tanıdıktı.
Belki de bu yüzden son zamanlarda eve gitmek istemiyordu.
Çünkü hastanede insanların hayatını kurtarabiliyordu.
Ama kendi hayatında neyi kurtaracağını bilmiyordu.
Yaklaşık bir saat sonra hasta ameliyathaneye gönderildiğinde Duru derin bir nefes aldı. Eldivenlerini çıkarıp çöp kutusuna attı.
Telefonunu eline aldığında ekranda tek bir bildirim vardı.
Berk: Uyudun mu?
Duru birkaç saniye ekrana baktı.
Bir zamanlar Berk'ten gelen tek bir mesaj bile yüzünü güldürürdü.
Şimdi ise yalnızca içini burkuyordu.
Telefonun ekranını kapatıp cebine koydu.
Tam arkasını dönecekken telefonu yeniden titredi.
Berk arıyordu.
Duru tereddüt ettikten sonra açtı.
"Efendim?"
Karşı taraftan yorgun bir ses geldi.
"Ne yapıyorsun?"
Duru acil servise baktı.
"Çalışıyorum."
"Yine mi?"
Duru istemsizce gülümsedi.
"Doktorum Berk. Çalışmam gerekiyor."
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Berk'in sesi geldi.
"Ben yatacağım. Sabah konuşuruz."
Duru'nun yüzündeki gülümseme kayboldu.
"Tamam."
Telefon kapandı.
Ne "Seni özledim" demişti.
Ne "Nasılsın?" diye sormuştu.
Ne de bugün nasıl geçtiğini merak etmişti.
Duru telefonunu cebine koydu.
Bir yıldır hayatında olan adam, her geçen gün hayatından biraz daha uzaklaşıyordu.
Duru bunu görüyordu.
Sadece kabul etmek istemiyordu.
Çünkü insan bazen gerçeği bildiği hâlde, sevdiği kişiden vazgeçemiyordu.
Ve Duru'nun henüz bilmediği bir şey vardı.
Bazen hayatınızdan çıkmasını istemediğiniz insan, sizi kendi elleriyle başka birinin kollarına bırakırdı.
O gece Duru, hastanenin koridorunda yeniden yürümeye başladığında Demir henüz onun hayatına girmemişti.
Ama çok yakındı.
Duru hastanenin kapısından çıktığında sabah çoktan olmuştu.
Gökyüzü aydınlanmaya başlamış, sokaklar yavaş yavaş hareketlenmişti. İnsanlar işe yetişmek için acele ediyor, bazıları ellerinde kahveleriyle yürüyordu.
Duru ise bütün gece başkalarının hayatını kurtarmaya çalıştıktan sonra kendi hayatına dönüyordu.
Telefonunu çıkarıp saate baktı.
06.43.
Berk'ten hâlâ mesaj yoktu.
Duru istemsizce ekranı açtı.
Sosyal medya hesabına girdi.
Berk'in birkaç saat önce çevrim içi olduğunu gördü.
Duru'nun kaşları çatıldı.
"Uyuyacaktın hani..."
Kendi kendine mırıldandı.
Telefonu kapatıp çantasına attı.
Bunu sorgulamaması gerektiğini düşünüyordu.
Ama içindeki o küçük ses artık susmuyordu.
Son birkaç haftadır Berk değişmişti.
Eskisi kadar aramıyor, mesajlarına saatler sonra cevap veriyor, buluşmak için sürekli bahaneler buluyordu.
Duru her seferinde kendini kandıracak bir sebep buluyordu.
Yoğundur.
İşi vardır.
Canı sıkkındır.
Belki de ben fazla düşünüyorumdur.
Çünkü gerçeği kabul etmekten daha kolaydı bunlar.
Eve geldiğinde ayakkabılarını çıkarıp doğrudan odasına geçti.
Üzerini değiştirmeden yatağa uzandı.
Telefonu komodinin üzerine bıraktı.
Gözlerini kapatacağı sırada telefon titredi.
Berk.
Duru hemen telefona uzandı.
Berk: Günaydın.
Duru birkaç saniye ekrana baktı.
Dün gece saatlerce beklediği adam, sabah yalnızca iki kelime yazmıştı.
Duru: Günaydın.
Mesajın ardından Berk hemen cevap verdi.
Berk: Bugün görüşelim mi?
Duru'nun yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
İşte buydu.
Berk'ten istediği tek şey buydu.
Biraz ilgi.
Biraz özlem.
Biraz da kendisini hâlâ sevdiğini hissettirmesi.
Duru: Olur. Ne zaman?
Cevap gecikmedi.
Berk: Akşam haber veririm.
Duru telefonunu göğsünün üzerine bıraktı.
"Tamam."
Kendi kendine gülümsedi.
Belki de gerçekten her şey düzelecekti.
Belki de son zamanlarda yaşananların hepsi yalnızca onun kuruntusuydu.
Belki Berk hâlâ onu seviyordu.
Duru bu düşünceye tutunarak gözlerini kapattı.
Ama birkaç saat sonra uyandığında gördüğü ilk şey, Berk'in sosyal medya hesabında paylaştığı bir hikâyeydi.
Bir restoran.
İki kahve.
Ve masanın karşı tarafında görünen bir kadın eli.
Duru'nun nefesi kesildi.
Telefonu elinde donup kaldı.
Hikâyeyi tekrar açtı.
Bir kez.
İki kez.
Üç kez.
Belki yanlış görmüştü.
Ama o elin kime ait olduğunu bilmese bile, içindeki his ona bunun iyi bir şey olmadığını söylüyordu.
Duru'nun gözleri doldu.
Berk'i aramak için ekrana dokundu.
Arama başladı.
Birinci çalış.
İkinci çalış.
Üçüncü çalış.
Berk açmadı.
Duru telefonu kulağından çekti.
Bir süre ekrana baktı.
Sonra yalnızca tek bir mesaj yazdı.
"Berk, benimle konuşman gerekiyor."
Gönder tuşuna bastı.
Ve ilk defa, Berk'in vereceği cevaptan korktu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

32okunma 14beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.