11. bölüm / 12
BENİ SEV11
Bölümler 12Şu an: 11
- 1 1630 kelime
- 2 2947 kelime
- 3 3678 kelime
- 4 4769 kelime
- 5 5922 kelime
- 6 61.013 kelime
- 7 71.007 kelime
- 8 8544 kelime
- 9 91.084 kelime
- 10 10722 kelime
- 11 111.147 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 121.039 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Duru, elindeki tatlı kutusunu Demir'in ofisine bırakmak için öğleden sonra yanına gitmişti.
İzin günü olduğu için üzerinde hastane önlüğü yoktu. Sade bir elbise giymiş sarı saçlarını salmıştı.
Demir'in odasının kapısına geldiğinde sekreterini gördü.
Kadın masasında oturuyor, telefonla konuşuyordu. Üzerindeki kıyafet oldukça dikkat çekiciydi; kısa bir etek, şık bir bluz ve yüksek topuklu ayakkabılar...
Duru'nun bakışları istemsizce üzerinde birkaç saniye kaldı.
Sonra Demir'in odasına baktı.
Sekreter telefonu kapatıp ayağa kalktı.
“Demir Bey içeride. İsterseniz haber vereyim.”
“Gerek yok. Ben girerim.”
Duru kapıya yöneldi.
Tam kapıyı açacakken sekreter arkasından seslendi.
“Duru Hanım, Demir Bey bugün çok yoğun. Birazdan toplantısı da var.”
Duru başını çevirdi.
“Tamam.”
Sesindeki hafif soğukluğu kendisi bile fark etmedi.
Odaya girdiğinde Demir masasından kalktı.
“Duru?”
Duru elindeki kutuyu masaya bıraktı.
“Tatlı yaptım. Sana getirdim.”
Demir'in yüzünde hemen bir gülümseme oluştu.
“Benim için mi?”
“Evet.”
“Teşekkür ederim.”
Duru koltuğa oturdu.
Demir kutuyu açarken kapı yeniden çalındı.
Sekreter içeri girdi.
“Demir Bey, toplantı dosyalarınız.”
Dosyaları masaya bırakırken biraz fazla yaklaşıp Demir'in yanına eğildi.
Duru'nun bakışları istemsizce onlara kaydı.
Kaşları hafifçe çatıldı.
Sekreter çıktıktan sonra Duru sessiz kaldı.
Demir ona baktı.
“Bir şey mi oldu?”
“Hayır.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Duru masadaki tatlıya baktı.
“Bu arada sekreterin…”
Demir bekledi.
“Ne olmuş?”
Duru bir an durdu.
“Yok bir şey.”
Demir gülümsemesini güçlükle bastırdı.
“Peki.”
Duru ona baktı.
“Niye gülümsüyorsun?”
“Gülümsemiyorum.”
“Gülümsüyorsun.”
“Öyle mi?”
Duru gözlerini kıstı.
“Evet.”
Demir başını eğip tatlıdan bir parça aldı.
“Tatlı gerçekten güzel olmuş.”
Duru'nun yüzündeki gerginlik biraz dağıldı.
“Beğendin mi?”
“Çok.”
Duru gülümsedi.
Demir ise hiçbir şey söylemedi.
Çünkü az önce Duru'nun gözlerinin sekreterin kıyafetlerine nasıl takıldığını görmüştü.
İlk kez kıskanmıştı.
Ve Demir, bunu Duru'nun yüzüne vurmak yerine sessizce o anın tadını çıkarmayı seçti.
Duru eve geldiğinde annesi mutfakta çay hazırlıyordu.
Duru çantasını bırakıp mutfağa geçti.
Annesi kızına baktığında yüzündeki düşünceli ifadeyi hemen fark etti.
“Bir şey mi oldu?”
Duru sandalyeye oturdu.
“Anne…”
“Efendim?”
Duru birkaç saniye sustu.
“Ben bugün Demir'in ofisine gittim.”
Annesi gülümsedi.
“Tatlı götürdüğünü biliyorum.”
Duru şaşkınlıkla baktı.
“Kim söyledi?”
“Kimse. Elinde tatlı kutusuyla çıkarken gördüm.”
Duru hafifçe güldü.
Sonra yüzündeki ifade yeniden ciddileşti.
“Anne, sana bir şey söyleyeceğim ama dalga geçme.”
Annesi karşısındaki sandalyeye oturdu.
“Sen anlat, ben dinliyorum.”
Duru derin bir nefes aldı.
“Ben galiba bugün Demir'i kıskandım.”
Annesi birkaç saniye sessiz kaldı.
“Galiba mı?”
Duru gözlerini devirdi.
“Anne…”
“Tamam, tamam. Anlat.”
Duru ellerini birbirine geçirdi.
“Ofisinde bir kadın var. Sekreteri. Giyimi biraz… dikkat çekiciydi.”
“Ee?”
“Demir'in yanında görünce rahatsız oldum.”
Annesinin yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.
Duru hemen itiraz etti.
“Gülme!”
“Gülmüyorum.”
“Gülüyorsun.”
“Çünkü kızım, ilk defa birini kıskandığını söylüyorsun.”
Duru başını eğdi.
“Ben de şaşırdım zaten.”
Annesi yumuşak bir sesle sordu.
“Peki neden rahatsız oldun?”
Duru hemen cevap veremedi.
“Bilmiyorum.”
Sonra birkaç saniye düşündü.
“Belki de… Demir'in başka bir kadınla öyle yakın olmasını istemedim.”
Annesi kızının yüzüne baktı.
“Bu sana ne hissettirdi?”
Duru sessizce gülümsedi.
“Garip.”
“Güzel bir gariplik mi?”
Duru başını iki yana salladı.
“Bilmiyorum. Ama sanırım Demir'i tanımaya karar vermem boşuna değilmiş.”
Annesi elini kızının elinin üzerine koydu.
“Kimse senden hemen âşık olmanı beklemiyor Duru. Birini tanımak da bir süreç.”
Duru başını salladı.
“Biliyorum.”
Bir süre sustuktan sonra hafifçe gülümsedi.
“Yalnız… Demir benim kıskandığımı fark etmiş olabilir.”
Annesi kaşlarını kaldırdı.
“Sen belli ettin mi?”
Duru düşündü.
“Umarım etmemişimdir.”
Annesi gülerek başını salladı.
“Bence çoktan anlamıştır.”
Duru'nun gözleri büyüdü.
“Anne!”
İkisi de gülmeye başladı.
Ama Duru'nun içindeki o küçük itiraf artık onu eskisi kadar korkutmuyordu.
Belki de Demir'e karşı hisleri, fark ettiğinden biraz daha farklı bir yere doğru ilerliyordu.
Duru annesiyle konuşmasını bitirip odasına geçtiğinde telefonu titredi.
Ekranda Demir'in adı vardı.
“Bu akşam müsait misin?”
Duru mesajı okuyup birkaç saniye bekledi.
Ardından ikinci mesaj geldi.
“Akşam yemeğine çıkalım mı?”
Duru'nun yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
“Olur.”
Telefonu yatağın üzerine bıraktı.
Ne telaşlandı ne de uzun uzun düşündü.
Dolabını açıp birkaç kıyafete göz attı. Sonunda sade, şık bir elbise seçti.
Duşa girip çıktıktan sonra saçlarını kuruttu. Hafifçe şekil verip açık bıraktı.
Makyajını da abartmadan yaptı. Biraz rimel, hafif bir ten makyajı ve doğal bir ruj…
Sonra aynanın karşısına geçip kendisine baktı.
“Tamam.”
Çantasını hazırlayıp telefonunu içine koydu.
Tam çıkacağı sırada Demir'den bir mesaj daha geldi.
“Hazır olduğunda haber ver.”
Duru kısa bir cevap yazdı.
“Hazırım. Çıkıyorum.”
Ayakkabılarını giyip evden çıktı.
Evden çıkarken yüzünde sakin bir ifade vardı.
Ama içten içe, Demir'le geçireceği akşamı merak ediyordu.
Bu kez hazırlanmasının sebebi Demir'i etkilemek değildi.
Sadece onunla güzel bir akşam geçirmek istiyordu.
Demirde kapının önünde heyecanla sarışınını bekliyordu.
Restoranın sakin köşesindeki masaya oturduklarında Duru çantasını sandalyesinin yanına bıraktı.
Demir ise menüyü eline almasına rağmen birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Gözleri Duru'daydı.
Duru bunu fark ettiğinde kaşlarını hafifçe kaldırdı.
"Ne oldu?"
Demir, yakalanmış olmasına rağmen bakışlarını kaçırmadı.
"Hiç."
"Hiç diye bana bakıyorsun."
Demir hafifçe gülümsedi.
"Seni izlemek hoşuma gidiyor."
Duru bir an ne diyeceğini bilemedi. Menüyü önüne çekip bakışlarını sayfalara indirdi.
"İnsan yemek yerken izlenmekten pek hoşlanmaz."
"Ben de yemek yemeye çalışıyorum zaten."
Duru başını kaldırıp ona baktı.
"Çalışıyor musun?"
"Sen karşımda otururken biraz zor."
Duru istemsizce gülümsedi ama hemen toparlandı.
"Demir..."
"Tamam." dedi Demir, bu kez gülümsemesini saklamadan. "Sadece hoşuma gittiğini söyledim."
Garson siparişlerini almak için geldiğinde Duru menüden bir şeyler seçti. Demir ise siparişini verirken bile ara ara gözlerini ona çeviriyordu.
Duru sonunda dayanamadı.
"Bugün gerçekten çok bakıyorsun."
Demir birkaç saniye sustu.
"Fark ettin demek."
"Etmemek mümkün değil."
"Bakmamı istemiyor musun?"
Duru soruya hemen cevap vermedi.
Aslında rahatsız olmuyordu.
Sadece Demir'in bakışlarında daha önce fark etmediği bir şey vardı. Sanki onu ilk kez gerçekten görüyormuş gibi bakıyordu.
"Hayır." dedi sonunda. "Sadece alışık değilim."
Demir'in yüzündeki ifade yumuşadı.
"Ben de sana böyle bakmaya alışmaya çalışıyorum."
Duru kaşlarını çattı.
"Nasıl yani?"
"Her gördüğümde biraz daha farklı geliyorsun."
Duru bu kez cevap vermedi.
Masaya gelen yemeklerle birlikte konu değişti. Hastaneden, işten, gün içinde yaşadıkları küçük olaylardan konuştular. Duru konuşurken Demir onu dikkatle dinledi. Bazen bir şey anlatırken gözleri güldü, bazen kaşlarını çattı.
Demir ise farkında olmadan onu izlemeye devam etti.
Duru bir ara çatalını tabağına bırakıp doğrudan ona baktı.
"Sen gerçekten beni dinliyor musun, yoksa sadece bana mı bakıyorsun?"
Demir hiç düşünmeden cevap verdi.
"İkisini aynı anda yapabiliyorum."
Duru gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
"Çok kendinden eminsin."
"Senin yanında değilim."
Bu kez Duru gerçekten güldü.
Demir o an yine sustu.
Bakışları Duru'nun yüzünde kaldı.
Duru gülüşünü fark edip başını eğdi.
"Ne var?"
"Hiçbir şey."
"Yine aynı şey."
Demir sandalyesine biraz yaslandı.
"Sen güldüğünde daha güzel oluyorsun."
Duru'nun yüzündeki gülümseme yavaşça silindi. Gözlerini kaçırdı.
Bu sözün ardından ikisi de birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra Duru, sesini sakin tutarak konuştu.
"Demir, ben hâlâ acele etmek istemiyorum."
Demir'in bakışları ciddileşti.
"Etmeyeceğiz."
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten."
Duru başını kaldırdı.
Demir bu kez gözlerini kaçırmadan devam etti.
"Senden bir şey beklemiyorum. Sadece seni tanımak istiyorum. Bazen bakarak, bazen konuşarak... Ne kadar zaman gerekiyorsa."
Duru'nun içinde küçük bir sıcaklık oluştu.
"Bu daha iyi."
Demir gülümsedi.
"Benim için de."
Yemek boyunca ilk kez Duru da onun gözlerinin içine biraz daha uzun baktı.
Demir bunu fark etti.
Ama bu kez hiçbir şey söylemedi.
Çünkü Duru'nun bakışını kaçırmaması, söyleyebileceği her şeyden daha güzeldi.
Bölüm etkileşimi
