13. bölüm / 15
Aynı Denizde BoğulmakSöz veriyorum
Bölümler 15Şu an: Söz veriyorum
- 1 ilk karşılaşma536 kelime
- 2 Yeniden “Deniz Kızı”707 kelime
- 3 Kıskanç991 kelime
- 4 İyi olacaksın1.324 kelime
- 5 Beni Gerçekten Sevdin mi?1.773 kelime
- 6 Keşke dönsek o yaza1.296 kelime
- 7 Fırtına öncesi sessizlik1.750 kelime
- 8 Kendimden bir parça1.445 kelime
- 9 Beni bırakmazsın dimi?1.285 kelime
- 10 Küçük kıvılcımlar1.183 kelime
- 11 Yandı tüm ışıklar yeniden1.466 kelime
- 12 Yaralarımı Saran Tek Bandaj O1.450 kelime
- 13 Söz veriyorum1.388 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 Deniyorum ama1.316 kelime
- 15 En baştan1.543 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tahmin etmem çok zor olmadı.O keskin,erkeksi parfümünün kokusu onla özdeşleşmişti resmen.Kokusu her burnuma dolduğunda o yaza geri dönüyordum sanki.İşte tam olarakta bundan nefret ediyordum.Ne yapıp ne edip bana kendini hatırlatıyordu.Sinirle derin bir nefes verdim ve gözlerimi kapattım.Sakinleşmeye çalışıyordum ama Teoman benim etrafımdayken nabzımı kontrol etmek neredeyse imkansızdı.Büyük ihtimalle nottan dolayı beni kışkırtacaktı ve kendimi buna elimden geldiğince hazırlamıştım..
Arkamı dönemedim,yüzüne bakamıyordum çünkü.Bu konuşmanın olabildiğince kısa sürmesini istiyordum.
“Ne diyeceksen hızlı de gitmem lazım”
“ Artık yüzüme de bakmıyorsun yani”
“Uzatma hadi!”
“Tamam,önemli bir şey demeyecektim zaten.Tutmiyim ben seni”
Bu cümleyi kuran Teoman Akkaya olamazdı heralde.Sadece yarım gün görmedim ne kadar değişmiş olabilirdi ki.Kendi söyleyeceği şey önemsizdi yani,beni tutmak istemedi ki favori aktivitesinin benle uğraşmak olduğunu sanıyordum.Onun bu tavrına olan şaşkınlığımı gizleyemedim ve yüzümü ona döndüm.
“Ne?ne dedin sen?”
Yanımdan kapıya doğru gitmek için geçerken biranda durdu ve omzunun üstünden bana yorgun,zorlama bir tebessüm etti.Bugün her zamanki halinden farklıydı;o cıvık,alaycı Teoman yoktu karşımda.Ve ben bu Teoman’a kesinlikle alışamazdım.Gözlerinin içindeki ışık bile gitmişti,beni gördüğünde yüzünde oluşan o içten gülümsemede yoktu artık.Bu davranışlarını yorgunluğuna ve uykusuzluğuna bağlayarak tolere ettim.
O okuldan içeri doğru yürürken ben onu baştan aşağı süzdüm.Dalmışken kulağıma gelen fısıltıyla irkildim.
“Geçmiş olsun Denizcim,Nasıl?havuz soğuk muydu”Partide yaşananları görmüş biri kendi egosunu tatmin etmek için beni küçük düşürmeye gelmişti anlaşılan.Oralı olmadım ve okula doğru yürüyecekken durdum.
“Ha bide,sana kırmızı çok yakışıyorda ben de dedim biraz yardım ediyim.Açmıştı seni”Bu cümledeki imayı anlar anlamaz arkamı döndüm.Karşımda Sıla duruyordu,az önce tanımını yaptığım kişiyi düşününce Sıla olmasına şaşırmamıştım.O partide beni hastanelik eden de oydu.
“Sen yaptın dimi,alerjimi bilyordun.Nerden bildiğin hakkında en ufak bir fikrim yok ama öğrenmişsin.Senin gibi bir ruh hastasının bunu yapabileceğini nasıl düşünemedim ya”
“Alınıyorum ama aklına ilk gelen isim ben olmalıydım.Ama havuz kısmı bana da süpriz oldu ya,çok iyi şovdu”
“Bana bak,senin bu eğlence olarak gördüğün şey varya hani aklınca beni rezil etmeye çalıştığın…işte o benim hayatım”
“Ay abartma,alt üstü bir alerji ölmezsin”
“Sen o kadar aşağılık bir insansın ki senin yüzüne bile bakmayan o eski sevgilin için sadece beni değil kendini bile harcarsın”
“Ben sadece benim olana sahip çıkıyorum”
“Sen gerçekten iyi değilsin”dedim ve bu seviyesiz sohbete son verdim.
Teoman’dan
Tuhaf bir şekilde kendimi hiç olmadığım kadar güçsüz hissediyordum.Bütün vücudum hala sızlıyordu ama benim aklıma takılan başka bir şey vardı,o belge…Adımın yazdığını gördüm yani benle ilgili bir şey olduğu kesindi.Babamın görmemden bu kadar korktuğu şeyin ne olduğunu öğrenmem lazımdı.
İlk iki ders bedendi bu yüzden soyunma odasına indim.Kapıyı açtığımda Kutay’ı gördüm.
“Teo,olm sen nerdesin ya.Partiden sonra ulaşamadık”
“Bir şey yok ya,şarjım bitmiştir”
“Sen iyi misin,sesin bir değişik geliyor”
“İyiyim,hadi sen geç ben de giyinip geliyorum”
“Ha bu arada,Aras herkese seni soruyormuş”
“Yani”
“Haberin olsun dedim”
“Tamam”
“Bir şey yapmayacak mısın?”
“Hayır Kuti yapmayacağım,hadi!”
Aras’la uğraşacak hem bedensel hem de zihinsel gücüm yoktu.Büyük ihtimalle şu an onu kışkırtmaktan da zevk almazdım.Ona kısa süreli bir boşluk tanıyordum.Bu yumuşak tarafıma denk geldiği ilk ve son zamandı.Bu fırsatı değerlendirse iyi ederdi çünkü o belgede ne yazdığını bulur bulmaz o yaşadığı sandığı hayatı ona zehir edecektim.
Kutay gittikten sonra üstüme bedene uygun rahat kıyafetler giyip spor salonuna geçtim.İçeri girdiğimde herkes çizgide sıra olmuş bekliyordu.Ben de hemen sıraya geçtim.
“Kaptan,maçlar başlayacak sen antrenmanlara gelmiyorsun”
“Merak etmeyin hocam antrenmansızda çıkarım”
“Tamam,al birini yanına iki kişi de karşısına geçsin”
Kutay’ı işaret ettim ve bir adım öne çıktım.Bir süre ağrılarımı yok saymaya çalışacaktım.Biz öne çıktıktan sonra derin bir sessizlik oluştu.Bize rakip olmak isteyen yoktu,asıl tuhaf olan bu durum karşısında ben de mimik bile oynamamış olmasıydı.
“Yok mu meydan okuyan?”
Kutay alaycı bir şekilde sırıtarak hafifçe omzuma vurdu.
“Sesleri bile çıkmıyo lan”Benim tamamen nötr,duvar gibi suratımı gördüğünde sırıtmayı bırakıp önüne döndü.Tam maçı sonra yapmamız için hocadan izin isteyecekken Aras bir adım öne çıktı.
“Ben…ben okuyorum”
Bu yumuşama sürecini kısa kesmek zorunda kalacağım belliydi,şansını zorluyordu.
Deniz’den
Yine olabilecek en kötü senaryo gerçekleşmişti,Teoman ve Aras karşı karşıya…
Ama bugün ikisindede bir tuhaflık vardı.Aras sabahki konuşmamızdan sonra bütün okula Teoman’ı sordu,Teoman desen asla anlamlandıramadığım tavırları var.Yani bugünün bir an önce bitmesini istiyordum.Hoca maçı başlatmak için hepimizi kenardaki banklara oturttu.
Maç boyu ikisinide izledim,Teoman’da Aras’a karşı olan o kontrolsüz hırs yoktu.Gayet sakin oynuyordu ya da avans veriyordu.Normalde tanıdığım Teoman olsa kesin bilerek yapıyor derdim ama sabahki o kısacık sohbetimizden bile bir şeylerin yolunda olmadığı belliydi.
İzlediğimiz şey basketboldan ziyade farklı bir oyundu.Sahada rekabete dair bir kırıntı bile yoktu.İkiside ölü gibiydi sadece beden olarak orda bulunuyorlardı.
Onları incelerken bir süreliğine yan yana geldiler.O an birbirlerine ne kadar benzediklerini farkettim,kavga etmezken,birbirlerine öfke kusmazken aralarındaki bağ o kadar masum duruyordu ki…
Kitlenmiş onları incelerken Aras’ın ellerinin Teoman’ın saçına yöneldiğini fark ettim ve ben daha ayağa kalkamadan ortalık karıştı.
Bütün kalabalık ordaydı ve herkes onları ayırmaya çalışıyordu.O kargaşadan ikisini doğru düzgün göremiyordum bile.
En son hoca da gelip bu kalabalığa dahil oldu.
Kutay Teoman’ın belinden kavramış Aras’tan ayırmak için tüm gücüyle çekiyordu.Aras Teoman’ı biranda bıraktığında Teoman Kutay’ın etkisiyle yere yığıldı.
Düştüğünde acıyla ve kısık bir sesle inledi.Sesi duyunca ona döndüm,tişörtünün hafif sıyrılmış kısmında bir morluk.Daha da dikkatli bakınca bunun basit bir morluk olmadığını anladım.Birisi kasıtlı bir şekilde vurmuştu.Aslında şaşırtıcı değildi genelde vücudunda sürekli yara izleri morarıklıklar oluyordu ama canının ne kadar yandığını görebiliyordum.Bu da benim canımı yakıyordu.
Teoman Aras’a tek kelime etmeden hemen kalkıp soyunma odasına gitti.Aras’a döndüğümde ellerine ve üstüne baktığını gördüm,bir şey arıyor gibiydi.Aras’ın durduk yere böyle bir şey yapmayacağını biliyordum,onu tanıyan herkes bilirdi ama bunun sebebini merak da ediyordum.
Aras da panikle salondan çıkınca ben de üstümü değiştirmek için soyunma odasına gittim ama aklım hala Teoman’ın vücudundaki morluktaydı.
Yere düştüğünde acıyla inlemesi sürekli kulağımda yankılanıyordu.Daha fazla dayanamadım ve üstüme okul formalarımı giyip Teoman’ın yanına gitmek için soyunma odasının kapısına hızla yöneldim.
Kapıyı açtığımda içeri Aras’ın girdiğini gördüm.Onu bulmuşken neden böyle bir şey yaptığını soracaktım ama önüme döndüğümde Teoman’ı gördüm.
Bedende gittiğini sandığım gözlerindeki nefret Aras’ı gördüğünde yeniden canlandı.Ben daha ağzımı açamadan Aras Teoman’a sert bir yumruk attı ve burnundan gelen kanı bir peçete yardımıyla sıyırıp koşarak soyunma odasından çıktı.
“Aras!”seslendim ama umrunda bile olmadı.
Teoman’a döndüm ve Aras’ın peşinden gidecekken onu durdurdum.
“Dur!yapmayın artık şunu”
“Ben mi yapıyorum ya?”
“Ikinizde yapmayın!zaten bugün bir değişiksiniz.Ben anlamıyorum”
“Bunun hasabını sorucam ama,öyle vurup kaçmakla olmuyo”
“Ağzın yüzün dağılmış düşündüğün şeye bak.Geç hadi pansuman yapalım”
“Sen bana pansuman mı yapcan?”
“Evet”dedim ve bana bakarak sırıttı.
Ikimizde soyunma odasındaki küçük banka oturduk.Pamuğa ilaç sıkıp ona verdim.Yarasına tuttuğunda canı yandı ve bana döndü.
“Yandı,yandı üflesene”
“Geçer şimdi”
Hala içim içimi yiyordu,o morluğun sebebini sormak istiyordum ama bir türlü ağzımdan çıkmıyordu.En sonunda daha fazla dayanamadım ve sordum.
“Bir şey sorcam”
“Sor”
“Belinde neden morluk var?bir yere falan çarpmadın heralde”
Teoman’dan
Daha fazla saklamanın bir anlamı yoktu sanırım.Uzun zamandır sakladığım,kendi içimde yaşadığım o şeyi anlatcam.Sakladıkça daha da büyüyordu ve beni içten içe bitiriyordu.Bunca zamandır babamdan kaçıp ona sığındığımı bilmiyordu ama ben ona şu an her şeyi anlatmak istiyordum.
“Çarpmadım”
“Teoman,iyi misin?”yutkunamadım,ihtiyacım olan tek şey buydu belkide.Gözlerim daldı,bunca zaman dizinin dibinde yaşananları göremeyen Leyla…daha da kötüsü görmesine rağmen buna engel olmaya bile çalışmayan annemin yanında Deniz bana kendimi iyi hissettirmişti.
“İ-iyiyim”
“Değilsin,ben görüyorum iyi değilsin.Sabahtan beri ortalıkta ruh gibi dolaşıyorsun,basket maçıda da hevesin yoktu,vücudundaki yaraları saymıyorum bile”bana o kadar çaresiz,yalvarır gözlerle bakıyorduki.Onun da yaşananları anlamak için büyük bir savaş verdiğinin farkındaydım.Ama olanları anlatmaya dilim varmıyordu.
“Ya her zamanki kavgalar işte ondan morarmıştır,yorgunum biraz”
“Hani bana dedin ya yalan söyleyince sol kaşın kalkıyor diye sen de gözlerini kaçırıyorsun.Teoman lütfen bana doğruyu söyle noluyor!”
Ellerimle tişörtümün ucundan tuttum ve yukarı doğru kaldırdım.Dilmin varmadığı şeyi göstermiştim.
Deniz’den
Tişörtünü çıkarttığında karşımdaki manzarayla sadece bakıştım.Ellerimle ağzımı kapattım,bir tane değil birden fazlaydı…Hepsi o kadar kötü görünüyorduki.Daha kabuk bağlamamış yaraları bile vardı,onu o halde görünce dayanamadım ve gözümden düşmeyi bekleyen damlalar kendini bıraktı.
“Deniz…”
Bu kadar acımasızca ona bu yaraları açabilecek tek kişi babasıydı.Bir kaç kez babasıyla yaşadığı tartışmalara şahit olmuştum ama bu kadarını aklımın ucundan geçirmedim.
“Baban yaptı dimi.O iğrenç herif yaptı,hiç mi vicdanı sızlamadı ya”her kelimemde sesim daha da boğuk çıkıyordu.Ağlamamı durduramıyordum,ona yapılanlarla karşı karşıya geldikçede durduramazdım.O da bana cevap veremiyordu.Kim bilir daha neler yaşamıştı ama hiç birini anlatamıyordu.Anlatmaya gücü yetmiyordu belki,düşüncesi bile onu boğuyordu.Ağzını açtığı anda ağlamaya başlayacak gibi görünüyordu,bu konuşmanın onun için ne kadar zor olduğunu gördüğümde onu daha fazla zorlamadım ve konuyu kapattım.
Ellimin tersiyle yanaklarımdan süzülen göz yaşlarını sildim.Kafamı ona çevirdim,ellerinden tutmak istedim,babasının onda açtığı yaraları kapatmak istedim,ben senin yanındayım,baban sana bir daha dokunamayacak demek istedim,
söz veriyorum demek istedim…
Normalde bu hafta iki bölüm atacaktım ama dün yazdığım bölümü kaydetmemişim bu yüzden silinmiş.Bütün bölümü baştan yazmaya başlayıncada bugün yazacağım bölümü yazamadım.Bazı sorunlar yaşandı ama bir dahaki hafta söz veriyorum iki bölüm atcam.Umarım bölümü beğenmissinizdirr💗🫰🫶
Bölüm etkileşimi
