Deniyorum ama

Vaveyla Yazarı: Simsi_mia

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: Deniyorum ama

Ama diyemedim,diyemezdim…Kendimi bir şansımız daha olabileceği ihtimaline alıştırmışken bir adım daha atamazdım.Çünkü bu son adım aramızdaki o incecik duvarıda yıkıp geçerdi.Onun yanında olmayı her şeyden çok isterdim ve istiyordum da.Ama bana sürekli engel olan,içimdeki o korkuyu ve güvensizliği besleyen bir şey vardı.Evet,yaşadıkları beni parçalamıştı hem de ben onu bu kadar tanıdığımı sanarken böyle bir konuyla karşıma gelmesi bütün dengemi alt üst etmişti.Ne zamandır bunu yaşadığını bilmiyordum,nedenini bilmiyordum,benden niçin sakladığını da bilmiyordum.
Belkide en çok yaninda olmam gereken zamandı,her şeyi bir kenara bırakıp ona gitmeliydim.O okula döndüğümden beri beni bırakmayan,her gece yatmadan her sabah kalktığımda düşündüğüm ve asla sonuca varamadığım o konuya tam şu an karar vermem gerekiyordu.
Hiç bir şey olmamış gibi davranıp,bırakıp gidersem onu kaybedebilirdim.Bir daha benim yüzüme bakmak istemeyebilirdi ki haksız da sayılmazdı,bunca zaman sonra büyük ihtimalle sadece bana anlatabildiği bu korkunç durumdan onu çekip çıkarmamı bekliyor olabilirdi.Ama ben onun beklentisini karşılayabilecek kadar cesur değildim.

Teoman’ın yüzüne baktım.Gözleriyle gözlerimin içine bakıyordu.Onun gözlerine baktıkça kendimi kaybediyordum,korumaya çalıştığım sınırlarımı ezip geçmek istiyordum.Az önce iki şık arasında kaldığım sorunun tek bir cevabı olduğunu düşüdürüyordu bana,ona gitmek…her şeyi geride bırakıp ona gitmek…
Ben kafamda bunları düşünürken aramızdaki mesafenin ne kadar az olduğunun farkında bile değildim,Teoman’ın hafif gülümsemesiyle kendime geldim ve hızla geri çekildim.
Gözlerimi kaçırdım,kalbim inanılmaz hızlı çarpıyordu ve yanaklarımın ısındığını hissettim

“Yine mi kaçacaksın deniz kızı?”
Maalesef evet.Yine bunu yapacaktım,başka çarem yokmuş gibi geliyordu.Diğer seçeneği görmezden gelmeye çalışıyordum,yok sayıyordum.Bir süre sadece gözlerinin içine baktım,cevap veremedim.Bu sorunun benim üzerimdeki ağırlığı altında ezilmiştim.

Gözlerim yüzünden tekrar bedenine kaydı.Yaralarına kitlendim,buna duyarsız kalmamalıydım ama ben bırak babasına engel olmayı onun yaralarını sarmaktan bile korkuyordum.Ona attığım her adım hatadan başka bir şey gibi gelmiyordu ve bunun nereye kadar böyle devam edeceği hakkında en ufak bir fikrim yoktu.

Teoman yavaşça kulağıma fısıldadı:
“Cevap veremeyecek misin?”ses tonu bile beni baştan çıkarmaya yeterken dibime girip fısıltıyla konuşması bütün vücuduma etkisini kolay geçirmeyecek bir elektrik salıyordu.
Bana o kadar yakındıki ensemi yakan nefesinin sıcaklığını hissedebiliyordum.Yüzümü ona dönmemle aramızdaki mesafe nerdeyse sıfıra indi,dudaklarımın dudaklarıyla buluşmasına milimler vardı.O an soyunma odası benim için alev aldı.Ondan yine kaçamadığımı fark ettiğimde gözlerimi dudağından ayırdım.

“Bize bir şans daha vermekten bu kadar mı korkuyorsun?hala o iğrenç herif miyim senin için?”

Sorduğu şey karşısında dilim tutuldu,konuşamadım.Kafamı değilsin anlamında iki yana salladım ama aklımdan geçenler bir türlü dışarı dökülmüyordu.Yutkundum ve yerimden kalktım.

“B-ben bilmiyorum,sen de üstünü giy artık”dedim ve soyunma odasından panikle çıktım.Kapıyı kapatmamla sırtımı kapıya yasladım ve derin bir nefes verdim.
Resmen saçmalamıştım,konuyu değiştirmeye çalışırken rezil bir duruma düştüğümün farkındaydım ama buna cevap veremezdim.Yine ondan kaçtım,yine onun sorularından kaçtım,yine onla yüzleşmekten kaçtım…

Teoman’dan

Sorularım karşısında yine cevapsız kalmıştım.Yine aynı belirsizliğin içindeydim.Sadece ondan değil bunca zaman herkesten sakladığım şeyi öğrenmişti.En çok ona gösteremem sandığım şeyi görmüştü.Ve ben bu konu hakkında konuşamadım bile.Aynı sahneler kafamda sürekli dönüp durmaya başlamıştı,ne kadar acı çektiğimi,ne yaşadığımı hatırladıkça boğazım düğümleniyordu.Gözlerimi dolduran yaşların onun önünde düşmemesi için büyük bir çaba sarf etmiştim.Deniz’in yanında babamın bana yaşattıklarıyla yüzleşemezdim.Kendimi onun önünde bu zavallı duruma düşüremezdim.
Ama bunca şeye rağmen filmin sonu yine aynı bitti,kaçtı…Belkide korktu,ne hissetiğini bilmiyordum ama ben sürekli bu git gelli hallerden çok yorulmuştum.Bu sonu aynı biten son konuşmamızdı.

Deniz’den

Okulun zemin katı beni basmıştı,duvarlar üstüme üstüme gelmeye başlayınca kendimi dışarda buldum.
Kafamı biraz olsun Teoman’dan arındırabilmişken Aras’ı aradım.Bugünki tuhaf davranışlarına mantıklı bir açıklama arıyordum.

“Alo,Aras!”

“Efendim Deniz”

“Apar topar çıktın,Teoman’a saldırdın hem de iki kez.Aras sen öylesine böyle bir şey yapmazsın noluyo”

“Yok bir şey,ben maçtan hırsımı alamadım işte Teoman’a patladım”

“Aras,bunu yiyeceğimi düşünmedin heralde.Sen benden bir şey saklıyorsun”

“Hayır,saklamıyorum”

“Nereye gittin peki?”

“Öyle kardeşimle ilgili bir haber aldım sandım da”

“Aras bana her şeyi anlatabilirsin biliyorsun dimi?”

“Biliyorum,Deniz sen benim en iyi arkadaşımsın”

“Bak seni zorlamak istemiyorum,bana söyleyemediğin şeyler var biliyorum.Ben sadece anlamaya çalışıyorum Aras. ”

“Deniz evet bir şey var,içimi yiyip bitiren bir şey var ama zamanı gelince söyleyeceğim.Söz veriyorum”

“Tamam,bak ben ne zaman ihtiyacın olursa burdayım.Dikkat et kendine”

“Çok sağol Deniz,görüşürüz”

“Görüşürüz…”

Bahçedeki her zaman oturduğumuz ağacın altına oturdum.Gözlerimi kapattım ve düşünmeye başladım.Şu ana kadar Aras’ın Demir hakkında bulduğu izleri düşünmeye çalışıyordum ama gözlerimi kapattığımda o karanlıkta canlanan tek şey Teoman’dı.”Deniz saçmalıyorsun şu anda,senin odağın Demir”dedim ve derin bir nefes alarak tekrar gözlerimi kapattım.Bilinçaltımı ele geçirmişti sanki,ondan başka bir şey düşünemiyordum.Sanırım delirmek böyle bir şeydi.
Benim ne yapıp ne edip onu aklımdan çıkarmanın bir yolunu bulmam lazımdı yoksa bu gidişle kafayı gerçekten yiyecektim.Derin bir nefes aldım ve kendimi tekrar sadece demire odaklamaya çalıştım.

Çok sevdiği kız kardeşi,bağlı olduğu annesi,yanan ev,şarkı…
Sürekli aynı maddeleri kafamda döndürüp duruyordum ama kim olabileceği hakkında bir tahminim bile yoktu.

“Şimdi de meditasyona mı başladın?” Demesiyle irkildim,gözlerimi hızla açtım ve hemen yanıma döndüm.Teoman’ı gördüğüm an bir ışık yandı,onu baştan aşağı inceledim,vücudumdaki kan beynime sıçradı,anında buz kesildim,elim ayağım boşaldı.

Çok sevdiği kız kardeşi,bağlı olduğu annesi,yanan ev…
Sevgililik zamanlarımızda bana böyle bir şeyden bahsettiğini hatırlıyordum.Yaktığı ev,yakma sebebi abisiydi…Ona gitmek için yaptı.Arasın bahsettiği ses kaydı,ona kendi kimliğini unutturmak için her yola başvurdular.Şiddet gibi…Tüm taşlar birer birer yerine oturuyordu ve bu hiçte mantıksız gelmiyordu.Sadece bir denk geliş olabilirdi ama bu tesadüften fazlası olmalıydı.İşte beden dersinde bahsettiğim bağ tam olarak buydu.

Kesin olmasa da Teoman’ın Demir olma ihtimali dehşet vericiydi.Bunca zamandır aradığı kardeşi ondan nefret ediyordu hatta öyle bir abisi olduğunu bile hatırlamıyordu.Kendimi Aras’ın yerine koydukça paramparça oluyordum.Bu ihtimalleri sindirmeye çalıştım ama Teoman bana o gözlerle bakarken bu imkansızdı.Teoman’ı orda bırakıp genelde boş olan kostüm odasına gittim.Uzun uzun düşünecek vaktim yoktu hemen Aras’ı aradım ama açmadı.

Ders zilini duyduğumda sınıfa çıkmak için kapıya yöneldim ve Aras’ın aradığını gördüm.

“Aras”

“Deniz aramışsın,duymadım.Noldu?bir sıkıntı mı var?”
Teoman’ın Demir olduğundan şüpheleniyordum evet ama ya değilse.Ya Aras’a boş yere umut verirsem.Bu konuyu netleştirene kadar Aras’a bahsetmemeye karar verdim.

“Yo,yok sıkıntı falan ben öylesine aradım naptın diye”

“Ben birşey yapmadım ya her zamanki koşuşturmaca işte”

“İyi görüşürü-“

“Deniz…”

“Efendim?”

“Teoman nasıl?iyi mi?”

“Teoman mı?Teoman…iyi,yani sayılır”

“Neden?noldu bir şey mi oldu?”
Sesi oldukça telaşlı geliyordu.Aras durduk yere Teoman’ı merak etmezdi heralde.

“Hayır,bir şey olmadı ya.Sen niye bu kadar gerildin onu anlayamadım sadece”

“Neyse ya,ben de gerilmedim zaten.Görüşürüz o zaman”

“Bay bay”

Ya o da Teoman’ın Demir olma ihtimalinden şüphelendiyse.Her şey daha da karmaşık bir hal alıyordu.Hiçbirşeyin içinden çıkamıyordum.

Kostüm odasından çıktım ve derse gittim.

Teoman’dan

Ders başlamıştı ama Deniz hala ortada yoktu.Benim yanımdan ayrılırken de iyi görünmüyordu.Tuvalet izni alıp ona bakmaya gidecektim.Tam parmağımı kaldıracakken kapı çaldı.

“Hocam gelebilir miyim?”

“Kızım nerdesin sen,bak ders başlayalı kaç dakika olmuş”

“Hocam kendimi çok iyi hissetmiyordum da tuvaletteydim”

“Tamam,geç hadi bir daha olmasın”

Yalan söylüyordu.Mimiklerinden hareketlerinden belliydi.Başka bir şey olmuştu.Yerine oturduğunda bütün bir ders boyu önündeki defterle bakıştı.Gözünü bir saniye başka bir yere ayırmadı.Kafasını kurcalayan başka bir şey vardı.Zil çalar çalmaz hızlıca sınıftan çıktı,ben de onun peşinden gittim.

Kostüm odasına indi,arkasından yavaşça seslendim.

“Deniz!”

Arkasını döndü,silmeye çalıştığı göz yaşlarını hala görebiliyordum.

“İyi misin?”

Kafasını sağa sola salladı,gözlerinden yaşlar daha şiddetli düşüyordu.

“Değilim…ben iyi falan değilim!”sesi titriyordu

Deniz’den

Her şey üst üste geliyordu.Bu okula geldiğimden beri bitmek bilmeyen Teoman şimdide onun Demir olma ihtimali…ve ben bunu Aras’a nasıl söyleyeceğimi bile bilmiyorum.Kendimi o kadar çaresiz hissediyordumki.Teoman’ın o iki kelimesiyle yıkılmıştım.
Ben hıçkırarak ağlamaya başladığımda yanaklarımda bir sıcaklık hissettim.Gözlerimi yerden alıp yukarı baktığımda yüzümün Teoman’ın elleri arasında olduğunu fark ettim.Baş parmaklarıyla beni incitmeden yaşlarımı siliyordu.

Dokunuşları bana herşeyi unutturuyordu,aklımdaki her şey uçup gidiyordu,içimdeki fırtınaları dindiriyordu…ve ben bundan nefret ediyordum.Onun bana bu kadar iyi gelmesinden nefret ediyordum.Onla tekrar göz göze geldiğimde daha fazla dayanamadım.Onu kendimden uzaklaştıramadığım için kendime duyduğum öfkeyi ona kustum.Bileklerinden kavradım,ellerini yüzümden hızlıca çektim ve onu göğsünden sertçe ittim.

Geri dönüşü olmayan bir yola giriyordum.

“Bana bunu yapma artık yeter!”bir süreliğine de olsa dinen göz yaşlarım tekrar sel olmuştu.

“Neyi yapmiyim!”

“Her ne yapıyorsan onu yapma işte.Ben çok yoruldum,sürekli senden kaçmaya çalışmaktan çok yoruldum,seni sevdiğim için,seni unutamadığım için kendimden nefret etmekten çok yoruldum,seni kendimden uzaklaştırmaya çalışmaktan çok yoruldum….artık onu da yapamıyorum zaten seni kovamıyorum…git diyemiyorum,ben seni kendimden koruyamıyorum…

“Koruma o zaman”

“Ne?”ben daha dediği şeyi anlayamadan beni hızlıca belimden kavradı,kendine çekti ve tam o an dudaklarımda onun dudaklarının sıcaklığını hissettim…

Umarım beğenmissinizdirr.Bu ara gerçekten hiç vaktim yok boş bulduğum her zamanda bölümü yazmaya çalışıyorum o yüzden kusuruma bakmayınn.Birazcık tensionlı sahneler yazalım istedim yani diğer bölüm bir tık abartabilirim💗🫰

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

222okunma 9beğeni 10yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.