Kendimden bir parça

Vaveyla Yazarı: Simsi_mia

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: Kendimden bir parça

Odaya gittiğim gibi telefonumu aldım ve Teoman’ı aradım.

“Deniz Kızı,sende beni aramaya iyice alıştın”

“Almışsın,evime kargolamışsın falan zahmet etmişsin ama o elbiseyi giymeyeceğim”

“Ama neden çok yakışmıştı sana”

“Ben senin aldığın hiç bir şeyi giymem,giymeyeceğimde”

“Giymiyorsun ama aldığım kolyeyi takıyordun”gözüm masamın üstünde duran Teoman’ın aldığı deniz kızı kolyesine kaydı.

“Kendi ağzınla söyledin takıyordum,y-yani eskiden”

“Eskiden takıyordun,şimdide giy işte”

“Giymeyeceğim”

“Deniz Kızı şu gururlu hallerinden bir vazgeçemedin ya”

“Senin gibi gurursuz bir pislik olmaktansa gururlu olmayı tercih ederim”

“O elbiseyi giyersen partide sana bulaşmam”

“Tamam,görüşürüz”

“Bu kadar kolay mı-“
Yine yüzüne kapatmıştım.Bu pazarlık işime gelmişti.Hem elbiseyi giyecektim hem de kendimi Teoman’dan korumak zorunda kalmayacaktım.Tam kapıyı açıp elbiseyi almaya gidecekken kapıda annem belirdi.

“Kimle konuşuyordun bakiyim sen “

“Elbiseyi gönderenle”

“Kimmiş bu?”

“Ya Leyla göndermiş parti için, dresscode yapmışlar herkes ona uysun diye kendileri gönderiyormuş”

“Peki Leyla sana elbisenin yakıştığını nerden biliyor?”

“Ben denemeye gittiğimde o da ordaydı karşılaştık falan, zaten oda elbiseleri ordan alıyordu”

“Madem bu kız sana gönderecekti sen niye bir daha elbise bakmaya çıktın?”

“Anne sorguyamı çekeceksin ya geç gördüm”

Dedim ve işin içinden sıyrılmak için annemin elindeki elbiseyi alıp onu odamdan çıkardım.

Partinin saati yaklaşıyordu.Deniz hazırlanmaya ilk duşa girerek başladı,dalgalı bir saç,normalden biraz daha abartılı bir makyaj ve son olarak Teoman’ın Deniz’e aldığı ve zorla giydirdiği(!) elbise.Deniz Leyla’ya aldığı hediyeyi yanına aldı,parfümünü sıktı ve tam çıkacakken bir şey hatırladı.
O sadece Leyla’nın doğum gününe gitmiyordu.

Evden çıkarken Teoman’a aldığı daha doğrusu hazırladığı hediyeyi unutmuştu.Ona Teoman’ın aldığı Deniz Kızı kolyesini üstünde bir not yazarak geri verecekti.

Üstünde yazan not:

Bazı şeyleri ne kadar çabalasakta hayatımızdan çıkartamıyoruz.Ya da çıkarmak istemiyoruz.Bu kolyede benim için onlardan biri.Ben iki yıl boyunca seni unutmaya çalıştım ama yapamadım çünkü hep bir parçan bendeydi.Ama ben sana o parçayı senin parçan olarak değil benim bir parçam olarak geri vermek istedim.

Deniz’den
Ben ne yapıyordum?,kutunun üstüne resmen onu unutamadığımı yazmıştım.En azından hatamdan erken dönmüştüm.Saate baktığımda biraz daha beklersem geç kalacağımı fark ettim.İçinde not ve kolye olan kutuyu girişteki komodinin üstüne bıraktım ve evden aceleyle çıktım.

Ayağımdaki topluklularla hızlı yürümek tahminimden de zordu.Yürürken Aras’ı aradım.

“Alo,Aras naptın?”

“Deniz ben çok özür dilerim seni aramayı unuttum ama ben gelemeyeceğim”

“Çekmeceyi açacaktın.Noldu,bir şey mi buldun”

“Kardeşimin sesini duydum Deniz,bizim bir şarkımız vardı onu söylüyordu.Ama sesler bir yerden sonra cızırtılı duyuluyor.Bu sefer çok yaklaşmıştım ama olmadı işte”

“Aras hemen umutsuzluğa kapılma.Hem o psikoloğun ilerisinde elektronikçiler var orda işini görcek birini illaki bulursun”

“Deniz çok sağol,tekrardan kusura bakma”

“Kardeşinden önemli değil takma”
Dedim ve telefonu kapattım.Aras da partiye gelmediğine göre orda uzun kalmanın bir anlamı yoktu hediyesini verip gidebilirdim.Yürümeye devam ederken arkamdan bir korna sesi geldi.Durdum ve kafamı çevirdim.

“Buyrun”

“Deniz Hanım,Teoman Bey sizi eve kadar bırakmamı istedi””

“O Teoman Beyinize söyleyin ben yürürüm”
O sırada telefonum çaldı.Teoman arıyordu.Normalde iyi insan lafının üstüne gelir ama neyse.
“Bana bak o şoförüne söyle ben yürüyerek gelirim”

“O topuklularla partinin sonuna yetişirsin”

“Sen nerden biliyorsun ya topuklu giydiğimi-“
Cümlemi bitirdiğim anda arka kapı açıldı ve Teoman’ı gördüm.Telefonu kapattım ve arabaya yaklaştım.

“Artık şaşırmıyorum ya.Her an,her yerde karşıma çıkıyorsun”

“Alışsan iyi edersin.Hadi gel bırakiyim seni”

“Sen neden kendi doğum günü partinde değilsin?”

“Çünkü seni almaya geldim Deniz Kızı”

“Boşuna gelmişsin”

“Deniz o yolu bu topuklularla yürüyemezsin.Hem ayakların kıpkırmızı olmuş”
Haklıydı.Bunu demekten nefret ediyorum ama haklıydı.Ayaklarıma sürekli bir bıçak saplanıyormuş gibi hissediyordum ve çoktan şişmişlerdi.Sanırım Teoman’la gidecektim.

“Of tamam,geliyorum”
Arabaya binmeye çalışırken elini uzattı.Yüzüne bakıp alaycı bir şeklde sırıttım ve elini tutmadan oturdum

Bindiğimden beri tek kelime etmemiştim,onla göz göze gelmemek için büyük bir savaş veriyorum.Gözlerimi camdan bir saniye bile ayırmadım.
Ellerim titriyordu,bacağımı sallıyordum,göğsüm hiç durmadan inip kalkıyordu.Ne kadar stresli olduğum her halimden belliydi.Teoman’ın bunu anlaması uzun sürmedi

“Sen iyi misin”

Derin bir nefes aldım ve sesimin titrememesine özen göstererek cevap verdim.
“Iyiyim”

“Sesin iyi gelmiyor ama.Hem kızarmışsın”
Anlaşılan sesimin titremesine engel olamamıştım.

“S-sana öyle gelmiş iyiyim ben”bu arabadan biran önce inmek istiyordum.

“Alt üstü bir arabaya bindin bu kadar gerilmene gerek yok”

“Gergin falan değilim ben!”sesim bu cümleyi kurarken istemsiz bir şekilde yükselmişti
Teoman gülmeye başladı.
“Pardon,gereksiz yükseldim”
Gülmeye devam ederken araba durdu,sonunda gelmiştik.Biraz daha katlamazdım.Hemen arabadan indim ve Teoman’ı beklemeden yürümeye başladım.
“İnsan bir bekler ya”
Cevap vermedim ve hızlı adımlarla yürümeye devam ettim.İçeri girdiğim an çok farklı,alışık olmadığım bir ortamla karşı karşıyaydım.kapının önünde donup kalmıştım.İnsanları ve ortamı inceliyordum.

“Kendi evinmiş gibi ya rahat ol”arkamdan Teoman gelmişti

“O biraz zor gibi ama”

Biz konuşurken Leyla geldi.

“Deniz hoş geldin.Aras yok mu?”

“Onun işi çıkmış gelemeyecekmiş”Leyla’nın tebessümü dona kalmıştı.

“Yemin et!”
Teoman bağırdığında Leyla da ben de ona anlamsız gözlerle baktık.Teoman yüzümüzü gördükten sonra deam etti.
“Yani,tüh çok üzüldüm”

“Ben bir Aras’ı arayayım”

“Aras Abime selam söyle”
Teoman gülerken omzumla onun omzunu ittirdim.kafasını bana çevirdi ve gülmeyi bıraktı.

“Bu arada bu elbiseyi hangi şartla giydiğimi hatırlatırım”

“Tamam ya benim sözüm sözdür”

“Bu cümleyi kullanamayacak tek insan sen olabilirsin”

“Ayıp ediyorsun ama neyi yapcam dedim de yapmadım”

“Işte sen yapmicam diyip yapıyorsun”

“Mesela”

“Ben bir başliyim o zaman bitirmek nasip olursa-“

“Tamam vazgeçtim,sormadım say”

“Sen hadi partine dön,bana da bulaşma”
Dedim ve leylanın hediyesini bırakmaya gittim.Eğilip hediyesini koydum ve kalktığımda karşımda Sılayı gördüm.

“Oo,nevrotik barbiem de geldiğine göre gece tüm iğrençliğiyle devam ediyor.Yine noldu hadi söylede rahatla”

“Sen kendini bişey sanıyorsun ama senin kredin bitti.Ayağını denk almanı öneririm”

Üstüne doğru yürümeye başladım
“O küçük beyninle ne gibi planlar kurdun bilmiyorum ve merakta etmiyorum.Ama sana bir tavsiye ben olsam kendimi bu kadar zavallı durumuna düşürmezdim”

“Senin o dilin fazla uzadı ama ben koparmasını bilirim”

“Bekliyorum”dedim ve yanından uzaklaştım.

Teoman’dan

Ona bulaşmayacağımı söylemiştim ama bunun gerçekleşmesi imkansızdı.Bütün parti boyunca onu kestim.Her hareketini inceledim.başından aşağı saçlarını,gözlerini,dudaklarını…Ona karşı koymak gittikçe zorlaşıyordu.

Kutay
“Teo sen nereye bakıyorsun ya-“dedi ve kafasını baktığım tarafa çevirdi.Onu gördüğünde bir bana bir de ona anlamaya çalışır gibi baktı ve sırıttı.

“Unutamadın dimi lan.Gözün partinin başından beri ondan başkasını görmüyor”

“Ya kuti saçma sapan konuşma.Evet ben Deniz’e bakıyordum ama-”

“Ne Deniz’i lan ben Sıla’yı diyorum ayrıldınız ya”
Resmen kendimi ele vermiştim.

“He ikisi yan yana ya karışmıştır”

“Sen Deniz’e mi bakıyordun?”

“Of ben sana hesap mı vercem.Hem sana ne ben bakmışım bakmamışım”

“Tamam Teo pardon”

“Beni baydın ya ben gidiyorum”

Teoman dediği gibi parti boyu Deniz’den uzak durmuştu etrafın sakinleşmesini bekliyordu.Deniz’de bir köşeye oturmuş etrafı izliyordu.Pasta kesildiği an daha fazla beklemeyip burdan gidecekti.

Sıla’dan
Teoman’ın gözü gün boyu Deniz’den başkasını görmemişti ve bu beni deli ediyordu.Ben beni görmesi için çırpınıyordum ama o göz ucuyla bile bakmamıştı.Deniz’i bir şekilde burdan göndermem gerekiyordu.Ben kafamda bunları kurarken Ezgi geldi.

“Bize içecek aldım aşkım”

“Bu ne ya böyle yeşil yeşil.Neli bu?”

“Fesleğenliymiş.Bana da ilk garip geldi ama tadı var ya müqo”
Fesleğen mi?işte benim ihtiyacım olan şey buydu.Deniz’in fesleğene alerjisi vardı.Eskiden bizim okuldayken sınıfça pizzacıya gitmiştik.Pizzanın üstünde fesleğen istememişti,alerjim var demişti.Aradığım şey tam vaktinde gelmişti.Hemen gördüğüm ilk garsonun yanına gittim.

“Pardon bir bakar mısın?”
Garson bana baktı ve yanıma geldi.Onu biraz kenarı çektim

“Eğer dediğim şeyi yaparsan sana iyi bir bahşiş verebilirim.Ne diyorsun”
Gözleri parladı

“Ne isterseniz”

“Şimdi,şurda oturan siyah elbiseli kızı görüyor musun?”

“Evet efendim”

“Bu elindeki fesleğenli içeceği gidip ona vereceksin.Eğer neli diye sorarsa lime falan de geçiştir.Ama fesleğenli olduğunu bilmeyecek tamam mı?”

“Hı hı”

“Bide,bundan kimsenin haberi olmayacak”

“Tamamdır,nasıl isterseniz”

Deniz’den

Oturup bu partinin biran önce bitmesini beklerken garson geldi.
“Içecek ister misiniz.Leyla Hanım özel hazırlattı.Bir tadına bakın isterseniz”

“Ee neli bu”

“Limelı diye biliyorum”

“Ama bu fesleğen kokuyor”

“Tepsiye fesleğenli içecek döküldüde onun kokusunu alıyorsunuzdur”

“He tamam,benim fesleğene alerjim varda”

“Içiniz rahat olsun.Başka bir isteğiniz olursa çağırırsınız”

“Teşekkürler”dedim ve içecekten bir yudum aldım.,

Içinden fesleğen tadı alıyordum ama kokudan dolayı karıştığını düşünüp çok önemsemedim.
Fesleğene çok fena bir şekilde alerjim vardı.Cildimde kızarıklıklar çıkıyordu,başım dönmeye başlıyordu,nefesim daralıyordu ve vaktinde iğnemi vurmassam bayılma ihtimalim de vardı.Ve böyle bir ihtimal aklımın ucundan geçmediği için iğnemi yanıma almamıştım.

Içeceğim bittiğinde tuvalete gitmek için ayağa kalktım.Ama ayağı kalktığımda görüş açımın sabit bir şekilde durmadığını fark ettim.Gözlerim kararıyordu.Sabahtan beri neredeyse hiç bir şey yememiştim ve bundan dolayı olduğunu düşünüyordum.
Başım feci şekilde dönmeye başlamıştı düşmemek için tutunarak gidiyordum.Sonunda tuvalete gelmiştim aynanın karşısına geçtiğimde net göremesemde korkunç bir haldeydim.Kıpkırmızı olmuştum.Ellerim titriyordu ve nefes darlığım başlamıştı.O kadar kötü bir durumdaydım ki neden olduğunu düşünemiyordum bile.Temiz havanın iyi geleceğini düşünerek dışarı doğru koşar adımlarla yürümeye çalışıyordum ama topuklularım izin vermiyordu.

Sonunda kendimi dışarı attığımda resmen nefesim kesildi,başım o kadar kötü dönüyorduki yerimde duramıyordum.En son bedenimi taşıyamayacak duruma geldim ve bacaklarım infazını verdi.Kendimi bıraktığımda yere düşmeyi bekliyordum ama hissetiğim şey bu değildi dibe doğru batıyordum.

Havuza düşmüştüm,her şey daha ne kadar berbat bir hal alabilir derken çıkmaz bir yola gidiyordum.Suyun içinde bayılcaktım.Hiç bir yerimi kaldıramıyordum,havuzun yüzeyine çıkabilecek gücüm yoktu ve en kötüsüde zaten nefesim daralmıyormuş gibi suyun altındaydım.O an kaderime teslim oldum,buraya kadarmış dedim içimden.
Gözlerim tamamen kapandığında birinin beni kavradığını ve yukarı doru çıktığımı hissettim.Ya ölmüştüm ve kafamda kuruyordum ya da gerçekten kurtulmuştum.

Yüzüme vuran havayı hissettiğimde vücudum kendini tamamen kapattı.
Bayıldım.

Umarımm beğenmissinizdirr.Söz vermiyim ama bölümden önce kısa bir bölüm daha atabilirmm💗

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

106okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.