Arda Soydoğan kitap kapağı

23. bölüm / 23

22

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 23Şu an: 22

Tam biz muhabbet ederken ablam aradı. Ben hızlıca Efe'nin odasına geçtim ve aramayı açtım.
"Alo, efendim abla?"
"Naber?"
"İyi senden?"
"İyi bende." Derin nefes aldı. Sonra konuşmaya başladı.
"Damat nasıl?"
"Damat? İyi." Dedim.
"Eeee, damat değil mi?"
"Abla!" Ablamın gülmesi telefonda yankılandı. "Abla, hayvan mısın mübarek."
"Kızım ne yapayım, damadımı merak ediyorum." dedi.
"Senin damadın falan değil!"
"Şimdilik değil."
"ABLA!"
"Tamam, tamam kızma, Arda'yı ver bakalım." Dedi. Telefonu Arda'ya verdim.
"Ablam." Dedim. Arda telefonu aldı.
"Efendim, Ceyda abla?" Dedi Arda.
"Naber, damat?" Diye sorunca Arda'nın yüzünde kocaman bir sırıtış yayıldı.
"Beğendim, bu lakabı." Dedi.
"Tamam o zaman bundan sonra damatsın." Dedi. Arda bana göz kırptı.
Bir kaç dakika sohbet ettikten sonra telefonu kapattık. Arda bana baktı.
"Ne oldu?" Diye sordum.
"Hiç, pansuman vaktim geldi" dedi göz kırparak.
"Aklından geçenleri biliyorum Arda!" Dedim.
"Benim aklımdan ne geçiyormuş güzelim?" dedi masum bir ifadeyle.
"Arda, pansuman yapacağız. Başka bir şey düşünme."
"Ben zaten pansumandan bahsediyorum."
"Tabii, kesinlikle."
Gülerek ayağa kalktı. Ben de malzemeleri almak için dolaba yöneldim. Arda ise tişörtünü çıkardı. Şuan kendimi zor tutuyorum ama belli etmiyorum. Hemen gittim ve bandajı açtım. Arda'ya elimi uzattım.
"Acırsa sık." Dedim. Elimi tuttu. İlacı pamuktan yaranın üstüne sürdüm. Elimi hafifçe sıkınca üfledim. Pansuman bittikten sonra bandajı yapıştırdım. Pansuman bittikten sonra ayaklandım fakat Arda hiç beklemeden beni duvarla arasına aldı.
"Arda?"
"Hı?"
"Napıyorsun?" Arda, cevap vermek yerine arada ki mesafeyi daha da kapattı.
"Arda, tişörtünü giy bari, pansumana zarar gelmesi-" lafımın kesilmesine neden olan şey, Arda'nın beni öpmesiydi. İlk bir kaç saniye şaşkınlıkla baktım sonra ben de gözlerimi kapatarak karşılık verdim. Sanki bütün sesler susmuştu. Kafamda ki veya etrafımdaki bütün sesler... Arda, belimden tutup kendine çekti beni. Bir elim istemsizce boynuna tutunurken diğerini omzuna koydum. Arda, sanki uzun zamandır bu anı beklercesine yapıyordu. Arda bir elini duvara dayadı, geri kalan elini belime sardı. Arda kendini kaybetmiş olacaktı ki yaklaşık 2 dakika sonra ayrıldım. Arda gözlerini açıp yüzüme baktı. Dudaklarında hafif bir gülümseme vardı.
"Ne oldu güzelim?"
"Biraz nefes almam gerekiyor, beyefendi." Dedim. İstemsizce güldü. Ben de karşılık verdim.
"Tişörtünü giy artık, bak dayanamıyorum." Demiştim. Evet yapmıştım bunu...
"Dayanamıyor musun güzelim." Dedi.
"Evet." Dedim. Artık gerçekleri saklamıyordum. Tişörtünü aldı ve giydi. İçeri geçtiğimiz de Efe bize döndü.
"Yarım saattir odada ne yapıyorsunuz?" Dedi kronometreyi göstererek. Gözlerimi büyüttüm.
"Yarım saat mi?!"
Efe kronometreyi biraz daha yaklaştırdı.
"Evet, tam otuz dakika. Saniyesi saniyesine."
Arda gayet rahat bir şekilde omuz silkti.
"Pansuman uzun sürdü."
Efe kaşlarını kaldırdı.
"He, he, inandık inandık tamam tamam." Dedi. Merve kolumdan tuttu ve beni mutfağa çekti.
"Kızım ne oldu odada?"
"Hiç bir şey ya, sadece Arda'nın pansumanı bitince Arda beni duvarda sıkıştırdı sonrasını tahmin edersin zaten."
"Sadece mi? Çok normal bir şeymiş gibi anlatıyorsun Aren!" Dedi Merve. Ağzını kapattım.
"Kızım, bağırma."
"Tamam ya, ama sizi de iki dakika yalnız bırakmaya gelmiyor ya." Dedi Merve.
Başımı ona doğru uzattım.
"Evet kalmıyor." Dedim. Boyu uzun olduğu için (yani, ben kısayım (1.60) o yüzden uzun geliyor.) parmak uçlarıma çıkmıştım omuzlarından beni aşağı indirerek konuştu.
"Boyu da yetmiyor ki." Dedi gülerek.
"Ya, Merve sen uzunsan ne yapalım?"
"Uzun mu? altı üstü 1.70'im Merve, sen kısasın." Dedi.
"Neyse tamam geçelim içeri." Dedim konuyu değiştirerek. Efe, Merve'yi gördüğü gibi ayaklandı.
"Sevgilim, gel yanıma otur!" Dedi. Merve hemen Efe'nin yanına koştu. Arda bana baktı.
"Az önce ne yaşadık biz ya?" Dedi fısıldayarak. Yanına oturdum.
"Valla sana bir şey diyeyim mi huzurlu oldum bir an sanki kafamdaki ve etrafımda ki bütün sesler sustu. Arda şu hayatta ki psikoloğum sensin. Senin yanında bulduğum huzuru başka kimsede bulamıyorum..." Dedim.
"Öyle mi?" Dedi Arda. Tam yaklaşmıştı ki salonda olduğumuzu hatırlayınca geri çekildi. Gece olduğunda herkes odalara dağıldı. Bu gecelik Efelerde kalacaktık. Ben ile Arda, misafir odasında, Milan ile Zeynep, salonda koltukta, Barış ile Mira boş bir yatak odasında, Merve ise Efe'nin odasında kalıyordu. Arda'yı yatırdıktan sonra bana yatak kalmadığı için mecbur onun yanına yattım. Ama neyse ki yatak büyük olduğu için istediğim kadar uzağa gidebiliyordum. Ama gitmedim. Arda'nın uyuması için saçlarını okşadım. Zaten bir kaç dakika içinde uyuyakaldı. Ben de onun saçları ile oynarken uyuyakaldım.
Sabah...
Sabah evde ilk uyanan ben oldum. Hala aynı pozisyondaydık. Benim bir elim Arda'nın kafasında Arda ise elini belime sarmıştı. Bir süre kıpırdamadan onu izledim. Yüzünde hafif bir gülümseme vardı. Uyurken bile mutlu görünüyordu.
Elimi yavaşça saçlarından çektim. Tam hareket edecektim ki Arda kolunu belimde biraz daha sıkılaştırdı. Uyanmamıştı ama uykusunda nasıl böyle olabiliyordu? Ben de elimi, onun belimdeki elinin üstüne koydum. Telefonumu aldım ve sıkıldığım icin biraz telefona baktım. Bir süre sonra Arda uyandı. İlk önce belimdeki parmakların hareket ettiğini fark ettim sonra kendisi uyandı.
"Günaydın, güzelim" dedi esnerken.
"Günaydın" dedim. Belimdeki eli ile beni kendine çekti.
"Arda, yeni uyandın." Dedim gülerek. Bir süre daha böyle kaldıktan sonra kalktık. Fakat saat 8.30 olduğundan dolayı kimse uyanmamıştı daha. Bize ise sadece onları beklemek düşmüştü. Arda koltuğa oturup yanındaki yeri gösterdi.
"Gel güzelim."
Yanına oturdum. Telefonumu elime alıp saate baktım.
"Çocuklar ne zaman uyanacak acaba?"
"Umarım geç uyanırlar." Demesine kalmadan Efe indi.
"Hello guysss!" Arda gözlerini kapatıp derin nefes aldı. Sonra arkasını döndü. Ay dur nedensizce dün gece yaşananlar geldi aklıma. Dün gece Arda'nın kendini bu kadar kaybettiğini ilk defa görüyordum. Efe geldi ve karşımıza oturarak Merve'nin uyanmasını bekledi. Efe, arada bir bana bakarak Kaş göz yapıyordu. Bir süre sonra diğerleri de uyandı. Herkes kahvaltı yaptıktan sonra bir şeyler yaptı. Biz Arda ile son pansuman için odaya geçtik. Ben Arda'nın pansumanını yaptıktan sonra, Arda beni belimden tutarak kendine yaklaştırdı. Bu sefer ilk adımı ben attım ve Ardayi öptüm. Bir elim tişörtünün kenarına tutunurken, diğer elim boynundaydı. Arda belimden tutup kendine çekti. Bu sefer uzun sürmüştü. Yaklaşık 10 dakika. Sonra odadan çıktık ama ben nefesimi düzeltmeye çalışıyordum. Uzun süre birbirimizden ayrılmadığımız için nefes nefese kalmıştım. İçeri geçerken nefesimi toplamaya çalışıyordum fakat bütün gözler bana döndü.
"Aren, niye nefes nefesesin?" Diye sordu Barış.
"Hiç, merdivenleri hızlı kullandım."
"Karşı odadan geldin."
"Hayali merdiven."
Arda bana bakarak sırıtıyordu. Hem de öyle böyle değil. Kulağıma eğildi.
"Bir ilk yaşadık."
"Neden?"
"İlk adımı sen attın, benden önce davrandın"
"Bana çok tatlı bakıyordun." Dediğimde Arda'nın gülüşü biraz daha büyüdü.
"Demek tatlı bakıyordum?"
"Öyle dedim ya."
"Bir daha bakayım o zaman."
Gözlerini hafifçe kısıp bana baktı. Ben de gülmemek için dudağımı ısırdım.
"Arda, yapma."
"Ne yapıyorum güzelim?"
"Şu bakışını değiştir."
"Niye? Beğenmedin mi?"
"Beğendim de belli etmemeye çalışıyorum." Dediğimde güldü. Sonra diğerleri ile sohbet ederken Arda bir an heyecanlandı.
"Ben de onu diyecektim!" Diye atıldı bir an hızlıca. Sonra herkes kahkaha atmaya başladı.
"Heyecanlandım bir an, siz devam edin." Dedi. Demesine daha çok güldük.
"Oha, ilk defa Arda'nın şakasına güldük!" Dedi Efe.
"Şaka yapmadım ki heyecanlandım bir an heyecanlandım." Efe hâlâ gülüyordu.
"Tamam kardeşim, heyecanlandın. Alt tarafı bir cümle söyleyecektin."
Arda kaşlarını kaldırdı.
"Sen hiç heyecanlanmıyor musun?"
"Ben mi? Ben gayet sakinim."
Merve hemen Efe'ye döndü.
"Geçen gün bana mesaj atarken üç kere yanlış yazdın, hangi sakinlikten bahsediyorsun?"
Barış kahkaha attı.
"Yakalandın Efes." Dedi Barış.
"Ya, kanka bak adam çabasız yakışıklı yani boş boş dursa da bu adam yakışıklı." Dedi Barış Milan'a dönerek.
"Sağol canım benim." Dedi Milan.
"Ama, sende yakışıklısın bro." Diye devam etti. Barış elini kalbinin üstüne koyarak teşekkür etti.
"Ya, bak Arda da yakışıklı tamam mı?" Dedi Efe.
"Of, kesin hepiniz yakışıklısınız işte üf." Dedi Arda.
"Sağol brom" dedi Barış.
Arda, tam o sırada hapsırdı ve karnına ağrı girdi. Belli etmemeye çalışıyordu fakat ben farketmiştim.
"Arda?"
"Efendim?"
"İyi misin?"
"Evet."
"Emin misin?"
"Hayır." Arda'ya döndüm ve tişörtünü kaldırdım. Yarasına bir şey olmamıştı şükür. Sadece hapşırdığı için ağrı girmiş.

...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…