AKER KOLEJİ kitap kapağı

14. bölüm / 27

Yeni aşklar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: Yeni aşklar

Bir cümle vardı ortada.

Kısa, düşünmeden söylenmiş gibi duran ama anlamı fazlasıyla büyük bir cümle.

“Sevdiğim kız.”

İki kelime. Hepsi bu.

Ama insanın aklında dönüp durması için bazen uzun açıklamalara gerek yoktu. Çünkü bazı sözler söylendiği anda havada kalmıyor, insanın zihnine yerleşiyordu. Hele ki böyle bir şey, kimsenin hazırlıklı olmadığı bir anda ortaya çıktıysa...

Düşündüm de, insan duygularını en çok kendini savunmaya çalışırken ele veriyordu galiba. Sakin olduğu zaman ne söyleyeceğini seçebilir, cümlesini toparlayabilir, hatta hissetmediği bir şeyi hissediyormuş gibi gösterebilirdi. Fakat düşünmeye fırsat kalmadığında, ağızdan çıkan kelimeler daha gerçek oluyordu.

Belki de bu yüzden o iki kelime bu kadar ağır gelmişti.

Çünkü “seviyorum” demek başka bir şeydi.

“Sevdiğim” demekse, o kişiyi çoktan kalbinin bir yerine koymuş olduğunu kabul etmek gibiydi.

Ve insanın bunu, üstelik hiç planlamadığı bir anda ağzından kaçırması...
İşte asıl şaşırtıcı olan buydu.

Kelimelerin bazen insanın saklamaya çalıştığı şeyleri ondan önce söylemesi.

Hepimiz nefesimizi tutmuş yalnızca Yiğit ve hazal'ı izliyorduk. Yiğidim beklenmedik itirafı karşısında Hazal donatılmıştı.

Birkaç dakikanın ardından Hazal arkasını dönerek lunaparktan çıkmaya başladı. Yiğit peşinden gidecekti ki Eylül kolundan tuttu.

"Bekle biraz yalnız kalsın"

Yiğit bize bakarak konuştu.

"Bari siz gidin tek kalmasın."

Yiğit'i başımızla onayladık ve hazal'ın peşine takıldık. Lunaparktan çıktığımızda hazal'ın ağzından tek bir kelime bile çıkmıyordu. Biraz ilerledikten sonra sessizliğe daha fazla dayanamadım ve konuştum.

"Hazal iyi misin?"

Havalar arkasını döndü ve bize baktı.

"Bilmiyorum Duru kafam çok karışık"

"Hazal son günlerde Yiğit ile aran zaten pek samimiydi. Sen acaba hoşlanıyorsun da emin mi olamıyorsun duygularından"

Derin haklıydı son zamanlar fazlasıyla durgundu ara ara yiğit'e olan düşünceli bakışlarının hepimiz farkındaydık.

"Belki de dediğim gibidir duygularımdan emin değilimdir"

"Bence ona bir şans vermelisin"

Hazal eylül'e sıkıntılı gözler ile baktı ne yapacağını sanırım o da bilmiyordu.

Kızlarla biraz daha konuştuktan sonra hepimiz evlerimize dağıldık Hazal hala kararsızdı ama sanırım yiğit'e bir şans verecekti yani umarım öyle olurdu şahsen ben ikisinin olmasını çok istiyorum ve bence fazlasıyla yakışıyorlar.

Hazal'ın eline olanlardan sonra, Yiğit ona fazlasıyla ilgili davranıyordu.

Bu bir hafta yani birlikten yan yana oturduklarından beri gayet güzel anlaşıyorlardı.

Yatağımda uzanmış bunları düşünürken telefonum çaldı arayan karandı hemen cevapladım.

"Nasılsın güzelim?"

"İyiyim sen?"

"Bende iyiyim... Hazal ile konuştun mu?"

"Evet konuştum kafası fazla karışıktı haklı olarak... Biraz düşünmeye ihtiyacı var"

Karanla geç saate kadar sohbet etmiştik. Saat geç olunca telefonu kapattık.

O kadar yorulmuştum ki hemen uyudum.

Sabah alarmı ile uyandım uyanır uyanmaz lavaboya gittim ve elimi yüzümü yıkadım hemen okul moduna girmem gerekiyordu daha gidip hazal'la konuşacaktım.

Formamı giyindikten sonra saçlarımı açık bıraktım yüzüme pek bir şey sürmedim yine de güneş kremi kullandım.

Kahvaltıya oturduktan sonra birkaç bir şey yiyip hemen evden çıktım koştura koştura okula girdim hızla sınıfa çıktığımda. Sınıfta yalnızca Derin, Eylül, Karan Emir ve Kaan vardı.

Tam Hazal ve yiğit'in nerede olduklarını soracaktım ki kapıdan el ele giren çift ile gözlerim şokla açtım.

Evet bildiğimiz Yiğit ve Hazal el ele sınıftan girmişti.

Sadece benim şaşırmam ile sınıfa döndüm. Sanırım ikisi baş başa konuşmak için başka yere gitmişlerdi.

Hazal reis çok mutluydu ikisi de resmen 32 diş sırıtıyordu. Tabii hazal'ın yanaklar al al.

Şoku daha yeni atlatmıştım ki din kültürü hocasının sınıfa girmesi ile Yiğit ve Hazal hemen el ele tutuşmayı kesmişti.

"Bak bacım ben sana diyorum. Yemekten önce hurma yenir"

Yiğit'in hazal'a söylediği şey üstüne sınıftakiler gülerken Hazal şok içinde yiğit'e bakıyordu Yiğit ise hazal'ın bu tepkisini kafasını aşağıya eğerek güldü.

"Geçin yerlerinize"

Herkes yerine oturmuştu.

Hepimiz hocanın söylediği sayfa sayısını açarak dikkatle dersi dinledik.

Zilin çalmasına 15 dakika kala derin ve emir'in sırasından bir ses yükseldi.

"Kâbe'de hacılar hu der Allah
Yer Gök inim inim inler Allah
Melekler defteri yeniler Allah
İzin verde Kâbe'ni görelim Allah"

Biz kendimizi gülmemek için zor tutarken. Hoca bir anda bağırdı.

"Derin Emir çıkın sınıftan!"

"Hocam ben açm..."

"Çık dedim!"

Derin emire kötü kötü bakarken biz gülmemek için zor duruyorduk.

Sınıftan çıkan Emir ve derinin ardından ders devam etti.

DERİN ÖZKAYA

Emir aptalı yüzünden sınıftan atıılmıştık.

"Geri zekâlı insan Zil sesine Kabe'de Hacılar koyar mı?"

Emir güldü. Şu an sınıfın kapısının önünde karşı duvarlara yaslanmış birbirimize bakıyorduk.

"Yeter ve kızım on defa dedim ya ben değil kuzenim koymuş"

Ters ters bakmakla yetindim. Emir duvardaki resimlere bakarken bende onu inceliyordum. Fazlası ile yakışıklıydı, uzun boyu koyu kumral saçları insanı kendine hayran ediyordu. Yalan yok ki fazlası ile karizmatik biriydi"

"Niye öyle bakıyorsun?"

"Nasıl bakıyorum?"

"Aşıkmış gibi"

Alayla güldüm ve konuştum.

"En son aşık olacağım kişisin"

Emir yaslandığı duvardan çekildi ve tam önüme geldi. Üzerime doğru eğildi nefesimi tuttum.

"İyi, bu lafını unutma"

Neredeyse dip dibeydik. Yakınlığından dolayı dedikleri anlamıyordum. Çok güzel kokuyordu istemsizce içine çektim.

"Derin çok miniksin"

Emir ayaklarıma bakarak konuşuyordu. Başımı eğdiğimde neden öyle dediğini anlamıştım.

Emirin kocaman ayaklarının yanında fazlası ile küçük görünüyordu. İşte bu görüntü hoşuma girmemeliydi.

"Kaç numara giyiyorsun?"

"41"

İstemsizce ağzından "oha" demiştim tepkime alayla gülümsedi.

"Sen kaç 35"

"Hiçte bile 37"

"Ne kadar da büyük"

Emire ters ters baktım. Zilin çaldığını duyunca Emir geri çekildi.

Son kez baba baktı ve göz kırpıp sınıfa girdi.

Hayır hayır etkilenmemek gerek

EYLÜL KILIÇ

Sıramda oturmuş fazlası ile yorgun bir şekilde yeni sevgili olan hazal ve yiğit'e bakıyordum.

Onlar adına çok sevinmiştim.

Yanlarına gitmeye bile mecalim yoktu. Bu sabah regl olmuştum karın ağrısından ölücektim.

Benim ilk günlerim fazlası ile sancılı geçiyordu. Acıya daha fazla dayanamadım ve sıramdan kalktım.

"Nereye?"

Derine döndüm merakla bana bakıyordu.

"Revire gidip Ağrı kesici alıcam. Olmadı izin alıp eve giderim"

Derin hemen yanına geldi.

"Yanında geleyim ben"

"Yok derin zil çalıcak zaten sen geç"

Derin ne kadar ısrar etsede sonunda kabul etmişti. Hemen revire indim sağlık görevlisinden bir ağrı kesici istedim. Derse görmemiştim. Yarım saat kadar daha bekledim ve hâlâ hiçbir etki göstermemişti. Bende müdürden izin aldım.

Tenefüs zilinin çalması ile sınıfa çıktım. Çantamı aldım kızlarada söyledikten sonra sınıftan çıktım.

Okul bahçesinde ilerlerken bir anda kolumdan tutuldum. Tutan kisi kaandı.

"Sakar iyi misin sen?"

Değişik değişik baktım Kaana.

"Kaan seninle şuan hiç ugraşamam"

"Ya bu dur kızım uğraşmak için gelmedim. Bende eve gidiyorum bırakabilirim diye"

"Sen neden eve gidiyorsun"

"E sen eve gidiyorsun benim canım sıkılır sınıfta"

İstemsizce güldüm bu dediğine o da gülmüştü.

"Salak"

"Hadi hadi çok konuşmada ilerle"

Ne kadar gitmek istemesem de motorla daha hızlı olacağını düşündüğüm için kaan'ın teklifini kabul ettim.

Motorun önüne geldiğimizde bir kask tek gördüm. Koltuğu kaldırdığında sarı çok tatlı bir kask çıkardı ve bana uzattı.

"Bu kimin?"

"Ceylin'in"

İçimde bir yerim acıdı. Kaslı başımdan çıkardım ve Kaana uzattım.

"Kız arkadaşının kaskını takmam"

Kaan alayla gülümsedi.

"Kız kardeşimin kaskı"

Bunu demesiyle utanmıştım. O da fark etmişti gülerek başını iki yana salladı. Kaslı başımdan geçirdim.

Motora yerleştik.

"Hazır mısın... Sıkı tutun"

Kaan'ın belinin iki tarafından sıkıca tutunmuştum.

İlerlemeye başladığımızda çok hızlı değildi sanırım arkada ben olduğum için çok hızlı gitmiyordu.

Bir markete yaklaştığımızı görünce duraksadım. Kaan motoru durdurdu.

Motordan inip bana döndü.

"İki dakika bekle hemen geleceğim"

Başımla onayladım. Kaan tebessüm ederek önüne döndü ve marketten içeri girdi.

Yaklaşık 5-10 dakika sonra eli iki poşet ile doluydu.

Yanına geldi ve poşetleri bana uzattı, bana neden verdiğini söyleyecekken gözleri ile poşetleri isarte etti. Poşetleri açtığımda içinde.

Çok fazla çikolata gördüm yalnızca çikolatada değildi bitkisel çaylar ve papatya çayı gördüm

Diğer poşeti açtığımda sıcak su torbası gördüm. Başımı kaldırdım ve Kaana baktım, kız kardeis olduğu için reglin ne olduğunu biliyordu.

Böyle bir şey yapacağını hiç düşünmemiştim ben Kaana şaşkın şaşkın bakarken, konuştu.

"Kız kardeşim özel günlerinde bunlardan istiyordu... İyi gelir diye aldım"

"Ben... Teşekkür ederim"

Kaan ufak bir tebessum ile bana baktı ve başını sallayarak teşekkürümü aldı. Motora bindiğinde ben hâlâ şoktayım. Bu çok centilmence bir davranıştı fazlasıyla etkilenmiştim.

Motor evimi tarif ettiğim yerde sürünce motordan indim. Kaana baktım ve poşetleri gösterdim.

"Teşekkür ederim"

"Rica ederim"

Gülümseyerek arkamı döndüm ve evini kapısının önünde durdum. Kapıyı açtım içeri girecekken kaan'ın sesi ile durdum.

"Sakar... Şu sıcak su torbasına dikkat et çok sıcak yapma"

Kaan'ı başımı salladım ve içeri girdim.

İçimde bir şeyler kıpır kıpırdı. Mutlu olmuştum. Birinin benimle ilgilenmesi hoşuma gitmişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

109okunma 13beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…