1. bölüm · AKER KOLEJİ

İlk bakış

Mine Çakır

Yeni bir okula başlamak, aslında sadece okul değiştirmek değildi.

Yeni yüzler, yeni arkadaşlıklar, yeni kurallar... Ve en önemlisi, hiç tanımadığın insanların arasında kendine bir yer bulmaya çalışmaktı.

İnsanların ilk bakışta göründüğü gibi olmadığını biliyordum. Bu yüzden yeni insanlara alışmak konusunda pek başarılı değildim.

Yine de önümde yepyeni bir dönem vardı.

"Duru hadi kahvaltıya"

Annemin sesiyle yataktan ağır ağır kalktım. Banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım. Tekrar odama döndüm bugün malum gündü yeni okulumda ilk günümdü açıkçası pek heyecanlı değildim. yeni okulumun formasıni giydim.

Beyaz gömlek mavi kravat ve mavi beyaz kareli eteği ile gerçekten güzel görünüyordum. Forma mavi gözlerimi daha koyu gösteriyordu. Siyah göğsümün üzerindeki saçlarımı salık bıraktım. Son olarak kırmızı şans bilekliğimide taktım ve aşağı indim.

"Anne çantamı gördün mü?"

"Kanepenin yanında" diye cevapladı

Babamın yanından geçerken yanağından öptüm.

"Günaydın babacım" dedim.

"Günaydın kızım"

Oturma odasına yöneldim. Kanepenin üzerine sağına soluna baktım ama çantamı bulamadım.

"Anne çantam kanepenin üzerinde yok!"

"Sen beni arasan beni bulamazsın duru" diye söylendi

Annem oturma odasına girdi ve kanepenin biraz arkasında duran siyah sırt çantamı bana verdi ama nasıl imalı imalı bakıp verdi.

"Ama validem kanepenin üzerinde dedin arkasında demedin ki benim ne suçum var"

Haklı olduğumu düşünüyordum ta ki...annemin gözlerini otuz sekiz buçuk numaralı terliğine indirdiğini görene dek.

"Tamam anne ya sende dünden razısın terliğini çıkartmaya" diye masum sandığım bir yüz ifadesiyle konuştum.

"Sus da sofraya geç okula ilk günden geç kalma"

Dört kişilik olan kahvaltı masasına oturdum babam gazete okumaya devam ediyordu. Annemde sofraya oturunca kahvaltı etmeye başladık birkaç birşey atıştırdım bu sırada babama okul hakkında birkaç şey söylüyordum.

"Neden bir devlet okuluna gitmiyorum. Ben koleje gitmek istemiyorum ki" dedim.

Babam hemen sorumu cevapladı

"Çünkü daha iyi bir gelecek için devlet okulunun yeterli olmadığını düşünüyoruz"

Liseye geçtiğimden beri hiç devlet okullarına gitmedim babam ve annemin isteği üzerine kolejlerde okudum ve fazlasıyla da arkadaş edindim.

Lakin babamın uzun vadeli bir projesi için İzmir'den İstanbul'a taşınmak mecburiyetinde kaldık. Babam bir mimardi ve işi nedeniyle birçok okul ve şehir değiştirdiğim oluyordu ve yine bir projesi nedeniyle yeni bir okula gidecektim.

"Ben doydum çıkıyorum öptüm sizi" dedim.

Çantam ve telefonumu alıp evden çıktım okul evimize çok uzak değildi yürüyerek bir on beş dakikamı alıyordu kulaklıkları mı çantamdan çıkardım ve telefonuma takıp şarkı açtım.

Şarkı dinlemeyi çok seviyordum. Okulun önüne gelene kadar tek yaptığım şarkı dinleyerek olmayan aşk acımı çekmek olmuştu.

Okulun girişinden durdum ve okula baktım güzel bir okuldu umarım içindeki varlıklarda öylelerdir diye düşünerek bahçeye adımımı attım.

Aker Koleji çok büyük bir okuldu bahçesinde bulunan çam ağaçlarıyla gösterişli bir okuldu. Bir an tüm bakışların üzerimde olduğunu fark ettim. Bunun nedeni sanırım dönem ortasında yeni bir öğrencinin gelmesiydi yani ben öyle düşünüyordum.

Bana uzun gelen birkaç dakikanın ardından sağ omzuma birinin sertçe çarpması ve öne doğru sendelememle kendime geldim.

Bana çarpan kişiye bakmak için kafamı kaldırdım ve karşıma baktım. Önümde ilerleyen üç kızı gördüm sanırım bana çarpan ortadaki olandı.

"Önüne baksana!" Dedim.

Kızlar durdular ve yavaş bir şekilde bana doğru döndüler ortada olan kız bana doğru birkaç adım attı ve önümde durdu.

"Ne?"

"Omzuma çarptın önüne bak diyorum"

"Fark etmemişim" diyip küçümseyici bir ifadeyle baştan aşağı süzdü beni.

"O zaman biraz daha dikkatli ol" diye söylendim.

Bana biraz daha yaklaştı ve kulağıma doğru fısıldadı.

"Bence dikkatli olması gereken sensin" dedi

Ne demek istediğini hiç anlamadım. Kız bana son kez bakıp alaycı gülümsemesiyle yanındakilerle uzaklaşmaya başladı

Başımı havaya kaldırıp sabır çektim. İlk gunden yaşadığım olaya bak başımı indirip etrafıma baktım. Bahçedeki herkesin bana ve giden kızlara bakıp yanındakilere birşeyler fısıldadıklarını gördüm.

Kafamı hafif sağa çevirdiğimde bir çift siyah harelerle karşılaştım. Bankın tepesinde oturmuş kollarını dizlerine yaslamış ve doğrudan bana bakıyordu yanında oturan iki erkek daha vardı. İçerinden biri ona yaklaşıp birşeyler söyledi ve o da bakışmamızı bölmeden alaycı gülümsemesi ile son kez bana bakıp önüne döndü

Bahçenin ortasında hödük gibi dikilmeyi bırakıp okulun içine girdim ve ilk gördüğüm kızlar tuvaletine girdim.

Ne dönüyordu bu okulda anlamıyorum bahçedeki kızın neden bana öyle söylediğini, banktaki çocuğun bana olan bakışlarına bir anlam veremiyorum

Derin düşünceler içerisindeyken tuvaletin kapısı açıldı ve içeri güzel bir kız girdi.

"Merhaba" dedi

Önce bana dediğini fark etmeyip ellerimi yıkamaya devam ettim.

"Hey sana diyorum" diyince yüzümü kıza döndüm.

"Merhaba ben Hazal" aşağı baktığımda bana elini uzattığını gördüm kafamı kaldırdım ve bana bakıp gülümseyen kızın elini tuttum.

"Ben de Duru"

"Az önce bahçede olanlara takılma Fulya biraz kabadır...yeni geldin sen sanırım"

"Evet yeni geldim ve bahçedeki o kızın biraz kaba olduğuna pek inanamadım" diye mırıldandım.

"Yani her zamanki gibi Fulya, Azra ve Ece üçlüsü takılma sen onlara Eee sen kaçıncı sınıfsın?"

"Ben on birinci sınıfım da şubemi henüz öğrenemedim" dedim.

"Bende on birinci sınıfım inşallah aynı sınıfa gideriz" diye heyecanla konuştu.

"Umarım"

Tuvaletten birlikte çıktığımızda zil çaldı. Hazal'a döndüm

"Sen sınıfına git istersen derse geç kalma bende müdürün yanına gideceğim"

"Hiç yok demem duru fizikçi canıma okur geç gidersem" dedi.

Ve yanımdan ayrıldı bende koridorları gezip müdürün odasını buldum ve kapıyı tıklatıp içeri girdim.

"Hoşgeldin Duru bende seni bekliyordum sınıfın 11/A istersen sınıfına çık hemen derse geç kalma"

"Teşekkürler hocam" dedim ve odadan çıktım katlara baka baka sınıf kapısının önüne geldim.

Derin nefes alıp kapıyı çaldım ve içeri girdim. Gözüme ilk çarpan bir çift siyah göz oldu duraksadım çünkü aynı sınıfa düşeceğimizi tahmin dahi etmedim ayrıca bu çocuk büyük duruyor acaba sınıf tekrarı falan mı yaptı derken bir kalem kırılma sesiyle bakışlarımı o tarafa çevirdim.

Yok artık ben bu Fulya denen kızla aynı sınıftamı olucam şansıma tüküreyim cidden

"Duru!" diyen hazalı fark edince hemen gülümsedim çok tatlı bir kızdı aynı sınıfta olmamıza fazlası ile sevinmiştim.

"Evet arkadaşlar aramıza katılan yeni bir öğrencimiz var... Öncelikle kendini tanıt canım"

Fizik hocasının isteği üzerine boğazımı temizleyip kendimi tanıtmaya başladım.

"Ben Duru Acar İstanbul'a Yeni taşındım. İzmir'den geldim söyliyeceklerim bu kadar" dedim

Konuşmam boyunca bana sinirle bakan Fulya, garip çözemediğim bakışlarla beni izleyen siyah gözleri ve daha birçok kişinin yoğun bakışlarını umursamadan kendimi tanıtmıştım.

"Tamam durucum sen boş olan bir yere otur" dedi

Sınıfa ufak bir göz attım. Otuz kişilik bir sınıfta kızlar ve erkekler neredeseyse yarı yarıyaydı.

"Duru buraya gel!"

Hazalın seslenmesiyle yanındaki boş sıraya oturdum.

"Ayy! aynı sınıftayız Duru çok mutlu oldum"

Tebessüm ettim.

"Bende çok sevindim"

"Bu arada seni birileriyle daha tanıştıracağım"

Hazal arkasını döndüğünde bende döndüm. Biz cam kenarı üçüncü sırada oturuyorduk arkama döndüğüm an ilk fark ettiğim çaprazımızda ortada dördüncü sırada oturan banktaki çocuğu gördüm.

Yanındaki arkadaşıyla konuşuyordu onu biraz inceledim en azından ben öyle düşünüyorum. Tahmini 1.82 boylarında falan olması gerekiyordu siyah saç ve siyah gözleri ile gerçekten etkileyiciydi başımı iki yana sallayıp kendime geldim.

"Duru bak bu derin" dediğinde dikkatimi hazala verdim. Karşımdaki kıza baktım bir arka sıramızda oturuyordu koyu kumral saçları ve kahverengi gözleri ile çok güzel bir kızdı

"Merhaba duru ben derin tanıştığıma memnun oldum" diyen kıza elimi uzattım.

"Merhaba derin bende tanıştığıma memnun oldum" dedim ve tebessüm ettim.

"Duru bu da Eylül" gözlerimi derinin hemen yanında oturan kıza çevirdim ve bana uzattığı eli tuttum

"Ben de Eylül tanıştığıma memnun oldum"

"Ben de memnun oldum"

Eylül açık kumral saçlı ve ela gözlü bir kızdı

"Gözlerin lensmi çok güzel" dedi derin

"Hayır gerçek" dedim ve sesli güldüm.

Bu kızların gerçekten çok sevmiştim. İzmir'de de fazlası ile arkadaşlarım vardı lakin bu kadar sıcak ve samimi hissettirmiyorlardı.

"Çocuklar yoklama alıcağım buraya bakın"

Hocanın sınıfa seslenmesiyle uğultular kesildi. Üzerimde hissettiğim siyah gözlere bakmadan Hazal ile önümüze döndük ve hocayı dinledik.

"Emir taşkın"

"Burada" diye mırıldanan çocuğa baktım. Banktaki çocuklardan biriydi siyah hafif kıvırcık saçları ve buğday tenli biriydi. Emirin konuşması ile arkamızda oturan derinden sinirli homurtular yükseldi ve bunu fark eden Emir derine bakıp sırıttı

"Ne o rahatsız mı oldun cep boy" dedi

Kendimi gülmemek için biraz zor tuttum çünkü derin'in boyu sınıf boy ortalamasına göre biraz kısaydı

"Evet rahatsız oldum sırık"

Derinin verdiği cevaba karşılık Emir küçük bir kahkaha attı. Sınıfa baktığımda kimisi gülüyor kimisi sadece izliyordu sanırım her zamanki halleriydi

"Yiğit Bayraktar"

Hocanın ismi seslenmesiyle çaprazıma baktım ve siyah gözlü çocuğun yanında oturan kumral saçlı bir çocuğun "burada"demesi bir oldu siyah gözler beni izliyordu ve bu bana garip hissettiriyordu.

" Olmasaydı şaşardım" diye kısık sesle mırıldanan hazala döndüm sanırım derin ve emir gibi Hazal ve yiğitte pek anlaşamıyordu

"Bir şey mi dedin çilli?"

Çaprazımızdan gelen yiğitin söylenmesine Hazal karşılık verdi.

"Kes sesini" diyen hazala bakarak güldü yiğit

"Aranızda ne var?"

Merakla hazalın cevabını bekledim.

"Saf düşmanlık" demesini beklemiyordum.

"Peki o zaman... Ne zamandan beri böyle düşmansınız"

"Okulun ilk günü burası benim sıram diyip çantamı yere fırlattığından beri"

" Evet gerçekten düşman olmak için fazlası ile geçerli bir sebep" dedim ve kıkırdadım.

"Gülme yaa bir özür bile dilemedi öküz"

Gülerek önüme döndüm.

"Eylül kılıç"

Hocanın seslenmesi üzerine eylülden bir cevap çıkmadı arka sıraya baktığımda eylülün çoktan uyuduğunu gördüm.

"Hocam sakar uyuyor durun uyandırayım"

"Eylül kılıç!" Diye gür bir sesle bağırdı çocuk

Eylül neye uğradığını şaşırdı ve hemen ayağa kalkmaya çalıştı tabi uyku sersemliği ile kalemliğini yere düşürdü

Bunu gören sınıf kahkahalara boğuldu ben Hazal ve derin gülmemek için başımızı eğdik

Eylül başını iki yana sallayıp cüzdanını yerden aldı ve hemen emirin yanında oturan çocuğa fırlattı

"Allah'ın cezası böyle insan mı uyandırılır deprem oluyor zannettim!"

Çocuk yüzüne gelen kalemliğe elleriyle siper oldu

"Eylül kılıç! Kaan yıldıran! derhal çıkın sınıftan"

Hocanın bağırması ile Eylül hemen savunmaya geçti.

"Ama hocam..."

"Çıkın!"

"Oğlum her ders nasıl sınıftan atılıyorsunuz amına koyim" dedi Emir

"Emir sende atıldın!"

"Hocam ben naptım" diyen Emir hocaya köpek yavrusu bakışları attı

"Ettiğin küfrü duymadığımı zannettin herhalde"

Emir açık sözlülük ile "evet" dedi.

"Çık Emir çık!"
Emir sınıftan koşa koşa çıktı çıkmadan önce derinle göz göze geldi.

Derin bir elinin avuç içini ğöğsünden aşağı doğru oh olsun anlamında indirdi

Bunu gören Emir derine sadece bakmakla yetindi.

Eylül Kaan ve emirin dersten çıkması ile birlikte yoklama devam etti.

"Hazal Kara"

"Burada"

"Kaan yıldıran"

Sınıftan gülme sesleri gelmeye başladı hocada kaan'a söylene söylene yok yazdı

"Fulya Karaca"

"Her zaman buradayım hocam"

Gereksiz mutlu bir ses ile karşılık veren kıza göz devirmekle yetindim. Davranışlarından dolayı fazlası ile itici buluyordum kendisini

"Mert Erdem"

"Evet o yakışıklı kişi ben oluyorum"

Duvar kenarı en arka sıradan gelen kalın sesle oraya döndüm.

Siyah dağınık saçlı, uzun boylu, yalnızca bir kulağında küpe olan tuhaf ama dikkat çekici bir tarza sahip bir çocuk gördüm sınıftaki öğrencilere göre biraz daha büyük duruyordu.

"Kendini övmezsen olmazdı değil mi?"

Fulyanın sorusuna karşılık verdi

"Olmazdı güzellik" dedi ve Fulyaya göz kırptı

Fulya gülerek bakışlarını arkasındaki siyah gözlü çocuğa çevirdi birşeyler konuşmaya başladı.

"O kim?" Dedim ve hazala fulyanın cilveli bir şekilde konuştuğu banktaki çocuğu gösterdim.

"Karan Akın" diyen hocaya bıkkınca cevap veren arka çaprazımızdaki kisiyetdondumt

"Burada" dedi ve Fulyaya sıkılmış bir ifadeyle bakmaya devam etti

Fulya elini Karan'ın elinin üzerine koyduğunda Karan elini hemn çekti

"Fulya önüne dönmeye ne dersin?"

Doğrusunu söylemek gerekirse böyle bir çıkış beklemiyordum. Fulya ne kadar bozulmuş olsada gülümseyip önüne döndü

Duvar kenarı an arka sıraya baktığımda karan'a sinirle bakan Mert'i gördüm ama bakışlarına bir anlam veremedim.

Neden karan'a sinirlenmişti?

Fulya ve Karan arasında ne vardı?

Mert Fulya'ya karşı bir şey mi hissediyordu?

Aklıma takılan bir sürü soru vardı

"Duru Acar"

"Burada" diye yanıtladım.

Benim hemen ardımdan "burada" diyerek beni taklit eden Fulyaya döndüm.

Gayet sakin bir şekilde konuşmaya başladım

"Senin sorunun ne?"

Fulya bana döndü va alaycı gülümsemesi ile cevap verdi

"Benim sorunum sensin"

Açıkçası bu dediğine şaşırdım çünkü ilk günden ne yapmıştım da böyle biri için sorun olmuştum.

"İlk günden kız sana ne yaptı da tam olarak sorunun oldu Fulya"

Hazalın iğneleyici cevabına karşılık arka sınifyan sesler yükseldi

"Seni tam olarak ne ilgilendirir çilli"

Mert'in olaya dahil olmasına pek şaşırmamıştım.

"Söylediklerine dikkat et!" Yiğitin kızgın sesine hazalda sınıfta kalakalmıştı.

"Etmezsem ne olucakmış"

"Sessiz olun derse başlicam!"

Hoca sınıfa kızarak tahtaya yöneldi tabii Mert susmadı.

"Köpeklerine sahip çık Karan"

Karana laf edilemsi ile Karan ürkütücü bir yavaşlıkla mert'e döndü

"Senin itlerine sahip çıktığın gibi mi?"

"Ne diyorsun lan sen!"

Ben daha ne olduğunu anlamadan Karan sıradan fırladı ve Mert'in yüzüne sert bir yumruk attı

"Sesinin tonuna dikkat et lan!"

Sınıf çığlık çığlığa bağırmaya başladı

"Çocuklar durun!" Hocanın faydasız bağırması sınıfta çınladı

Sınıfta sıralar devrilirken yiğitin bir sırayı kucakladığını Mert'in yanındaki çocuğun sırtına geçirdiğini gördüm.

Hazal yiğitin yanına doğru gidecekken derin hazalı tuttu.

Karan ve merte baktığımda karanın kaşının patladığını ve mertinde burnunun kanadığını gördüm.

Fulyanın ve arkadaşlarının bizim yanımıza geldiğini fark ettik.fulya tam karşımda durdu

"Hepsi senin yüzünden oldu" elini havaya kaldırıp bana tokat atacakken sınıftan içeri biri girdi

"Ne oluyor burada!"

Sınıfa müdürün gelmesi ile herkes durmuştu. Sınıfın ortasında baygın olan fizik hocasını gördüğümüzde sınıfça şok olduk müdür hemen hocanın yanına gitti

"Hocam! Nuray hocam uyanın!"

Nuray hoca kendine geldi ama sanırım kendinde değildi

"Çocuklar yapmayın!' diyip tekrar bayılmasını ben dışında herkes bekliyordu ki kimse şaşırmadı

"Derhal bana burada olanları anlatın!" Müdürün gür sesiyle irkildim.

Önüne baktığımda kaşları çatık şekilde bana bakan Karanı gördüm ardından müdüre döndü

"Bağırma hoca ben çıkardım kavgayı"

Yiğit karşı çıkacaktı ki karanın uyarı dolu bakışlarıyla karşılaşınca susmakla yetindi. Ortamda bir sessizlik oldu durduk yere suç almasını istemediğim için araya gimek istedim. Çünkü her kim olursa olsun haksız yere ceza almasına göz yumamazdım

"Hayır hocam Mert kavgayı çıkardı"

Konuşmamla birlikte Karan gözlerini aniden bana çevirince bira korktum açıkçası bu yüzden gözlerine uzun bakmadan müdüre döndüm.

"Anlaşıldı yine sizin başınızın altından çıktı!"

Herkes sessizce başını önüne etmişti karanın bakışlarını hâlâ üzerimde hissediyordum.

" Karan Akın! Mert Erdem! Hemen odama"

Müdürün bağırması ile ikisi de birbirine ters bakışlar atıp sınıftan çıktılar. Müdürde hemen arkalarından gitti.

Fulya sinirli adımlarla karşıma geldi

"Bu burada bitmedi Duru Acar!" Diye gurleyerek sınıftan çıktı arkasından sadece bakmakla yetindim.

İçimden bir ses bunların daha iyi günlerimin olduğunu söylüyordu...