AKER KOLEJİ kitap kapağı

20. bölüm / 27

AKER KOLEJİ

Uyandı

Yazar: Mine Çakır

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: Uyandı

HAZAL KARA

Duruyu bulduğumuzdan beri kendimde değildim. Onu o soğuk hava deposunda gördüğümde canımdan can gitmişti. Duru benim kardeşimdi ona çok değer veriyordum.

Yiğit'in arkasına motora bindim ve hemen hastane yolunu tuttuk derin emirle Eylül'de kaan'la geliyordu. Gözlerim istemsizce doluyordu. Çok korkuyordum.

Hastaneye varır varmaz hemen motordan indik. Yiğit bana baktı ağladığımı görünce derin bir nefes alıp yanıma geldi. Alnımdan öptü.

"Bir şey olmayacak...güzelim ağlama"

"Ama yiğit..."

"Ama diye bir şey yok çilli o iyi olucak"

Başımı salladım ve Yiğit'e sarıldım. Bir elini başıma koyarak beni göğsüne çekti. Saçlarıma kondurduğu küçük öpücükler kendimi daha iyi hissetmemi sağladı.

"Hadi gidelim"

Hızla hastaneden içeri girdik. Duru'nun ailesine daha haber vermemiştik. Zaten şu an kimse bunu düşünecek durumda değildi.

Karan'ı koridorda volta atarken gördük. O da çok endişeliydi yüzü solmuştu. Hemen yanına gittim.

"Bir şey dediler mi?"

Korku dolu bakışlarını bize çevirdi.

"Bilinci kapalı...acile aldılar ilk yardım için"

Emir yiğit ve Kaan Karan'a sarılıp destek verirken bende kızlara baktım. Derin koltuğa oturmuş yere bakıyordu eylül ise dolu gözleri ile acil kapısına bakıyordu. Kızların yanına gittim ve sarıldım.

Benimde gözümden yaşlar akıyordu.

"Ben bahçeye çıkayım nefes alamıyorum"

Eylül bir elini boğazına sararak hastanenin çıkışına ilerledi onun için endişelendiğim için kaan'ın yanına gittim.

"Kaan sen eylül'e baksan kötü görünüyor"

Kaan hemen bana döndü.

"Nasıl ne oldu?"

"Bir şey yok sen bir git bak"

Kaan başını salladı ve hemen koşarak bahçeye çıktı.

KAAN YILDIRAN

Hastanenin bahçesinde çıktığımda gözlerim etrafı aradı ve ileride başını ellerinin arasına almış bir pozisyonda oturan eylülü gördüm. Onu böyle dertli görünce kalbimin ortasına bir ağırlık çöktü.

Yanına doğru ilerledim. Bankın bir ucuna oturdum nasıl teselli ediceğimi bilmiyordum. Bir elimi yavaşça sırtına koydum, bir an irkildi başını kaldırdığında kırmızı gözler ile karşılaştım.

Ağlıyordu.

İçim büyük bir sıkıntıyla doldu.

"İyi misin?"

Gözlerinden daha çok yaş akınca dayanamayıp kendime çektim. Onun da tek ihtiyacı buymuş gibi ğöğsüme sığındı.

"Sakar sende amma sulu göz çıktın... Burnunu ceketime sürme ne kadar paraya aldım ben onu haberin var mı"

Eylül hiç bir tepki vermeyince ellerim ile saçlarını okşadım.

"İyi olucak"

"Nereden biliyorsun?"

"Kızım benim altıncı hislerim çok kuvvetlidir"

İşte o küçük kıkırtıyı duyunca içimdeki sıkıntı hafifledi.

"Birini nasıl teselli edeceğini gerçekten bilmiyorsun"

"Aşk olsun sakar kalbim çıt göz yaşım pıt"

Eylül başını geri çekti yüzünde kuruyan göz yaşlarının izi kalmıştı elimi kaldırdım ve sildim küçük bir tebessüm ile onu izledim. Kısa bir an dudaklarıma baktı eş zamanlı olarak dudaklarında küçük bir tebessüm oluştu.

EMİR TAŞKIN

hastane koridorunda koltukta oturan kıza gözlerimi diktim. Hazal yiğit'e sarılmış göz yaşı dökerken, eylül Kaan ile bahçede hava alırken, derin yalnızca yere kitlenmiş şekilde duruyordu.

Yanına gittim.

"Derin?"

Cevap vermedi. Bir tepki vermesini bekliyordum. Ama gözünü bile zor kırpıyordu.

"Derin konuş yapma böyle be kızım"

"Yemin ederim eğerki duruya bir şey olursa o Fulya oruspusunu kendi ellerimle öldürürüm."

Kısık sesine karşılık ağır bir nefes aldım. Yapacağını elbette biliyordum. Ufak tefek bir şey olabilirdi ama allah var eli ağırdı.

"Merak etme bende sana yardım ederim"

Derin bana baktı.

"Eder misin lan?"

İstemsizce küçük bir tebessüm ettim. Böyle erkek çocuğu gibi konuşunca çeyrek mafyaya benziyordu.

"Yaparım tabi...ama önce şu lan'ı falan bırak biz sevgiliyiz"

Derin göz devirdi. Kolundan tuttum ve kendime çektim anlık bir şaşırsada o da hemen karşılık verdi.

"Benimle konuş fare içindeki endişe gözlerine ayna oluyor."

Derin hiçbir şey demedi ama daha sıkı sarıldı.

"İyiki varsın İyiki beim sevgilimsin"

Ben bu kıza deli gibi aşığım.

"Sende sevgilim... Sende İyiki varsın"

Koridorun başında bize doğru gelen eylül ve Kaana baktım.

KARAN AKIN

Doktorun acilden çıkması ile hemen yerden kalktım.

"Nasıl oldu? İyi mi?... Konuşsana"

"Şu an durumu kontrol altında. Yaklaşık bir saat soğuk bir ortamda kaldığı için vücut ısısı normalin oldukça altına düşmüş. Orta dereceli hipotermi geçirmiş."

"Hayati bir tehlikesi var mı?" Sesimin ne kadar gergin çıktığını ben bile fark ettim.

"Şu an için hayati tehlikesi görünmüyor. Hastaneye zamanında getirilmiş olması önemli. Vücut ısısını kontrollü şekilde yükseltiyoruz. Isıtılmış sıvı desteği verdik ve değerlerini sürekli takip ediyoruz. Kalp ritmi, tansiyonu, oksijen seviyesi ve kan tahlilleri kontrol altında."

"Ne zaman kendine gelir?" diye sordum.

"Vücut ısısı normale döndükçe kendisi de toparlanacaktır. Şu an oldukça halsiz ve bilinci zaman zaman bulanık olabilir. Bir süre gözlem altında tutacağız. Eğer değerleri beklediğimiz şekilde düzelirse ciddi bir sorun yaşamadan atlatmasını bekliyoruz."

Doktor gidince hava almak için hemen bahçeye çıktım.

Berbat hissediyorum sanki renkler bir anda kaybolmuş gibi, duru'yu çok seviyorum bunu bir kere daha fark etmiş oldum. Onsuz şu saatlerin hiçbir şekilde ilerlemediğini anladım.

Doktor iyi olacağını söyledi Bir an önce kendine gelmesini istiyordum kendine gelince onu asla yanımdan ayırmayacaktım.

Bizzat her şeyiyle kendim ilgilenecektim.

"Karan"

Düşüncelerimi bir kenara bırakarak arkama baktığımda Emir Yiğit ve kaan'ı gördüm. Hemen karşımdaki banka yerleştiler.

"Haber var mı?"

Yiğit sorumu cevapladı.

"Yok ama endişelenme doktoru duydun iyi olacak"

Başımı aşağı yukarı sallamakla yetindim. Şu an tek istediğim bir çif mavi göze bakmak ve onunla konuşmaktı.

"Karan hatırlıyor musun? Duru okula ilk geldiğinde bankta sana demiştim. çok güzel kız sende bana demiştin ki bu mu güzel"

Emire baktım evet o ilk gün bankta böyle bir konuşma geçmişti.

"Nereden nereye ha"

Hepimiz bir süre sadece sustuk. Hastaneden koşarak çıkan hazalı görünce endişeyle hemen ayağa kalktık.

"Ne oldu? kötü bir şey mi oldu?"

"Duru uyandı!"

"Ne"

Hemen koşarak hastaneden içeri girdim. Benim canım.

Sevgilim uyanmıştı. Koridorda koşarak Eylül'ün yanına gittim.

"Hangi oda?"

"1029"

Doktora baktım başıyla beni onaylayınca hemen odaya girdim.

Yatakta gözleri kapalı bir şekilde ismimi fısıldayan kıza baktım.

"Karan"

Daha fazla beklemeden koşarak yatağın köşesine oturdum. Elini tuttum ve üst üste öptüm.

"Sevgilim"

Duru gözlerini açtı ve bana baktı ellerimi yanaklarına koyunca vücut ısısının eskiye döndüğünü anladım.

"İyi misin?"

Başını aşağı yukarı salladı.

"Annem ve babama... söylediniz mi?"

"Hayır haberleri yok"

"Söylemeyin"

Yutkunamadığını fark edince hemen komodindeki bardağa su koydum ve bir elimi başına koyarak suyu içmesine yardım ettim.

Geri çekildim. Odaya giren doktoru gördüm.

"Sonuçları gayet iyi isterseniz kontrol amaçlı bugün burada kalın yarın taburcu olabilirsiniz ama dikkat etmeniz gerek"

"Bugün çıkalım"

Duruya baktım. Bu birkaç gün okula gelmese dinlense iyi olurdu zaten.

"Tamam birkaç saate taburcu işlemlerini başlatırım ilaçlarınızı düzenli kullanmanız gerek"

Doktorun elinden ilaç reçetesini aldım.

"Geçmiş olsun"

Doktorun dışarı çıkması ile bizimkilerin içeri girmesi bir oldu kızlar koşturarak duruya sarılırken bense yalnızca sevdiğim kızı izliyordum.

Derin duruya sıkı sıkı sarılınca Duru acıyla inledi hemen devreye girdim kızları kenara çekerek uzaklaştırdım.

"Yavaş!"

"Aman porselen bebek sanki"

Derine baktım.

"Porselen bebek olmasa da benim bebeğim"

Derin'i daha fazla izlemeden duru'ya baktım küçük bir tebessüm ile bana bakıyordu kollarını yukarı kaldırıp bana sarılmak isteyince gözüme çok tatlı göründü hemen karşılık verdim.

"Güzelim benim"

"Karan?"

"Bebeğim"

"Karan?"

"Boncuğum"

"Ay yeter be kusucam şimdi bu ne böyle!"

Eylüle ters bakışlar attım. Ne diye odaya gelmişlerdi ki sanki ben burada sevgilimle biraz vakit geçirecektim.

"Kıskanıyor sevgilim sen boşver devam et... En son nerede kaldın ha bebeğim diyordun"

Duruya güldüm ve yanağından öptüm.

"Duru ben çok korktum öldün sandım"

Hazal fazlasıyla duygusaldı şimdi bile salya sümük ağlıyordu.

"Hazal yeter bayılacağım şimdi bir tur da beni öldü sanıp ağlarsın diye kendimi zor tutuyorum anla artık Duru hayatta yaşıyor!"

Hazal derine bakarken hepimiz derinin dediğine güldük.

"Derin sevgilimin üzerine gitme o çok hassas ve naif biri senin aksine"

"Yalnız bro sende benim sevgilim üzerine gitme o da çok hassas biri"

Emir'in söylediği şey üzerine kahkaha atan Eylül'ü herkes tip tip baktı.

"Derin mi hassas en son fulya'yı öldürme planları yapıyordu"

"Hiç değilsem senin gibi ayıl bayıl geçirip bahçeye çıkmadım"

"Hiç sorma bir bahçeye çıktım ki sakar ağlıyor. Bir de görsen bana nasıl içli içli bakıyor. Kaan teselline ihtiyacım var deyince biliyorsunuz ki ben de çok merhametli biriyim öyle kendimce bir tesellide bulundum"

"Sen mi tesellide bulundun. Burnunu üzerime silme diyorsun bu mu teselli"

"Hiç teselli etmeye de bilirdim sakar şükret bence"

Eylül kaan'a güldü ve önüne döndü. Duruya baktığımda İyi ki böyle arkadaşlara sahibim der gibi herkese bakıyordu.

"Teşekkür ederim İyiki varsınız"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

86okunma 12beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…