25. bölüm / 27
AKER KOLEJİProva
Bölümler 27Şu an: Prova
- 1 İlk bakış2.221 kelime
- 2 Karışık düşünceler1.767 kelime
- 3 Bazı gerçekler2.308 kelime
- 4 Futbol maçı2.219 kelime
- 5 Olaylı gün1.875 kelime
- 6 Disiplin kurulu2.110 kelime
- 7 Küçük temas1.895 kelime
- 8 Kamp'a yolculuk1.729 kelime
- 9 Kaybolduk2.137 kelime
- 10 Gördüğün kadar1.103 kelime
- 11 Öpücük1.653 kelime
- 12 Labaratuvar1.485 kelime
- 13 Beklenmeyen itiraf1.681 kelime
- 14 Yeni aşklar1.295 kelime
- 15 Korku evi1.282 kelime
- 16 Eğlenceli atışmalar925 kelime
- 17 Zaman927 kelime
- 18 Paintball oyunu1.773 kelime
- 19 Soğuk hava deposu1.084 kelime
- 20 Uyandı1.282 kelime
- 21 Çıkış1.235 kelime
- 22 Sinema gecesi1.056 kelime
- 23 Kura1.194 kelime
- 24 Kıskançlıklar1.060 kelime
- 25 Prova1.946 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 Bowling oyunu1.030 kelime
- 27 Bir trip meselesi1.042 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah uyanır uyanmaz formamı giydim ve kahvaltımı edip hemen okulun yolunu tuttum.
Okula gittiğim gibi sınıfa çıktım. Sınıfta Kaan eylül dışında herkes vardı.
"Günaydın"
Karan elimi tuttu.
"Günaydın güzelim"
Karan'a gülümsedim.
Hoca sınıfa girince hepimiz yerlerimize geçtik.
"Evet gençle..."
Kapıdan giren Eylül ve kaan'la hocanın sözü yarıda kesildi.
"Hocam kusura bakmayın eylül arkadaşım yüzünden motoru devirdikte... Sakar işte ne yaparsın"
Eylül bir kolunun dirseğiyle kaan'a vurdu.
"Geçin çocuklar yerlerinize"
Eylül ve kaan'da yerlerine geçince kadro tamamdı.
"Şimdi çocuklar biliyorsunuz ki tiyatro oyunu hazırlayacaktınız ama sınıftan birkaç arkadaşınız çok fazla çıkmak isteyince bizde çıkarmak durumunda kaldık bu yüzden şimdi yeni bir tiyatro oyunu olucak... Yine kura olacak"
"Hocam biliyormusunuz ben daha önce tiyatroda oynadım"
Derinin söylediği şeyle hocamız derine baktı.
"Öyle mi ne yaptınız?"
"Prenses ve yedi cüceleri oynadık"
Hoca başını salladı.
"Prenses rolünü oynadın heralde"
Derin kaşlarını çattı ve biraz düşündü.
"Yok hocam ya 'senin boyu kısa sen cüceyi oyna dediler' "
Hepimiz hoca da dahil derine kahkaha attık. Derin ise kaşları çatık bize bakıyordu.
"Yalnız hocam, arkadaşlar bu benim travmam siz niye gülüyorsunuz"
Hocanın artık gözlerinden yaş gelmişti.
Emir hemen yanındaki sevgilisine döndü.
"Çok haklısın fare sana kesinlike haksızlık yapmışlar yani bir elli boyunda prensesde olur"
Derin başını salladı.
"Bencede bana haksızlık yapt... Sen bana bir elli mı diyorsun lan!"
Emir kahkaha atarken derin emir'in saçlarını yolmaya başladı.
"Hey tamam ayrılın çabuk!"
Hocanın sesiyle derin emire ters ters baktı. Emir ise hâlâ gülüyordu.
"Üzülme ya bak bende uzunum diye ağaç rolünü oynamıştım"
Derin bir anda kahkaha attı.
"Lan seninki daha kötüymüş"
İkiside birbirine gülerken hoca elindeki fanus ile sınıfa seslendi.
"Şimdi çocuklar burada bildiğimiz birkaç teme popüler çocuk masalları var bunlardan birini ben seçeceğim sizde roller için kura yapacaksınız"
Hoca elini fanusta koyunca sınıfça hep beraber bağırıyorduk.
"Oooooo"
"Ooooo"
"Waoov domates çorbası!"
Sınıfça hepimiz sustuk ve Kaana döndük.
"Siz Ooo diyince... Aklıma geldi"
Gülerek hocaya baktık. Elindeki kağıdı açtı ve okudu
RAPUNZEL
"Ne"
"Ne!"
"Yok amına..."
"Ohaaaa"
Sınıfça Emire döndük. Eliyle ağzına fermuar çekti.
"Hocam nasıl Rapunzel oynayacağız?"
"Şöyle ki hazalcım... Bilmiyorum"
Hoca bir diğer fanusa rolleri yazdı.
"Evet sırayla çekin"
Herkes sırayla fanustan kağıt aldı. Elimdeki kağıdı heyecanla açtım.
Rapunzel
"Aaaa! Rapunzel çıktı"
Heyecanla bağırdım. Yanındaki Karan yerinden sıçradı.
"Hay boncuk odümü kopardın ya".
"Karan hadi sende aç"
Karan elindeki kağıdı yavaşça açtı.
Flynn Rider (Prens)
"Karan inanamıyorum! Prens çıktın!"
Hemen Karan'a sarıldım ikimizde birlikte rol oynayacaktık. Sırayla hepimiz açmaya başladık. Biz açtıktan sonra şimdide Hazal ve yiğitteydi.
Önce Hazal açtı.
"Ariana (Kraliçe)"
Hazal gülerek Yiğit'e baktı.
"Yiğit kraliçe olucam"
Yiğit hazal'a güldü.
"Gördüm çilli"
Yiğitte elindeki kağıdı açtı.
"Frederic (Kral)"
"Aaaa!"
Evet Hazal ve Yiğitte birlikte rol oynayacaktı. Derin ve Emire baktık.
Önce Emir açtı.
"Muhafız"
"Ya hocam bu ne ya benim gibi yakışıklı biri nasıl muhafız olsun"
Hoca gülerek Emire baktı. Derinde elindeki kağıdı açtı.
"Köylü kızı"
"What dedin gülüm... Ben ve köylü kızı"
Hepimiz derine çıkan rol ile güldük.
"Fare yakışır sana köylü kızı olmak"
Derin yapmacık bir şekilde güldü.
"Sende köyün muhtarı olacaksın ha"
Sırada Eylül ve Kaan vardı. Eylül elindeki kağıdı açtı.
"Anlatıcı"
"Ayy çok güzel ben hikayeyi anlatacağım"
Kaan yanındaki eylüle güldü. Ve elindeki kağıdı açtı.
Bize söylemeden kağıdı okudu ve kaşlarını çatarak bir anda kağıdı ağzına attı ve çiğneyip yuttu.
"Oğlum ne yapıyorsun"
"Hocam beni öldürsenizde ben o rolü oynamam"
Rapunzelin bütün rollerini düşündüm ama aklıma hiçbir şey gelmedi.
"Kaan ne geldi sana"
"Söylemem sakar"
"Ya hadi en fazla ne olabilirki"
"Maximus (At)"
Hepimiz büyük bir kahkaha attık.
"Oğlum rol roldür abartma"
"Ya hocam ne abartması... Yani bildiğimiz prens Karan üzerime binecek"
"Büyük bir zevkle"
Kaan ters ters Karan'a baktı.
"Evet Fulya sen Mert ve birkaç kişi kaldı"
Fulya elindeki kağıdı açtı. Ve bağırarak ayağa kalktı
"Ya hocam bilerek mi veriyorsunuz bunu bana resmen ikidir cadı çıkıyor"
"Hah hak ettiğin rol işte"
Fulya sinirle bana baktı bense sadece güldüm.
"Gothel (cadı)"
"Güzel rol" dedi hoca.
Mertte elindeki kağıdı açtı.
"Köylü"
Birkaç kişi daha kağıdını açtı ve içinden köylü çıktı.
"Hocam ne zaman başlıyoruz bu tiyatroya?"
"Bugün okul çıkışı senaryoları dağıtacağız sizde bir hafta kende aranızda provalar yapın sonra sizi birkaç kez biz çağıracağız"
Hepimiz başımızla onayladık. Derslere girdik çıktık derken öğlen arası geldi. Hep beraber bir Bank'ta yemek yedik.
Birlikte vakit geçirmeyi çok seviyordum. Çok eğlenceli oluyordu.
Saat dolunca hep beraber derslere girdik. Dersler bittiğinde çantalarımızı aldık.
Annemi aradım ve eve biraz geç geleceğimi okulda olduğumu söyledim.
Sınıfça tiyatro salonuna indik önce koltuklara oturduk. Nesrin hocamız önce bir konuşma yapacağını söyledi.
"Şimdi çocuklar hepinizin rolü belli sizlere senaryoları dağıtacağım Şimdilik elinizde senaryoyla olabilirsiniz ama sonradan ezberlemek zorundasınız bu bir haftada derslerden muhafsınız çıkışlarda gelin çalışın biz sizi zaten çağıracağız"
Hepimiz başımızla onayladık.
BİR HAFTA SONRA
"Aaaa bacaklarımı hissetmiyorum! Anne bacaklarım kopmuş anne!... Anne çabuk gel kollarımda yok"
Odamın kapısı bir anda açıldı karşımda gördüğüm annemle uykulu gözlerimi ovuşturdum.
"Allah seni kahretmeye Duru ödümü kopardın"
Uyku sersemi konuştum.
"Yani bacaklarım yerindemi?"
Annem güldü ve saçlarından öptü.
"Evet bacakların yerinde hadi kalk okula güç kalıcaksın"
Zorda olsa yataktan çıktım. Üstümü değiştirdim, saçlarımı dağınık topuz yaptım. Tam bir haftadır prova yapıyorduk ve ben bu provalarda gülmekten yıkılıyordum. Bugünde hocaya gösterecektik daha ilk defa izleyekti.
Senaryo kağıtlarını çantama koydum ve kahvaltıya indim hızla kahvaltımı yaptıktan sonra okula doğru ilerledim.
Sınıfa çıktığımda herkes sınıftaydı.
"Allah'ım çok yorgunum ya"
Eylüle katılıyordum yorgunluktan gözlerim ağrıyordu.
Kader hoca derse girince hepimiz yerlerimize geçtik. Hoca derse başlayacakken sınıfa bir kız girdi.
"Hoca dersinizi bölüyorum kusura bakmayın... Karan, Duru, Derin, Emir, Hazal, Yiğit, Eylül, Kaan, Fulya ve Merti Nesrin hoca çağırıyor tiyatro için"
Kader hoca sınıfa baktı.
"E kızım başka öğrenci kalmadı. Bizde inelim bari"
Sınıfça hepimiz tiyatro salonuna indik.
Bizim ekip sahnenin arkasına geçti. Nesrin hocada buradaydı.
"Çocuklar hazır mısınız bunu gerçek tiyatro oyunu gibi düşünün"
"Hocam tamam ya sanki televizyona çıkıyoruz... Sizde bizi heyecanlandırıyorsunuz"
Hoca Emire güldü ve ön tarafa geçti bizde hemen elimizdeki kostümleri giydik. Bunlar henüz geçiciydi.
Kafama uzun bir örgülü sarı saç peruk taktım. Diğerleride giyindi.
"Evet başlıyoruz Yiğit ve Hazal fırın sahneye"
Biz sahne arkasında perdenin kenarından izliyorduk.
Sahneye kral ve kraliçe yani Yiğit ve Hazal çıktı. Hazal kucağındaki oyuncak bebeğe neşeyle bakıyordu.
Arka taraftan Eylül mikrofondan hikayeyi anlatmaya başladı.
"Bir varmış, bir yokmuş. Uzak diyarlardaki bir krallıkta, uzun zamandır çocuk sahibi olmayı bekleyen bir kral ve kraliçe yaşarmış. Bir gün güzel bir kız çocukları dünyaya gelmiş. Ona Rapunzel adını vermişler."
Kraliçe (Hazal): Bak sevgilim, kızımız ne kadar güzel!
Kral (Yiğit): Ona çok güzel bir hayat sunacağız. Her zaman yanında olacağız.
Yiğit ve Hazal bebeğe sevgiyle bakar. Bir süre sonra sahneye gothel (Fulya) gizlice girer.
Eylül anlatmaya devam etti.
"Ancak kötü kalpli Gothel, Rapunzel'in özel güçleri olduğunu öğrenmiş. Onu ele geçirmek için gizlice saraya girmiş"
Gothel (Fulya): Bu çocuk benim işime çok yarayacak. Onun sihirli saçları sayesinde genç kalabilirim.
"Kral cadının bahçesinden marul çalmıyormuydu?"
Hepimiz sinirle kaan'a baktık. Ön tarfatan gelen gülme seslerine aldırmadan devam ettik.
Fulya bebeği aldı ve sahneden çıktı. Arka tarafa geldiğinde bebeği yere attı.
"Bu nasıl bebek mübarek çakiye benziyor"
Fulyanın dediğine ilk defa katılarak güldük.
Kraliçe (Hazal): Hayır! Bebeğim nerede?
Kral (Yiğit): Muhafız! Hemen kızımızı bulun!
"Bu da sanki yakışıklı güvenlik gibi giyinmiş hele bak bir kelepçesi eksik"
Derin emire bakarak söylenirken Emir muhafız olarak sahneye çıktı.
Muhafız (Emir): Emredersiniz kralım! Her yeri arayacağız.
Eylül anlattı.
"Ancak Rapunzel'i bulamamışlar. Gothel, küçük kızı ormanın derinliklerindeki yüksek bir kuleye götürmüş."
Emir sahnenin arkasına geldi. Ve bize baktı.
"Siz balığ köpeğsini gördünüz"
Emire güldük. Elime tarağımı alarak sahneye çıktım. Dah doğrusu kuleme çıktım.Bizim sınıftan başka kimse yoktu. Çok heyecan vericiydi.
Eylül bir yandan anlatmaya devam ediyordu
"Yıllar geçmiş ve Rapunzel büyümüş. Uzun, sihirli saçlarıyla yüksek bir kulede yaşıyormuş. Gothel ise onu dış dünyadan uzak tutuyormuş."
Rapunzel: Ah, şu kuleden bir çıkabilsem! Dışarıda neler olduğunu çok merak ediyorum.
Fulya cadı olarak kulenin önüne gelir.
Gothel: Rapunzel! Rapunzel! Saçlarını aşağı sarkıt!
Penceren dışarı eğildim. Takma saçımı aşağı bıraktım. Fulyada ona tırmanıyormuş gibi yaparak kulenin altındaki kpidain yanıma çıktı.
Rapunzel: Anne, bugün dışarı çıkabilir miyim?
Gothel: Dışarısı çok tehlikeli. Burada güvendesin.
"Bu varya aynı benim annem"
Arkadan gelen Eylül'ün sesiyle gülüşünü zor sakladım.
Rapunzel: Ama bütün gün burada kalmaktan sıkıldım.
Gothel: Yeterince konuştuk. Ben senin iyiliğini düşünüyorum.
Sahneye Karan ve Kaan girer. Karan etredina bakarak yürürken Kaan ise bir at gibi dört ayak üstünde Karan'ın pesinde dolanır.
"Hocam bu ne ya bir de önüme kemik atın tam olacak"
Kaanin sahneyi bozmasıyla hepimiz durduk. Sahne arkasındakiler kahkaha atarken Kaan daha kendini açıklıyordu.
"Hele hale bakya atıl kurt demediği kaldı"
"Heyy kaan role devam"
Kaan oflayarak Nesrin hocaya baktı.
"Bir gün, ormanda yolunu kaybeden Flynn Rider adında bir prens, karşısına çıkan yüksek kuleyi fark etmiş."
Eylül'ün konuşması bitince Karan devreye girdi.
Flynn (Karan): Vay canına! Burada böyle bir kule olduğunu bilmiyordum.
Köylü kız olan derin ve köylü erkek olan Mert sahneye girer.
"Şu rolü kaç defa değiştirelim dedim"
Evet bir diğer sıkıntıda Emirin köylü erkek rolünü Mert'in oynamasını istememesiydi.
Köylü kız: O kuleye yaklaşmanı önermem.
Flynn: Neden? İçinde bir canavar mı yaşıyor?
"Aynen kanka"
Emirin sesiyle hoca susun dedi.
Köylü erkek (Mert): Hayır, orada uzun saçlı bir kız yaşıyor. Onu kimse göremiyor.
Flynn: İlginç. Sanırım biraz araştırma yapmam gerekecek.
Mert ve derin sahneden çıkarken Karan ve Kaan kuleye yaklaşır.
Flynn: Merhaba! Orada kimse var mı?
Başımı pencereden uzattım.
Rapunzel: Sen de kimsin?
Flynn: Ben Flynn Rider. Peki ya sen?
Rapunzel: Ben Rapunzel. Beni buradan çıkarabilir misin?
"Bu da dünden razı kocaya kaçmaya"
Derinin sesiyle güldüm.
"Ama hocam arkadan konuşuyorlar"
Hoca arka tarafa uyarı geçerken ben ve Karan konuşuyorduk.
"Boncuk kurtarayım mı seni?"
"Zahmet olacak ama kurtar beni"
"Devam edin sahneye"
Hocanın sesiyle sahneye devam ettik.
Flynn: Önce bir anlaşma yapalım. Sana yardım ederim, sen de benimle evleneceksin.
İri gözlerle Karana baktım.
"Yok daha neler hocam Karan senaryoyu 360 derece değiştirdi"
Hoca Karana bakınca Karan konuştu.
"Kusura bakmayın hocam ağzımdan çıktı"
Karan bana baktı ve göz kırptı.
Flynn: Önce bir anlaşma yapalım. Sana yardım ederim, sen de bana dışarıdaki yolu gösterirsin.
Rapunzel: Anlaştık!
Saçlarımı aşağı sarkıttım. Kafanda çıkıyormuş gibi yaparak kapıdan girdi.
"Oruspu çocuğu benide aşağıda bıraktı"
Kaan'ın sesiyle hepimiz kahkaha attık. Hoca duymadığı için şanslıydı.
Sahneye Fulya girdi ve benim odama bakıp Karanı görüyor
Gothel: Bu da kim?!
Rapunzel: O benim arkadaşım. Bana dışarıyı gösterecek.
Gothel: Sana dışarı çıkmayacağını söylemiştim!
Flynn: Hanımefendi, biraz sakin olsanız?
"Bu da sanki doğum yaptırıyor... Birde ıkın de"
Karan arka taraftaki Yiğit'e ters bakışlar attı kuleden arka taraf görünüyordu.
Gothel: Sen karışma! Rapunzel, hemen benimle geliyorsun.
Rapunzel: Hayır! Artık kendi kararlarımı vermek istiyorum.
Gothel: Bunca yıldır senin için yaptıklarıma karşılık bu mu?
"Sütünüde haram et kuremın"
Kaana güldüm ve sahneye odaklanmaya çalıştım.
Rapunzel: Beni korumakla beni hapsetmek aynı şey değil!
Gothel yani Fulya sinirle sahneden çıktı.
Yiğit ve Hazal sahneye girer. Kral elinde bir fener tutar.
Eylül anlatır.
"Bu sırada kral ve kraliçe, yıllardır kayıp kızlarını aramaktan hiç vazgeçmemişler."
"Sanki madende altın arıyorlar salaklar"
"Emir sus"
"Tamam hocam"
Kraliçe: Sence kızımız hâlâ hayatta mı?
Kral: Elbette. Onu bulacağımıza inanıyorum.
Muhafız Emir sahneye koşarak gelir.
Muhafız: Kralım! Ormanda genç bir kız ve bir prens gördük. Kızın çok uzun saçları varmış.
Kraliçe: Bu o olabilir mi?
"Yok daha neler çocuğu bebekken kaybediyorlar ama uzun saçlarından arıyorlar"
Eylül'ün kısık sesini duyduk
Kral: Hemen onları bulmalıyız!
Ben ve Karan kuleden inmiş şimdide el ele yürüyorduk. Kaan'da arkamızdan sürünüyordu.
"Bak ya bir tasmam eksik amına koyim"
Kaan söylenirken sahneye Hazal ve Yiğit girdi.
Kraliçe: Rapunzel!
Hazal koşarak geldi ve bana sarıldı
Rapunzel: Anne! Baba!
Yiğitte geldi ve bana sarıldı.
Kral: Seni bulduğumuza inanamıyorum, kızım.
Rapunzel: Ben de sizi çok özledim.
Flynn: Sanırım artık evine dönebilirsin, Rapunzel.
Rapunzel: Asıl evim, sevdiklerimin yanında olduğum yer.
Senaryoda olmayan bir şey yaptım ve Karani yanağından öptüm.
Eylül
"Ve böylece Rapunzel ailesine kavuşmuş. Özgürlüğün ve sevginin değerini öğrenmiş. Kral ve krali... Ahhh!"
Eylül'ün sesiyle Kaan koşarak arka tarafa geçti.
Arkadan gelen kahkaha sesi duyuldu. Ve mikrofona konuşan kaan'ın sesi.
"Arkadaşlar... Güvenlikle alakkalı hiçbir sıkıntımız yok"
Hep birlikte kahkaha attık
Bölüm etkileşimi
