AKER KOLEJİ kitap kapağı

9. bölüm / 27

AKER KOLEJİ

Kaybolduk

Vaveyla Yazarı: Mine Çakır

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: Kaybolduk

"Benden bu kadar!"

Sinirle elimdeki çadırın demirini yere attım. Bir saattir bir çadırı dört kız kuramıyorduk. Herkes çadırını kurmuş ve öğretmen eşliğinde geziyorlarken biz sefiller çadır kurmaya çalışıyorduk. Karanlar Kendi çadırını kurmuş bize nispet yapar gibi oturup bizi izliyorlardı tabii onlarada eğlence çıkmıştı.

"Evet Duru da adaya veda etti"

Eylül'ün söylenmesini umursamadan yere çömelmiş çadıra umutsuz bakışlar atan hazalın yanına çöktüm. Karan bana baktı ve tahminen beceriksizliğime gülüyordu.

"Kızlar derin nerede"

Eylüle baktım. Tam konuşup bilmiyorum diyecekken çadırın altından değişik sesler geldi. Birkaç dakika sonra çadırın altından nefes nefese kalmış bir şekilde derin çıktı. Gülmemek için kendimi çok tutuyordum.

"Geri zekâlılar 2+1 ev gibi çadır almışlar sanki göç ettik. Şu hale bak ölüyordum az daha"

Hepimiz bu söylediğine güldük hatta emir kahkaha atmıştı. Bunu gören derin ters gözler ile Emir'e baktı.

"Çok mu komik öküz insan bi gelir yardım eder. Hemen götünü devirdin"

"Evet çok komik ayrıca hepimiz oturduk bana niye tek kızıyorsun"

"Çünkü sen tek gözüme batıyorsun...sırık seni"

Emir kendini beğenmiş bir edayla saçlarını karıştırdı ve derine baktı.

"Tabii böyle yakışıklı olunca doğal olarak göze batıyorum"

"Ay götüm"

Derin Emir'e gözlerini devirdi ve bize döndü.

"Size de aşk olsun yani insan bir yardım eder"

"Derin ben çok yoruldum"

Hazal bunu çok masum söylemişti. Yiğit'e göz ucuyla baktığımda küçük bir tebessüm ile hazala bakıyordu.

"Ya canım benim çok mu yoruldun... Bana bak Hazal bir saattir oturuyorsun sen neye yoruldun"

"Ama derin sen dedin ya geç otur diye"

"Dedim de boşa mı dedim Hazal. Çadırı ters kurdun ya!"

İşte buna güldüm.

"Harbi çilli sen o çadırı nasıl ters kurdun"

Hazal yiğite baktı

"Bilmiyorum videoda anlatılanları yaptım aslında"

"Pekte yapamamışsın gibi"

"Sen çok biliyorsun değil mi salak"

"Sakar?"

"Ne var"

Kaan pis pis sırıttı

"Az önce elindeki parçayı yanlışlıkla kırıp neden arkaya attın?"

"İnanamıyorum sana eylül bizde o parçayı arıyoruz" dedim

"Valla boncuk sen çok aramadın gibi"

Kaşlarımı çattım.

"Nereden biliyorsun ben gayette arıyordum.

"Daha çok çadırın arkasında çikolata yiyorsun gibi ama"

Karan'a inanamaz gözler ile baktım. Nasıl gördü be

"Duru"

Derine döndüm ve yutkunarak kendimi açıklamaya çalıştım.

"Ama...acıkmıştım."

Derin sinirle bana bakarken karan'a döndüm ve "sen bekle"bakışı attım. O ise son söylediğime kahkaha atıyordu.

"Tamam siz oturun biz yapalım"

Sevinçle yiğite baktım. Hemen ayağa kalktım ve üzerimi silkeledim.

"O zaman size kolay gelsin" dedim

"Nereye?"

"Hiç öyle etrafa bakacağım"

Kızlar beni başlarıyla onayladılar. Çadırların olduğu taraftan uzaklaştım. Telefonumu çıkardım. Etrafta gördüğüm herşeyi çekmeye başladım. Bir saat kadar resim çekmeye öyle dalmıştım ki kamp yerinden uzaklaştığımı bile anlamamıştım.

Korkuyla çevreme baktım. Öğlen saatleriydi ve ben gündüz gözüyle kaybolmuştum

Allah'ım sen yardım et nasıl dönecektim şimdi ya kurtlar, ayılar yesde beni, gözlerim dolmuştu zaten hemen ağlayan biriydim.

"Tamam Duru sakin ol hiçbir şey olmayacak...Aaaa!"

Bağırarak ormanda kaçmaya başladım. Nefes nefese durdum ve etrafımda bir tam tur döndüm. Gözlerimden yaşlar gelmişti.

"Boncuk!"

Arkamı döndüm bana doğru gelen karan'ı görünce rahatladım ve istemsizce daha çok ağladım. Koşarak kara'nın yanına gittim. Hiç beklemeden kollarımı beline sardım.

Karan rahatlamış bir nefes verdi. Bir eli ile başımı tutmuş göğsüne yaslamıştı diğer elini belime sardı ben ise hâlâ ağlıyordum.

"Tamam boncuk sakinleş bak ben burdayım"

"K-karan ben çok korktum"

"Güzelim bak bana... Birşey yok sakinleş iyisin"

Karan elleri ile yanaklarımdaki yaşları siliyordu. Ona biraz daha sıkı sarıldım. O da beni sakinleştirmek için konuşuyordu. Saçlarıma küçük bir öpücük bıraktı ve geri çekildi.

"Gel hadi kamp yerine gidelim"

Başımı sallayarak onayladım. Karan elimi tuttu geldiği yöne doğru çekiştirdi.

HAZAL KARA

Duru ve Karan on beş dakikadır ortalıklarda yoktu. Sanırım yokluklarını bir tek ben fark etmiştim çünkü herkes şuan kafasına göre takılıyordu. Daha fazla dayanamadım ve oturduğum yerden kalktım.

Birine söyleyecektim ama kime diye kara kara düşünürken. Yanıma doğru gelen yigiti fark ettim. Şuan hiç onunla uğraşmazdım.

"Çilli ne oldu"

Acaba söylesem mi yok ya

"Bir şey yok" dedim

"O yüzden mi bir oraya bir buraya gidiyorsun

"Karan ve Duru ortaklıkta yoklar onlar için endişelendim"

Yiğit etrafa baktı gözleri Karan'ı arıyordu onu göremeyince kaşları çatık bana döndü.

"Bende görmedim... Ama sen telaşlanma şimdi gelirler"

Nasıl telaş etmiyeyim

"Yok benim içim böyle rahat etmeyecek ben en iyisi bi etrafa bakayım"

Yiğit sıkıntılı gözler ile bana baktı.

"Tamam dur bende geliyorum"

Yiğit'i başımla onayladım. Sonuçta kocaman orman tek ararken korkardım.

Birlikte orman yoluna doğru ilerledik.

DURU ACAR

"Karan sen emin misin bu yolun doğru olduğuna"

Karan durdu ve bana döndü.

"Boncuk sanırım gerçekten kaybolduk"

"Ne!" Dedim

Karan hemen bana yaklaştı.

"Korkma bir yolunu bulacağız hem çocuklar şimdi fark etmiştir yokluğumuzu"

Kara'nın elini daha sıkı tuttum.

"Korkmuyorum sen varsın"

Karan bana gülümsedi ve yüzüme eğildi.

"Ben varken zaten hiçbir şeyden korkma boncuk"

"Sen varsan korkmam Karan"

Karan elimi daha sıkı tutu ve yürümeye başladık. Biraz yürüdükten sonra ben sessizliği bozdum.

"Karan senin hiç kız arkadaşın oldu mu...yani tabi söylemek istemezsen anlarım"

"Oldu"

Kalbime bir ağrı girdi nefes alamadım.

"Peki senin hiç erkek arkadaşın oldu mu?"

"Oldu"

Kara'nın adımları durdu ve bana döndü yüzü kasılmıştı.

"Sevdinmi onu?" Meraklı ve bir o kadar sert bir sesle sordu.

"Sevdim ama... aşık olmadım"

Karan kaşlarını çattı

"Fark ne?"

"Sevgi bazen sadece bir alışkanlıktır. Birini seversin, hayatında yeri olur ama zaman geçtikçe o his de değişebilir, hatta bir gün tamamen bitebilir. Aşk ise bence bundan daha fazlası. Aşk, insanın uğruna kendi doğrularından bile vazgeçebileceği,kaybetmemek için herşeyi göze alabileceği bir şey. Sevgiyle bağlanırsın, aşkla göze alırsın"

Karan büyülenmiş gibi bakıyordu. Boğazımı temizledim.

"Demem o ki ikiside çok farklı"

Karan bakışlarını dudaklarıma çevirdi ve bana yaklaştı. Ellerini belime yerleştirdi, ben ise heyecandan tepki bile veremiyordum. Karan iyice yüzüme eğildi. Dudaklarımızın birleşmesine milimler kala...

"Hooppp! Durun"

HAZAL KARA

Yiğit ile yarım saattir ormanda dolanıyorduk. Yiğit ne kadar ben yolu biliyorum desede pek güven vermiyordu.

"Çilli?"

"Efendim"

"Sen Berki seviyormusun?"

"Evet yani iyi biri"

Yiğit durdu ve bana döndü.

"Sen yine de çok yaklaşma ona"

"Neden?"

Yiğit tam cevap vericekti ki çalıların arasında gördüğüm fare ile korkuyla çığlık attım.

"Ne oluyor lan!"

Yiğit arkasına baktı ve bize doğru gelen fareyi gördü.

"Yiğit! Fare ayyy çok büyük Allah'ım sen bizi koru"

Yiğit bana döndü ve güldü.

"Çilli az daha abart istersen. El kadar fare"

"Evet aynı senin elin kadar fare"

Yiğit güldü. Fare üzerimize doğru gelince koşarak yiğitin sırtına atladım. Öne doğru sendeledi.

"Napıyorsun çilli?"

"Yiğit sakın beni indirme!"

Yiğit alayla güldü.

"Neden indirmeyeyim"

"Vallahi istediğini yaparım"

"Sözümü aldım ama ha"

"Tamam tamam hadi yürü"

Biraz ilerledikten sonra. Yiğitin sırtından indim. İlerde neredeyse öpüşecek kadar yakın olan Duru ve karan'a şokla baktım.

"Hooppp! Durun"

Duru ve Karan hızla bize döndü. Duru yüzümüze bakamıyordu. Çok utanmıştı haklı olarak.

DERİN ÖZKAYA

Çadırları çoktan yapmış oturmuştuk. Ama dikkatimizi bir şey çekmişti Duru, Hazal, Yiğit ve Karan ortalıkta yoktu bizde hemen ikiye ayrıldık ve onları aramaya koyulduk. Aslında Eylül ve ben ikimiz olucaktık ama ikimizde kız kıza biraz zor olabilirdi bu yüzden Emir ve ben Kaan ve eylül olmak üzere aramaya başladık.

"Nerede bunlar ya?"

"Aha bak şuradalar"

Emirin gösterdiği yer baktım ve kimseyi göremedim. Emir'e döndüm

"Şaka mısın"

Emir göz devirdi.

"Yarım saattir arıyoruz hep aynı şeyi demekten sıkılmadınmı?"

"Yok sıkılmadım sanane!"

Emir'e sinirle baktım ve önüne geçtim. Birkaç adım yürüyordum ki . Bir dalın bacağımı çizmesi ile olduğum yerde acıyla inledim. Emir hemen yanıma geldi.

Endişeyle çizilen yere baktı çok büyük değildi çizilen yer ama kanıyordu.

"İyi misin çok acıyor mu?"

"Evet acıyor" dedim.

"Acır tabi hayır sanki nereye geliyorsun. Kıçını başını açmışsın"

Emir'e ters ters baktım. Ama bacağım daha çok acıyordu. Dizleri üstüne önümde diz çöktü ve bacağımı tuttu. İçimde birşeyler kıpırdadı. Elinin sıcaklığı bacağıma nüfuz etti. Nedensizce heyecanlanmıştım.

Emir yutkunarak elinin bacağımda çizdiğim yere yavaşça dokundu. O dokununca sanki acısı geçmişti.

"Acıyor mu?"

Ağzımdan bir anda....

"Hayır" çıktı

Emir bana baktı ve güldü. Elini yaranın olduğu yerden başlayarak biraz daha yukarı götürdü. Kalbim durmuştu neden ona karşı gelmiyordum. Ağzımı bile açamıyorum.

"Ne yapıyorsunuz amına koyim?"

EYLÜL KILIÇ

Kaan ile yolu kaybetmiştik. Ve birazcık benim yüzümden çamura düşmüş olabilirdik.

"İnanamıyorum sana sakar üstüm başım hep çamur oldu"

"Ben ne yaptım ne düşerken götümün dibinde durmasaydın sende"

"Birde ben suçluyum"

Evet anlamında başımı salladım. Kaan kızgınlıkla üzerime doğru geldi.

"Gelme üstüme katil"

Gülerek koştum. Kaan'da sinirle peşimden geliyordu.

"Hayranlarım beni kampta bile bırakmıyorlar"

Gülerek söyleniyordum ki Kaan bir kolumdan tutarak beni sertçe kendine çevirdi. O kadar hızlı dönmüştüm ki dudağım çok hafif kaan'ın dudağına değmişti.

Kaan ile birbirime şok içinde baktık resmen öpüştük. Sinirle kaan'ı dövmeye başladım.

"Geri zekâlı niye öpüyorsun beni!"

"Ne!"

"Ne!'

"Ne!"

"Al amına koyim bir biz öpüşemedik"

DURU ACAR

Yiğitin sesini duymamızla hemen Karan'dan ayrıldım. Rezil olmuştuk hem onlar gelmeseydi ne olacaktı öpüşecekmiydik.

"Yiğit hatırlat eve döndüğümüzde belanı sikicem"

Karan yiğite kızarken Hazal hızla yanıma geldi.

"Duru teyzemi olucam ben"

Gözlerimi iri iri açarak hazala baktım.

"Yok daha neler"

"Daha değil"

Karan'a baktım. Kırmızı yüzüme baktı sinirini unutup güldü. Beni baştan aşağı yavaşça süzdü ve göz kırptı.

"Hayır amına koyim ben daha amca olmak için çok gencim"

Yiğit'e baktım. O da sinsice sırıtarak bana bakıyordu. Hepsine sinnirle bağırdım.

"Ne amcası ne teyzesi ya saçmalamayın"

Onları bıraktım. Hızla yürüdüm Hazal yanıma gelmişti Karan ve Yiğit ise arkadan geliyordu biraz ilerledikten sonra.

Emiri bir eli derinin bacağında gördük.

"Ne yapıyorsunuz amına koyim?"

Emir ve derin ışık hızında bize döndü. Derin aceleyle konuştu.

"Bir şey yapmıyorduk ayağımı çizmiştim. Ona bakıyordu"

"Derin teyzemi olucam"

Yiğit gülerek hazala baktı.

"Çilli sen teyzemi olmak istiyorsun"

Hazal hülyalı hülyalı güldü.

"Evet"

Derin hemen hazala baktı.

"Ne alaka?"

Derin bize kızdı ve bu seferde sinirle o önde yürüdü. Kulağımda hissettiğim sıcak nefes ile Karan konuştu.

"O öpücüğü senden alıcam boncuk"

"Bekle alırsın" dedim

Hemen derinin yanına koştum. Biraz ilerledikten sonra Eylül'ün sesini duyduk.

"Geri zekâlı niye öpüyorsun beni!"

"Ne!"

"Ne!"

"Ne!"

"Al amına koyim bir biz öpüşemedik"

Karan'a elimle sus yaptım. Eylül kaan'ı dövmeyi bırakıp bize döndü.

Hazal tam konuşacakken. Yiğit elini hazalın ağzına koydu ve hazalın kulağına eğildi.

"Öpüşmekle çocuk olmaz çilli"

Hazal gözleri yiğite çevirdi. Çilleri turunculaşmıştı. Yiğit serseri gülümsemesi ile hazala bakıyordu.

"Ya bu salak beni öptü!"

"Sakar ben seni öpmedim. Seni hızla çekince oldu"

Eylül ateş çıkan gözler ile kaan'a bakıyordu.

"Size ne oldu böyle?"

Üstleri hep çamurdu. Kaan sorumu cevapladı.

"Sakar sayesinde iki kere ölümden döndük bir kere tepeden yuvarlandık iki kerede çamura battık"

"Artık dönebilirmiyiz"

Emire hepimiz katıldık ve yürümeye başladık bugün olanları kızlar ile konuşacaktım. Zor da olsa ışıkları takip ederek kamp yerini bulmuştuk.

Hızla su içmeye gittim. Kızlarda benimle gelmişti.

Hazal bize baktı.

"İnanamıyorum. Önce Karan ile duruyu öpüşecekken yakaladık sonra emiri eli bacağında derin ile yakaladık, en son da eylül ve kaan'ı öpüşmüşken"

Derin şokla bana baktı. Eylül ise hem bana hem de derine bakmıştı.

"Siz öpüşecekmiydiniz?"

"Bilmiyorum derin o an Hazal ve Yiğit gelmesiydi ne olurdu bilmiyorum"

"Peki siz derin, emir neden bacağına dokunuyordu?"

"Ya çocuk sadece bacağımdaki çiziğe bakıyordu. Hazal abartıyor"

"Çocuklar yemek yiyeceğiz buraya gelin"

Hava kararmaya başlamıştı hocalar yokluğumuzu bile fark etmemişlerdi.

Kızlarla hemen yemek alanına gittik köfte dürüm vardı hepimiz bir tane ve oturduk yedik.
Hocalar ateş yakmışlardı. Hepimiz onun etrafına oturduk kızlar olarak biz yan yana oturmuştuk. Karşımızda karanlar oturuyordu.

Hocamızın buraları sevdinizmi adlı konuşmasını pek dinlemiyorum. Karan'a bakyiginda dalgınca bana bakıyordu. Ona küçük bir tebessüm gönderdim. O ada güldü. Bir süre sessizce oturduk sonra derin konuştu.

"Hocam yanımızda getirdiğimiz müzik çalardan şarkı açalım mı?"

Hoca başını salladı. Derin yanımızdan kalktı. Emir ise arada bir derinin bacağına bakıyordu. Sanırım çiziğin son durumuna bakıyordu. Derin müzik çaları getirdi ve sınıflara baktı.

"Arkadaşlar şimdi ya olmayacak aşk acımız için overthink şarkısı açayım ya da eğlenceli bir şarkı açayım dans edelim."

Herkes derine güldü.

"Arkadaşlar benim listemden açacağım"

Onayladık onu şarkıyı açmıştı iki üç demedin çoğu öğrenci ayağa kalkıp dans etmeye başladı. Birkaç şarkıdan sonra ben ve derinde oynamaya kalktık.
Listede Gülşen'den be adam çalıyordu.

"Gizleme benden çekinme söyle
Yollarım açık yürekli ol
Saklanma benden derdini söyle
Sen karşıma çık yürekli ol
Kaçırma gözlerini
Dinle kalp sesini
Söyle seviyorsan yürekli ol"

Sarkı da özellikle karan'a bakarak dan ettim. Çünkü şarkı sözleri tam onaydı. O ada gülerek hatta kahkaha atarak karşılık verdi. Derinin iki elini tutmuş etrafında çeviriyordum. O da fazlası ile eğleniyordu. Derin ile aynı anda parmağımızı üçten geriye saydık ve ikimiz bağırarak şarkıyı söylemeye başladık.

"İçine ata ata ne hale düştün
Tuta tuta çatlayacaksın be adam
Çekinme hadi hadi söyle de Kurtul bundan
Kura kura kurudun ne adam"

Birkac şarkıdan sonra saat geç olduğu için çadırlara geçtik. Kızlarla ,askerler yaptık ve geç saate kadar olaylar hakkında konuştuk.

Ve erken kalkacağımız için hemen uyuduk."çocuklar kalkın hadi hemen kalktık. Karanların yardımı ile hemen topladık çadırları. Servis geldiğinde ona bindik. Bu sefer hazalın yanında ben oturuyordum. Eylül ile de derin oturuyordu. İkimizde birbirimize yaslanarak uyuduk. Servis okulun önünde durduğunda indik. Gerçekten çok yorgundum.

"Fıstık!"

Sesin geldiği yöne baktığımda motoruna yaslanmış Yavuzu gördüm.

Yavuz teyzemin oğluydu

"Yavuz!"

Koşarak havuza sarıldım. O da hemen beni kendine çekti. Yanaklarımdan öptü.
Yavuzu bir kardeş bir abi olarak görüyordum bu yüzden hiçbir sorun yoktu benim için.

"Ne zaman geldiniz?"

"Dün akşam"

Havuza iyice sarıldım. Arkamı döndüm kızlar ile vedalaşmak için ama sanırım eve gitmişlerdi. Hemen yavuzun motoruna bindim sarıldım ona ve eve doğru yol aldık.

Nereden bilebilirdim ki arkamda bir sinir küpünü bıraktığımı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

122okunma 12beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18