23. bölüm / 27
AKER KOLEJİKura
Bölümler 27Şu an: Kura
- 1 İlk bakış2.221 kelime
- 2 Karışık düşünceler1.767 kelime
- 3 Bazı gerçekler2.308 kelime
- 4 Futbol maçı2.219 kelime
- 5 Olaylı gün1.875 kelime
- 6 Disiplin kurulu2.110 kelime
- 7 Küçük temas1.895 kelime
- 8 Kamp'a yolculuk1.729 kelime
- 9 Kaybolduk2.137 kelime
- 10 Gördüğün kadar1.103 kelime
- 11 Öpücük1.653 kelime
- 12 Labaratuvar1.485 kelime
- 13 Beklenmeyen itiraf1.681 kelime
- 14 Yeni aşklar1.295 kelime
- 15 Korku evi1.282 kelime
- 16 Eğlenceli atışmalar925 kelime
- 17 Zaman927 kelime
- 18 Paintball oyunu1.773 kelime
- 19 Soğuk hava deposu1.084 kelime
- 20 Uyandı1.282 kelime
- 21 Çıkış1.235 kelime
- 22 Sinema gecesi1.056 kelime
- 23 Kura1.194 kelime · Okuduğun bölüm
- 24 Kıskançlıklar1.060 kelime
- 25 Prova1.946 kelime
- 26 Bowling oyunu1.030 kelime
- 27 Bir trip meselesi1.042 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sinema gecemiz kaldığı yerden devam ediyordu. Filmi zorda olsa bitirmiştik.
"Tamam doğruluk mu cesaretlik mi oynayalım"
Yarım saattir oyun arıyorduk. Ortaya attığınm fikir ile herkes onayladı.
Bir yer masasının etrafında daire yaptık benim yanıma Karan oturdu, Hazal ve Yiğitte yan yana oturdu derin,Emir ve eylül, kaan'da karşılıklı oturunca şişeyi ilk ben çevirdim.
Şişenin kapak kısmı kime denk gelirse o sorucaktı.
Şişenin kapak kısmı hazala denk gelince güldüm. Hazalda bana güldü.
"D mi? C mi?"
"Doğruluk"
Hazala soracağım soruyu iyice düşündüm
"İlk öpücüğü kime verdin?"
Sorum ile beraber hazal'ın yanındaki Yiğit kahkaha atınca öpücüğü yiğit'e verdiğini anladık. Hazal pembeleşmiş yanaklar ile yiğit'e kaşları çatık baktı.
"Ya yiğit niye belli ediyorsun"
"Çilli ben varken, ilk öpücüğü kime verebilirdin ki"
"Ama duru sen çok ayıp bir şey sordun?"
Ben daha konuşmadan yiğit yanındaki hazal'ın kulağına doğru eğildi.
"Sen daha ayıp görmedin güzelim"
"Oooo"
"Çüş!"
Gibi sesler havada uçuşurken Hazal yiğit'e bakmıyordu, yiğit ise serseri gülüşü ile sevgilisini izliyordu.
"Ya tamam ya çevirin şunu"
Hazal şişeyi eline aldı ve çevirdi. Şişenin kapağı eylüle gelirken diğer tarafı derin'e geldi.
"D mi? C mi?"
"Doğruluk"
"İlk aşkın Emir mi?
Derin Emire baktı. Emirde derine "evet" de gibi bakıyordu.
"Evet"
"Oooo" dedik hep beraber.
Derin şişeyi çevirdi ve şişenin kapağı eylül'e gelirken diğer ucu hazal'a geldi.
"D mi? C mi?"
"Doğruluk"
"Ama böyle olmaz herkes doğruluk diyor" yani haklıydım bence
"Tamam o zaman cesaret"
Eylül sinsice hazal'a güldü. Ve Karan'a döndü
"Acı biber var mı?"
Karan dişlerini dudaklarına geçirdi.
"Hem de en acısı"
Eylül hazal'a baktı.
"Cezanı anladın heralde"
Hazal hemen itiraz etti.
"Ya Eylül bilmiyor musun ben acı yiyemiyorum"
"Bildiğim için cezan bu"
Hazal kınayıcı bakışlar attı.
"Dost değil kalleş"
Karan biberi getirmeye gitti. Bu sırada Hazal yiğit'e yavru köpek bakışları atıyordu.
"Yiğittt"
"Çilli?"
"Ben acı hiç yiyemem biliyormusun?"
Yiğitin gülmemek için kendini tuttuğu çok belli oluyordu.
"Anladım"
Hazal yiğit'e kaşları çatık baktı.
"Ama hiç yiyemem yani"
"Anladım"
Hazal derin nefes alarak Yiğit'in koluna yapıştı.
"Yiğit ne olur sen ye... Lütfen ben yiyemem ağzım yanar"
Yiğit hazal'ın kulağına doğru kısık ses ile konuştu.
"Söndürürüz çilli"
Hazal kafasını geriye çekerek Yiğit'e baktı.
"Sapık!"
Yiğit güldü.
"Tamam senin yerine ben yerim ama bir şartla"
Hazal hemen yiğit'e yaklaştı.
"Ne"
Yiğit gözlerini hazal'ın dudaklarına indirdi.
"Karşılığını alırım çilli"
Hazal yutkundu. Tam o sırada Karan geldi Hazal kavanoza bakınca kırmızı acı biberleri gördü, tekrar Yiğit'e baktı. Yiğit hazal'a gülerek bakıyordu.
"Tamam"
Yiğit başını salladı kavanozu eline aldı.
"Bir dakika... Madem hazal'ın yerine sen yiyeceksin o zaman iki tane yemelisin"
Herkes eylül'e baktı. Yiğit başıyla onayladı ve iki tane kırmızı biberi aynı anda yedi. Hazal koşarak su almaya gitti. Yiğit istemesede zorla içti.
Hazal şişeyi çevirdi kapağı kaan'a gelirken ucu eylüle geldi.
Kaan soru soracaktı.
"D mi? C mi?"
"Doğruluk"
Kaan biraz düşündü.
"Okulda hoşlandığın biri var mı?"
Eylül kaan'a bakarak düşündü.
"Var"
Kaan duraksadı.
"Kim?"
"Bir soru hakkın vardı"
Kaan eylül'e bakarken eylül şişeyi çevirdi kapağı bana geldi ucu Karan'a geldi.
"Sor bakalım boncuk"
D mi? C mi?"
"Doğruluk"
"Okulun ilk günü bankta oturuyordun ve bana bakıp Yiğit'e bir şey dedin ne dedin?"
Kaan yiğit'e baktı.
"Yiğit ve diğerleri sana güzel diyince bende bu mu güzel dedim"
Böyle bir şey beklemiyordum.
"Sen bana çirkin mi dedin"
"Hayır tabiki boncuk... Ben ilk günden beri seni beğeniyorum sadece diğerlerine belli etmek istemedim"
"Affedildin"
Karan gülümsedi ve yanağımdan öptü.
"Vurma"
Eylül'den gelen ses ile ona baktık Kaan elindekj yastıkla hafif hafif eylülün koluna vuruyordu.
"Vurma"
"Efecan yapma oğlum... Vallahi döverim seni"
Kaan gülerek bir daha vurunca Eylül yanındaki yastıkla kaan'a vurdu. İkisi birbirine vururken ben de elimdeki yastığı Karan'ın başına geçirdim.
"Boncuk sen...ne yapıyorsun"
"Kız dayanışması!"
Derjnde emiri vuruken hepimiz birbirimize vurmaya başladık.
Hazal'a baktığımda derine yastıkla vuruyordu.
"Hazal erkekleri vuracaksın o bizim taraftan"
"He tamam"
Hazalda Yiğit'e saldırınca yiğit şok içinde hazala baktı.
"Çilli sende mi?"
"Evet bende... Savaşta ve aşkta her şey mübahtır"
Yastıklar havada uçamaya başladı. Yarım saat sonra hepimiz yorgunluktan yere yığılmıştık.
Saat geç olunca hepimiz eve gitmek için ayarlandık.
Karan beni bırakacaktı, biz yola çıkarken diğerleride çıkmıştı.
HAZAL KARA
"Offf yine mi motorla gideceğiz"
"Bin Hazal bin"
Mortorda arkaya bindim ve sıkıca yiğit'e sarıldım. İlerlemeye başladık benim için yavaş gittiğini biliyordum.
Evimin önüne gelince motor durdu nmortordan indim.
"Hadi yarın okulda görüşürüz"
Arkamı dönüp eve doğru ilerledim kapının önüne gelince bir anda kolumdan tutuldum bağıracakken karşımda yiğit'i gördüm.
"Yiğit ödümü kopardın"
Yiğit yüzüme doğru eğildi.
"Bir şey unutmadın mı güzelim"
"Ne bir şey unutmadım ki"
Yiğit kulağıma doğru eğildi.
"Acı biberlerin karşılığını tatlı dudaklarından istiyorum"
Yutkundum.
"Yiğit"
"Bebeğim?"
"Öp beni"
Yiğit gözlerime baktı.
"Büyük bir zevkle"
Dudaklarıma kapanan dudaklarla gözlerimde kapandı. Bu hissi çok seviyorsun sanki bulutların üstündeydim. Yiğit bir elini belime doladı ve vücutlarımız arasındaki mesafeyi kapattı sıcak eli belimi okşarken diğer elini ceneme yerleştirdi ve başımı kaldırarak öpücüğü derinleştirdi.
İkimizde çok hırçındık, bir birbirimizin nefesini tüketene kadar öpüştük. Nefessiz kalınca hafifçe geri çekildim dudaklarımız birbirine değiyordu.
Alınlarımız birleştirdik.
"Bebeğim alışsan iyi olur çünkü devamı gelicek"
Gözlerimi açtım ve yiğit'e baktım. Bakışları hâlâ dudaklarımdaydı.
"Çok güzelsin"
Yanaklarımın kızardığını hissettim. Yiğit yanaklarima baktı ve iki yanağımdan da yavaşça öptü.
"Bu kızaran çillere hayranım"
Diğer elinide belime doladı. İki elimi yiğit'in göğsüne koydum. Bir süre sadece bakıştık.
"Hazal kızım sen mi geldin?"
Annemin sesiyle gözlerimi irice açarak Yiğit'e baktım sonra kafamı geriye çevirdim.
"E-evet anne geldim"
"Gelsene içeri"
"Çiçeklere bakıyorum g-gelicem sen u-uyu"
Hemen yiğit'e döndüm ve göğsündeki ellerimle ittirdim.
"Yiğit annem görücek git art..."
Yiğit'in dudakları tekrar dudaklarımla birleşti abem hiçbir şey yapamazken Yiğit dudaklarıma saldırıyordu. Son kez küçük bir öpücük kondurdu ve geri çekildi.
"Kaynanama selam söyle sevgilim"
Göz kırptı ve gitti. Ellerimi yanaklarıma koydum sıcacık olmuştu daha fazla beklemeden içeri girdim.
DURU ACAR
Sabah alarmı ile uyandım ve hemen formamı giydim bugün okula gidecektim, dü geç uyuduğum için gözlerimi açamıyordum. Aşağı indim kahvaltımı yaptım ve okulun yolunu tuttum.
Okuldan içeri girdiğimde ilk işim sınıfa çıkmak oldu. Sınıfta bizimkilerden Eylül, Kaan, Hazal, Yiğit bir de Karan vardı.
Sırama geçip oturdum. Çantamı indirdim sınıf kapısına gözüm kaydı. Fulyayı kapıda bana bakarken gördüm.
"Sen hâlâ hangi yüzle okula gelebiliyorsun ya!"
Eylül'ün bağırışına Fulya karşılık vermedi sıramdan sakjnce kalktım benimle birlikte kafanda kalktı.
Fulyanın karşına geçtim. Yüzüne bir tokat attım.
"Pislik"
Fulya karşılık vermedi arkasını döndü ve sınıftan çıktı o çıkarken sınıfa derin,emirve ders hocası girdi yerlerimize oturmamızı söyledi.
"Arkadaşlar şimdi size bir şey diyeceğim"
Herkes hocaya odaklandı.
"12/C sınıfından Aylin diye bir öğrencimiz tiyatro yapıcak bunun içinde bir sınıf seçmemiz gerekiyordu bizde hocaların isteği üzerine bu sınıfı seçtik"
"Seçtiğimiz kişiler oynamak zorunda tiyatro senaryosu hazır katılmayanlar dersten kalır"
"Hocam ya koca koca insanlarız tiyatroda mı oynayacağız dokuzuncu sınıflar oynasın"
Hoca Kaan baktı.
"Olmaz domuzlar rolü yapamazlar hem onlar daha anlışma senesindeler"
Derin dışında kızlarla hepimiz heyecanlanmıştık.
Hoca elindeki fanusu masaya koydu.
"Şimdi herkes gelicek ve bundan bir tane çekecek kağıtları değiştirmek yok"
Hepimiz sırayla kağıtlarımızı aldık. Heyecanla elimdeki kağıda bakıyordum. Kağıdımı açtım
KRALİÇE
Karan'a baktım o da kendikini açıyordu.
"KRAL mı?"
Arkadan Cenk'ten gelen ses ile elimdeki kağıda baktım. Karan'ın kendikini açtı.
KÖTÜ PRENS
Karan bana baktı.
"Ne çıktı sana"
"Kraliçe"
Karan bana baktı sonra yavaşça arkadaki cenk'e
"PRENSES çıktı!"
Hazala baktım gülerek Yiğit'e bakıyordu. Yiğit kağıdı açtı
"KÖTÜ PRENSİN KARDEŞİ"
"Benimkide PRENS çıktı"
Berkin söylediği şeyle Yiğit çenesini sıkarak arkasına baktı sonrada yanındaki hazala.
Karan ve Yiğit aynı anda konuştu.
"Hocam olmaz!"
Bölüm etkileşimi
