9. bölüm / 12
Acımasız Güç9. Bölüm
Bölümler 12Şu an: 9. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.009 kelime
- 2 2. Bölüm961 kelime
- 3 3. Bölüm1.070 kelime
- 4 4. Bölüm1.361 kelime
- 5 5. Bölüm1.406 kelime
- 6 6. Bölüm1.707 kelime
- 7 7. Bölüm1.473 kelime
- 8 8. Bölüm1.895 kelime
- 9 9. Bölüm1.704 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 10. Bölüm1.305 kelime
- 11 11. Bölüm1.828 kelime
- 12 12. Bölüm (Sezon Finali)2.107 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sehun, Kai'nin kurduğu cümlenin sebebini anlayamazken Luhan'a kısa bir bakış attıktan sonra Kai'ye sordu.
"Ne demek istiyorsun? Ne zorbası?"
Luhan'ın endişesini görürken kendimle bir şey yapmamak için savaş veriyordum. Sehun'un kırılmaması adına sustum. Baekhyun da öyle düşünüyor olacaktı ki Sehun'a bakarak konuştu.
"Kai takılıyor. Biz tuvalette karşılaşmıştık da, hortumla arkadaşlarını ıslatıyordu. Öyle bir durum yok."
Ardından gülümseyerek Luhan'a döndü. Sehun bir Baekhyun'a, bir Kai'ye, bir bana, bir Luhan'a bakarak olayı çözmeye çalışıyordu. Luhan beklenmedik bir şekilde konuşmaya başladı.
"Bugünün geleceğini biliyordum. O yüzden bir şey saklamaya gerek yok. Her şeyi açık açık konuşmak için kendimi hazırladım. Eğer dinlemek isterseniz açıklamak istiyorum."
Bakışları Sehun'u buldu. Eğer gerçekse, pişmanlık duygusunu hissedebiliyordum.
"Ben bir hata yaptım. Baekhyun'u tanımadan iğrenç şeyler söyleyip saldırdım ona."
Yutkunup tekrar Baekhyun'a döndü.
"Gerçekten özür dilerim. İçeride birilerini tutuyorsun falan zannetmiştim. Sana asla öyle davranmak istemezdim. Belki yeterli değil ama özür için bir şeyler hazırladım."
Sehun olayın şokunu atlatmaya çalışırken biz de bu tepkinin şokunu atlatmaya çalışıyorduk. Luhan çantasından bir şeyler çıkarırken Sehun hesap sormaya başlamıştı.
"Ne diyorsun sen Luhan? Baekhyun'a ne yaptın?"
Elini Luhan'ın omzuna getirip sıktığında göz bebeklerinin rengi değişti. Sanki birdenbire sinir yüklenmişti vücuduna. Kontrolü kaybettiğini anlayarak hızla yerimden kalkıp Sehun'u kendime doğru çektim.
"Sehun, dur yapma sakın. Konuşarak ha-"
Sehun'un gücünün frekansları daha yoğun gelmeye başlar başlamaz beni itti. Fakat bu normal bir itme değildi. Karşıdaki çardağa kadar bedenim savrularak sırtım çarpmış ve çardağın bir kolonu kırılmıştı. Kontrol ediliyormuş gibi bir hali vardı. Acıyla baş ederek kalkmaya çalışırken Baekhyun'la Kai endişe ile bana doğru koşmuş ve kalkmama yardım etmişlerdi. Sehun'da hissettiğim gariplik tam olarak bu olmalıydı. Bahçedeki herkes korku içinde bize bakarken Sehun, yaptığının hala farkında değildi. Üçümüz Sehun'a temkinli bir şekilde yaklaşırken yanındaki Luhan konuştu.
"Sehun, lütfen sakin ol da konuşalım. Sakla gücünü, korkutma beni."
Ellerini Sehun'un şakaklarına getirip okşadı. Ben yanlarına tekrar döndüğüm an Baekhyun görüş açısına Sehun'u alarak dudaklarını araladı.
"Sehun, bak sorun yok. Ben olayı unuttum bile. Önce konuşalım. Luhan bir şey anlatmak istiyor sanırım."
Sehun sakinleşme belirtisi bile göstermezken artış gösteren frekanslar beni fazlasıyla rahatsız etmeye başlamıştı. Gücüm içimden çıkmak için can atıyordu. Hızlı adımlarla Baekhyun'a ulaşıp elini tutarak kızıllaşan göz bebeklerimi normale döndürmeyi başardım. Zayıf güç Kai bile frekansların etkisi ile artan gücünü kontrol edemeyerek kendi dar çevresinde birkaç kez ışınlanmıştı. Frekanslara maruz karan diğer öğrenciler de kendi güçleri ile aynı durumu yaşıyorlardı. Tüm güçler birbirine karıştığından frekans bölgesi içindeki çardaklar sallanıyor, zaman dalgalanmaları yaşanıyor, hava durumu değişiyor ve bazılarıysa acı çekiyordu. Sehun'da üstün güçten bile fazlası bulunuyordu, bundan emindim. Bağırmaya başladı. Gücünü durdurmaya çalışarak acı çektiğini hissedebiliyordum. Neredeyse onun acısını hissedebiliyordum. Durumun kötüleşmesini engellemek adına Baekhyun, Sehun'u dondurmaya başladı. Yaklaşık 10 saniye boyunca uğraşmıştı. Baekhyun'un gücünü kullanırken zorlandığını ilk defa görüyordum.
"O-on dakika."
Kai, şok içinde olayları izlerken hızlıca Sehun'un arkasına geçip onu kapattım.
"Spor salonuna götürelim, çabuk yardım edin. Kai, hadi!"
Kai ile birlikte Sehun'u taşımaya başladık. Gözlerim Baekhyun'dayken gücünü toparlayıp kendine geldiğinde peşimizden ilerledi. Bahçedeki herkes bizi izliyordu. Hatta, birkaç kişi video çekmeye başlamıştı. Luhan bu durumu fark edip önümüze geçti. Ne yapacağını anlamıştım. Üstün olmasa da, normal güce sahipti. Kayıt alan tüm telefonları tek tek gücü ile kaldırıp okul duvarına fırlattı.
"Bir dahakine fırlatacağım şey telefonlarınız olmaz. Hasar için üzgünüm, masraflar için 12-E'ye gelin."
Başımızın belaya gireceği kesindi. Hep birlikte Sehun'u spor salonuna taşıdık. Yere yatırdıktan sonra kapıyı kapattık. Kendime hakim olmak için hala tüm güçlerimi beyaz odada bırakmış vaziyetteydim ve hiçbir şey yapamıyordum. Kai panik içinde konuşmaya başladı.
"Şimdi ne yapacağız? Ne oldu Sehun'a öyle? Baekhyun, hani senin gücün birkaç saniye dondurabiliyordu sadece? Neden yalan söyledin bana? Biri açıklasın durumu, anlamıyorum!"
Baekhyun derin bir nefes alıp verdi. Konuşacakken bileğini kavrayıp kendime çektim.
"Baek, konuşalım."
Baekhyun gözlerime belli olan endişe ile bakıp başını salladı. Baekhyun Kai'ye dönüp "Bekle, anlatacağım." dedikten sonra elinden tutarak soyunma odasına doğru yürüdüm. Geldiğimizde konuşmaya başladım.
"Baekhyun, Sehun güç bölgesi yaratabiliyor. Sanırım duygu patlaması yaşadığında oluyor ama her duyguda değil. Asıl gücünün bu olduğunu düşünmüyorum. Sehun daha önce güçleri hakkında bir şey söylemiş miydi?"
Baekhyun kısa bir süre düşünüp konuşmaya başladı.
"Sehun her zaman bizden gücünü sakladı. Bizim yanımızda da asla kullanmadı. Nasıl kontrol altına alıyordu bilmiyorum ama bu güç üstün güç gibi değil."
Derin bir nefes alıp verdim. Sesli düşünerek konuşmaya başladım.
"Üstün güç olsaydı bunu görebilirdim. Baekhyun, Sehun da benim gibi acımasız güç olabilir. Herkesin gücünü kontrol altına alıp güce sahip kişi üzerinde kullanabiliyor olabilir. Aklıma başka bir şey gelmiyor."
Baekhyun bir süre söylediklerimi kafasında oturtmak için düşündükten sonra endişe ile sonuna kadar araladı gözlerini. Korktuğunu görmek canımı yakmıştı. Parmaklarının birkaçını kütleterek konuştu.
"Yanımda ağır duygular yaşadığında bazen zaman kopukluğu hissediyordum fakat yerimden bile kımıldamamış oluyordum. Söylediğin gibi, güç kontrolüne sahip olabilir. Belki de daha fazlasına. Onu tanıdığımdan bu yana ilk defa bu kadar belirgin oluyor."
Bu bir tahmin olsa da, hayatımda ilk defa bir acımasız güç ile karşılaşmıştım. Hem de yakın bir arkadaşımdı. Bu bana yalnız olmadığım için iyi hissettirmişti fakat Sehun adına fazlasıyla endişelenmiş ve üzülmüştüm.
Fazla geçmeden salona, herkesin yanına döndük. Baekhyun sütunumdan edindiği iyileştirme gücüyle diğerlerine belli etmeden Sehun'u iyileştirmeyi deneyip geri çekildi. Dondurma süresi dolmadan da gücünü geri çekti.
"Şimdi uyanır."
Herkesin gözü Sehun'daydı. Birkaç saniye içinde kendine gelip etrafına panikle baktı. Birden doğrulup gözleri beni buldu. Ayağa kalkıp hızla aramızdaki kısa mesafeyi kapattıktan sonra bana sarıldı. Şaşırarak kollarımı vücuduna sarıp yüzünü inceledim.
"İyi misin Sehun?"
Ağlamaya başlayıp başını olumlu anlamda salladı. Sırtını hafifçe okşadım. Oturmak için geri çekilip seyirci koltuklarından birine oturdu. Ben de yanına geçtim. Konuşacakken benden önce davranmıştı.
"Seni öldürdüm diye çok korktum."
Göz yaşları akmaya devam ederken salondaki herkese göz gezdirdi. Luhan yanına gelip ona sıkıca sarılarak rahatlatmaya çalıştı. Onun bu halde olması yutkunmama sebep oldu. Nasıl hissettiğini yaşadıklarımdan dolayı ben de hissedebiliyordum.
Luhan'ın, ben hareket edemezken Baekhyun'a olan saçma tavrı suratına bir yumruk atmak istememe sebep olsa da Sehun'a karşı iyi bir sevgili gibi görünüyordu.
"Geçti hepsi Sehun, hepimiz iyiyiz."
Luhan'ın sözleriyle Sehun derin bir nefes alıp verdi. Sakinleşmiş gibi görünüyordu. Baekhyun yanıma yaklaşıp belime sarılarak başını göğsüme yasladı. Derin bir iç çekip istemsizce gülümsedim. Kollarımı küçük bedene sarıp saçlarını okşadım. Kai olayların etkisinden yeni kurtulmuşken konuşmaya başladı.
"Bana sarılacak kimse yok."
Kendi söylediğine ağlamaya başladığında içindeki masum çocuk çıplak gözle görülür hale gelmişti resmen. Bu hali gözlerimi doldurdu. Nefes alamayıp Baekhyun'un belini sıktım. Ardından kendimi geri çekip ayağa kalktım. Gözlerimi silip Kai'ye doğru yaklaşacakken gidememiştim. Baekhyun kollarını yanımızdaki Kai'nin omzuna sarıp benim söyleyemek isteyip yüz bulamadığım kelimeleri dile getirdi.
"Biz varız Kai, biz varız."
Kyungsoo burada olsaydı bu acı diyalog yaşanmazdı, Kyungsoo burada olsaydı çok sevdiğim Kai benim yüzümden hiç acı çekmemiş olurdu diye geçirdim içimden. Onu geri getirmek için her şeyi yapardım.
Birden spor salonunun kapısı açıldı. İçeriye giren Yixing, Jongsuk ve Jieun Hoca endişeyle bize baktılar. Jieun Hoca hızlıca bize doğru yürüyüp üstümüzü kontrol etti.
"İyi misiniz çocuklar? Yaralandınız mı?"
Yixing hoca içeriye hemşireleri de alırken Baekhyun "Hepimiz iyiyiz, endişelenmeyin." dedi. Kai de "Ufak bir kaza oldu, o kadar." diyip burnunu çekti. Hemşireler beni, Sehun'u ve Luhan'ı kontrol ederlerken Jongsuk Hoca konuşmaya başladı.
"Çocuklar, kimse zarar görmemiş olabilir ama biliyorsunuz ki okulda güç kullanmanız yasak. Olay tam olarak nasıl oldu? O bölgeyi gören bir kamera yok."
Beşimiz de birbirimize bakarak susmayı seçtik. O sırada hemşireler hepimizi kontrol ettikten sonra hiç birimizde yara olmadığını söyleyerek spor salonundan çıktılar. Baekhyun dayanamayıp konuşmaya başladı.
"Şöyle ki öğretmenlerim... Her şey ansızın oldu. Biz de anlamadık. Sehun bayıldı, Chanyeol onu tutmaya çalışırken çardağa düştü, düşerken tabi tutununca çardak kırıldı. Güçlü kuvvetli kendisi."
Baekhyun kolları ile kas gösterme hareketi yaparken hocalar dahil hepimiz başımızı eğip gülmeye başlamıştık. Bu durumda bile güldürebiliyordu. Konuşmaya devam edecekken Yixing Hoca araya girdi.
"Baekhyun, biraz da gerçekleri konuşmamız gerekiyor maalesef. Kimler güç kullandı?"
Kai ve ben hariç herkes birden el kaldırınca kullanmasak bile ikimiz de aynı anda elimizi kaldırdık. Sehun, Kai'nin eline vurup konuştu.
"Senin gücün bile yok."
Kai de kaşlarını çatıp Sehun'un eline vurdu.
"Var, sadece kısa menzilli. Ayrıca ışınlansam ne işe yarayacaktı?"
Sehun dudaklarını aralayıp konuşacakken Jieun Hoca birkaç kez el çırpıp susturdu onları.
"Tamam, tamam. Böyle bir şey ilk defa gerçekleştiğinden ve kimse zarar görmediğinden dolayı disiplin cezası almayacaksınız. Sadece bahçeyi temizleyin yeter. Ya da temizliyormuş gibi yapın, müdür kör gözüyle görsün."
Jongsuk Hoca, Jieun Hoca'yı dürtüp bakışlarıyla uyardı. Jieun Hoca "Ne? Kör adam." diyip göz devirdi. Spor salonunun kapısı bir kez daha açıldı ve içeri Suho Hyung girdi. Sehun "Amca?" diye mırıldanırken Suho Hyung'un gözleri hemen Sehun'u buldu. Yanına geldikten sonra parmaklarını birleştirip Sehun'un ağzına doğru tuttu.
"Üfle."
Sehun yaşadığı olay yüzünden daha fazla aptallaşmış olacak ki amcasının parmaklarına üfleyip alnına ufak bir darbe aldı.
"Salak çocuk, iyi misin?"
Sehun'un alnını tutup konuşacakken Yixing Hoca konuşmasına izin vermeyerek Suho Hyung'un yanına gelip selam verdi.
"Merhabalar, ben Sehun'un müzik ögretmeni Zhang Yixing. Herhangi bir sorun yok efendim. Ben bizzat ilgileniyorum kendisiyle."
Suho Hyung ile ikisi bir anda bakışmaya başladılar. Suho Hyung kendisine uzatılan eli sıkıp gülümsedi.
"Memnun oldum hocam, ben Kim Suho. Sehun'un amcasıyım."
Yixing Hoca, flörtöz bakışlar atarak "Abisi gibisiniz efendim." dedi. Gülmemek için elimi ağzıma kapattım ve içime içime gülerek Sehun'a vurdum. Baekhyun da sessizce gülüp bana vuruyordu.
Onlar flörtleşmeye devam ederken Jongsuk Hoca, Jieun Hoca'yı spor salonundan çıkarmaya çalışarak konuştu.
"Biz gidelim bence buradan karıcım."
Jieun Hoca elini kurtarıp Jongsuk hocanın omzuna vurdu.
"Okulda karıcım demek yok demedim mi ben? Yürü, acıktım."
Jongsuk Hoca omzunu tutarak salonda çıktı. Jieun Hoca da bize bahçe temizliğini hatırlatıp eşinin peşinden gitti. Yixing Hoca, Suho Hyung'u yemeğe gitmeye ikna edip spor salonundan çıkardı. Gitmeden önce Sehun'a "Çıkışta görüşeceğiz!" demişti. Biz de herkes spor salonundan çıkmadan önce komedinin tadını çıkarmıştık.
Okuldan sonra bir davetsiz misafirle birlikte beşimiz, ilk defa birlikte vakit geçirdiğimiz yere tekrar gelmiştik; Suho Hyung'un lunaparkına. Luhan, bize yapmak istediği yarım kalan açıklamasını tamamladı. Sehun'dan ne sevdiğimizi öğrenerek aldığı hediyeleri uzattı hepimize teker teker. Şimdi, benim sürprizimin zamanıydı ama yine araya bir şey girdi. Luhan, Baekhyun'a ek olarak bir boks eldiveni almıştı. Nedenini hiçbirimiz anlamazken karşısına geçip konuştu.
"Tak ve vur bana, hak ettim."
Baekhyun itiraz edip istemediğini söylese de Luhan eldiveni kendisi Baekhyun'a taktı. Sehun, "Gerek var mı böyle bir şeye?" dese de Luhan itiraz kabul etmediğini söyledi. Tamamen affedilmek istiyordu.
"Lütfen Baekhyun. O an dediğim cümleyi hatırla ve vur bana. Önceden yapmak istediğin gi-"
Biz neler olacak diye onları izlerken Sehun telaş içindeydi. Ki haksız değildi, Luhan sözünü bitiremeden Baekhyun geriye doğru açılarak sert bir yumruk ile Luhan'ı kelimenin tam anlamıyla yere yapıştırdı.
9. Bölüm Sonu
Bölüm etkileşimi
