2. bölüm / 12
Acımasız Güç2. Bölüm
Bölümler 12Şu an: 2. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.009 kelime
- 2 2. Bölüm961 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3. Bölüm1.070 kelime
- 4 4. Bölüm1.361 kelime
- 5 5. Bölüm1.406 kelime
- 6 6. Bölüm1.707 kelime
- 7 7. Bölüm1.473 kelime
- 8 8. Bölüm1.895 kelime
- 9 9. Bölüm1.704 kelime
- 10 10. Bölüm1.305 kelime
- 11 11. Bölüm1.828 kelime
- 12 12. Bölüm (Sezon Finali)2.107 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Dişlerimi sıkarak birkaç saniye hareket edemeyerek aynı pozisyonumda kaldım. Bu aptal ne saçmalıyordu? İnsanları güçlerini almak için kaçırıyor, insanların vücutlarında, güçlerinin bulunduğu bölgeyi alıp buradaki sütunlara mı koyuyordu? Psikopatlığın somut örneği ile baş başa bir odada durmak tüm vücudumu uyarıyordu. Arkamı dönüp sinirli oluşumu gizleyemediğim yüz ifademle pişkin çocuğa baktım.
"Organ mafyası çıksan daha az kıl olurdum sana."
Gülerek odada tur atmaya başladı. Solumda kalan duvarın ortasındaki sütuna dokunduğunda prizma adeta güneş gibi parlamaya başladı. Gözlerimi açık tutamayacağım kadar parlaktı. Ellerimi gözlerime getirip geri geri adımladım. Kalbim korkudan küt küt atıyordu. Gözlerimi almasına izin veremezdim! Bu kadar tehlikeli biri olduğunun daha erken farkında olmayışım dehşete düşmeme sebep olmuştu.
"Sakın, sakın yaklaşma bana! Sonsuza kadar taş olmak istemiyorsan durdur şunu!"
Geriye doğru adımlarken odanın köşesine geldiğimi fark etmemiştim. Neredeyse bir sütuna çarpacakken belimi kavrayıp kendine çekti beni. Işık sönmüştü fakat görüşüm hala net değildi. Yüzüme doğru hafifçe eğilip konuştu.
"Sütünlara zarar vermeni istemeyiz, değil mi?"
Tavrı beni çok korkutuyordu. Ona karşı oynamam gerekiyordu. Eğer böyle devam ederse, istediğini alacaktı.
"İstemezsin."
Diye düzeltip yaklaştığımda kilden yapılmış olduğunu anladığım sütuna topuğum ile sertçe vurarak küçük bir çatlak oluşturmayı başardım. Ardından hızla ittirip diğer sütünün üzerine devrilmesini sağladım. Madem bu kadar değerliydi, betondan yapıp yere sabitleseydin aptal.
Bunu boş olan sütunlara yapsam bile kaşları çatıldı. Beni daha sıkı tutarak uzaklaştırdı sütunlardan. Fazlasıyla paniklemişti. Konuşacağı sırada gözlerimi ona odaklayıp 5 dakikalığına dondurdum tüm bedenini. Kollarının arasından kurtuldum ve derin bir nefes alıp verdim. Dondurduğum süreyi kısa tutmuştum çünkü bu süre içinde gücünü idrak etsem bile odadan çıkabileceğim herhangi bir yer yoktu ve bu yüzden ona zarar veremezdim. Buradan çıkmak için ona canlı olarak ihtiyacım vardı.
Sütünlara yaklaşıp gözlerimi kısarak inceledim. Birkaç saniye sonra tam olarak olmasa da alışmıştım bakmaya. Kesik olan ellere doğru ilerledim. Adımlarken iki tane basamak olduğunu fark etmediğim için tökezledim. Neredeyse düşecekken yanına gitmek istediğim sütuna tutunabilmiştim. Ellerim sütuna değer değmez parlamaya başladı. Gözlerimi sıkıca yumdum, kör edebilecek kadar fazla parlıyorlardı. Bu uzuvların, üstün güç sahibi olan insanlara ait olduğunu anlamak zor değildi fakat bunu neden yaptığına anlam veremiyordum. Üstün güçleri yok etmek mi istiyordu? Bunu elde ettiğinde ne yapacaktı? Ya da insanların uzuvlarını aldığında güçlerini kullanabiliyor muydu? Kafamda binbir soru oluşurken zamanın nasıl geçtiğini fark etmemiştim. Sürenin bitmek üzere olduğunu gözlerimin ağrısından anlayıp panikle arkama döndüm. Chanyeol, çoktan çözülmüştü.
"Onlara dokunmaman gerektiğini anladığını sanıyordum?"
Elindeki devasa boyutta hançerle bana doğru ilerliyordu. Bu kadar hızlı davranmasına şaşırmamam gerekse de tek yapabildiğim şey gidebildiğim kadar geriye adımlamak oldu. Çoktan duvara yaslanmıştı sırtım.
"U-uzak dur, bak şakam yok. Sonsuza kadar dondururum seni!"
Blöfümü yemesini umarken yine o gülüşünü takındı suratına.
"Gücün 33 dakikada bir 3 hak olarak yenileniyor. Kullandığın güç çözüldüğü zaman hakkının sıfırlandığını bilmiyor muyum sanıyorsun? Geriye kalan sürede tüm vücudunu parçalara ayırabilirim."
Yapabildiklerimin ayrıntısına hakim olmasını düşünmeye vaktim yoktu çünkü şimdi gerçekten sıçmıştım. Elindeki hançeri hiç zorlanmadan kaldırarak bana doğru fırlattı. Hançer bana temas ettiğinde vücudum benden izinsiz bir şekilde hareket etti. Gerçekten bu kadar kolay mı alacaktı istediğini? Elimden hiçbir şey gelmiyordu. Hançer kalbime, oradan doğru ise duvara saplanarak beni duvarla arasında sıkıştırmıştı bile.
Vücudumu hareket ettirmek istesem de bu durumdayken fazlasıyla zordu. Sadece beni kurtarmasını istercesine onun bedenine bakarak elimi uzatabildim. Bunu yaptığımda birkaç salise içinde kendimi odanın ortasında, Chanyeol'ün durduğu yerde bulmuştum. Elimi kalbime koyup şaşkınlıkla önce göğsüme, sonra etrafa baktım. Olayın tuhaflığına anlam yüklemeye çalışırken içimden geçirdim; dokunduğum sütünün gücünü mü almıştım? Kullanabildiğim için fazla şanslıydım ve bu gerçekten harika bir şeydi...
Olanları anlamaya çalışırken karşı duvarda göğsüne saplanmış hançerle duran Chanyeol'ü görmem biraz uzun sürmüştü. Düşüncelerimin aralarındaki boşluklar tam anlamıyla doldu. Can çekişmesine aldanmadan yanına doğru adımladım.
"Demek böyle kurtuldun ha? Şimdi nasıl kurtulacaksın? Yine yerlerimizi mi değiştireceksin?"
Chanyeol bir şey diyemezken bir-iki kez öksürdü. Kan kusmaya başlamıştı. Oluşan hassas görüntü ile gözlerimi kıstım. Bu kadar gücü varken neden hiçbir şey yapmıyordu? Herkesin gücü gibi, bunun da mı bir sınırı vardı? Anlam veremeyerek hızla yanına adımladım. Bembeyaz zemin, boylu boyunca kırmızıya boyanıyordu. Mücadele etmesem sütununda olacak gözlerime rağmen bir şeyler yapmalıydım, ölmemeliydi. Birinin gözlerimin önünde ölmesi artık kaldırabileceğim bir şey değildi.
"Beni rahat bırakman karşılığında seni kurtaracağım. İşime yarayacak bir şey söyle."
Chanyeol hareketsiz bir şekilde durmaya devam etti. Sinirle soludum. Sütunlara gidip hepsini deneyecekken zorlanarak da olsa konuştu.
"Sağ, üç."
Hızla üzerindeki prizmada kalp olan üçüncü sütuna koşup dokundum. Yine gözlerim kamaşmıştı. Işığın geçmesini beklemeden Chanyeol'ün yanına geldim. Hançeri çekmeye çalıştım ancak o kadar büyük ve ağırdı ki, benim için gerçekten çok zordu. Elimi kanayan göğsüne koyup çekmeye çalışırken kalbinin atmadığını fark ettim. Vücudum baştan aşağı titredi.
"H-hayır, ölmedin değil mi? Aptal, ölmedin değil mi?"
Amacı beni parçalamak olan birine karşı fazla iyi davrandığımı hissetmiştim bir an. Ölse de buradaki güçlerin hepsini deneyerek çıkabilirdim ama bunu istemiyordum. Merak ediyordum. Kim olduğunu, insanların güçlerini nasıl aldığını, sadece bir uzuvlarını tutarak bu sütunlarda nasıl muhafaza ettiğini... Kısacası her şeyini. Elimi kalbine koyarak tekrar denedim. Hançer duvara bile girmiş durumdaydı.
Nihayet duvardan çıkarabildiğim an bedeni üzerime düşerek beni de yere düşürdü. Acıyla inleyerek elimi sol göğsüne koyup gücü kullanmaya çalıştım. Hançer hala göğsüne saplıydı. Sırtından doğru çıkan tarafını gördüğümde iyice paniklemiştim. Gücü nasıl kullanacağımı bilmiyordum ve bu kadar kötü bir yarayı iyileştirmede işe yarayacak mıydı, orası da meçhuldü.
Gücün kalpte olduğunu aklıma getirerek gözlerimi yumdum. Kalbine ulaşmaya çalışarak iyileşip uyanmasına odaklandım. Bunu yaparken yavaş yavaş bir kalp ritmi hissetmeye başladım. Birden elimi tutarak başını göğsüme yaslaması ile gözlerimi açıp yutkundum. Derin derin nefesler alıp veriyordu.
"Ç-çok acıyor."
Çaresiz gelen sesi ile yutkundum. Bedenini ittirip yere sırtüstü yatmasını sağladım. Hançer hareket ettiği için tekrar kanamaya başlamıştı iyileşen yarası. Acılı bir hırıltı ile inledi. Bu hali beni neden üzmüştü?
"B-bekle. Ben seni iyileştirirken şu hançeri nasıl soktuysan öyle çıkar."
Bacağımı üzerinden geçirip kucağına oturdum. Elimi göğsüne koyduğumda hançeri tuttu. Acı içinde olduğu okunan gözlerini bana çevirdi. Zar zor açık tutmasına rağmen bedenimi utanmadan birkaç saniyeliğine süzüp sırıttı.
"Yakıştın oraya."
2. Bölüm Sonu
Bölüm etkileşimi
