Acımasız Güç kitap kapağı

3. bölüm / 12

Acımasız Güç

3. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Xuan Miracle

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: 3. Bölüm

Söylediği cümle tüm üzüntümü alıp sinire çevirmişti adeta. Kaşlarımı çatarak yüzüne baktım. Neredeyse ölüyordu ve aklından geçen tek şey bu muydu?

"Siktir git."

Ellerimi çekip kucağından kalkacakken beni bileğimden kavrayıp geri oturttu kucağına. Kasıklarına sertçe oturduğum için acıyla inledi.

"Ah siktir!"

İki büklüm olurken kanaması daha da kötü bir hal almıştı.

"Tamam gitme, lütfen dur durduğun yerde."

Arada nefesi kesilse de tamamladı cümlesini. Bu sefer gerçekten isteksiz bir şekilde nefes alıp elimi yeniden kalbine koydum. Bir an önce bu pozisyondan kurtulmak istiyordum! Diğer elimle elini hançerin sapına getirip tutturdum. Mırıldandı.

"İyileştirme gücünün de süresi var. Biraz beklememiz lazım."

Dudaklarımı birbirine bastırdım. Anlaşılan bir süre daha böyle kalacaktık. Kendisi pozisyona karşı hoşnutluğunu gösteriyordu. Peki, dayanabilecek miydi?

"Ne kadar bekleyeceğiz?"

Elimi çekecekken boşta olan eliyle bastırdı yeniden göğsüne.

"Yaranın kötüleşmesini engelliyorsun, kal böyle lütfen."

Hala cevap vermemesi sinir etse de katlanmam gerekiyordu. Yaklaşık 6-7 dakika boyunca o şekilde kucağında oturdum. Can çekişmesi dışında, o kadar şikayetçi değildi ki bu durumdan... Zevk aldığına, hatta süreyi kafasından uydurduğuna yemin edebilirdim. Fakat içinden geçen zamanı saydığını fark edince sabretmeye çalıştım. Geçen birkaç dakinanın ardından dudaklarını araladı.

"Yapabiliriz."

"Sonunda." Diye mırıldandım. Beklediğimiz süre boyunca vücudumu süzmesi fazlasıyla rahatsız etmişti benj. Elimi bilerek sertçe bastırıp yüzüne baktım. Hiçbir şey demedi yine de. Hıncımı alırcasına göğsüne bastırıp hançeri istemeyerek oynattım. Gözlerini kıstı, yine tek kelime bile etmedi. Fazla ileri gitmiş gibi hissetsem de başıyla işaret verdiğinde odaklanıp onu iyileştirmeye başladım. O ise kocaman demir hançeri iki saniye içerisinde çıkarıp yere koydu. Hançerin çıkmasının ardından yüzüme kan fışkırmıştı. Gözlerimi yumup başımı başka tarafa çevirdim.

"Lanet olsun!"

Birkaç saniye içinde yaranın kapandığını hissetmiştim. Bana "Tamam, bitti." dese de gözlerimi açamıyordum. Şikayetlerimi duymuşçasına yerden benimle birlikte kalkıp bir sütuna dokunduktan sonra bedenimi sıkıca sardı.

Chanyeol'dan

İşime yarayacak olan gücü aldıktan sonra Baekhyun'un çantasını da alıp hemen evime götürdüm onu. Çantayı kenara bırakıp duşa kabine soktum küçük bedenini. Ne yaptığımı anlamadığı için çığlık çığlığa engel olmaya çalışıyordu. Suyu açıp yıkamaya başladım saçlarını ve yüzünü.

"Yıkanmadan geçmez, kan yeni bulaşmışken yıkayayım dedim."

Cümlemi bitirdiğim an sakinleşmişti. Kandan arındığı an minik ve tatlı gözlerini aralayıp bana baktı. Yumuşamam için şirinlik yapıyor gibiydi.

"Gözlerimi almayacaksın, değil mi?"

Hafifçe güldüm. Onu öldürmek hiçbir zaman aklımdan geçmemişti. Bu kadar hırçın oluşu, karşı koymaya çalışması beni bir süre daha oyuna devam etmeye itmişti sadece.

"Deniyordum seni. Yoksa çoktan almıştım o güzel gözlerini. Bu kadar oyalanmam normalde."

Beni anlamamış gibi bakıyordu. Konuşacakken duşa kabinden çıktım.

"Güzelce temizlen, her şeyi anlatacağım."

Kesilen tişörtümü çıkarıp yanından uzaklaştım. Elimdeki tişörtü çöpe attıktan sonra odama geçtim. Üzerime yeni bir tişört geçirip ona da giymesi için bir şeyler ayarladım ve salona doğru yürüdüm.

Bir süre sonra havluya sarılmış şekilde salonun kapısından doğru baktı. Kalkıp hazırladıklarımı verdim. Giyinmesi için odayı işaret ettim. Bir şey söylemeden gitti ve giyinip geldi. Merakla anlatmamı bekliyor gibiydi. Salonda oturmuş, birbirimize bakıyorduk.

"Benim gücümü merak ediyorsun değil mi?"

Hızla kafasını salladı. Ondan hiçbir şey saklamamak için kendimi hazırlamıştım. Parmağımla gözlerini işaret ettikten sonra anlatmaya başladım.

"İnsanların güçlerini çalabiliyorum. Güçlerin bulunduğu yeri, çıplak gözle görebilirim. Elimle çekip almama bakar."

Cümlemi bitirdiğim an korkuyla geri çekildi. O hali çok tatlı gelmişti, her hali gibi. Hafifçe güldüm.

"Merak etme. Dediğim gibi, istemiyorum gücünü."

Bana aşık olduğunda istediğim gibi kullanabilirdim nasılsa. Birlikte elde edeceğimiz gücün sınırını hayal bile edemiyorum.

Baekhyun'dan

Bir süre düşündükten sonra merak ettiklerimi sormak için dudaklarımı araladım.

"Peki neden benim kurtarmamı bekledin? Kendini kurtarmak için fazlasıyla gücün var. Ölecektin neredeyse."

Sorumu direkt olarak cevapladı.

"Hep aynı şeyleri tekrarlıyorum ancak, seni deniyordum. Bunu yapıp yapmayacağını merak ettim."

Yüzüme baktı. İlk izleniminden farklı görünüyordu. Bana karşı daha sakindi ve ses tonu bile değişmişti. Bunlara rağmen hala içindeki psikopatlığı görebiliyor gibiydim. Merak ettiğim çok şey vardı fakat sormaya korkuyordum. Dudaklarımı aralayıp bir soru daha soracakken konuştu.

"Üstün gücün olduğu için, nasıl davranacağını da merak ettim. Beni öylece bırakabilirdin. Ya da öncesinde, tamamen dondurup hiçbir şey olmamış gibi kaçabilirdin. Beni merak ettin. Bu tuhaf çocuk neler çeviriyor diye merak ettin."

Dedikleri hala anlamsızdı benim için. Sütunda bulunan güçler de üstün güçlerdi. Onları öldürüp benimle neden oynuyor diye düşünmeye başladım. Sinirle dudaklarımı aralayıp konuştum.

"Birsürü insanı güçleri için öldürmüşsün, neden yapıyorsun bunu? Aptal birine benzemiyorsun. Yaptığının saçma olduğunu bildiğine eminim."

Bacak bacak üstüne atıp masada duran kitabını aldı. Tahminimce kaldığı sayfayı ararken sordu.

"Sen öldürmedin mi kimseyi? Ayrıca, gücümü kullanmadığımda ne olacağını biliyor musun?"

Soruları beni rahatsız ederken aynı zamanda düşündürmüştü. Duraksadım bir süre. Yutkunup kendime geldiğimde iki sorusuna da cevap olarak başımı sağa sola salladım ve ona bakmaya devam ettim.

"O halde, sormamalısın."

Kitabı bana uzatıp almamı beklercesine baktı suratıma. Gözlerim kitap ve yüzü arasında mekik dokurken uzanıp aldım kitabı. Kapağı boştu. İlk sayfasını çevirdiğimde el yazısı ile yazıldığını görmüştüm. Dünyada bulunan güçler ile ilgili bir kitaptı. İncelemeye devam ederken konuştu.

"Bu sorularına cevap olur. Bana sormak yerine yazdıklarımı oku."

Onun yazdığını öğrendiğimde açıkçası şaşırdım. Bir yandan da şunu düşündüm; neden böyle birinin yazdığı şeylere inanayım ki?

Bana bakmıyorken yüzünü izledim. Başta korkunç bir insan gibi gelse de, dediklerini tekrar düşündüğümde o kadar da kötü olmayabileceğini geçirdim içimden. Tuhaf beyaz odasından daha normal bir mekanda olduğumuz için böyle düşünüyor olma olasılığım yüksekti. O odanın kasveti yüzünden de korkmuştum. Belki de o odayı unutmak istediğim için böyle düşünüyordum.

Daha fazla yanında durmak istemiyordum. Onu tanımak istemek yanlış geliyordu. Bana zarar verebilirdi, tek bir hamlede canımı bile alabilirdi. Bu ihtimal beni çok korkutuyordu. Onunla çok sık karşılaşmamayı umarak ayaklandım ve konuşmaya başladım.

"Ben artık gideyim, kıyafetlerini geri veririm."

Çantamı alıp telefonumu çıkardım ve cevabını beklemeden kapıya doğru ilerlemeye başladım. Evin konumunu Sehun'a atacakken başımı çarpmıştım. Önüme baktığımda Chanyeol'ü görmemle ve ona çarptığımı fark etmemle irkilmiştim.

"Yine geleceksin, değil mi?"

Dudaklarımı birbirine bastırıp gözlerine bakarak olumlu anlamda salladım başımı. Yalandan kim ölmüş?

"Kıyafetlerini vereceğim."

Fakat Park Chanyeol'ün şakası yoktu... Bu yalan ölümüme mâl olabilirdi. Onu bir daha görmemek daha iyi olurdu aslında... Ancak bunu söyleyemezdim. Söylersem, gerçekten gözlerimi alabilirdi.

"Yan komşunum zaten, oldukça yakınız."

Kaşlarımı çatarak dinledim dediğini. Hızlıca sağından geçerek ilerledim ve dış kapıyı açtım. Dışarıya birkaç saniye göz attım. Söylediği gibi cidden evimin solunda kalıyordu evi. Beni izlemesi ve takip etmesi gerçekten kolaydı. Gözlerimi büyüterek ona döndüm.

"Ah e-evet, gerçekten öyleymiş."

Elini yanağıma koyup okşaması ile irkildim. Kolunu tutup kendimden uzaklaştıtmak istesem de yapamıyordum. Büyülüyordu sanki beni. Daha fazla yakınlaşmak istememe sebep oluyordu. Yerimden kıpırdayamazken bana doğru eğilip boynuma bir öpücük kondurdu. İçimden bir şeylerin koptuğunu hissettim o an. Karnım hareketlendi, tüm vücudum uyarıldı sanki. Gözlerimi zar zor gözlerine çıkardım. Kızıllaşan göz bebeklerine bakıyorken fısıldadı kulağıma.

"Sana yakın olmayı, her şeyden çok istiyorum."

3. Bölüm Sonu

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.