3. bölüm · YENİDEN SANA
SANA İNANIYORUM
Eylül alarmın sesiyle uyandı. Gözleri sevinçle doldu çünkü bu sabah diğerlerinden farklıydı.
Bugün, aylardır hayalini kurduğu turnuvanın günüydü.
Hızlıca hazırlandı, çantasını topladı ve evden çıktı.
Kapının önüne geldiğinde birkaç adım attıktan sonra durdu.
Karsisinda duvara yaslanmış bir şekilde onu bekleyen merti gördü.
Hızlıca yanına gitti ve
"Senin turnuvan yok mu?" "Neden burada bekliyorsun?" dedi
Mert sakin bir şekilde "Var." Dedi. Eylül "ee o zaman neden bekliyorsun" dedi.
Mert gülümseyerek "aslında Biraz stres oldum. Seninle gitmek istedim."dedi
Eylül'ün dudaklarında istemsiz bir gülümseme belirdi.
"O zaman hadi. Geç kalmayalım." Dedi
Yol boyunca turnuva hakkında konuştular. Birbirlerini motive ediyor, heyecanlarını paylaşmaya çalışıyorlardı.
Mert'in salonunun önüne geldiklerinde durdular. Mert Eylül'ün gözlerinin içine bakarak
"Bol şans." Dedi. Bu söz eylülü nedensiz yere mutlu etmişti
"Sana da " diyerek karşılık verdi
Birbirlerine gülümseyerek ayrıldılar.
Voleybol salonunun önüne geldiğinde Eylül'ün kalbi hızla çarpmaya başladı.
Bugün her şeyin karşılığını alabilecekleri gündü.
Derin bir nefes aldı ve içeri girdi.
Üstünü değiştirdikten sonra sahaya çıktı.
Koç tüm takımı etrafında topladı ve son kez motive edici bir konuşma yaptı.
Konuşma bittiğinde Eylül'ün heyecanının büyük kısmı kaybolmuştu.
Hakemin düdüğüyle birlikte maç başladı.
İlk set boyunca Eylül'ün takımı üstün bir oyun sergiledi.
Art arda gelen sayılarla ilk seti kazandılar.
Takım arkadaşlarının yüzleri mutlulukla parlıyordu.
Ama Eylül aynı mutluluğu hissedemiyordu.
Tribünlere baktığında içi burkuldu.
Takımdaki hemen hemen herkesin ailesi oradaydı.
Anneler, babalar, kardeşler...
Kızlarını desteklemek için bağırıyor, alkışlıyorlardı.
Eylül un ise ne annesinden ne de babasından haberi vardı.
Tam o sırada koçu yanına geldi. Sakin bir şekilde "Eylül " diye seslendi
Eylül başını kaldırdı.
Koçu gülümseyerek omzuna dokundu.
"Merak etme.Normalde oyuncular arasında ayrım yapmam.Ama sen farklısın.Seni hep kızım gibi gördüm."
Eylül'ün gözleri büyüdü.
"Hatta bazen kendi kendime, 'Keşke Eylül gibi bir kızım olsaydı,' dediğim bile oldu."
Bu sözler Eylül'ün kalbine dokunmuştu.
Gözleri dolsa da ağlamamaya çalıştı.
Tam o sırada hakemin düdüğü duyuldu.
Koçu gülümseyerek
"Yapabilirsin.Burada sana en çok inanan kişi benim." Dedi ve eylülü sahaya yolladı
Eylül kararlı bir şekilde başını salladı.
Bu kez sahaya bambaşka bir motivasyonla çıktı.
İkinci sette neredeyse kusursuz oynadılar.
Rakiplerine fırsat vermeden seti kazandılar.
Ve sonunda maçı aldılar.
Takım arkadaşları sevinç çığlıkları atıyor, birbirlerine sarılıyordu.
Bir üst tura çıkmışlardı.
Kutlamaların ardından herkes soyunma odasına geçti.
Bir süre daha sohbet edip güldüler.
Sonunda herkes evinin yolunu tuttu.
Ama Eylül'ün gideceği yer farklıydı.
Doğruca boks salonuna gitti.
Mert'in maçının nasıl geçtiğini öğrenmek istiyordu.
Tam içeri girecekken bir el bileğini tuttu.
Eylül hızla arkasını döndü. Tutan kişi ruzgardi
Eylül elini sertçe çekti.sinirle"Ne yapıyorsun sen?"dedi
Rüzgâr sakin bir tavırla gülümsedi.
"Galiba Mert için geldin.Maçı hâlâ bitmedi."dedi
Eylül şaşkınlıkla kaşlarını çattı.
"Hâlâ mı? Şu ana kadar bitmiş olması gerekiyordu."dedi
Rüzgar sakinliğini koruyarak
"Normalde öyleydi.Ama bugün koç yarışa koymak için birini seçti. Mert seçildi." Dedi
Eylül rüzgardan uzaklaştı ve
"Önemli değil."
Yakındaki boş bir banka oturdu.
"Beklerim."dedi
Rüzgâr da yanına oturdu.
"Tek başına sıkılmaz mısın? Biraz konuşabiliriz."dedi.
Eylül ayağa kalktı ve "seninle konuşmak istemiyorum "dedi
Ama Rüzgâr peşini bırakmadı.
"Neden benimle konuşmuyorsun?Yoksa Mert beni kötü biri olarak mı tanıttı?"dedi bunu söylerken yüzünde hafif bir siritis vardı
Eylül şaşkınlıkla ona baktı.
"Ne alaka? Mert neden senin hakkında konuşsun?"
Tam o sırada salonun kapısı açıldı.
Mert dışarı çıktı.
Eylül'ün yüzü bir anda aydınlandı.
Hızla ona doğru yürüdü.
Ama yaklaşınca yüzündeki ifadeyi kaybetti.
"Mert bu halin ne böyle dedi"
Kaşının üstü açılmıştı
Dudağında da küçük bir yara vardı.
Mert sırıttı."Ne olmuş?"
Sonra saçlarını düzeltti.
"Yoksa yakışıklılığım mı gitmiş?"dedi
Onun bu rahat ve sakin tavrı Eylülü cok sinir etmişti
Eylül sinirle omzuna vurdu.
"Nasıl her durumda dalga geçebiliyorsun?"
Mert güldü."Hadi. Eve gidelim."dedi
Birlikte yürümeye başladılar.
Yol boyunca Eylül durmadan sorular soruyor, Mert ise onu sakinleştirmeye çalışıyordu.
"İlk maçta hem ağzını hem kaşını patlattınsa son maçta ne oldu kim bilir." dedi Eylül
"Merak etme." dedi mert . Sonrasında hafifçe güldü.
"Bugün biraz stresliydim." Sonra ona döndü.
"Asıl sen anlat. Maçın nasıl geçti?"dedi
Eylül'ün yüzü bir anda aydınlandı. Gulumsyerek, "Kazandık."dedi
Mert gülümsedi."Tebrik ederim şampiyon."dedi
Bu iki kelime bile Eylül'ü mutlu etmeye yetmişti.
Evin önüne geldiklerinde durdular.
Her zamanki gibi vedalaştılar.
Eylül kapıya doğru yürürken fark etti.
Eskiden eve dönerken yüzünde böyle bir gülümseme olmazdı.
Hatta çoğu zaman gülümsemezdi bile.
İnsanlarla konuşmaktan kaçınır, duygularını içine atardı.
Ama son zamanlarda her şey değişmeye başlamıştı.
Ve bunun en büyük nedeni Mert'ti.
Sanki uzun zamandır kaybettiği yaşama sevincini ona geri veriyordu.
