8. bölüm · YENİDEN SANA
ŞAMPİYONLARIN GECESİ
Eylül eve döndüğünde üzerini değiştirdi, telefonunu eline alıp kendini yatağa bıraktı. Günün yorgunluğunu atmak için video izlemeye başladı.
Artık daha sakin bir hayatı olacağını düşünüyordu. Uzun zamandır hayalini kurduğu şampiyonluğa sonunda ulaşmıştı.
Tam o sırada telefonu çaldı.
Ekranda tanımadığı bir numara vardı.
"Belki takımdan biridir." diye düşündü ve aramayı cevapladı.
"Merhaba."dedi sakin bir sesle
Telefondan gelen sesi duyar duymaz yüzündeki ifade değişti.
Arayan annesiydi"Haberlere çıkmışsın." dedi
Eylül şaşkınlıkla doğruldu.
"Ne haberi?" dedi
Annesi "Voleybol takımınız birinci olmuş. Babanla onu konuşuyorduk." dedi
Eylül'ün yüzü bir anda sertleşti.
"O benim babam değil... Sen de benim annem değilsin!" dedi
Karşı taraftan kısa bir kahkaha duyuldu.
"Ne yani? Her gün seni döven o içkici adam mı baban?"dedi annesi
Eylül dişlerini sıktı.
"Senin yüzünden o hâllere düştük! Hem babam senin yuzunden öldü Bunu biliyor musun?" dedi
Annesinin sesi hâlâ umursamazdı.
"Öldü mü?Hak ettiğini bulmuş desene. Hem hala o adama baba demen şaşırtıcı" dedi
Bu söz Eylül'ün canını her zamankinden daha fazla yaktı.
Annesi sanki hiçbir şey olmamış gibi konuşmaya devam etti.
"Ada nasıl? Yanında mı? dedi
Eylül artık kendini tutamıyordu.
"Sence yanımda olabilir mi?Daha kendime bile zor bakıyorum. Ada'ya nasıl bakayım?" dedi
Sesi yükselmişti.
Annesi ise aynı sakin tavrıyla konuştu.
"Bağırmayı kes.Zaten yakında babanla gelip seni de Ada'yı da alacağız."
Eylül bir kelime bile söylemeden telefonu kapattı.
Telefonu yatağın üzerine bıraktı ve sessizce yere oturdu.
O an aslında annesine de babasına da kızgın olmadığını fark etti.
En çok kendine kızıyordu.
Yıllardır söylemek istediği her şeyi içine atmıştı.
Kimsenin onu gerçekten anlayabileceğine artık inanmıyordu.
Tam düşüncelerinin içinde kaybolmuşken telefonu yeniden çaldı.
Arayan Lena'ydı.
Eylül ekrana uzun süre baktı.
Telefonu açarsa bütün öfkesini Lena'dan çıkaracağından korkuyordu.
Bu yüzden telefonu sessize aldı.
Yatağına uzandı.
Uzun süre gözlerini tavana dikti.
Yaklaşık iki saat sonra yorgunluktan uyuyakaldı.
Uyandığında saat neredeyse öğleden sonra biri gösteriyordu.
Duş aldı.
Kendine bir şeyler hazırladı ama iştahı yoktu.
Yemeğe dokunmadan televizyonun karşısına geçti.
Tam o sırada telefon yine çaldı.
Bu kez yine Lena arıyordu.
Eylül derin bir nefes aldı ve gülümsemeye çalışarak telefonu açtı.
"Efendim Lena?" dedi
Lena neşeli bir şekilde
"Bu akşam kızlarla kutlama için sana bahsettiğim bara gidiyoruz. Sen de gelir misin?" dedi
Eylül bu davete ihtiyacı olduğunu hissetti.
"Tabii gelirim.Saat kaçta?" dedi.
Lena bu cevabı duymayı beklemiyordu heyecanla
"On dokuzda. Hepimiz orada olacağız." dedi.
Eylül istemesede lenanin seni duyunca sakinlesmisti.
"Tamam, görüşürüz." dedi
Telefon kapanır kapanmaz bu kez Can aradı.
Eylül gülerek başını iki yana salladı.
"Efendim Can?" dedi
Can heyacanli bir şekilde
"Bak, fazla uzatmayacağım.Lütfen bana Lena'yı ayarla." dedi
Eylül şaşkınlıkla yerinden doğruldu.
"Ne?" diye bağırdı.
Can "Yapmayacaksan başkasını arayayım." dedi.
O an Eylül telaşla "Bir dakika! Bir dakikasen Lena'dan mı hoşlanıyorsun" dedi
Can hiç düşünmeden cevap verdi.
"Evet."
Eylül istemsizce gülümsedi.
"Eğer o da senden hoşlanıyorsa yardımcı olurum." dedi
Can "Ya hoşlanmıyorsa?" dedi.
Eylül derin bir iç çekti ve
"O zaman...bir şekilde hoşlanmasını sağlarız." dedi
Can heyecanla güldü.
"İşte benim kankam bee!" dedi
Eylül kaşlarını kaldırdı.
"Kanka mı?" dedi.
Bu laftan sonra can
"Boş ver.Yapacaksın değil mi?" dedi.
Eylül kendinden emin bir şekilde
"Merak etme.Bence onun da sana karşı bir ilgisi var." dedi
Can saçlarını düzeltiyormuş gibi yaptı.
"Olur tabii.Benim gibi birine kim hayır diyebilir ki?" dedi
Eylül kahkahasını tutamadı.
"Çok salaksın."deyip telefonu kapattı.
Tam sonunda biraz sessizlik olacak diye düşünürken bu kez kapı çaldı.
Derin bir nefes alıp kapıyı açtı.
Karşısında Lena vardı.Lena gülümsedi.
"Herkes bir arkadaşıyla hazırlanıyor.Ben de seninle hazırlanmak istedim." dedi
Eylül saatine baktı.
"Daha erken değil mi?" dedi.
Lena heyecanla içeri girdi ve
"Bu şampiyonluk kutlamamız.Erken başlamamız lazım." dedi
Birlikte salona geçtiler.
Saatlerce sohbet edip güldüler.
Ardından hazırlanmaya başladılar.
İlk olarak kıyafet seçtiler.
Eylül dizlerinin biraz altında biten lacivert askılı bir elbise giydi.
Lena ise pastel sarısı, zarif bir elbise seçti.
Sonra saçlarını yapmaya başladılar.
İkisi de saçlarını düzleştirip uçlarına hafif dalga verdi.
Lena, Eylül'ün saçını düzleştirirken Eylül bir anda konuştu.
"Lena...Sence Can nasıl biri?" dedi
Lena'nın yüzünde istemsiz bir gülümseme belirdi.
"Bence iyi biri.Kimseye zararı yok." dedi
Eylül başını salladı.
"Aslında biliyor musun? Seninle Can birbirinize çok benziyorsunuz." dedi
Lena şaşkınlıkla ona baktı.
"Nasıl yani?" dedi
"İkiniz de insanları güldürüyorsunuz."
"İkiniz de iyi kalplisiniz."
"Ve ikinizin de etrafında olmak insana iyi geliyor."dedi
Lena birkaç saniye sustu.
"Belki de haklısın." dedi. Bunu aoylerken bile hala yüzünde gulumseme vardı
Son kez Eylül'ün saçını düzeltti.
"Tamamdır.Sırada makyaj var." dedi
Eylül pek istekli değildi.
Ama Lena'nın ısrarına dayanamadı.
Hafif bir makyaj yaptıktan sonra evden çıktılar.
Bir taksiye binip kutlamanın yapılacağı mekâna doğru yola çıktılar.
Vardıklarında takım arkadaşlarının hepsi girişte onları bekliyordu.
Eylül'ü gören kızlar şaşkınlıkla gülümsedi.
"Kaptan!"
"Sen bu kadar güzel olabiliyor muydun?"
"Efsane görünüyorsun!" gibi şeyler söylediler
Eylül utanarak gülümsedi.
İçeri girdiklerinde yalnız olmadıklarını fark ettiler.
Şampiyon olan diğer spor takımları da aynı mekânda kutlama yapıyordu.
Herkes masasına geçti.
Sohbet ediyor, müzik eşliğinde eğleniyordu.
Masaya içecekler geldi.
Bir süre sonra Naz sıkıldığını söyleyerek ayağa kalktı.
"Hadi, doğruluk mu cesaret mi oynayalım.Ama cevap veremeyen ya da görevi yapamayan, ceza olarak bir bardak içecek" dedi
Masadaki herkes heyecanla kabul etti.
Eylül kısa bir an tereddüt etti.
Aslında bu tür oyunları pek sevmezdi.
Ama arkadaşlarının keyfini kaçırmak istemediği için sessizce başını salladı.
"Oynayalım." dedi
