7. bölüm · YENİDEN SANA
İKİ ŞAMPİYON
Her zamanki gibi Eylül, alarm sesiyle uyanacağını sanıyordu. Fakat bu kez onu uyandıran alarm değil, telefonunun sesi oldu.
Ekranda Boksçu🥊yazıyordu.
Eylül uykulu bir sesle telefonu açtı.
"Sabah sabah neden aradın?"
Mert hafifçe güldü.
"Çünkü bugünkü turnuvayı unutup uyumaya devam edeceğini biliyordum.Kalk, hazırlan. Aşağıda seni bekliyorum."
Bu sözleri duyan Eylül'ün uykusu bir anda açıldı.
Çantası zaten akşamdan hazırdı. Hızlıca üzerini değiştirdi ve dışarı çıktı.
Kapının önünde bekleyen Mert'i görünce gülümseyerek yanına gitti.
"İyi ki aramışsın. Yoksa gerçekten uyuyakalacaktım."
Mert yürümeye başlarken sordu.
"Kahvaltı yaptın mı?"
Eylül başını iki yana salladı.
"Hayır. Sen acele et deyince hiçbir şey yiyemedim."
Mert gülümseyerek çantasını açtı.
İçinden iki tane sandviç çıkardı.
Birini Eylül'e uzattı.
Eylül şaşkınlıkla ona baktı.
"Sen gerçekten çok garip birisin."dedi
Mert kaşlarını kaldırdı.
"Garip derken?" Dedi
Eylül sandviçi alıp gülümsedi.
"Her durumda bir şekilde beni kurtarmayı başarıyorsun.Kahvaltı yapmadığımı söyledim, sen çantandan sandviç çıkardın.Gerçekten mükemmel birisin."dedu
Mert utangaç bir gülümsemeyle omuz silkti.
"Abartıyorsun."dedi
İkisi de gülerek yollarına devam etti.
Salona vardıklarında bütün takım çoktan toplanmıştı.
Eylül üzerini değiştirdi ve sessizce bir köşeye oturdu.
Lena yanına gelip gülümsedi ve
"Heyecanlı mısın?" Dedi
Eylül derin bir nefes aldı.
"Nasıl olmayayım?Bugünkü maçı kazanırsak şampiyon olacağız." Dedi
Lena da heyecanla başını salladı.
"Umarım kupa bizim olur."dedi
Tam o sırada rakip takım da salona girdi.
Hakemin düdüğüyle birlikte maç başladı.
İki takım da büyük bir mücadele veriyordu.
İlk setin sonlarına doğru Eylül'ün takımı yalnızca bir sayı öndeydi.
Bu sayıyı alırlarsa ilk set onların olacaktı.
Top Eylül'e geldi.Derin bir nefes aldı.
Servisini kullandı.
Karşı takımın oyuncusu topa yetişmek için kendini yere attı.
Ama yetişemedi.
Hakemin düdüğü çaldı.
"Sayı!"
Salon bir anda alkış ve sevinç çığlıklarıyla doldu.
Takım arkadaşları koşarak Eylül'e sarıldı.
İlk seti kazanmışlardı.
Molada koç Eylül'ü yanına çağırdı.
"Bak Eylül." Dedi ve karşı takımın liberosunu işaret etti.
"O kızı görüyor musun?Yıllar önce koçluğunu yaptığım takımda oynuyordu.Kendisi çok tehlikeli bir oyuncudur.Topu sürekli yere çakar.Hamlelerini iyi oku.Hazırlıklı ol, tamam mı?"dedi
Eylül kendinden emin bir şekilde başını salladı.
"Merak etmeyin koç."dedi
İkinci set başladığında rakip takım baskısını artırdı.
Koçun dediği gibi libero sürekli sert ve yere yakın toplar vuruyordu.
Bu yüzden peş peşe sayılar kaybetmeye başladılar.
Eylül kısa bir süre düşündü.
Sonra çözümü buldu.
Libero topa her yükseldiğinde biraz daha öne çıkıyor, yere yakın bekliyordu.
Bu hamle sayesinde birkaç kritik top çıkardı.
Skor yeniden eşitlendi.
Derken...
Bir kez daha yalnızca bir sayı öne geçtiler.
Bu sayı şampiyonluğu belirleyecekti.
Salon sessizliğe büründü.
Herkes nefesini tutmuştu.
Rakip takım servis kullandı.
Nazlı topu karşıladı ve geri gönderdi.
Top yeniden rakip liberoya geldi.
Oyuncu sıçradı.
Bütün gücüyle yere doğru vurdu.
Top kurşun gibi geliyordu.
Bir anlığına herkes donup kaldı.
Eylül hiç düşünmeden kendini topun önüne attı.
Topu son anda havalandırmayı başardı.Lena topu Mine'ye kaldırdı.
Mine bütün gücüyle vurdu.Top çizginin içine düştü.
Hakemin düdüğü bütün salonu inletti.
"Maç bitti!"
Bir anlık sessizliğin ardından tribünler ayağa kalktı.
Şampiyonluk çığlıkları salonu doldurdu.
Takım arkadaşları koşarak Eylül'e sarıldı.
"Şampiyonuz!"diye bağırıyorlardı.
Hatta bir ara Eylül'ü omuzlarına alıp havaya kaldırmaya başladılar.
Aynı saatlerde Mert de kendi turnuvasındaydı.
Rakibi oldukça güçlüydü.
Refleksleri neredeyse kusursuzdu.
Ama Mert son ana kadar pes etmedi.
Verdiği büyük mücadelenin sonunda o da altın madalyayı kazanarak şampiyon oldu.
Ödül töreninde Eylül ve takım arkadaşlarına altın madalyaları takıldı.
Ardından takımlarına ait büyük kupa teslim edildi.
Mert'e ise altın madalyasıyla birlikte küçük bir şampiyonluk kupası verildi.
Tören biter bitmez Can'ı yanına aldı.
"Hadi.Eylül onları tebrik edelim."dedi
İkisi birlikte voleybol salonuna gittiler.
Daha kapıya yaklaşırken içeriden yükselen kahkahaları
duyabiliyorlardı.
Mert'in gözleri hemen Eylül'ü aradı.
Onu Lena'nın yanında görünce gülümsedi ve
"Tebrik ederim"dedi
Eylül de gülümseyerek ona baktı.
"Ben de seni tebrik ederim...şampiyon."dedi
Mert kahkaha attı.
"Dur bir dakika.Benim sana 'şampiyon' demem gerekmiyor muydu?"dedi
Eylül de gülmeye başladı.
"Bugün ikimiz de şampiyonuz."dedi
Can ise Lena'nın yanına gitmişti.
Konuşmaya çalışıyordu ama heyecandan sürekli kelimeleri karıştırıyordu.
Lena ise onun bu hâline gülümsemekten kendini alamıyordu.
Bir süre sonra dördü birlikte pizzacıya gidip uzun uzun sohbet ettiler.
Akşam olduğunda herkes evine dönmek için ayrıldı.
Mert ile Eylül her zamanki gibi birlikte yürüyordu.
Bir yandan maçlarını anlatıyor, bir yandan birbirlerini tebrik ediyorlardı.
Eylül'ün evinin önüne geldiklerinde durdular.
Birbirlerine gülümsediler.
"Yine güzel bir gündü."
dedi Eylül.
Mert başını salladı.
"Daha nicelerine."
Vedalaşıp ayrıldılar.
