17. bölüm · YENİDEN SANA

İKİNCİ BİR ŞANS

Yagmur ★

Eylül o sabah her zamankinden daha geç uyandı. Pek iştahı olmadığı için kahvaltı yapmadı. Kendine bir kahve hazırlayıp salona geçti ve sevdiği bir filmi açtı. Tam filmin en heyecanlı yerinde kapı zili çaldı.
İçinden söylenerek kapıya yürüdü.
Kapıyı açtığında karşısında annesini ve Ada'yı görünce kaşlarını çattı.
— Neden geldiniz?
Annesi cevap bile vermeden Eylül'ün yanından geçip içeri girdi ve kanepeye oturdu.
Eylül sinirle kapıyı kapattı.
— Bir insan izin almadan başkasının evine girer mi?
Annesi sakince ona baktı.
— Baban yurt dışına gitti.
Eylül umursamaz bir tavırla omuz silkti.
— Ee?
— Ama ben gitmedim.
— Neden?
Annesi derin bir nefes aldı.
— Çünkü seni almadan hiçbir yere gitmeyeceğim.
Eylül alaycı bir şekilde güldü.
— Saçmalama. Ben küçük bir çocuk değilim. İstediğin zaman alıp istediğin yere götürebileceğin biri hiç değilim.
Annesi gözlerini yere indirdi.
— Bak Eylül... Her şeye yeniden başlamak istiyorum. Bu sefer yanımda seni de görmek istiyorum.
Eylül hiçbir şey söylemedi.
Annesi konuşmaya devam etti.
— Benim ne kadar zor şeyler yaşadığımı en iyi sen biliyorsun. İnan bana... Tek amacım seni ve Ada'yı korumaktı.
Bu sözler Eylül'ün zihninde yankılandı.
"Sizi korumaktı..."
Annesi ilk defa gerçekten pişman görünüyordu.
— Lütfen bizimle gel. Kaybettiğin çocukluğu birlikte telafi edebiliriz.
Eylül gözlerini kaçırdı.
— Olmaz. Ben burada mutluyum. Kaybettiğim her şeyi bana burası geri verdi.
Annesinin yüzündeki ifade bir anda değişti.
Gözlerinde kısa süreliğine tuhaf, sinsi bir bakış belirdi.
Ama bunu hemen gizledi.
— Peki...
Ayağa kalktı.
— Baban dönene kadar sana zaman veriyorum. O zamana kadar iyice düşün.
— Düşünmeme gerek yok. Fikrim değişmeyecek.
Tam o sırada kapı zili yeniden çaldı.
Eylül kapıya yönelirken annesi ondan önce davranıp kapıyı açtı.
Kapıda Mert vardı.
— Merhaba... Eylül evde mi?
Annesi gülümseyerek konuştu.
— Bugün gelemez canım. Anne kız biraz hasret gideriyoruz.
Mert içeride Eylül'ü görünce kısa süre duraksadı.
— Anladım...
Bakışlarını Eylül'e çevirdi.
— O zaman başka zaman görüşürüz.
— Tamam...
Mert gülümsemeye çalışsa da yüzündeki hayal kırıklığı belli oluyordu.
Sessizce oradan ayrıldı.
Kapı kapandıktan sonra annesi Eylül'e döndü.
— Gel, biraz konuşalım.
Mutfakta çay hazırlarken gülümseyerek sordu.
— Bana arkadaşlarını anlatsana.
Eylül önce çekinse de Lena'dan, Can'dan ve Mert'ten bahsetmeye başladı.
Sonra istemeden de olsa Rüzgar'ın adını söyledi.
Annesi hiçbir tepki vermedi.
Sadece dikkatlice dinledi.
Bir süre sonra Ada mutfağa geldi.
— Anne, acıktım.
Annesi ayağa kalktı.
— Eylül, bana yardım eder misin?
İkisi birlikte yemek hazırlamaya başladılar.
Sebzeleri doğrarken annesi hafifçe gülümsedi.
— Biliyor musun... Sana hamileyken hep böyle bir mutfakta birlikte yemek yapacağımız günlerin hayalini kurardım.
Eylül bıçağı yavaşça bıraktı.
İlk defa annesinin söyledikleri kalbine dokunmuştu.
"Belki gerçekten değişmeye çalışıyordur..." diye düşündü.
Yemekten sonra biraz daha sohbet ettiler.
Akşamüstü olunca Eylül birkaç atıştırmalık almak için markete gitmeye karar verdi.
Telefonunu masanın üzerinde bırakıp çıktı.
"Nasıl olsa iki dakika sürer." diye düşündü.
Tam o sırada telefon çalmaya başladı.
Ekranda kayıtlı olmayan bir numara vardı.
Annesi birkaç saniye telefona baktı.
Sonra cevapladı.
— Alo?
Karşı taraftan genç bir erkek sesi geldi.
— Eylül... Ben Rüzgar.
Annesinin gözleri bir anda parladı.
— Ben Eylül'ün annesiyim.
Rüzgar şaşırdı.
— Kusura bakmayın, ben sonra arayayım.
— Hayır, kapatma.
Annesinin sesi bir anda ciddileşti.
— Seninle özel konuşmam gerekiyor.
— Benimle mi?
— Evet. Ama bu telefondan olmaz.
Kendi telefonunu aldı.
Numarasını çevirip Rüzgar'ı yeniden aradı.
Kısa bir konuşmanın ardından gizlice bir buluşma ayarladılar.
Tam telefon kapanırken kapı açıldı.
Eylül elinde poşetlerle içeri girdi.
Annesi sanki hiçbir şey olmamış gibi gülümsedi.
— Az önce telefonun çaldı canım.
— Kim aramış?
— Tanımadığım bir numaraydı.
Eylül telefonu eline aldı ve geri aradı.
Karşı taraftan Rüzgar'ın sesi geldi.
— Alo?
— Şey... Az önce sen mi aramıştın?
— Evet.
Sesi her zamankinden daha sakindi.
— Dün Lena'nın doğum günüymüş. Kutlayamadım. Numarasını da bilmiyorum. Benim yerime "İyi ki doğdun." der misin?
Eylül şaşkınlıkla sustu.
Bu gerçekten tanıdığı Rüzgar mıydı?
— Alo? İyi misin?
— Ha... Evet. Söylerim.
— Teşekkür ederim.
Telefon kapandı.
Eylül hâlâ düşünceliydi.
Ada koşarak yanına geldi.
— Abla! Benimle resim çizer misin?
Eylül gülümseyerek eğildi.
— Tabii ki.
Saatler boyunca birlikte resimler çizdiler, boyalarla oynadılar.
Ada yorulup uyuyunca annesi onu kucağına alıp odaya götürdü.
Eylül de kendi odasına geçti.
Yatağına uzandı.
Aklında tek bir soru vardı.
Rüzgar neden bir anda bu kadar değişmişti?
Bilmediği şey ise, bu değişimin arkasında annesinin çoktan kurmaya başladığı planın olmasıydı.
O düşünceler arasında yavaş yavaş gözlerini kapattı ve uykuya daldı.