6. bölüm · YENİDEN SANA

BİR DEMET PAPATYA

Yagmur ★

Hava henüz kararmamıştı.
Mert eve gelir gelmez üzerini değiştirdi.
Telefonunu eline alıp Rüzgâr'ı aradı.
"Parka gel. Konuşmamız lazım."dedi
Rüzgâr normalde kimsenin çağrısını hemen kabul etmezdi.
Ama bu kez hiç düşünmeden "Tamam." dedi.
Bu durum Mert'in içine bir şüphe düşürdü.
Parka vardığında Rüzgâr çoktan gelmişti.
Mert onu görür görmez hızlı adımlarla yanına yürüdü.
"Eylül'den uzak dur."dedi
Rüzgâr alaycı bir gülümsemeyle ellerini cebine soktu.
"Bunun için mi çağırdın beni?Bunu mesajla da söyleyebilirdin."
Mert'in çenesi sıkıldı.
"Sanki attığım mesajı ciddiye alacaktın."dedi
Rüzgâr hafifçe güldü.
"Ne yani?Senin bu konuşmanı ciddiye alacağımı mı sanıyorsun?"
Bu söz Mert'in sabrını taşırdı.
Rüzgâr'ın yakasından tuttu.
Onu sertçe arkasındaki duvara yasladı.
"Eğer o kıza bir daha yaklaşır...Ya da onu tekrar rahatsız edersen...Geri kalanından ben sorumlu olmam."dedi
Mert akışlarını bir an bile ruzgardan ayırmadan onu bıraktı.
Arkasını dönüp hiçbir şey söylemeden uzaklaştı.
Eve vardığında telefonu çaldı.
Arayan Eylül'dü. Eylül telaşla
"Konuştun mu?"dedi.
Mert ise sakin bir şekilde
"Evet.Merak etme. Seni bir daha rahatsız etmeyecek."
Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik oldu.
Eylül meraklı bir sekilde "Vurmadın değil mi?" Dedi
Mert istemsizce güldü.
"Saçmalama.Ben öyle şiddete başvuran biri değilim."
Eylül de gülmeye başladı. Gülmesi bitince "Teşekkür ederim.Sen olmasaydın hayatta gidip onunla konuşamazdım." Dedi.
Mert "Rica ederim." Dedi
Mert'in sesi yine yumuşadı.
"Sen sadece yarınki maçına odaklan."
Eylül gülümseyerek,
"Bu maçı senin için kazanacağım."
dedi.
İkisi de birbirine iyi geceler dileyip telefonu kapattı.
Eylül kendini yatağa bıraktı.
İçinden tek bir cümle geçti.
"Umarım bir daha böyle bir şey yaşamam."
Mert ise odasında tek başına oturuyordu.
Aklındaki tek soru şuydu:
"Rüzgâr gerçekten eylülden vazgeçecek mi?"
Ertesi sabah Eylül erkenden hazırlanıp salona gitti.
Hakemin düdüğüyle maç başladı.
Düne göre çok daha iyiydi.
Topların peşinden yılmadan koşuyor, neredeyse hiçbir sayıyı bırakmıyordu.
Bu sırada Mert de başka bir hazırlık yapıyordu.
Önce bir çiçekçiye uğradı.
Eylül'ün en sevdiği çiçeği bilmiyordu.
Uzun uzun düşündükten sonra bir demet papatya aldı.
Ardından bir oyuncakçıya girdi.
Küçük bir hediye paketini dikkatlice hazırlattı.
İşleri bitince sessizce voleybol salonuna geçti.
Eylül'ün dikkatini dağıtmamak için tribünlerin en arka sırasına oturdu.
Sessizce maçı izledi.
Son düdük çaldığında salon sevinç çığlıklarıyla dolmuştu.
Eylül ve takımı kazanmıştı.Bir üst tura yükselmişlerdi.
Takım arkadaşları birbirlerine sarılıyor, koçlarıyla kutlama yapıyordu.
Tam o sırada Mert sahaya indi.
Elindeki papatyaları Eylül'e uzattı.
"Tebrik ederim...Şampiyon."dedi
Eylül çiçekleri görünce gözleri parladı.Hiç düşünmeden Mert'e sarıldı.
"Her şey için teşekkür ederim.İyi ki varsın."dedi
Mert de gülümseyerek ona sarıldı.
"Şimdi git.Üzerini değiştir.Bir kişiye daha hediye vermemiz gerekiyor."dedi.
Bir süre sonra birlikte yürümeye başladılar. Eylül nereye gittiklerini anlamamıştı 'Nereye gidiyoruz?"dedi
Mert sakin bir sekilde "Evinize."dedi
Eylül şaşkınlıkla durdu.
"Ne?" Diyerek bağırdı
Mert telaşlandı."Yanlış anlama.Kardeşine bir hediye vermek istiyorum."dedi
Bu sözü duyunca Eylül bir iç çekti ve
"Ama Ada evde değil."dedi.
Mert şaşkınlıkla "Nerede?"dedi
Eylül "Yetimhanede." Dedi bunu derken bile üzüldüğü belliydi
Mert birkaç saniye sustu.
"Yetimhane mi?" Dedi
Yolda yürürlerken Eylül çocukluğunu anlattı.
Anne ve babasının boşandığını...
Hiçbirinin onları istemediğini...
Bu yüzden küçüklüğünden beri Ada'yla yetimhanede büyüdüğünü...
Mert tek kelime etmedi.
Sadece onu dinledi.
Yetimhaneye vardıklarında görevliler Ada'yı çağırdı.
Mert elindeki paketi uzattı.
Ada heyecanla açtı.
Kutunun içinden o gün vitrinde uzun uzun baktığı Barbie seti çıktı.
Küçük kızın gözleri parladı.
Hiç düşünmeden Mert'e sarıldı.
"Teşekkür ederim Mert abi!"dedi
Mert gülümseyerek saçlarını okşadı.
"Rica ederim prenses.Eee...
Bugün nereye gitmek istersin?"dedu
Ada heyecanla zıpladı.
"Her yere!"
Üçü birlikte önce pizza yediler.
Sonra alışveriş merkezindeki eğlence alanına gittiler.
Akşama kadar kahkahalar hiç eksik olmadı.
Hava kararmaya başladığında Ada'yı tekrar yetimhaneye bıraktılar.
Vedalaştıktan sonra Eylül ve Mert eve doğru yürümeye başladılar.
Evin önüne geldiklerinde Eylül yeniden Mert'e sarıldı.
"Her şey için teşekkür ederim.Sen olmasaydın bunların hiçbirini yapamazdım."dedi
Mert de ona sarıldı.
"Sen sadece...Neşeni kaybetme."dedi
Eylül başını salladı.
Vedalaştılar.
Mert yavaş yavaş uzaklaşırken Eylül evine girdi.
İlk işi, Mert'in aldığı papatyaları su dolu bir vazoya yerleştirmek oldu.
Çiçeklere uzun uzun baktı.Sonra usulca gülümsedi. Uzun zaman sonra ilk kez, kendini gerçekten yalnız hissetmiyordu.
O gece yüzünde küçük bir tebessümle uykuya daldı.