30. bölüm · VEYRİTH

Bölüm 28

Tuanaymışşşşş 🫧

Bazı insanlar hayatınıza sessizce girer.Bazılarıysa…Kapıyı kırarak.Ve bazen iki insanın birbirinden nefret etmesi için bir sebebe bile ihtiyacı yoktur.Sadece yanlış zamanda karşılaşmaları yeterlidir.Livia’nın sözleri bütün gece kafamın içinde dönüp durdu.“Eğer Livia onu seçtiyse… aralarına girmeyeceğim.”Valen bunu söylemişti.Ben duymuştum.Ve artık bir şeyden emindim.Valen, Lucien’in bana âşık olduğunu bilmiyordu.Ama daha garip olan başka bir şeydi.Valen’in benden uzak durması…Canımı düşündüğümden çok daha fazla yakıyordu.Nedenini bilmiyordum.Bilmek de istemiyordum.En azından şimdilik.Ağacımın yanından ayrılıp ormanda yürümeye başladım.Neyra ile Riven’ı bulmak istiyordum.Ama birkaç dakika sonra uzaktan gelen sesler yüzünden durdum.Bir erkek sesi.Sonra bir kadın sesi.Kaşlarımı çattım.Sesler tanıdıktı.Ağaçların arasından biraz daha ilerledim.Ve onları gördüm.Lucien.Karşısında ise…Elara.İkisini daha önce hiç yan yana görmemiştim.Ama yüz ifadelerinden bunun iyi bir karşılaşma olmadığı belliydi.Lucien sakin görünüyordu.Elara ise kollarını göğsünde birleştirmiş, ona öfkeyle bakıyordu.“Yolumdan çekil,” dedi Elara.Lucien hafifçe güldü.“Burası senin yolun değil.”“Şu anda önümde duran sensin.”“Ne büyük tesadüf.”Elara gözlerini kıstı.“Komik olduğunu mu sanıyorsun?”“Hayır.”Lucien’in gülümsemesi kayboldu.“Sadece senin sinirlenmeni eğlenceli buluyorum.”Elara bir adım attı.“Beni tanımıyorsun.”“Tanımama gerek yok.”“Öyle mi?”“İnsanların nasıl biri olduğunu anlamak için çok konuşmalarına gerek yok.”Elara’nın çenesi gerildi.“Sen gerçekten kendini beğenmişsin.”Lucien başını hafifçe yana eğdi.“Sen de fazlasıyla sinirlisin.”“Belki sebebi sensindir.”“Olabilir.”Elara ona yaklaştı.“Çekil.”Lucien çekilmedi.“Hayır.”Bir saniyelik sessizlik oldu.Sonra Elara onu omzundan itti.Lucien birkaç adım geriye kaydı.Ama düşmedi.Başını kaldırıp Elara’ya baktı.Bu kez gülümsemiyordu.“Bunu yapmamanı tavsiye ederim.”Elara alaycı bir şekilde güldü.“Ne yapacaksın?”Lucien cevap vermedi.Elara tekrar üzerine yürüdü.Lucien kolunu kaldırıp hamlesini engelledi.Elara diğer eliyle kurtulmaya çalıştı.Lucien geri çekildi.“Bırak.”“Önce sen saldırmayı bırak.”“Sen başladın.”“Sen yolumdan çekilmedin.”“Çünkü emrini dinlemek zorunda değilim.”Elara’nın sabrı taştı.Lucien’i itti.Bu kez Lucien de karşılık verdi.İkisi birkaç adım boyunca birbirini itip savurdu.Sonunda Elara’nın eli Lucien’in yanağına geldi.Lucien’in başı yana döndü.Bir saniye sessizlik oldu.Lucien yavaşça başını geri çevirdi.Elara’nın gözlerinin içine baktı.“Bunu gerçekten yaptın.”Elara nefes nefese kalmıştı.“Evet.”Lucien’in gözleri sertleşti.“Pişman olacaksın.”Elara geri adım atmadı.“Bekliyorum.”Lucien bir anda ona doğru ilerledi.Elara da geri çekilmek yerine karşılık verdi.İkisi yeniden birbirine girdi.Ama bu kez sesleri daha sertti.“Bırak beni!”“Önce sen bırak!”“Sen delisin!”“Sen de normalsin sanki!”Elara onu itti.Lucien dengesini toparladı.Tam tekrar yaklaşacakken ikisi de aynı anda durdu.Çünkü arkalarından gelen sesi duymuşlardı.“Ne yapıyorsunuz siz?”İkisi de dönüp baktı.Ben.İkisi birden sustu.Gözlerimi kırpıştırdım.“Ben…”Elara’nın saçları dağılmıştı.Lucien’in yanağında kızarıklık vardı.İkisine baktım.Sonra tekrar baktım.“Ben beş dakika ortadan kayboluyorum.”Elimi havaya kaldırdım.“Ve siz birbirinizi mi dövüyorsunuz?”Lucien hemen toparlandı.“Yanlış anlaşılma.”Elara aynı anda konuştu.“Hiçbir yanlış anlaşılma yok.”Lucien ona baktı.“Sen konuşmasan?”Elara ona döndü.“Sen susmayı öğrenirsen belki.”“Yine mi başladın?”“Çünkü sen hâlâ buradasın.”İkisine şaşkın şaşkın baktım.“Birbirinizi daha kaç dakikadır tanıyorsunuz?”Elara:
“Fazlasıyla uzun.”Lucien:
“Gereğinden fazla.”İkisine baktım.“Tamam…”Bir an sustum.“Bence siz birbirinizden nefret ediyorsunuz.”Elara hiç düşünmeden cevap verdi.“Evet.”Lucien de aynı anda:“Kesinlikle.”Sonra birbirlerine baktılar.Ve ikisinin de yüzünde aynı ifade vardı.Rahatsızlık.Ben içimden derin bir nefes aldım.“Harika.”Elara bana döndü.“Livia, sen git.”“Ne?”“Bununla uğraşma.”Lucien hemen araya girdi.“Benimle uğraşma demek istiyor.”Elara kaşlarını çattı.“Seninle konuşmuyordum.”“Fark ettim.”“Öyleyse sus.”“Sen sus.”“Sen sus.”“Sen—”“YETER!”İkisi de sustu.Kollarımı iki yana açtım.“İkiniz de çocuk musunuz?”Elara bana baktı.Lucien başını çevirdi.Bir süre sessizlik oldu.Sonra Lucien bana döndü.“İyi misin?”Elara’nın yüzü bir anda değişti.Lucien’in bana karşı kullandığı yumuşak ses tonunu fark etmişti.Gözleri önce Lucien’e, sonra bana kaydı.“Sen…”Sustu.Lucien ona baktı.“Ne?”Elara hiçbir şey söylemeden arkasını döndü.“Bunu burada bırakıyorum.”Lucien:
“Sonunda mantıklı bir karar.”Elara birkaç adım attı.Sonra durdu.Başını çevirip Lucien’e baktı.“Bu bitmedi.”Lucien hafifçe gülümsedi.“Bittiğini söylemedim zaten.”Elara gözlerini devirdi ve uzaklaştı.Ben Lucien’e döndüm.“Sen de kavga etmeyi biraz azaltabilir misin?”Lucien bana baktı.“Ben başlatmadım.”“Umurumda değil.”“Tamam.”Bir an sessiz kaldı.Sonra:“Bu arada…”“Hmm?”“Valen’le konuştun mu?”İçimde bir şey kıpırdadı.“Hayır.”Lucien yüzüme dikkatlice baktı.“Anladım.”“Ne anladın?”“Bir şey yok.”Ama bu kez o gülümsemenin altında başka bir şey vardı.Ben fark etmedim.Henüz.Lucien yanımdan geçip uzaklaşırken arkasından baktım.Sonra gözlerim Elara’nın gittiği yöne kaydı.İçimden sadece bir düşünce geçti.Bu ikisi bir daha karşılaşmamalı.Karşılaşmalıydılar.Hem de çok yakında.Çünkü ormanın başka bir yerinde Elara tek başına yürürken durdu.Yüzündeki öfke hâlâ geçmemişti.Arkasından gelen ayak seslerini duydu.Dönmeden konuştu.“Peşimi bırak.”Lucien’in sesi geldi.“Ben de sana aynı şeyi söylemeye gelmiştim.”Elara arkasını döndü.“Yine sen.”“Yine ben.”“Ne istiyorsun?”Lucien ona doğru birkaç adım attı.“Seninle bir anlaşmamız olmadığını hatırlatmaya.”Elara güldü.“Benim seninle anlaşma yapmaya niyetim yok.”“Güzel.”Lucien durdu.“Benim de yok.”Elara kaşlarını çattı.“Öyleyse neden geldin?”Lucien cevap vermeden ona baktı.Sonra:“Çünkü senden hoşlanmadım.”Elara’nın yüzünde küçücük bir gülümseme oluştu.“Sonunda ortak bir noktamız çıktı.”Lucien:“İyi.”Elara:“İyi.”Birbirlerine baktılar.Sessizlik.Sonra ikisi de aynı anda:“Bir daha karşıma çıkma.”Bir saniye sonra ikisi de farklı yönlere yürüdü.Ama ikisi de aynı şeyi düşünüyordu.Bu insanla bir daha karşılaşmak istemiyorum.Ve ikisi de yanılıyordu.Çünkü bazı karşılaşmalar…Bir kez yaşanıp bitmezdi.Bazıları insanın hayatına tekrar tekrar girer.Önce kavga ederek.Sonra birbirini sinirlendirerek.Sonra birbirini anlamaya başlayarak.Ve en son…Hiç istemedikleri bir şeyi fark ederek.Ama bunu öğrenmeleri için daha çok zaman vardı.Şimdilik tek bildikleri şey şuydu:Elara, Lucien’den nefret ediyordu.Lucien de Elara’dan.Ve bu…Sadece başlangıçtı.
Yalnız birşey diyim mi bunlar fenasal yakıştılar