VÂYE kitap kapağı

8. bölüm / 17

VÂYE

7. Bölüm: Nikah

Vaveyla Yazarı: Mübtedi Hanım

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: 7. Bölüm: Nikah

"Ve Allah onların kalplerinin arasını sevgi ile birleştirdi."

(Enfal/63)

Geldi ve yanıma oturdu. Selam verdi. İçimden aldım. Kalbim ağzımda atıyor idi sanki. İkimiz de amcamın karşısında oturuyorduk. Dayılarım da yan tarafımızda oturuyor idi. Amcam besmele çekti.
"Euzübillahimineşşeytanirracim, bismillahirrahmanirrahim. "
"Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah-u Teâlâ'ya mahsustur. O ki insanları eşler halinde yaratmış, insanların kalplerini birbirine bağlayandır.
" Salât-u Selam, iki cihan serveri, Allah'ın Rasülü ve Habibi, son Peygamber Hz. Muhammed(s.a.v.) üzerine olsun."
Bu esnada salavat getirdik ve elimizi kalbimize götürdük.
"İzdivaç, Allah'ın emri ,Peygamber Efendimizin sünnetidir. İzdivaç ki sadece nefisten korunma değil, bilhassa, Allah'ın rızasını, Peygamberimizin sünnet-i seniyyesi'ni yerine getirmek, İslam'ın önderleri olmak, İslam önderleri zürriyetler yetiştirmektir. "
"O vakit, İbrahim kızı Âmine, Süleyman oğlu Yusuf'u zevcliğe kabul ettin mi? "
Yutkundum. İlk kez sesimi duyacaktı. Rabbim yanlış ise affet.
"Ettim."
"Ettin mi? "
"Ettim."
"Ettin mi? "
"Ettim."
"Sen, Süleyman oğlu Yusuf, İbrahim kızı Âmine'yi, zevceliğe kabul ettin mi? "
Tereddütsüz konuştu.
"Ettim."
"Ettin mi? "
"Ettim."
"Ettin mi? "
"Ettim."
Nikahlıydık artık.
Helaliydim.
Helalimdi.
Şahitler de şahitlik etti.
Amcam yeniden söz aldı.
" Âmine kızımızın mehr-i mueccelini ta'yin edelim. Mehir hâtunun hakkıdır. O vakit Yusuf efendi, Âmine binti İbrahim'e İmam-ı Azam Ebu Hanife içtihadıyla mehr-i müeccel olarak ne takdim edersin? "
Yusuf biraz bekledi. Boğazını temizledi ve başladı.
"Rabbimin rızasıyla ve izniyle Âmine binti İbrahim'e İmam-ı Azam Ebu Hanife içtihadıyla 150 dirhem altın takdim ederim. Kendisine helalinden mehr-i müeccelidir. "
Çok fazlaydı. Ben hiçbir şey istemezdim ki. Sadece ilmine ve edebine taliptim.
"O vakit Âmine binti İbrahim, sana takdim edilen 150 dirhem altın mehr-i müeccelini kabul ettin mi? "
"Ettim"

Ellerimizi dua için açtık.

"Euzübillahimineşşeytanirracim, bismillahirrahmanirrahim. "

"Rabbena heb lena min ezvacina ve zürriyetina gurrate a'yünin leke"

"Amin."

"Rabbic'alni mukime-ssalati ve min zürriyyeti, rabbena ve tegabbel dua' "
"Amin"
"Rabbena atina fid-dünya haseneten ve fil ahirati haseneten ve kina azaben-nar"
"Amin."
"Rabbena'ğfir li velivalideyye velilmü'minine yevme yekumu'l-hisab. "
"Amin."

"Allah'ım bu akdi hayırlı ve bereketli eyle, nikahlanan bu iki gencin arasına muhabbet, ülfet, sebat ve huzur nasib eyle. "
"Amin"
"Allâh'ım nikahlanan bu iki gencin arasını birbiriyle geçimli, ilk insan Hz. Adem babamız ve Hz. Havva anamızın, Peygamber Efendimizin Hz. Muhammed (s.a.v.) ve zevcesi Haticetü'l Kübra vâlidemizin, Hz. Fatıma vâlidemiz ve Hz. Ali 'nin aralarına nasib ettiğin muhabbet, ülfetten bu gençlerimize de nasib et. "
"Âmin"
"Allah'ım, eşlerimizi ve zürriyetimizi bize göz aydınlığı kıl. "
"Âmin."
"Allah'ım bizi ve zürriyetimizi namaza devam edenlerden eyle, duamızı kabul et. "
"Âmin"
"Rabbimiz, dünyada ve ahirette bizi cehennem azabından koru. Beni ,anamı, babamı ve bütün inananları hesap gününde bağışla. "
"Âmin"
"Allahümme bârik lehüma ve bârik aleyhima vecma' beynehüma fi'l hayr"
"Âmin."
"Sübhane rabbike rabbi'l izzetim amma yesifun. Ve selamün ale'l mürselin. Ve'l hamdü lillahi rabb'i-l âlemin. El-Fatiha. "
Fatiha okuduk.

"Barekallah." dediler.
Kalktık. Sırayla onun ana babasının elini öptüm. Kendi ana babamın elini de öptüm. O da benimkilerin elini öptü. Dualar edildi. Kaldırıp başımı ona bakmaya henüz muktedir değildim. Sadece boyunu az çok görebiliyordum. Orta boydan biraz uzundu. Yan yana ayakta duruyorduk.

Peygamberimizin (s.a.v.) sünneti olan velime'(düğün yemeği) yapamamıştık. Zaten gücümüz bütün Nallıhan'a yetmezdi. Sadece akrabalara yapsak da kul hakkı olurdu. Bu sebeple sadece lokumlar ve şerbetler ikram edilmişti.

Babam ile Yusuf'un hasbihal ettiğini gördüm. Pek azını işitiyordum.

"Sen ki bundan böyle benim de evladımsın Yusuf. Sana güvenirim. Kerimeme iyi bakacağını, onun kalbini kırmayacağını da bilirim. Lâkin yine de tembih etmekte fayda var. Onun kalbi incedir, kırılsa bile belli etmez. Biliriz, karıncayı bile incitemez. Onun gözlerine kara bulutları çağırmayasın. O da yeni yeni öğrenecek hâne hanımı olmayı. Ha bir de, ben tembih ettim diye yapmayasın bunu, kendi isteğin ve Allah rızası için yapmalısın. O artık sana emanettir. "

Babam neler demiş idi hakkımda..
Yusuf da babamı dikkatle dinliyor, nefes dahi almıyordu.

"Gözünüz arkada kalmasın efendim. Artık emanetimdir biiznillah. "
Ben de anamla konuşuyordum. Vâlideciğim bana bakıyor ve ağlıyordu. Bir yandan da gülüyordu. Sarıldık. Benim de gözlerim doldu.
"Vâlidem, yapmayasın böyle. "
"Sen bakma bana kızım, çok şükür Rabbim'e ki yuvanı kurarsın. Sana öğrettiğim gibi, aşını duayla, abdestli pişiresin, hâneyi güzelce paklayasın ve erine itaat edesin. Allah mübarek etsin yavrum. "
Çokça öptü ve sarıldı. Duvağımın altından gözükmezdi lâkin ağlıyordum.

Camide akşam namazını kıldıktan sonra Yusuf efendi ile yeni bir hâneye geçmiştik. Hânemize dışardan nazâr ettim. Yuvamızdı artık.
Bütün iftiraları, fitneleri geride bırakmıştık.
Eliyle işaret etmesiyle önden buyur dediğini anladım. Lâkin geçmedim. Benim erim ve daha çok ilim sahibi olması hasebiyle önce o geçmeliydi. Elimi ben işaret ettim. Sağ ayağımızla duayla, besmele ile girdik.

Ya Rabbi, aramıza muhabbet ve ülfeti yerleştir. Senin rızana ulaşmamızı ve bu hâneyi ilim bahçesine çevirmemize yardım et.

Ellerim titremeye başladı. Kalbim de çarpıyordu.
Helalimdi artık.

Neden hayâ ediyordum?
Yutkundum ve döşenmiş hânemize baktım.
Sonra sıra odamızda, mahremimizdeydi.
Bir döşek, yüklük, çeyiz sandığım, birkaç kandil ve gusülhâne.
Kalbim çarparken döşeğimizin ucuna oturdum.
Sanki yanlış bir şey ediyormuş gibi henüz ünsiyet kuramamıştım. Belki de nefeslerim sesli duyuluyordu.
O da geldi ve yamacıma oturdu.
Ellerimi nereye koyacağımı bilemiyordum.

O da aynı histen muzdarip gibiydi.
Ne desem, ne etsem?
Neden hayâ edersin Âmine? Erindir artık, duvağını da aç peçeni de.
Saçmalamayasın Amine, densiz misin nesin?
Benden önce davranıp selam verdi.

"Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berakatühü Âmine Hanım. " Titrek bir sesle fısıldadım.

"Ve aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatühü Yusuf efendi. "
Nefes alışlarını duyabiliyordum. Evet, o da aynı hâlden muzdaripti. İlk kez namahrem biriyle aynı odada idi.
Lâkin artık namahrem değildi.
Helaliydim.
Helalimdi.
Bana döndüğünü hissettim.
"Müsaade var mıdır? Cemâlinizi görsem? "
Heyecanlanmıştım. Beni beğenir miydi?
"Müsaade sizindir. " Ellerim hâlâ titriyor idi.
Onun da ellerinin titrediğini fark ettim. Birbirimize döndük. Elleri duvağımın ucunu kavradı ve yavaşça yukarı kaldırdı. Henüz nazâr etmedim ona. Hâlâ peçeli hâlimi görüyor idi.
Peçemin ucunu tuttu. Nasıl yapacağını bilemiyor gibiydi. Tuttu ve çekiverdi. Çekivermesiyle ilk lez nazâr ettim ona.
Erime.
Helâlime.
Zevcime.
İlk kez nazâr ettim.
Göz gözeydik.
Kalbim çarpıyor idi.
Koyu toprak rengi sakalları, açık toprak rengi gözleri var idi.
Gözlerime nazârı uzun sürdü. Ağzından tek bir kelime dökülüverdi.

"Subhanallah."

Beğenmedi mi acaba?
Sonra tekrar konuştu.

"Maşallah."

Henüz alışık olmadığım için başımı eğiverdim.
"Çekmeyesin o ormanları benden. Helaliz birbirimize artık. "
Gözlerim yeşildi ve onlara orman demişti.
Hâyâ etmiştim.
Bir erin bana olan ilk iltifatıydı bu.
Erimin.
Titreyen elleriyle yüzüme temas etti ve çenemi kaldırdı.
İlk kez.
Tekrar nazâr ettim ona.
Kızarmaya ve terlemeye başladım.
"Maşallah sana, Rabb'im baharı senin bir çift gözüne sığdırmış. "
Kalbim daha da çarptı.
Tebessüm ettim.
Hâlâ beni seyrediyor idi.
Kızaran yanaklarımı farketmiş idi.
"Hümeyra.. "
Kaşlarımı çattım. Hümeyra da kimdi? Yoksa evvelden bir sevdalısı mı vardı?
"Hümeyra da kimdir? Âminedir benim ismim. Olacak şey midir bu? "
Güldü.

Sadece güldü.

Ona bakarken, onu gülerken seyrederken kalbim daha da hızlandı.

"Peygamber efendimizin(s.a.v.)-elimizi kalbimize götürdük- Hümeyra'sı Hz. Aişe idi. Sen de benim Hümeyra'msın. "

İsmimi bilirdi.
Ah patavatsız Âmine.
Hümeyra pembecik demekti.
Peygamberimiz Hz. Aişe'nin yanakları kızarınca ona böyle demişti.
Benim de yanaklarım kızarınca bana Hümeyra demişti.
Tebessüm ettim yine. Gönlü hoş etmeyi biliyor idi demek.

Nikahlananı çok olmamıştı ki bana iltifat etmişti.
Beğenmişti herhalde.

Lâkin mühim olan çehre veya vücut güzelliği değil, kalp güzelliği idi.

Selamün aleyküüm. Nasılllll??? Yorumlarınızı bekliyorummm

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

104okunma 10beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18