VÂYE kitap kapağı

12. bölüm / 17

VÂYE

11. Bölüm: Rahmet

Vaveyla Yazarı: Mübtedi Hanım

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: 11. Bölüm: Rahmet

Evlat kokusu, cennet kokusudur.
(Câmiü’s-Sağîr, 2/2285)

Nikahlanalı bir haftayı geçmiş idi.
Ben ise medresede ders dinlemeye devam ediyor idim.
Bugün Yusuf efendi benden evvel çıktı. O da erkek çocuklarına ta'lime başlamış idi. Ben de hazırlanıp medreseye doğru yol aldım.
Vardım varmasına da bir anda başım dönüverdi.
Tövbe çektim. Neler oluyor idi?
"Es-selamün..aleyküm.... ve rahmetullahi ve.....berakatühü"
"Ve aleyküm selam ve rahmetüllahi ve berakatühü. "
"Hocam, hâlinizde bir gariplik vardır... "
"Hocam? "
"Elhamdülillah, iyiyim iyiyim. Bir lahzâda âlem dönüverdi. Derslerinizden haber verin hele. "
Derslerini güzelce okudular.
Lâkin midem de bir garipti. Bir şey mi dokunmuş idi acep? Sabahleyin bir tas çorba ile bir parça somun yemiş idim oysa ki.
"Gülbahar, kalan dersleri dinleyiver yavrum. Müsaadenizle. "
Öğleyi beklemeden çıktım medreseden. Hem başım dönüyor, hem midem fenalaşmış idi. Bedenimi ateş de sarmış idi. Bir an önce hekime gitmeli idim.
Nallıhan'daki hatunlar için olan, epey yaşlı ama bir o kadar da tecrübeli Hekim Ana'ya gittim. Hızlı yürümeye gayret ederken ayaklarım zor gidiyor idi. Kapısına vardım ve çaldım.
"Âmine? Sen misin yavrum? Gel hele ne bu hâlin?"
İçeri girdim ve yokladım. Namâhrem yok idi. Peçemi çıkardım.
"Selamün aleyküm Hekim Ana. Bir hâl çâreme bakıver hele. Başım döner, midem bulanır, ter basar bedenimi. "
"Aleyküm selam kızım. Uzanıver hele şuraya. Allah Allah hava da soğuk değildir... "
Uzandım. Nabzıma baktı.
"En son ne zaman hayızdın kızım? "
Duraksadım. Hayızımı neden sorar idi?
Ateşim var, midem bulanıyor diye gelmiş idim.
Duvara odaklandım ve hatırlamaya gayret ettim. Nikahlanmadan iki hafta kadar evvel gusletmiş idim.
"3 hafta geçmiştir Hekim Ana. "
"Midem bulanır, başım döner dersin.... "
"Evet."
Nabzımı bir kez daha kontrol etti ve aniden pamuk yüzü aydınlandı.
"Müjdeler olsun hocahanım! Vâlide adayısın ya sen. "

Kalbim tekledi.

Ben.

Ben mi?

Bir cana yuva, ana olacak idim.

Vâlide olacak idim.

Bizim yavrumuz olacak idi.

Karnıma dokundum gayriihtiyari.

Nefesim kesilmiş idi.

Gözlerim de dolmuş idi.

Zâten hemen doluverir idi.

"Ne dersin sen? Essah mı? "
"Essah ya kızım, şimdiden nur kaplamıştır çehreni. Miden için ayva kurusu yiyesin. "
Dayanamadan Hekim Ana'ya sarıldım. Kalbim sadrıma çarpıyor, dağa taşa haykırmayı diliyordum.
Şükürler olsun Rabb'im.
Koşarcasına hânemize gittim. Başörtümü çıkarıp Yusuf Efendi'nin hediyesi olan yeşil başörtümü taktım.
İçim içime sığmaz idi.
Gözlerim durmadan akıyor idi.
Bir yandan mes'ud, bir yandan telaşlı idim.
Hâne hanımlığını yeni yeni bilir iken, analığı nasıl yapacak idim?
Allah kolayını verirdi elbet.
Yusuf'a nasıl haber verecek idim?
Kalbim ağzımın içinde idi sanki.
İkindiden sonra gelir idi. Ben de evvel olarak aş pişirecek, hânemizi paklayacak, onu intizâr edecektim.

İkindiden biraz sonra kapı çalındı. Örtümün üstüne örtü aldım ve kapıyı açtım.
"Selamün aleyküm. " Yusuf efendi idi. Geri çekildim ve içeri girdi.
"Ve aleyküm selam. "
Yüzümde güller açıyor, nasıl deyeceğimi bilemiyor idim. İlk olduğu için özel bir şekille bu rahmet haberini söyleyecek idim. Kendi kendime tebessüm ettim.
"Hayrolsun Âmine'm? Bize de de de biz de tebessüm edelim. "
"Şükür tebessümüdür efendi. Rabb'imiz o kadar çok nimet verir ki bizlere, hamdolsun. "
"Hamdolsun, Rabb'imizin nimetleri hakikâten çok geniştir. Sen de bu nimetlere dâhilsin. Bana verilen en güzel nimetlerden birisin. "
Daha çok tebessüm ettim. "Bir nimet ,bir rahmet daha yoldadır. " dememek için kendimi zor tuttum.
Kararımı vermiş idim.
Onun Kur'an-ı Kerim'inin arasına evlatla ilgili olan âyetin olduğu yere bir şey koyacaktım.
Sofrayı güzelce kurdum. Çorbayı, bulguru da taslara dağıttım. Tahta kaşıklarımızı da yerleştirmiş idim.
Hâlâ tebessüm ediyor, bir anda söyleyivermekten korkuyor idim.

Ona nazâr ettim bir müddet..

Baba olacak idi.....

Ve Allah (c.c.) bilir, babalık ona ne kadar yakışacak idi...
"Yusuf efendi, sofra hazırdır. "
Zikir çektiği tespihini öptü ve yeleğinin cebine koydu. Yavaş adımlarla sofraya yaklaştı ve oturdu.
Besmele çekerek aşımızı yedik. Sükunet halinde idik.
"Sende bir haller vardır gözümün nuru.. Pek bir sessizsin bugün. "
Ona nazâr ettim.
Tek kelam dahi edemedim.
Gözlerinin ta içine nazâr ediyor idim.
Anlayacak diye çarpıyor idi yüreğim.
"Öteki vakitlerde çok mu gevezelik ederdim efendi? Bunu mu ima edersin? İyi o vakit, sükut ederim ben de. "
Bu kez tebessümden daha fazlasıydı çehresindeki.
Keyif alır idi beni celallendirmekten.
"Estağfurullah hâtun. Helâlimizin savtını işitmekten usanmayız, bilakis ona olan muhabbetimizden bir damladır. "
Başımı eğdim.
Sanki Konya'nın büyük âlimlerinden değil de, şairlerden ders almıştır.
Bunlar nasıl kelamlardır?
Başımı tekrar kaldırdım. Hâlen beni seyrediyor, tebessüm ediyor idi..
Âh Yusuf..

Âh zevcim.

Âh hem dünya, hem âhiret yoldaşım.

Âh evladımın babası..

Daha da kaldırmaz idi gönlüm. Kalbim dilime vuracaktı hâkikati, haberi.
Sofrayı kaldırdım. Namazdan sonra mütalaa edeceğimiz rahleleri de karşılıklı koydum.
Ellerim titriyor idi.
Kur'an-ı Kerim'inin arasına solmaya yüz tutan küçük bir gül koydum.
Tam da evlat ile alâkalı olan..
Yusuf efendi abdestini tazeledikten sonra geldi ve rahlesinin önüne oturdu. Ben de oturdum.
Örtümün altından karnıma dokundum.
Bilecekti şimdi.
Gözlerimden anlayacak idi.
Ne diyecekti acep?
Ne yapacak idi?
Besmele çekti ve Kur'an-ı Kerim'ini ağır ağır açtı.
Sahife hemen gülü koyduğum yere geldi.
Nazâr etti sayfaya.
Anladı burada kalmadığımızı.
İçinden tilâvet etti bir müddet. Ta ki Âl-i İmrân 38. âyete gelinceye dek.
"Orada Zekeriyyâ rabbine dua edip dedi ki: “Rabbim! Bana tarafından temiz bir nesil ihsan eyle! Kuşkusuz sen duayı işitmektesin.”
Kaşlarını çattı ve elindeki gül parçasına nazâr etti.
" Ruhefza'm, biz hatmetmeye yakın idik... "
" Âmin. " dedim yüksek bir savt ile.
Ellerim hâlen karnımda idi. Bu sefer göreceği bir yere koydum ellerimi.
Başını kaldırdı ve bana nâzar etti. Önce gözlerime , sonra karnımdaki ellerime indi.
Sonra Kur'an-a nazar etti.
Âl-i İmrân 38. âyete.
Tekrar bana nazâr etti.
Gözlerinin ta içine nazâr ettim anlasın diye, koca bir tebessüm ettim.
"Âmine?.... Âmine'm?... Yoksa... "
Gözlerim doldu. Başımı salladım.
"Evet efendi...... Rabb'imiz bir rahmetin emanetçisi kıldı bizi. "
"Rabb'im! " diye nida etti.
Gözleri doldu.
Derin derin nefes aldı ve hemen secdeye kapandı.
Şükür secdesine.
Ağlıyor idim artık, durduramıyor idim kendimi. Onun arkasından ben de kapandım.
Kalktığımızda bana nazâr etti. Tebessüm etti.
Gözlerinin ağlamaktan kızardığını farkettim. Kur'an-ı Kerim'lerimizi kaldırdı ve kenara koydu. Ayağa beraber kalktık. Beni kendine çekti ve bir anda sarılıverdi. Gözlerim akıyor idi hâlen. Hem tebessüm ediyor hem de ağlıyor idim.
"Hamdolsun Rabb'im ,hamdolsun tüm nimetlerine. "
Geri çekildim ve ona nazâr ettim. Tebessüm ediyor, gözyaşlarını siliyor idi.
"Sen nasılcasın canmânam? Bir şeyin yok ya? Ağrın, sızın var mıdır? "
"Yoktur efendi... Bu sabah sen gittikten sonra bir baş dönmesi sarmış idi. Medresede ise midem fenalaştı, hatta birkaç dersi de bırakıverdim. "

Bunu derken hüzünlenmiş idim.

Zaruri bir hâldi lâkin hakka girmiş gibi hissetmiş idim.
"Ateşim de olunca Hekim Ana'ya vardım. Hasta zannetmiş idim kendimi. Lâkin Rabb'im bir can yerleştirmiştir içime. "

"Şükürler olsun. "

Kur'an-ı Kerim'deki evlatla ilgili duaları etmeye başlamış idi.
"Rabbim! Beni ve zürriyetimi (soyumdan gelecekleri) namazı dosdoğru kılanlardan eyle! Rabbimiz dualarımızı kabul buyur!" (İbrahim, 14/40).
"Ey Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve zürriyetimizden gözümüzü aydınlatacak (nesiller) ihsan et ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl!" (Furkan, 25/74).
"Ey Rabbim! Bana iyilerden (sâlih evlat) lütfet!" (Sâffât 37/100).
Rabbimiz! İkimizi yalnız sana teslim olanlardan eyle. Neslimizden de sana teslim olacak bir ümmet getir (Bakara, 2/128)
"Sadakallah-ul Azim. "

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

94okunma 7beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18