36. bölüm · VATAN

35.bölüm

Melike

Karargâh gecenin sessizliğine bürünmüştü.

Koridorlarda yalnızca ara sıra duyulan ayak sesleri vardı. Gün boyunca yaşananların ardından herkes kendi odasına çekilmiş, biraz olsun dinlenmeye çalışıyordu.

Asena ise uyuyamamıştı.
Yatağında birkaç kez dönüp durmuş, gözlerini kapattığında gün boyunca yaşananlar aklına gelmişti.
Alya'nın bulunması...
Hastane...
Ekibin yaşadığı korku...
Ve bütün bunların arasında Demir'in bakışları.

Asena ne zaman Demir'i düşünse kafasının içinde aynı soru beliriyordu.
"Ben ona karşı ne hissediyorum?"
Cevabı bilmiyordu.
Belki de bilmek istemiyordu.

Çünkü bazı duyguların adını koymak, onları gerçek hâle getiriyordu.
Sonunda yataktan kalktı.
Biraz hava almak için odasından çıktı.

Koridorda ilerlerken Demir'in odasının önünden geçti.
Kapının altından ışık sızıyordu.
Asena durdu.

Bir an geri dönmeyi düşündü.
Sonra kapıya hafifçe vurdu.

İçeriden Demir'in sesi geldi.
— Gir.
Asena kapıyı açtı.
Demir masasının başında oturuyordu. Önünde birkaç dosya vardı. Ama Asena'yı görünce elindeki kalemi bıraktı.

— Asena?
— Rahatsız ediyor muyum?
Demir başını iki yana salladı.
— Hayır. Gel.
Asena içeri girdi.
Kapıyı arkasından kapattı.
Bir süre odanın ortasında öylece durdu.
Demir onu dikkatlice izledi.
— Bir şey mi oldu?
Asena başını iki yana salladı.
— Hayır.
— Emin misin?
— Evet.
Demir birkaç saniye bekledi.
— O zaman neden buradasın?

Asena cevap vermeden önce derin bir nefes aldı.
— Bilmiyorum.
Demir'in kaşları hafifçe çatıldı.
— Bilmiyor musun?
Asena başını eğdi.
— Sadece... konuşmak istedim.
Demir sandalyesinden kalktı.
— Tamam.
Odanın diğer tarafına geçip karşısındaki sandalyeyi gösterdi.
— Otur.
Asena oturdu.

Demir ise masasının kenarına yaslandı.
— Seni dinliyorum.
Asena ellerini birbirine kenetledi.
— Son zamanlarda çok şey oldu.
— Evet.
— Ve...
Bir süre sustu.
— Bazı şeyleri düşünmeye başladım.

Demir'in yüzündeki ifade ciddileşti.
— Ne gibi?
Asena cevap vermedi.
Demir onun zorlandığını fark etti.
— Acele etme.
Asena gözlerini kaldırdı.
Demir'in bakışları sakindi.
— Ne söylemek istiyorsan söyle.
Asena birkaç saniye boyunca ona baktı.

Sonra:
— Seninle ilgili.
Demir'in yüzündeki ifade değişti.
Ama sözünü kesmedi.
Asena:
— Bazen seni anlamakta zorlanıyorum.
Demir hafifçe gülümsedi.
— Ben de kendimi bazen anlamıyorum.
Asena istemsizce gülümsedi.

— İşte bundan bahsediyorum.
Demir:
— Ne yaptım?
Asena başını iki yana salladı.
— Hiç.
Sonra tekrar ciddileşti.
— Ama bana karşı farklı davranıyorsun.
Demir birkaç saniye sustu.

Artık söylemesi gereken şeyin geldiğini anlamıştı.
Bir süredir içinde taşıdığı duyguları daha fazla saklamak istemiyordu.
Asena'nın gözlerine baktı.

— Çünkü sana karşı hislerim var.
Asena'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.
Sanki duyduğu cümleyi anlamaya çalışıyordu.
— Ne?
Demir sakince tekrarladı.
— Sana karşı hislerim var, Asena.
Asena'nın gözleri büyüdü.
— Demir kafa...
Sesi neredeyse fısıltıydı.

Demir'in dudaklarında çok küçük bir tebessüm oluştu.
— Efendim, baş belası?
Asena birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.
Sonra gözlerini kaçırdı.
— Ben...
Demir bekledi.
Asena:
— Demir, yanlış anlama beni ama şu an ne diyeceğimi cidden bilmiyorum.
Demir başını hafifçe salladı.
— Biliyorum.
— Gerçekten mi?
— Evet.
— Çünkü...
Asena derin bir nefes aldı.
— Böyle bir şey beklemiyordum.
Demir'in sesi sakindi.
— Beklemeni de istemedim.
Asena ona baktı.

— Peki neden şimdi söyledin?
Demir birkaç saniye düşündü.
— Çünkü daha fazla saklamak istemedim.
Odanın içinde sessizlik oluştu.
Demir devam etti.
— Bu vatan için savaşmaya yemin ettim, Asena.
Asena'nın bakışları ona çevrildi.
Demir'in sesi daha da ciddileşti.
— Ama seni sevmek... verdiğim hiçbir yemine benzemiyor.
Asena'nın nefesi yavaşladı.
Demir:
— Çünkü bu, bir görev değil.
Bir an durdu.
— Bir emir değil.
Gözlerini Asena'nın gözlerinden ayırmadı.
— Benim kendi seçtiğim bir duygu.
Asena'nın yüzünde şaşkınlık vardı.
Demir sözlerine devam etti.

— Sen, uğruna savaşmak istediğim tek kalpsin.
Asena ne diyeceğini yine bulamadı.

Bir süre sadece Demir'e baktı.
Demir ise onu zorlamadı.
Asena'nın düşünmesi gerektiğini biliyordu.
— Ben...
Asena ellerine baktı.
— Gerçekten ne diyeceğimi bilmiyorum.
Demir:
— O zaman hemen cevap verme.
Asena başını kaldırdı.

— Kızmadın mı?
— Neye?
— Cevap veremediğim için.
Demir'in yüzünde hafif bir tebessüm belirdi.
— Hayır.
— Emin misin?
— Eminim.
Asena birkaç saniye sessiz kaldı.
— Peki ya...
Demir:
— Söyle.
— Ya seni hayal kırıklığına uğratırsam?
Demir'in bakışları yumuşadı.
— Duygularını bana borçlu değilsin.
Asena sustu.
Demir devam etti.

— Bana vereceğin cevap ne olursa olsun, buna saygı duyacağım.
Asena'nın gözleri hafifçe doldu.
— Sen neden böyle konuşuyorsun?
Demir:
— Nasıl?
— Sanki her şeyi çok kolaymış gibi.
Demir başını iki yana salladı.
— Kolay değil.
Bir an durdu.

— Sadece senin üzerinde baskı kurmak istemiyorum.
Asena gözlerini yere indirdi.
— Düşünmeme izin verir misin?
Demir hiç tereddüt etmeden:
— Her zaman.
Asena başını kaldırdı.
— Gerçekten mi?
— Gerçekten.
Asena derin bir nefes aldı.
— O zaman...
Bir süre sustu.
— Lütfen biraz düşünmeme izin ver.
Demir sessizce başını salladı.
— Her zaman.
Asena sandalyesinden kalktı.
Kapıya doğru birkaç adım attı.
Ama kapının önünde durdu.
Elini kapı koluna götürdü.
Bir an düşündü.

Sonra arkasını döndü.
Demir hâlâ olduğu yerdeydi.
Asena:
— Demir?
— Efendim?
Asena birkaç saniye tereddüt etti.
— Dargın mısın bana?
Demir'in yüzünde şaşkın bir ifade oluştu.
— Hayır.
Asena:
— Hiç mi?
— Hayır.
Sonra hafifçe gülümsedi.
— Ama...
Asena bekledi.
Demir:
— Yine de vatanım olman için şu an tam yeriydi.

Asena'nın yüzündeki şaşkınlık bir anda arttı.
— Ne?
Demir gülümsedi.
— Hiç.
Asena başını iki yana salladı.
— Sen gerçekten...
— Demir kafa?
Asena istemsizce gülümsedi.
— Evet.
Demir:
— Efendim, baş belası?
Asena:
— Bazen seni anlamak gerçekten çok zor.
Demir:
— Ben de seni anlamakta zorlanıyorum.
Asena:
— Neden?
Demir:
— Çünkü az önce "düşünmek istiyorum"

dedin ama hâlâ kapının önünde benimle konuşuyorsun.
Asena birkaç saniye sustu.
Sonra hafifçe gülümsedi.
— Çünkü...
Demir bekledi.
— Gitmeden önce bunu söylemek istedim.
— Neyi?
Asena gözlerini ona kaldırdı.
— Seni kırmak istemiyorum.
Demir başını salladı.
— Kırmadın.
— Gerçekten mi?
— Gerçekten.
Asena kapıya doğru tekrar döndü.

Bu kez çıkmak üzereydi.
Fakat Demir'in sesi arkasından geldi.
— Asena?
Asena durdu.
— Efendim?
Demir birkaç saniye düşündü.
Sonra sakin bir sesle sordu:
— Sana bir şey söyleyebilir miyim?
Asena:
— Söyle.
Demir:
— Kararını verdiğinde...
Asena ona baktı.
— Bana söyle.
Asena başını salladı.
— Söz.
Demir:
— Ne cevap verirsen ver, dinleyeceğim.
Asena:
— Tamam.
Bir an sessizlik oldu.
Asena kapıyı açtı.
Tam çıkacakken Demir yeniden konuştu.
— Ve Asena...
Asena tekrar döndü.
— Ne?
Demir ona baktı.
Bu kez yüzündeki ifade tamamen ciddiydi.
— Kendini acele ettirme birde sarılabilir miyim sana baş belası.
Asena'nın yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.
— Ettirmeyeceğim ve sarılabilirsin.
Demir başını salladı.
Yavaş adımlarla asena'ya yürüdü.

Asena'ya sıkıca sarıldı.
Asena'nın boyu demir'in göğüsüne denk geliyordu.
Boyu uzun olmasına rağmen demir'in kollarının arasında küçücük kalmıştı.

Demir burnunu asena'nın saçlarına koyup iç çekti. Sanki bir daha bu kokuyu alamayacak gibi, o çiçek kokusu Demir'e huzur veriyordu.asena hareket dahi etmiyordu. Veya Demir öyle hissetti.asena hafif kıpırdandı. Ve başını yukarı kaldırıp demir ile göz göze geldi.

Demir bir şey demesini bekliyordu.
Asena Demir'e utangaç bir şekilde
-demir kafa hislerim hakkında emin değilim.fakat senin yanında kendimi güvende ve huzurlu hissediyorum.
Bir baba veya abi edasıyla beni koruduğunu hissediyorum. Seni seviyorum galiba ama emin değilim dedi.
Ve geri çekildi.

Demir hafif başını sol tarafa yatırarak konuşmaya başladı.
-baş belası dediğim gibi
"Bayrağım gökyüzünde dalgalanırken sen kalbimde, dalgalanan en güzel vatansın."
Cevabını bekliyorum baş bela'm
Asena hafifçe gülümseyip kapıya yöneldi.

Asena kapıdan çıkmadan önce son kez ona baktı.
— İyi geceler, Demir kafa.
Demir'in dudaklarında küçük bir gülümseme belirdi.
— İyi geceler, baş belası.
Asena kapıyı kapattı.
Koridorda yalnız kaldığında derin bir nefes aldı.

Elini göğsüne götürdü.
Kalbi hızlı atıyordu.
Demir'in söyledikleri zihninde tekrar tekrar yankılanıyordu.
"Bu vatan için savaşmaya yemin ettim, Asena."
"Sen, uğruna savaşmak istediğim tek kalpsin."
Asena gözlerini kapattı.
Ne cevap vereceğini hâlâ bilmiyordu.

Ama bildiği bir şey vardı.
Demir'in itirafı onu korkutmamıştı.
Tam tersine...
İçinde uzun zamandır adını koyamadığı bir duyguyu daha da görünür hâle getirmişti.

Ve belki de en önemlisi...
Demir ona cevap vermesi için baskı yapmamıştı.
Kararını kendisinin vermesine izin vermişti.
Asena koridorda birkaç adım attı.

Sonra kendi kendine fısıldadı:
— Demir kafa...
Bir an durdu.
Yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
— Beni gerçekten zor durumda bıraktın.
Odada ise Demir hâlâ kapıya bakıyordu.

Asena'nın ne cevap vereceğini bilmiyordu.
Ama ilk kez bundan korkmuyordu.
Çünkü hislerini söylemişti.
Gerisini zamana bırakacaktı.

Ve belki de bazı savaşlar cephede kazanılmıyordu.
Bazı savaşlar...
İnsanın kendi kalbinin içinde yaşanıyordu.
Demir'in savaşı da artık oradaydı.
Ama bu kez karşısında düşman yoktu.
Sadece...
Asena vardı.