9. bölüm · VATAN
8.bölüm
Yemekten sonra saat iyice ilerlemişti. Ortak alandaki sohbetler birer birer kesilmiş, herkesin üzerindeki yorgunluk iyice çökmüştü.
Nazlı esneyerek ayağa kalktı.
“Ben gidiyorum. Biraz daha burada kalırsam sandalyede uyuyacağım.”
Pars da hemen ayağa kalktı.
“Ben de.”
Boran ona baktı.
“Sen zaten bütün gün uyuyorsun.”
Pars elini salladı.
“Uyku benim yeteneğim.”
Alya hâlâ Boran'ın omzuna yaslanmıştı. Boran hafifçe ona baktı.
“Alya.”
Alya gözlerini araladı.
“Hı?”
“Odana gitmek ister misin?”
Alya uykulu bir şekilde doğruldu.
“Evet… sanırım.”
Boran ayağa kalkınca Alya da toparlandı.
Nazlı gülümseyerek:
“İyi geceler o zaman.”
Herkes sırayla birbirine iyi geceler dileyip odalara doğru dağıldı.
Koridorda yürürken Pars yine dayanamadı.
“Boran.”
Boran arkasına baktı.
“Ne var?”
“Bugün çok eğlendik.”
Boran kısa bir süre düşündü.
“Evet.”
Pars şaşkınlıkla gözlerini açtı.
“Bir dakika… Sen gerçekten kabul ettin mi?”
“Evet.”
Pars hemen Nazlı'ya döndü.
“DUYDUN MU? BORAN EĞLENDİĞİNİ SÖYLEDİ!”
Boran başını iki yana salladı.
“Keşke söylemeseydim.”
Nazlı kahkaha attı.
“Geçmiş olsun.”
Odaların önüne geldiklerinde herkes tekrar iyi geceler dedi.
Asena odasına girip yatağına uzandı. Günün bütün görüntüleri aklına geliyordu. Pars'ın Boran'la atışması, Nazlı'nın kahkahaları, Alya'nın Boran'ın omzunda uyuyakalması…
Gülümsedi.
Koridorun diğer tarafında Demir de odasına geçmişti.
Bir süre sonra tesis tamamen sessizleşti.
Herkes kendi yatağında dinlenmeye çekilmişti.
Ertesi gün yine yoğun bir gün onları bekliyordu.
Ama o gece, uzun zamandır ilk kez hiçbirinin aklında görev, dosya ya da sorun yoktu.
Sadece günün kahkahaları vardı.
Sabahın ilk ışıkları tesisin pencerelerinden içeri süzülürken koridorlarda yeniden ayak sesleri duyulmaya başlamıştı.
Alarmın sesiyle gözlerimi açtım. Birkaç saniye tavana baktıktan sonra dün geceyi hatırladım.
Pars'ın Boran'la uğraşması, Nazlı'nın kahkahaları, Alya'nın Boran'ın omzunda uyuyakalması...
Dudaklarımda istemsiz bir gülümseme oluştu.
Ama o gülümseme uzun sürmedi.
Kapının ardından gelen sesle doğruldum.
“Ekip, toplantı odasına. On dakika içinde.”
Demir'in sesiydi.
Hızla yataktan kalktım.
Bugün farklıydı.
Toplantı odasına girdiğimde herkes çoktan yerini almıştı. Pars'ın bile yüzündeki o alışılmış gülümseme yoktu.
Boran kollarını göğsünde birleştirmiş, masadaki dosyaya bakıyordu.
Nazlı sessizce sandalyesine oturmuştu.
Alya da onun yanındaydı.
Demir masanın başında duruyordu.
Elindeki dosyayı açtı.
“Bugünkü görevimiz Levent Yılmaz.”
Odadaki hava bir anda değişti.
Demir dosyadan birkaç belge çıkardı.
“Levent Yılmaz hakkında uzun süredir yürütülen bir soruşturma var.
Çocukların yasa dışı yollarla taşınması ve istismar edilmesine yönelik suç ağıyla bağlantılı olduğuna dair ciddi deliller elde edildi.”
Pars'ın yüzündeki ifade tamamen ciddileşti.
“Yani bugün onu yakalamaya gidiyoruz.”
Demir başını salladı.
“Aynen öyle. Ancak dikkatli olacağız. Önceliğimiz içeride bulunabilecek çocukların güvenliği.”
Asena olarak dosyaya baktım.
“Yılmaz'ın yeri kesin mi?”
“Ekiplerimiz konumu doğruladı. Operasyon için gerekli hazırlıklar tamamlandı.”
Boran söze girdi.
“İçeride kaç kişi olduğunu biliyor muyuz?”
“Kesin sayı belli değil. Bu yüzden kimse tek başına hareket etmeyecek.”
Nazlı başını salladı.
“Çocuklar varsa öncelik onların güvenliği.”
“Kesinlikle.”
Demir dosyayı kapattı.
“Kimse gereksiz risk almayacak. Anlaşıldı mı?”
Hepimiz aynı anda başımızı salladık.
“Anlaşıldı.”
Kısa süre sonra ekipmanlarımızı hazırlamak için aşağı indik.
Tesisin garajında herkes sessizce hazırlık yapıyordu.
Pars normalde böyle anlarda mutlaka bir şey söylerdi ama bu kez o bile susuyordu.
Boran ekipmanını kontrol ederken Pars yanına yaklaştı.
“Boran.”
Boran başını kaldırmadan cevap verdi.
“Ne?”
“Bugün ciddi olacağım.”
Boran ona baktı.
“Şaşırdım.”
Pars kaşlarını çattı.
“Bir kere de beni destekle.”
“Destekliyorum.”
“Nasıl?”
“Konuşmayarak.”
Pars birkaç saniye ona baktı.
“Görevden sonra yine konuşacağız.”
Boran'ın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
“Göreceğiz.”
Nazlı uzaktan seslendi.
“İkiniz de yeter! Daha gitmeden kavga etmeyin.”
Alya gülümseyerek başını salladı.
“Bunlar böyle.”
Ben ekipmanımı son kez kontrol ederken Demir yanıma geldi.
“Hazır mısın?”
“Hazırım.”
Bir an durdu.
“Bugün özellikle dikkatli ol.”
Gözlerine baktım.
“Sen de.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Demir başını sallayıp diğerlerinin yanına geçti.
Araçlara bindikten sonra yol boyunca fazla konuşulmadı.
Herkes görevin ağırlığının farkındaydı.
Levent Yılmaz sıradan bir şüpheli değildi.
Arkasında çocukların hayatlarını etkileyen korkunç bir suç ağı olduğu düşünülüyordu.
Bu yüzden hata yapma lüksümüz yoktu.
Araç durduğunda hepimiz hazırlandık.
Demir son kez ekibe baktı.
“Önceliğimiz içerideki çocuklar. Onları güvenli alana çıkaracağız.
Yılmaz'ı da sağ olarak ele geçirmeye çalışacağız.”
Boran başını salladı.
Pars bu kez tek kelime etmedi.
Ben derin bir nefes aldım.
“Hazırız.”
Operasyon başladığında herkes planlanan şekilde hareket etti.
İçeriden gelen sesler nedeniyle birkaç saniye beklemek zorunda kaldık.
Sonra ekip içeri girdi.
“Polis! Kimse hareket etmesin!”
Ortalık bir anda karıştı.
Birkaç kişi kaçmaya çalışırken ekip onları etkisiz hâle getirip güvenli şekilde gözaltına aldı.
Ben ve Demir diğer tarafa ilerledik.
“Sağ taraf temiz.”
Boran'ın sesi telsizden geldi.
“Alt katı kontrol ediyorum.”
Nazlı:
“Ben de arka bölümü kontrol ediyorum.”
Tam o sırada ilerlediğimiz koridordan biri hızla çıktı.
“Levent Yılmaz!”
Adam durmak yerine kaçmaya başladı.
“Dur!”
Peşinden koştum.
Demir de arkamızdan geliyordu.
Yılmaz kapıya yöneldi.
Tam yakalayacakken çevredeki karmaşada bir şey oldu.
Bir anda dengemi kaybettim ve yere düştüm.
Kolumda keskin bir acı hissettim.
“ASENA!”
Demir'in sesi yankılandı.
“İyiyim!”
Ayağa kalkmaya çalıştım ama kolumdaki ağrı nedeniyle zorlandım.
Demir yanıma geldi.
“İyi değilsin.”
“Görevi bitirin.”
“Hayır.”
“Demir—”
“Önce sen.”
Boran telsizden seslendi.
“Yılmaz yakalandı. Tekrar ediyorum, şüpheli gözaltında.”
Demir derin bir nefes aldı.
“Tamam.”
Sonra bana baktı.
“Operasyon bitti.”
Ben hâlâ ayağa kalkmaya çalışıyordum.
“Çocuklar?”
Nazlı'nın sesi geldi.
“Hepsi güvende. Sağlık ekipleri ilgileniyor.”
İçimdeki gerginlik biraz olsun azaldı.
Ama kolumdaki ağrı giderek artıyordu.
Demir bunu fark etti.
“Hastaneye gidiyoruz.”
“Gerek yok.”
“Var.”
“Demir…”
“Bu tartışmaya açık değil.”
İtiraz etmeye çalıştım ama başım dönünce sustum.
Demir hemen kolumdan destek aldı.
“Yavaş.”
Hastaneye ulaştığımızda sağlık ekibi beni hemen içeri aldı.
Demir kapının önünde bekliyordu.
Boran, Pars, Nazlı ve Alya da kısa süre sonra hastaneye geldiler.
Pars koridorda bir aşağı bir yukarı yürüyordu.
“İyi olacak değil mi?
Boran ona baktı.
“Olacak.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Nazlı ellerini birleştirmişti.
“Umarım ciddi bir şey yoktur.”
Alya sessizce oturuyordu.
Bir süre sonra sağlık görevlisi dışarı çıktı.
“Yakını mısınız?”
Demir ayağa kalktı.
“Ekip arkadaşıyız.”
“Yaralanması kontrol altında. Ancak kan değerleri ve kan grubu için test yaptık. Kan grubunun belirlenmesi gerekiyor.”
Demir hiç düşünmeden konuştu.
“Benim kan grubum aynı.”
Görevli ona baktı.
“Kan grubunuz nedir?”
Demir söyledi.
Görevli not aldı.
“Aynı çıkarsa ve ihtiyaç olursa hastane prosedürlerine göre değerlendirilir. Önce gerekli testleri yapacağız.
Demir başını salladı.
“Tamam.”
Pars derin bir nefes verdi.
“İyi ki varsın Demir.”
Demir ona baktı.
“Abartma.”
Pars:
“Abartmıyorum.”
Boran sessizce yanına geldi.
“İyi olacak.”
Demir başını salladı.
“Biliyorum.”
Bir süre sonra doktor dışarı çıktı.
“Asena'nın durumu stabil. Yaralanması kontrol altına alındı.
Bir süre gözlem altında tutacağız.”
Hepimiz rahat bir nefes aldık.
Demir'in omuzları gevşedi.
“Onu görebilir miyiz?”
“Birazdan.”
Pars koltuğa çöktü.
“Bizi korkuttu.”
Nazlı başını salladı.
“Evet.”
Boran:
“En önemlisi çocukların da güvende olması.”
Alya hafifçe gülümsedi.
“Ve Asena'nın.”
Koridorda birkaç saniye sessizlik oldu.
Sonunda odanın kapısı açıldı.
Demir içeri girdi.
Ben yatağın üzerinde oturuyordum.
“Nasıl hissediyorsun?” diye sordu.
“İyiyim.”
“Gerçekten mi?”
“Evet.”
Demir başını salladı.
“Bizi korkuttun.”
Gülümsedim.
“Sizi mi?”
“Özellikle beni.”
Bir an göz göze geldik.
Demir' annem geldi mi?
Demir bir süre bana baktı ve
Hayır baş belası gelmedi.
Dedi
O an asenaüzülmüştü ama belli etmek istemedi
Yine tekrar göz göze geldik
Bu kez ikimiz de bakışlarımızı kaçırmadık.
Kapının ardından Pars'ın sesi geldi.
“ROMANTİK ANINIZI BÖLMEK İSTEMEM AMA HEPİMİZ BURADAYIZ!”
Gözlerimi kapattım.
Demir derin bir nefes aldı.
“İşte bu yüzden hastaneye kadar gelmemeliydi.”
Koridordan Nazlı'nın kahkahası duyuldu.
“Pars, sus!”
Pars:
“Ne yaptım?”
Boran:
“Konuşmayı.”
Alya:
“Bence bugünlük yeter.”
Ben de gülmeye başladım.
Operasyon yorucu geçmişti.
Ama en önemlisi, çocuklar güvendeydi.
Levent Yılmaz yakalanmıştı.
Ve ekip, bütün o karmaşanın içinde yine birbirine sahip çıkmıştı.
