27. bölüm · VATAN
26.bölüm
Kışlanın içindeki kahkahalar, Demir’in telefonuna gelen bildirimle bir anda kesilmişti.
Görev emriydi.
Demir mesajı birkaç saniye boyunca okuduktan sonra telefonu cebine koydu.
— Hazırlanın. On dakika içinde çıkıyoruz.
Pars kaşlarını kaldırdı.
— Daha UNO bitmemişti.
Nazlı kartlarını toplarken güldü.
— Döndüğümüzde devam ederiz.
Pars başını salladı.
— Söz mü?
— Söz.
Demir ekibe baktı.
— Hadi. Görev beklemiyor.
Yaklaşık kırk dakika sonra ekip görev bölgesine ulaştı.
Araçlar sessizce durdu.
Herkes indiğinde gecenin soğuğu yüzlerine vurdu.
Demir elindeki haritayı açtı.
— Bölge geniş. Şüpheli hareketlilik kuzey tarafında yoğunlaşmış. Önce çevreyi kontrol edeceğiz.
Boran başını salladı.
— Ekipler nasıl ayrılıyor?
— Ben, Asena ve Alya kuzey hattından ilerleyeceğiz. Siz de doğu tarafını kontrol edeceksiniz. Telsiz bağlantısını açık tutun.
Pars başını salladı.
— Anlaşıldı.
Ekip iki gruba ayrıldı.
Alya, Demir ve Asena ormanın içinden ilerlemeye başladı.
İlk birkaç dakika boyunca herhangi bir sorun çıkmadı.
Alya elindeki feneri çevreye tutarak yürüyordu.
— Burada bir iz var.
Demir hemen yanına geldi.
— Nerede?
Alya yerdeki izleri gösterdi.
— Şurada. Yeni gibi.
Asena eğilip baktı.
— Araç lastiği izi olabilir.
Demir başını salladı.
— Takip edelim ama dikkatli olun.
Üçü izleri takip etmeye başladı.
Bir süre sonra Alya biraz geride kaldı.
— Siz devam edin. Ben şu tarafı kontrol edip geliyorum.
Demir arkasına döndü.
— Fazla uzaklaşma.
— Tamam.
Alya birkaç metre sağa doğru ilerledi.
Elindeki telsizden ses geldi.
— Alya, durum?
Demir'in sesiydi.
Alya telsize bastı.
— Temiz. Birkaç iz daha buldum. Kontrol ediyorum.
— Tamam. Beş dakika içinde bulunduğun noktaya geleceğiz.
— Anlaşıldı.
Alya telsizi kapattı.
Tam o sırada arkasından gelen hafif bir ses duydu.
Durdu.
Yavaşça arkasına baktı.
Hiç kimse yoktu.
Fenerini çevreye tuttu.
— Kim var?
Cevap gelmedi.
Alya bir adım attı.
Sonra bir adım daha.
Telsizinden cızırtı yükseldi.
Alya kaşlarını çattı.
— Demir?
Cevap gelmedi.
Telsize tekrar bastı.
— Demir, duyuyor musun?
Bu kez de yalnızca cızırtı vardı.
Alya'nın yüzündeki ifade değişti.
Telsizi kontrol etti.
— Çekim mi gitti?
Tam o sırada birkaç kişinin bulunduğu karanlık bir araç yakında durdu.
Alya geri çekildi.
Bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı.
Elini telsizine götürdü.
Ancak birkaç saniye içinde çevresi kapatıldı.
Alya direnmeye çalıştı ve yardım çağırmak için telsize ulaşmaya uğraştı.
Fakat şüpheliler onu etkisiz hale getirip araçlarına götürdüler.
Kısa süre sonra araç bölgeden uzaklaştı.
Geride ise Alya'nın feneri ve telsizi kaldı.
Demir saatine baktı.
— Beş dakika oldu.
Asena ona döndü.
— Alya hâlâ gelmedi.
Demir telsize bastı.
— Alya, durum?
Cevap yoktu.
Bir kez daha denedi.
— Alya, cevap ver.
Yine sessizlik.
Asena'nın yüzü gerildi.
— Telsizi neden kapalı?
Demir başını iki yana salladı.
— Kapalı değil. Sinyal alınmıyor.
Birkaç saniye sonra Boran'ın sesi telsizden geldi.
— Demir, biz doğu tarafını kontrol ettik. Bir şey bulamadık.
Demir cevap verdi.
— Alya'dan haber alamıyoruz.
Telsizin diğer ucunda birkaç saniyelik sessizlik oldu.
— Ne demek haber alamıyoruz?
Boran'ın sesi bir anda sertleşmişti.
— Beş dakikadır cevap vermiyor.
Pars hemen telsize girdi.
— Nerede?
Demir konumu söyledi.
Boran:
— Geliyoruz.
Demir:
— Dağılmadan gelin.
Birkaç dakika sonra Boran, Pars ve Nazlı yanlarına ulaştı.
Boran daha araçtan iner inmez:
— Nerede Alya?
Demir başını iki yana salladı.
— Bilmiyoruz.
Boran'ın yüzü düştü. Gözleri dolmuştu.
Ağlamak üzereydi, sevdiği kız görev sırasında kaybolmuştu.
Korkuyordu, Alya için çok korkuyordu.
— Nasıl bilmiyoruz?
Asena sakin kalmaya çalışarak:
— Birkaç dakika önce buradaydı. Sonra telsiz bağlantısı kesildi.
Boran çevreye baktı.
— Alya!
Sesi gecenin içinde yankılandı.
Cevap yoktu.
Bir kez daha bağırdı.
— Alya!
Sessizlik.
Boran'ın nefesi hızlandı.
Pars yanına geldi.
— Bulacağız.
Boran başını salladı ama gözlerindeki endişe giderek büyüyordu.
Demir yere baktı.
Bir süre sonra fener ışığıyla küçük bir şey fark etti.
— Durun.
Herkes ona döndü.
Demir birkaç adım ilerledi.
Yerde bir telsiz vardı.
Boran'ın yüzü bir anda bembeyaz oldu.
— Bu Alya'nın.
Demir telsizi eline aldı.
— Evet.
Asena etrafı incelemeye başladı.
Biraz ileride Alya'nın feneri bulundu.
Boran'ın sesi titredi.
— Burada ne olmuş?
Kimse cevap vermedi.
Pars ilk kez şaka yapmıyordu.
— Demir...
Demir ayağa kalktı.
— Burada bir şey olmuş.
Boran:
— Onu bulmamız lazım.
Demir başını salladı.
— Bulacağız.
Ekip bölgeyi aramaya başladı.
Her yöne bakıyor, Alya'nın ismini sesleniyorlardı.
Boran sürekli önden gidiyordu.
— Alya!
Cevap yoktu.
— Alya!
Yine sessizlik.
Nazlı gözlerini çevreye gezdirdi.
— Belki başka bir tarafa gitmiştir.
Asena başını salladı.
— Telsizi ve feneri burada bıraktıysa kendi isteğiyle gitmiş olması pek mümkün değil.
Bu sözler herkesin sessizleşmesine neden oldu.
Boran birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Sonra:
— Onu bulacağız.
Sesi kararlı çıkmıştı ama gözleri dolmuştu.
Pars yanına yaklaştı.
— Boran...
— Bir şey söyleme.
Boran başını eğdi.
— Sadece onu bulalım.
Pars omzuna dokundu.
— Bulacağız.
Saatler ilerliyordu.
Arama alanı genişletildi.
Başka ekipler de bölgeye yönlendirildi.
Fakat Alya'dan hiçbir iz bulunamadı.
Demir tekrar telsize konuştu.
— Kuzey hattı temiz mi?
Karşı taraftan cevap geldi.
— Temiz.
Demir gözlerini kapattı.
— Anlaşıldı.
Boran birkaç metre ötede ayakta duruyordu.
— Hiçbir şey yok mu?
Demir ona baktı.
— Henüz yok.
— Henüz mi?
Boran'ın sesi kırıldı.
— Saatlerdir arıyoruz.
Demir yanına geldi.
— Onu bulacağız.
Boran başını iki yana salladı.
— Ya geç kalıyorsak?
Demir cevap vermeden önce birkaç saniye düşündü.
— Geç kalmıyoruz. Daha yeni başladık.
Boran gözlerini sildi.
— Onu geri getireceğiz.
— Evet.
Aynı saatlerde, Alya'nın götürüldüğü araç çoktan bölgeden uzaklaşmıştı.
Alya kendisini götüren kişilerin kim olduğunu bilmiyordu.
Etraf karanlıktı.
Nereye götürüldüğünü anlamaya çalışıyordu.
Bir süre sonra araç durdu.
Şüpheliler onu güvenli bir yerde alıkoydu.
Alya çevresini incelemeye çalıştı.
Korkmasına rağmen sakin kalmaya uğraşıyordu.
Kendi kendine fısıldadı:
— Beni bulacaklar.
Saatler sonra ekip hâlâ arama yapıyordu.
Boran yere çöktü.
Ellerini yüzüne götürdü.
Artık gözyaşlarını tutamıyordu.
Nazlı yanına oturdu.
— Boran...
Boran başını kaldırdı.
— Onu bulamadık.
Nazlı cevap vermedi.
Boran'ın sesi titredi.
— Alya'yı bulamadık.
Demir birkaç adım ötede duruyordu.
Herkes yorgundu.
Ama hiçbiri geri dönmek istemiyordu.
Sonunda Demir telsizini kaldırdı.
— Aramayı sabaha kadar sürdüreceğiz. Kimse bölgeden ayrılmayacak.
Pars başını salladı.
— Bulacağız.
Asena gözlerini karanlığa dikti.
— Bulacağız.
Boran ayağa kalktı.
Gözlerini silip tekrar ormana baktı.
— Alya... nerede olursan ol, seni bulacağız.
Gece sessizdi.
Alya'dan hâlâ hiçbir haber yoktu.
Ve Bozkurt Timi, o gece kışlaya eksik döndü.
