28. bölüm · VATAN
27.bölüm
Sabahın ilk ışıkları yavaş yavaş ormanın üzerine düşerken Bozkurt Timi'nin hiçbiri doğru düzgün uyumamıştı.
Gece boyunca yapılan aramalardan sonuç çıkmamıştı.
Alya hâlâ yoktu.
Demir aracın yanında elindeki haritaya bakarken yüzündeki yorgunluk açıkça belli oluyordu.
Ancak gözlerinde tek bir şey vardı.
Kararlılık.
Pars birkaç metre ötede sessizce duruyordu.
Normalde böyle bir ortamda mutlaka bir şey söyleyen, herkesi güldürmeye çalışan Pars, o sabah tek kelime etmiyordu.
Nazlı ona baktı.
— Hiç konuşmayacak mısın?
Pars gözlerini ormana çevirdi.
— Alya bulunmadan konuşacak bir şeyim yok
.
Nazlı'nın yüzündeki ifade değişti.
Boran ise geceden beri neredeyse aynı yerdeydi.
Gözleri sürekli Alya'nın kaybolduğu noktaya gidiyordu.
Asena yavaşça yanına yaklaştı.
— Boran...
Boran başını kaldırmadı.
— Ya onu bulamazsak?
Asena birkaç saniye sustu.
— Bulacağız.
— Herkes bunu söylüyor.
Boran'ın sesi yorgun ve kırgındı.
— Ama saatler geçti.
Tam o sırada Demir yanlarına geldi.
— Dinleyin.
Herkes ona döndü.
Demir haritayı açtı.
— Gece boyunca kuzey ve doğu hattını taradık. Şimdi arama alanını genişletiyoruz.
Pars hemen sordu.
— Yeni bir iz var mı?
Demir başını salladı.
— Henüz yok. Ama araç izlerinin devam ettiği birkaç nokta tespit edildi.
Boran'ın başı hızla kalktı.
— O zaman ne bekliyoruz?
Demir gözlerini ona çevirdi.
— Beklemiyoruz.
Telsizini eline aldı.
— Bozkurt Timi, hazırlanın. Alya'yı bulana kadar bu arama bitmeyecek.
— Anlaşıldı!
Ekip hızla araçlara yöneldi.
Boran en son hareket eden kişi oldu.
Bir kez daha Alya'nın kaybolduğu yere baktı.
İçinden sadece tek bir cümle geçti.
Dayan Alya... Geliyoruz.
Aynı saatlerde Alya bulunduğu yerde sessizce çevresini inceliyordu.
Nerede olduğunu tam olarak bilmiyordu.
Ancak buranın ormanın oldukça uzağında olduğunu anlamıştı.
Kapının dışında ayak sesleri duyuldu.
Alya başını kaldırdı.
Kapı açıldı.
İçeri birkaç kişi girdi.
Alya korkusunu belli etmemeye çalıştı.
İçlerinden biri ona bakarak konuştu.
— Demek Bozkurt Timi'ndensin.
Alya kaşlarını kaldırdı.
— Demek bunu öğrenebilmişsiniz.
Adam sertçe baktı.
— Hâlâ konuşabiliyorsun.
Alya dudaklarının kenarını hafifçe kaldırdı.
— Konuşmamı istemiyorsanız yanlış kişiyi alıkoymuşsunuz.
Adam Alya'ya biraz daha yaklaştı.
— Arkadaşların seni bulamayacak.
Alya'nın yüzündeki ifade değişmedi.
— Emin misin?
— Bu kadar kendine güvenme.
Alya gözlerini karşısındaki kişiye dikti.
— Kendime değil.
Kısa bir sessizlik oldu.
— Ekibime güveniyorum.
Adam alaycı bir şekilde güldü.
— Belki çoktan aramayı bırakmışlardır.
Alya bu kez daha sert bir sesle konuştu.
— Onları tanımıyorsun.
— Tanımama gerek yok.
— Var.
Alya başını kaldırdı.
— Çünkü Bozkurt Timi kendi insanını geride bırakmaz.
Adamın yüzündeki gülümseme kayboldu.
— Büyük konuşuyorsun.
Alya hiç tereddüt etmedi.
— Çünkü ben Türk askeriyim it oğlu.
Odadaki hava bir anda değişti.
Alya sözlerine devam etti.
— Beni burada tutmanız hiçbir şeyi değiştirmez. Ekibim beni arıyor.
— Bulamayacaklar.
Alya gözlerini kısmıştı.
— Bulacaklar.
Adam tekrar konuştu.
— Nereden bu kadar eminsin?
Alya'nın cevabı gecikmedi.
— Çünkü onlar benim ailem silah arkadaşlarım.
Kapının dışında bekleyen kişilerden biri içeri baktı.
Alya sözlerini sürdürdü.
— Demir gelir.
Adamlar sessiz kaldı.
— Asena gelir.
Alya'nın gözleri dolmuştu ama sesini güçlü tutuyordu.
— Pars gelir, Nazlı gelir...
Bir an durdu.
Boran'ı düşündü.
Kalbi sıkıştı.
— Boran da gelir.
Adam alaycı bir şekilde başını salladı.
— Hepsi mi seni kurtaracak yani?
Alya bu kez hafifçe gülümsedi.
— Gerekirse bütün gece, bütün gün ararlar.
Başını kaldırdı.
— Çünkü onlar vazgeçmez.
Ormanın diğer tarafında ekip yeni bulunan izleri takip ediyordu.
Demir öndeydi.
Asena ve Pars hemen arkasından ilerliyordu.
Boran ise sürekli çevreyi inceliyordu.
— Buradan geçmiş olabilirler.
Nazlı yere bakarak konuştu.
— Araç izleri burada.
Demir hemen yanına geldi.
İzleri dikkatlice inceledi.
— Devam ediyor.
Boran'ın kalbi hızlandı.
— Alya olabilir mi?
Demir başını kaldırdı.
— Kesin bir şey söyleyemem.
Boran sertçe nefes verdi.
— Ama olabilir.
Demir ona baktı.
— Evet.
Bu tek kelime Boran'ın yeniden hareketlenmesine neden oldu.
— O zaman devam edelim.
Pars bu kez sessizliğini bozdu.
— Aynen. Daha fazla konuşmak yok.
Herkes ona döndü.
Pars kararlı bir ifadeyle konuştu.
— Alya'yı bulacağız.
Nazlı başını salladı.
— Bulacağız.
Asena telsizine baktı.
— Merkez, yeni bir bilgi var mı?
Birkaç saniye sonra cevap geldi.
— Şu an için yok. Ancak bölgede gece saatlerinde görülen şüpheli bir araçla ilgili bilgi araştırılıyor.
Demir'in yüzü gerildi.
— Plaka?
— Henüz belirlenemedi.
Demir telsizi kapattı.
— Araç izlerini takip etmeye devam.
Boran hiç beklemeden öne geçti.
Demir arkasından seslendi.
— Boran!
Boran durdu.
— Tek başına hareket etme.
Boran gözlerini kapattı.
— Özür dilerim.
Demir yanına geldi.
— Seni anlıyorum.
Boran ona baktı.
Demir devam etti.
— Hepimiz Alya'yı merak ediyoruz. Ama hata yaparsak onu bulmamız daha da zorlaşır.
Boran başını salladı.
— Tamam.
Pars omzuna dokundu.
— Birlikte bulacağız kardeşim.
Boran bu kez gözlerini kaçırmadı.
— Bulacağız.
Alya ise hâlâ karşısındaki kişilere meydan okuyordu.
— Benden bilgi almaya çalışmanız boşuna.
Karşısındaki kişi sertçe konuştu.
— Göreceğiz.
Alya başını iki yana salladı.
— Görülecek bir şey yok.
— Ekibinizin nerede olduğunu söyleyeceksin.
Alya kısa bir kahkaha attı.
— Siz beni gerçekten tanımamışsınız.
Adam sinirle ona baktı.
— Neye güveniyorsun?
Alya'nın cevabı netti.
— Vatanıma.
Sonra ekledi:
— Üniformama.
Bir an durdu.
— Ve arkadaşlarıma.
Karşısındaki kişi kapıya yöneldi.
— Bakalım arkadaşların sana ulaşabilecek mi.
Alya gözlerini ondan ayırmadı.
— Ulaşacaklar.
Kapı kapandı.
Alya yalnız kaldığında derin bir nefes aldı.
Bu kez yüzündeki güçlü ifade kısa süreliğine kayboldu.
Gözlerini kapattı.
Boran'ı düşündü.
Demir'i...
Asena'yı...
Pars ve Nazlı'yı...
Sonra kendi kendine fısıldadı.
— Gelin artık...
Ancak birkaç saniye sonra yeniden başını kaldırdı.
— Ama biliyorum.
Gözlerinde yeniden kararlılık vardı.
— Beni bulacaksınız.
Öğle saatlerine doğru Bozkurt Timi sonunda önemli bir iz buldu.
Pars yerdeki izleri gösterdi.
— Demir!
Herkes hızla onun yanına gitti.
Demir eğildi.
— Ne var?
Pars biraz ileriyi gösterdi.
Toprakta belirgin araç izleri vardı.
Demir'in yüzü ciddileşti.
— Bu yeni.
Boran hemen yanlarına çöktü.
— Alya'nın götürüldüğü araç olabilir mi?
Asena çevreyi kontrol etti.
— Olabilir.
Nazlı heyecanla:
— O zaman doğru yoldayız.
Demir ayağa kalktı.
Gözlerini izlerin devam ettiği yola çevirdi.
— Herkes dikkatli olsun.
Boran'ın kalbi yeniden hızlanmıştı.
İlk kez saatler sonra içinde küçük de olsa bir umut hissetmişti.
— Alya...
Demir kararlı bir sesle konuştu.
— Devam ediyoruz.
Ekip yeniden harekete geçti.
Bu kez hiçbiri geri dönmeyi düşünmüyordu.
Çünkü Alya bir yerlerde onları bekliyordu.
Ve Bozkurt Timi'nin tek bir amacı vardı.
Eksik döndükleri o kışlaya, Alya'yı da yanlarına alarak geri dönmek.
