33. bölüm · VATAN

32.bölüm

Melike

Hastaneye giden araçta uzun süre kimse konuşmadı.

Gece boyunca yaşananların ağırlığı hâlâ üzerlerindeydi. Alya'nın bulunmasıyla içlerindeki korku biraz olsun hafiflemişti ama hiçbiri tamamen rahatlamış değildi.

Boran, Alya'nın hemen yanında oturuyordu.
Gözleri arada bir Alya'ya kayıyordu.

Alya bunu birkaç kez fark etmişti.
Sonunda başını ona çevirdi.
— Boran.
— Efendim?
— Bana bakmayı bırakır mısın?
Boran bir an durdu.

— Bakmıyorum.
Alya kaşlarını kaldırdı.
— Beş dakikadır bana bakıyorsun.
Boran hafifçe gülümsedi.
— İyi olduğundan emin olmaya çalışıyorum.

— İyiyim.
— Emin misin?
Alya iç çekti.
— Eminim.
Boran birkaç saniye sustu.
— Tamam.
Alya tekrar önüne döndü.
Aradan yalnızca birkaç saniye geçti.

Sonra yeniden Boran'a baktı.
Boran hâlâ ona bakıyordu.
Alya gülümsememek için kendini zor tuttu.

— Sen hiç vazgeçmeyeceksin, değil mi?
— Hayır.
— Neden?
Boran'ın sesi biraz yumuşadı.

— Seni saatlerce bulmaya çalıştıktan sonra şimdi gözümün önündeyken başka yere bakamıyorum.

Alya'nın yüzündeki gülümseme hafifçe kayboldu.
Bir süre hiçbir şey söylemedi.

Sonra sessizce:
— Beni buldunuz.
Boran başını salladı.
— Evet.
— O yüzden artık korkmana gerek yok.
Boran gözlerini ona çevirdi.

— Keşke o kadar kolay olsa.
Alya ne diyeceğini bilemedi.
Tam o sırada ön koltuktan Pars'ın sesi geldi.

— Ben burada yokmuşum gibi devam edin. Çok güzel gidiyor.
Alya hemen güldü.

— Pars!
— Ne var? Sessizliği bozuyorum işte.
Nazlı başını salladı.
— Senin sessizliği bozmak gibi bir görevin mi var?

Pars ciddi bir ifadeyle:
— Evet.
Demir önden seslendi.
— Görevin bitmediyse biraz sessiz ol.
Pars:
— Emredersiniz komutanım.
Araçta hafif bir gülüş yayıldı.
Saatlerdir ilk defa herkesin yüzünde gerçek bir tebessüm vardı.

Hastaneye geldiklerinde Alya araçtan inerken bir an durdu.
Boran bunu hemen fark etti.

— Ne oldu?
Alya hastane binasına baktı.
— Hiç.
— Alya.
— Hastaneyi sevmiyorum.
Boran gülümseyerek:
— Biliyorum.
— O zaman neden getiriyorsun?
— Çünkü iyi olduğundan emin olmak istiyorum.

Alya ona baktı.
— Birazdan çıkabilir miyiz?
— Doktor ne derse.
— Boran...
— Alya.
Alya gözlerini devirdi.
— Tamam.
Pars arkadan yetişti.

— Tarihe geçecek bir an.
Alya döndü.
— Ne?
— Alya'nın kendi isteğiyle hastaneye girdiğini gördüm.
Nazlı güldü.
— Fazla konuşma Pars.
— Ben sadece gördüğümü söylüyorum.
Alya başını iki yana sallayarak içeri girdi.

Kontroller tamamlandıktan sonra Alya dinlenmesi için bir odaya alındı.

Doktor, ciddi bir durum olmadığını ancak yaşadığı stres nedeniyle bir süre dinlenmesinin iyi olacağını söyledi.

Boran doktorun söylediklerini dikkatle dinledi.
Alya ise yatağın üzerinde oturmuş, onu izliyordu.

Doktor çıktıktan sonra Alya:
— Sen niye doktoru benden daha dikkatli dinliyorsun?
Boran ona döndü.

— Çünkü sen yarısını dinlemiyorsun.
— Dinliyorum.
— Hayır.
— Evet.
— Alya.
— Boran.
İkisi birkaç saniye birbirine baktı.

Sonra Alya gülmeye başladı.
Boran da dayanamadı.
— Tamam, sen kazandın.
Pars hemen araya girdi.

— Bir dakika. Boran'ın Alya'ya karşı kazanabildiğini daha önce hiç görmedim.
Boran ona baktı.

— Sen neden hâlâ buradasın?
Pars sandalyeye daha rahat oturdu.
— Çünkü arkadaşınızım.
Nazlı:
— Maalesef.
Pars:
— Sen de sevgilim olmadan önce böyle konuşuyordun.
Nazlı bir anda sustu.

— Ne?
Pars gülerek:
— Şaka yaptım.
Nazlı gözlerini devirdi.
— Çok komiksin.
Alya kahkaha attı.

— Pars, başına bela alacaksın.
— Ben zaten bela seviyorum.
Nazlı:
— Belli.
Odadaki gülüşmeler devam etti.

Demir kapının yanında sessizce onları izliyordu.
Asena onun yanına yaklaştı.

— Uzun zamandır böyle güldüklerini görmemiştik.
Demir başını salladı.
— Evet.
Asena Alya'ya baktı.
— İyi ki bulduk.
Demir:
— İyi ki.
Boran ise yine Alya'ya bakıyordu.

Alya bunu fark etti.
— Yine başladın.
Boran:
— Ne yaptım?
— Bana bakıyorsun.
Pars hemen:
— Bırak baksın.

Boran Pars'a döndü.
— Sen karışma.
Pars ellerini kaldırdı.
— Tamam, tamam.
Alya gülerek başını iki yana salladı.

Bir süre sonra odadaki konuşmalar iyice koyulaştı.
Pars bir şey anlatıyor, Nazlı her cümlesine karşılık veriyor, Alya arada gülüyor, Asena da onları izliyordu.

Derken Pars bir anda sustu.
Nazlı bunu hemen fark etti.

— Ne oldu artist?
Pars cevap vermedi.
Nazlı kaşlarını çattı.
— artist?
Pars bu kez doğrudan ona baktı.
Nazlı şaşkınlıkla:
— Ne bakıyorsun öyle artist?
Pars:
— Bir şey söyleyeceğim.
Nazlı:
— Söyle.
Pars birkaç saniye sustu.
Sonra ayağa kalktı.

Odada herkes ona baktı.

— Ben hepinize bir şey itiraf etmek istiyorum.
Alya'nın kaşları havaya kalktı.
— Ne itirafı?
Pars gözlerini Nazlı'dan ayırmadan:
— Birazdan anlarsınız.
Nazlı kollarını bağladı.
— Ne oldu artist?
Pars gülümsedi.
— Evet.

Pars derin bir nefes aldı.
Sonra Nazlı'nın gözlerinin içine baktı.

Bu kez yüzünde en ufak bir şaka ifadesi yoktu.
Nazlı'nın da gülümsemesi yavaş yavaş kayboldu.
— artist...
Pars:
— Nazlı bela'm
— Ne var?
Pars birkaç saniye daha sustu.

Sanki söyleyeceği cümleyi kafasında defalarca kurmuş ama şimdi söylemek çok daha zor gelmişti.

Alya sessizce onları izliyordu.
Boran da merakla Pars'a baktı.

Demir ve Asena bile konuşmayı bırakmıştı.
Pars sonunda nefesini verdi.

— Bu hayatta yüreğimde iki sevda var.
Nazlı'nın gözleri büyüdü.
Pars devam etti.

— Biri dalgalanan al bayrağım, diğeri ise sensin.

Odadaki sessizlik daha da derinleşti.
Pars'ın sesi sakindi.

— Biri için canımı vermekten çekinmem, diğeriyle de ömrümü geçirmek istiyorum.

Nazlı'nın gözleri dolmaya başlamıştı.
Pars hafifçe gülümsedi.
— Benim sevgilim olur musun Nazlı Bela'm?

Nazlı birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Pars'ın yüzündeki kendinden emin ifade yavaş yavaş kayboldu.

— Nazlı bela'm?
Nazlı başını hafifçe eğdi.
Sonra tekrar ona baktı.
— Sen...
Pars:
— Ben?
Nazlı gülümsemeye çalıştı.

— Bunu gerçekten şimdi mi söylemeye karar verdin?
Pars şaşkınlıkla:
— Evet?
Nazlı başını iki yana salladı.
— Seni bazen gerçekten anlayamıyorum.
Pars'ın yüzündeki endişe arttı.

— Kötü bir şey mi söyledim?
Nazlı'nın gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
Ama bu kez gülümsüyordu.

— Hayır.
Pars'ın yüzü değişti.
— Hayır mı?
Nazlı başını salladı.
— Hayır.
Bir an durdu.

— Cevabım hayır değil.
Pars'ın gözleri büyüdü.
Nazlı gülerek:
— Evet, artist.
Odadaki sessizlik bir anda bozuldu.
Alya sevinçle:
— Sonunda!

Asena kahkaha attı.
Asena'nın kahkahası ile demir'in gözleri asena'yı buldu.

Güzel olmasının yanı dışında Asena çok güzel gülüyordu.

Demir başını iki yana sallayarak gülümsedi.
Boran ise Pars'ın omzuna vurdu.

— Tebrikler.
Pars hâlâ şaşkındı.
— Gerçekten kabul etti mi?
Nazlı:
— Evet.
Pars:
— Emin misin?
Nazlı gülerek:
— Pars, üçüncü kez sorma.

Pars'ın yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.
— Tamam.

Alya gülerek:
— Ne kadar romantiksin.
Pars:
— Ben romantik adamım.
Nazlı:
— Beş dakika önce ne söyleyeceğini bile bilmiyordun.

Pars:
— O ayrıntı.
Herkes yeniden gülmeye başladı.
Boran'ın bakışları ise bir an Alya'ya kaydı.

Alya da ona baktı.
İkisi birkaç saniye boyunca sessizce göz göze kaldılar.

Boran'ın yüzünde küçük bir tebessüm vardı.
Alya da ona karşılık verdi.

Odadaki kahkahaların arasında ikisinin sessizliği bile farklıydı.

Boran için Alya'nın karşısında olması yeterliydi.
Alya içinse artık yanında güvendiği insanların olduğunu bilmek...

Geçirdiği korkunun ardından sahip olabileceği en güzel şeydi.

Ve o gece hastane odasında herkes biraz olsun nefes aldı.
Alya bulunmuştu.

Nazlı ile Pars'ın hikâyesi başlamıştı.

Ama odadaki iki kişi için...

Henüz söylenmemiş çok fazla cümle vardı.