35. bölüm · VATAN
34.bölüm
Sabahın ilk ışıkları yavaş yavaş karargâhın pencerelerinden içeri süzülmeye başlamıştı.
Gece boyunca sessizliğe bürünen koridorlarda henüz kimse yoktu.
Her yer sakindi.
Odanın içindeyse perdelerin arasından sızan solgun gün ışığı, yatağın üzerine düşüyordu.
Asena yavaşça kıpırdandı.
Başında hafif bir ağırlık vardı. Ne kadar uyuduğunu bilmiyordu.
Gözlerini açmak istemiyor, birkaç dakika daha o sıcak ve rahat uykunun içinde kalmak istiyordu.
Ama sonra bir şey fark etti.
Elinde bir sıcaklık vardı.
Parmakları bir başkasının eline sıkıca sarılmıştı.
Asena kaşlarını hafifçe çattı.
Gözlerini yavaşça açtı.
İlk birkaç saniye hiçbir şeyi anlayamadı.
Sonra yatağın yanında duran sandalyeyi gördü.
Sandalyede oturan Demir'i...
Demir'in başı hafifçe yana düşmüştü. Sırtını sandalyeye yaslamıştı. Belli ki oturduğu yerde uyuyakalmıştı.
Ama Asena'nın dikkatini çeken şey bu değildi.
Demir'in eli...
Onun elindeydi.
Asena birkaç saniye hareketsiz kaldı.
Gözlerini kırpıştırdı.
Tekrar baktı.
Hayır.
Yanlış görmüyordu.
Gerçekten Demir'in elini tutuyordu.
Hem de sıkıca.
Asena'nın gözleri bir anda büyüdü.
Ve birkaç saniye sonra odanın içinde tiz bir çığlık yankılandı.
— AAAAA!
Demir bir anda yerinden sıçradı.
Gözlerini hızla açtı.
Bir an nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Sonra karşısında yatağın üzerinde oturmuş, gözleri sonuna kadar açılmış Asena'yı görünce kaşlarını çattı.
— Ne oldu?!
Asena ise hâlâ şok içerisindeydi.
Bir eliyle Demir'in elini tutmaya devam ediyor, diğer eliyle yatağın üzerinde destek alıyordu.
Demir endişeyle doğruldu.
— Asena? Ne oldu? Bir yerin mi ağrıyor?
Asena birkaç saniye konuşamadı.
Demir'in yüzüne baktı.
Sonra etrafına baktı.
Sonra tekrar Demir'e döndü.
— Sen...
Demir kaşlarını çattı.
— Ben?
Asena odanın etrafına bakındı.
— Demir kafa...
Demir'in yüzünde hafif bir şaşkınlık oluştu.
— Ne?
Asena parmağıyla odayı işaret etti.
— Farkında mısın bilmiyorum ama...
Demir bekledi.
Asena derin bir nefes aldı.
— Benim odamdasın.
Demir birkaç saniye sustu.
Sonra oldukça sakin bir şekilde:
— Farkındayım.
Asena'nın gözleri daha da büyüdü.
— Farkındasın?
— Evet.
— Demir!
— Efendim?
— Benim odamdasın!
— Evet, onu söyledin.
Asena sinirle yastığa uzandı ve Demir'e doğru kaldırdı.
— NEDEN?!
Demir istemsizce hafifçe geriye çekildi.
— Sakin ol.
— Nasıl sakin olayım?!
— Bağırıyorsun.
— Çünkü benim odamdasın!
Demir başını hafifçe yana eğdi.
— Bunun farkındayım, baş belası.
Asena birkaç saniye ona boş boş baktı.
— Bana açıklama yapmayı düşünüyor musun?
Demir derin bir nefes aldı.
Sonra sandalyesinde biraz daha rahat bir şekilde oturdu.
— Dün geceyi hatırlıyor musun?
Asena kaşlarını çattı.
Bir süre düşündü.
Bahçeye çıkmışlardı.
Balkonda konuşmuşlardı.
Sonra bankta oturmuşlardı.
Demir sigara içmişti.
Kendisi de...
Asena'nın gözleri hafifçe büyüdü.
— Bank.
Demir başını salladı.
— Evet.
— Bankta oturuyorduk.
— Doğru.
— Sonra...
Asena gözlerini hafifçe kıstı.
Hatırlamaya çalışıyordu.
Demir onu dikkatlice izliyordu.
— Sonra?
Asena birkaç saniye sustu.
— Uykum gelmişti.
Demir'in dudaklarında küçük bir gülümseme belirdi.
— Biraz.
Asena hemen ona döndü.
— Biraz mı?
— Evet.
— Ne demek biraz?
Demir omuzlarını silkti.
— Beş dakika boyunca uykunun gelmediğini söyledin.
Asena'nın kaşları çatıldı.
— Çünkü gelmemişti.
Demir gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
— Tabii.
— Ne tabii?
— Hiç.
— Demir!
Demir sonunda hafifçe güldü.
— Sonra konuşurken sesin azaldı.
Asena sessizce dinliyordu.
— Başını bankın arkasına yasladın.
Asena'nın yüzündeki ifade yavaşça değişti.
Demir devam etti.
— Sana uykun geldi mi diye sordum.
Asena gözlerini kıstı.
— Ve ben hayır dedim.
— Evet.
— Sonra?
Demir birkaç saniye sustu.
Gözlerinde hafif bir eğlence vardı.
— Sonra...
Asena bekledi.
— Benim omzuma düştün.
Odanın içinde birkaç saniyelik sessizlik oluştu.
Asena'nın yüzü tamamen dondu.
— Ne?
Demir gülümsemesini gizlemeye çalıştı.
— Başın omzuma düştü.
— Hayır.
— Düştü.
— Demir.
— Efendim?
— Düşmedi.
— Baş belası, gözlerimle gördüm.
Asena hemen:
— Ben uyumadım.
Demir hafifçe öne eğildi.
— Uyudun.
— Uyumadım.
— Uyudun.
— Uyumadım!
Demir birkaç saniye onu izledi.
Sonra oldukça sakin bir sesle:
— Hatta...
Asena şüpheyle baktı.
— Hatta ne?
Demir'in yüzünde yavaşça muzip bir ifade oluştu.
— Hafifçe horluyordun.
Asena'nın ağzı açık kaldı.
— NE?!
Demir bir anda gülmeye başladı.
Asena birkaç saniye ona baktı.
Sonra yastığı eline aldı ve hiç düşünmeden Demir'e fırlattı.
— YALANCI!
Demir yastığı kolayca yakaladı.
— Şaka yaptım!
— Seni var ya!
— Horlamıyordun!
— DEMİR!
Demir hâlâ gülüyordu.
— Sakin ol.
— Bana sakin olma!
Asena ellerini saçlarına götürdü.
— Allah'ım...
Demir'in gülüşü yavaş yavaş azaldı.
Asena ise utanmış bir şekilde yatağın diğer tarafına bakıyordu.
— Yani...
Bir süre sustu.
— Ben gerçekten senin omzunda mı uyudum?
Demir bu kez daha sakin bir şekilde başını salladı.
— Evet.
Asena gözlerini kapattı.
— Harika.
Demir:
— O kadar da kötü değildi.
Asena hemen ona döndü.
— Senin için değildi tabii!
Demir kaşlarını kaldırdı.
— Benim için neden kötü olsun?
Asena birkaç saniye durdu.
Sonra gözlerini kaçırdı.
— Çünkü...
Demir hafifçe öne eğildi.
— Çünkü?
Asena:
— Çünkü sen...
Bir anda sustu.
Demir'in dudaklarında küçük bir gülümseme oluştu.
— Ben?
Asena gözlerini devirdi.
— Sussana.
Demir arkasına yaslandı.
— Tamam.
Asena birkaç saniye onu izledi.
— E sonra?
Demir:
— Sonra seni uyandırmaya çalıştım.
Asena:
— Uyandırmadın mı?
— Hayır.
— Neden?
Demir birkaç saniye sustu.
— Çok yorgundun.
Asena'nın yüzündeki ifade yavaşça yumuşadı.
Demir devam etti.
— Bütün gün yaşananlardan sonra...
Bakışlarını bir an yere indirdi.
— Biraz dinlenmen gerektiğini düşündüm.
Asena sessizce onu dinliyordu.
Demir:
— O yüzden seni uyandırmadım.
Asena:
— Peki buraya nasıl geldim?
Demir bu kez oldukça rahat bir şekilde:
— Seni kucağıma aldım.
Asena'nın gözleri bir anda büyüdü.
— NE?!
Demir gülümsememek için kendini zorladı.
— Ne?
— Beni...
Asena parmağıyla kendini gösterdi.
— Kucağına mı aldın?
— Evet.
— DEMİR!
— Ne oldu yine?
— Beni kucağına mı aldın?!
— Asena, az önce de bunu söyledim.
— Nasıl yani çok normal bir şeymiş gibi söylüyorsun?!
Demir kaşlarını kaldırdı.
— Uyuyordun.
— Evet ama...
— Seni bankta bırakamazdım.
Asena'nın ağzı açık kaldı.
— O yüzden mi?
— Evet.
— Başka bir şey düşünmedin mi?
Demir birkaç saniye sustu.
Sonra gözlerinin içine bakarak:
— Ne düşünmem gerekiyordu?
Asena bir anda cevap veremedi.
Demir'in bakışları sakindi.
Ama nedense Asena'nın kalbi bir anda daha hızlı atmaya başlamıştı.
Asena hemen gözlerini kaçırdı.
— Hiçbir şey.
Demir hafifçe gülümsedi.
— Ben de öyle düşündüm.
Asena:
— Sen...
— Ben?
— Çok sinir bozucusun.
— Biliyorum.
Asena derin bir nefes verdi.
— Devam et.
Demir:
— Seni buraya getirdim.
— Kucağında.
— Evet, kucağımda.
— Her seferinde söyleme şunu!
Demir hafifçe güldü.
— Sen sordun.
Asena yüzünü ellerinin arasına aldı.
— Allah'ım, yer yarılsa da içine girsem.
Demir'in yüzündeki gülümseme büyüdü.
— Neden?
Asena hemen ellerini indirdi.
— Neden olacak!
— Bilmiyorum.
— Çok utanç verici!
Demir'in kaşları çatıldı.
— Nesi utanç verici?
Asena:
— Senin beni kucağında taşıman.
Demir bir an sustu.
Sonra oldukça doğal bir sesle:
— Bence değildi.
Asena ona baktı.
— Senin utanma duygun yok zaten.
Demir:
— Var.
— Nerede?
— Gizli.
Asena istemsizce güldü.
— Çok komiksin.
— Biliyorum.
— Her şeyi biliyorsun zaten.
— Çoğu şeyi.
Asena tekrar yastığı aldı.
Demir hemen ellerini kaldırdı.
— Tamam, tamam. Şiddete gerek yok.
Asena yastığı yatağa bıraktı.
— Devam et.
Demir başını salladı.
— Seni yatağa yatırdım.
Asena bu kez hiçbir şey söylemedi.
— Battaniyeni örttüm.
Demir bir an durdu.
— Sonra çıkacaktım.
Asena'nın bakışları tekrar Demir'e döndü.
— Çıkacaktın?
— Evet.
— Peki neden çıkmadın?
Demir birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra Asena'nın eline baktı.
Hâlâ...
Elini tutuyordu.
Asena da o anda fark etti.
İkisinin bakışları aynı anda ellerine kaydı.
Asena'nın parmakları Demir'in parmaklarının arasındaydı.
Asena hızla elini çekmek istedi.
Ama Demir konuştu.
— Çünkü bırakmadın.
Asena olduğu yerde kaldı.
— Ne?
Demir tekrar ona baktı.
— Rüyanda kabus görüyordun.
Asena'nın yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu.
— Kabus mu?
Demir başını hafifçe salladı.
— Evet.
— Ben...
Asena bir şey hatırlamaya çalıştı.
Ama hatırlamıyordu.
— Ne yaptım?
Demir:
— Uyurken huzursuzlanmaya başladın.
Asena sessizce dinliyordu.
— Birkaç kez uyandığını sandım ama gözlerini açmadın.
Demir'in sesi yumuşamıştı.
— Sonra...
Asena bekledi.
— Elimi tuttun.
Asena'nın gözleri yeniden büyüdü.
— Ben mi?
— Evet.
— Neden?
Demir hafifçe omuzlarını kaldırdı.
— Bunu bana sorma.
Asena dudaklarını birbirine bastırdı.
— Sonra?
Demir:
— Bırakmadın.
Asena:
— Hiç mi?
— Hayır.
— Demir...
— Efendim?
— Sen bütün gece burada mı kaldın?
Demir başını salladı.
— Evet.
Asena birkaç saniye konuşamadı.
— Sadece...
Demir gözlerini onun gözlerinden ayırmadan konuştu.
— Elimi bırakmadın.
Asena'nın yanakları bir anda kızarmaya başladı.
Önce hafif bir pembelik oluştu.
Sonra yüzüne doğru yayıldı.
Demir bunu fark ettiği anda dudaklarının kenarı yukarı kıvrıldı.
Asena hemen yüzünü başka tarafa çevirdi.
Demir:
— Ne oldu, baş belası?
Asena:
— Hiç.
— Emin misin?
— Evet.
Demir biraz daha eğildi.
— Utandın mı sen?
Asena bir anda ona döndü.
— Sussana be sen!
Demir'in gözlerinde eğlenceli bir parıltı oluştu.
Ama bu kez gülmedi.
Sadece...
Uzun uzun Asena'nın gözlerinin içine baktı.
Asena konuşmayı bırakmıştı.
Demir'in bakışları üzerinde o kadar uzun kalmıştı ki Asena ne yapacağını bilemedi.
— Ne bakıyorsun Demir Kafa?
Demir'in sesi sakindi.
— Hiç.
— Yalan.
— Belki.
Asena kaşlarını çattı.
— Demir kafa.
Demir hafifçe başını yana eğdi.
— Efendim?
Asena:
— Bakmayı bırak.
Demir'in dudaklarında küçük bir tebessüm oluştu.
— Neden?
— Çünkü...
Asena cümlesini tamamlayamadı.
Demir biraz daha yaklaştı.
Aralarında hâlâ bir mesafe vardı.
Ama Asena, onun bakışlarının kendisine çok yakın olduğunu hissediyordu.
Demir alçak bir sesle:
— Ee...
Asena'nın kalbi hızlandı.
— Ee ne?
Demir gözlerini ondan ayırmadan:
— Sustur o zaman.
Asena birkaç saniye tamamen hareketsiz kaldı.
— ...
Demir kaşlarını hafifçe kaldırdı.
— Ne oldu?
Asena'nın ağzı açık kaldı.
— Aaaa!
Demir'in yüzündeki gülümseme büyüdü.
Asena parmağını ona doğru uzattı.
— İyice sapıttın sen!
Demir istemsizce hafifçe güldü.
— Ben mi?
— Evet, sen!
— Ne dedim ki?
— Ne dediğinin farkında değil misin?
Demir omuzlarını kaldırdı.
— Farkındayım.
Asena'nın gözleri yeniden büyüdü.
— Allah'ım...
Demir bu kez gerçekten güldü.
Ama kahkahalarla değil.
Kısa ve hafif bir gülüştü.
Sonra sustu.
Asena hâlâ ona bakıyordu.
— Sen var ya...
Demir:
— Ben var ya?
Asena:
— Bir gün gerçekten kafanı kıracağım.
Demir'in yüzünde muzip bir ifade oluştu.
— Demir kafa mı kırılacak?
Asena birkaç saniye ona baktı.
Sonra istemsizce güldü.
— Hâlâ onunla dalga geçiyorsun.
— Sen başladın.
— Çünkü kafan demir gibi.
Demir:
— Sağlam yani.
— Hayır, kalın.
Demir:
— O da olabilir.
Asena başını iki yana salladı.
— İnanılmazsın gerçekten.
Demir'in gülümsemesi yavaşça kayboldu.
Bu kez Asena'ya...
Gerçekten uzun uzun baktı.
Asena onun bakışlarındaki değişikliği fark etti.
— Ne oldu?
Demir cevap vermedi.
Asena:
— Demir kafa?
Demir'in gözleri Asena'nın gözlerinde geziniyordu.
Sonra yüzünde.
Yanaklarında.
Az önce kızaran yanaklarında.
Ve tekrar gözlerinde.
Asena'nın kalbi yeniden hızlandı.
— Neden öyle bakıyorsun?
Demir birkaç saniye daha sustu.
Sonra hafifçe gülümsedi.
— Bakıyorum.
— Onu görüyorum zaten.
— O zaman neden soruyorsun?
Asena gözlerini devirdi.
— Demir kafa...
Demir hafifçe güldü.
— Efendim, baş belası?
Asena ona bakarken yüzündeki kızarıklığı gizlemeye çalıştı.
— Bir daha bana öyle bakarsan...
Demir kaşlarını kaldırdı.
— Ne olacak?
Asena birkaç saniye düşündü.
Sonra:
— Küserim.
Demir'in yüzünde sıcak bir gülümseme oluştu.
— Küsemezsin.
— Neden?
— Çünkü bana ihtiyacın var.
Asena kaşlarını çattı.
— Benim sana ne ihtiyacım varmış?
Demir, hâlâ ellerine bakarak:
— Mesela...
Asena'nın gözleri onun baktığı yere kaydı.
Hâlâ elleri birbirine yakındı.
Demir yavaşça parmaklarını hareket ettirdi.
Asena istemsizce elini geri çekmek istedi.
Demir gözlerini kaldırdı.
— Bütün gece elimden bırakmadın.
Asena'nın yüzü yeniden kıpkırmızı oldu.
— DEMİR!
Demir gülmeye başladı.
Asena yastığı tekrar eline aldı.
— Şimdi gerçekten kafana atacağım!
Demir iki elini havaya kaldırdı.
— Tamam!
Asena:
— Dalga geçme benimle!
— Etmiyorum.
— Ediyorsun!
— Biraz.
Asena yastığı ona fırlattı.
Demir yastığı yakaladı.
Odanın içinde yeniden kısa bir kahkaha yankılandı.
Asena istemese de gülümsüyordu.
Demir ise yastığı elinde tutarken ona bakıyordu.
Uzun uzun...
Bu kez Asena gözlerini kaçırmadı.
Bir süre boyunca ikisi de konuşmadı.
Sabahın sessizliği odanın içine yayılmıştı.
Dışarıda hayat yavaş yavaş başlamaya hazırlanıyordu.
Ama o odanın içinde...
Sanki zaman durmuştu.
Asena sonunda sessizliği bozdu.
— Demir?
— Efendim?
— Teşekkür ederim.
Demir'in yüzündeki gülümseme yumuşadı.
— Ne için?
Asena hafifçe başını eğdi.
— Burada kaldığın için.
Demir birkaç saniye cevap vermedi.
Sonra:
— Bırakmadın ki.
Asena hemen:
— DEMİR!
Demir tekrar gülmeye başladı.
Asena yastığa uzandı.
Demir hemen ayağa kalktı.
— Tamam, şaka yaptım!
Asena yastığı havaya kaldırdı.
— Geç kaldın!
Demir kapıya doğru birkaç adım geri çekildi.
— Şiddete karşıyım.
— Az önce beni kızdırırken değildin ama!
Demir kapının yanında durdu.
Asena'ya baktı.
— Baş belası.
Asena:
— Ne oldu Demir kafa?
Demir'in yüzünde küçük bir tebessüm vardı.
— İyi ki uyandın.
Asena bir an sustu.
Demir'in gözleri yeniden onun gözlerini buldu.
Bu kez şaka yapmıyordu.
Asena'nın yüzündeki ifade yumuşadı.
— İyi ki buradasın, Demir kafa.
Demir birkaç saniye ona baktı.
Sonra başını hafifçe eğdi.
— Ben hep buradayım baş belası seni
Asena'nın kalbi o anda...
Nedense biraz daha hızlı attı.
Ve Demir bunu fark etmemiş gibi yaptı.
Ama aslında...
Fark etmişti.
Belki de ilk kez ikisi de aynı şeyi anlamaya başlamıştı.
Aralarındaki şey...
Artık sadece tatlı bir atışmadan ibaret değildi.
Ama ikisi de bunu söylemeye hazır değildi.
Henüz değildi.
Bu yüzden Asena tekrar yastığı eline aldı.
Demir'in gözleri büyüdü.
— Dur...
Asena gülümsedi.
— Ne oldu, Demir kafa?
Demir kapıyı açmaya çalışırken:
— Konuşarak anlaşabiliriz.
Asena yastığı ona doğru fırlattı.
Demir son anda eğildi.
Yastık kapıya çarptı.
Asena kahkahalarla gülmeye başladı.
Demir kapının önünde durmuş ona bakıyordu.
Yüzünde küçük bir gülümseme vardı.
— Güzel atış.
Asena:
— Daha iyisini de yaparım.
Demir başını iki yana salladı.
— İnanıyorum.
Sonra kapıdan çıkmadan önce bir kez daha dönüp ona baktı.
Uzun...
Sessiz...
Ve anlamlı bir bakıştı.
Asena bu bakışın neden farklı olduğunu anlayamadı.
Demir ise çok iyi biliyordu.
Çünkü gece boyunca kendi kendine itiraf ettiği şeyi...
Sabah olduğunda da inkâr edemiyordu.
Asena Korkmaz'a âşıktı.
Ve her geçen dakika...
Bunu daha da fazla hissediyordu.
