6. bölüm / 15
Valizimde Sen VarsınBölüm 6
Bölümler 15Şu an: Bölüm 6
- 1 Aynı Gökyüzünün Altında1.765 kelime
- 2 Henüz Karşılaşmadan2.256 kelime
- 3 Yabancı Bir Şehirde2.220 kelime
- 4 Yeni Başlangıçlar1.447 kelime
- 5 KADERİN İLK OYUNU2.579 kelime
- 6 Bölüm 61.507 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 BİR VALİZ, İKİ YABANCI1.162 kelime
- 8 Bölüm 81.442 kelime
- 9 Bölüm 91.520 kelime
- 10 Bölüm 10703 kelime
- 11 BÖLÜM 11953 kelime
- 12 Bölüm 121.024 kelime
- 13 Bölüm 131.194 kelime
- 14 Bölüm 141.140 kelime
- 15 Bölüm 151.208 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İstanbul trafiği her zamanki gibi yoğundu. Taksi ağır ağır ilerlerken Aras başını koltuğa yasladı. Telefonunun ekranında annesinin biraz önce gönderdiği mesaj hâlâ açıktı: "Eve varınca haber ver."
İstemsizce gülümsedi. "Tamam anne..." Mesajı gönderip telefonu cebine koydu. Camın ardından akıp giden şehri izledi. İzmir'deki toplantı beklediğinden uzun sürmüştü. Sunumunu tamamlar tamamlamaz ilk uçakla İstanbul'a dönmüştü. Şu an tek istediği şey vardı: Sıcak bir duş... Sessiz bir ev... Ve uzun bir kahve molası.
Taksi apartmanın önünde durdu. Şoför bagajı indirirken teşekkür edip valizini aldı. Asansör üçüncü katta durdu. Kapıyı açar açmaz tanıdık sessizlik onu karşıladı. Ceketini askılığa astı. Anahtarlarını konsolun üzerine bıraktı. Derin bir nefes verdi. "Nihayet..."
Mutfağa geçip kendine bir bardak su doldurdu. Tam o sırada telefonu yeniden çaldı. Ekranda yine aynı isim vardı: Anne.
Aras hafifçe gülümsedi. "Daha eve girdiğimi nereden anlıyorsun?"
Telefonun diğer ucundan kahkaha yükseldi. "Çünkü seni tanıyorum."
"İndim, eve de geldim. Gönlün rahat olsun."
"Yemek yedin mi?"
Aras gözlerini tavana çevirdi. "Anne..."
"Ne var? Sormayacak mıyım?"
"Uçakta sandviç yedim."
"Sandviç yemek sayılmaz."
"Benim için sayılıyor."
Annesi derin bir iç çekti. "Akşam düzgün bir şey ye."
"Gelecekteki Aras adına söz veriyorum."
"Gelecekteki değil, bugünkü Aras yesin."
Aras istemsizce güldü. "Tamam."
Telefon kapandığında ev yeniden sessizliğe büründü. Kol saatini çıkarıp masanın üzerine bıraktı. Parmaklarını ensesinde gezdirdi. "Önce bir duş..."
Salona geçti. Bej renkli, kabartmalı sert kabuklu valizi koltuğun yanına çekti. Kravatını gevşetti. Dizlerinin üzerine çöktü. Fermuarın ucunu tuttu. Yavaşça çekti. Cııırrtt...
Valizin kapağını kaldırdı. İlk gördüğü şey, açık mavi renkli, özenle katlanmış bir hemşire formasıydı.
Aras birkaç saniye hiç kıpırdamadı. Kaşları yavaşça çatıldı. Bir kez daha baktı. Sonra tekrar. Elini uzatıp formayı kaldırdı. Altından kadın kıyafetleri çıktı. Bir makyaj çantası... Fransızca notlarla dolu bir dosya... Küçük, bordo kapaklı bir günlük...
Aras birkaç saniye hiçbir şey söylemeden valize baktı. Günlüğü eline alacak gibi oldu. Sonra durdu. Parmaklarını yavaşça geri çekti. Günlüğü olduğu yerde bıraktı. Bu kendisine ait değildi. Ve sahibinin izni olmadan açmak istemiyordu.
Derin bir nefes verdi. Dudaklarından tek bir cümle döküldü: "...Hayır ya."
Mina birkaç saniye olduğu yerde donup kaldı. Salonun ortasında açık duran valize baktı. Sonra erkek gömleğine... Ardından yeniden valizin içine... Sanki birkaç kez daha bakarsa içindeki eşyalar değişecekmiş gibi.
"Yok..." Başını iki yana salladı. "Bu gerçek olamaz."
Hızla telefonunu eline aldı. İlk refleksi annesini aramak oldu. Parmağı arama tuşunun üzerinde durdu. Sonra vazgeçti. "Önce ne olduğunu anlayayım." Telefonu tekrar masanın üzerine bıraktı. Valizin yanına diz çöktü. Bu kez eşyaları daha dikkatli incelemeye başladı: Ajanda... Teknik çizim kalemleri... Metal cetvel... Siyah çizim dosyası... Eskiz defteri... Hepsi gerçekten başka birine aitti.
Mina derin bir nefes aldı. "Tamam Mina. Panik yok." Kısa bir duraksamanın ardından kendi kendine cevap verdi: "Panik var... Ama kontrollü panik." Kendi cümlesine kendi gülmeden edemedi.
Tam çizim dosyasını kapatırken içinden ince, sert bir şey kaydı. Pıt. Küçük siyah bir kart yere düştü. Mina kaşlarını çatarak eğildi. Kartı eline aldı. Kalın ve kaliteli bir kartvizitti. Üzerinde sade gümüş harflerle şunlar yazıyordu: Aras Koral / Mimar. Altında telefon numarası ve e-posta adresi yer alıyordu.
Mina birkaç saniye boyunca karta baktı. "...Aras Koral." İsmi ikinci kez görüyordu. Önce Eyfel Kulesi çiziminin altında... Şimdi ise kartvizitte. Kalbi istemsizce biraz daha hızlı atmaya başladı. "Demek gerçekten mimar..."
Kartı avucunun içinde çevirip numaraya yeniden baktı. "Tamam... En azından sana ulaşabilirim."
Kartviziti dikkatlice masanın üzerine bıraktı. Fakat mesaj atma düşüncesi bir anda midesine düğüm gibi oturdu. "Ne yazacağım? 'Merhaba, valizinizi yanlışlıkla kaçırdım mı?' "
Dudaklarını ısırdı. "Yok... Bu çok kötü."
Telefonunu eline aldı. Numarayı yazdı. Mesaj ekranı açıldı. Parmakları klavyenin üzerinde bekledi. Bir harf yazdı. Sildi. Tekrar yazdı. Yine sildi. Sonunda derin bir nefes verip telefonu dizlerinin üzerine bıraktı. "Hayır... Ben bunu tek başıma yapamam."
WhatsApp'ı açtı. Doğruca Üçlü Bela grubuna girdi. Parmakları hızla ekranda hareket etti: "KIZLAR ACİL."
Telefonu göndermesinin üzerinden yalnızca birkaç saniye geçmişti ki telefonu çalmaya başladı. Duru görüntülü arıyordu. Mina derin bir nefes alıp aramayı kabul etti. Ekranda Duru'nun ofisi belirdi. Masasının üzerinde dağınık dosyalar, renkli post-itler ve yarısı içilmiş bir kahve bardağı vardı. Duru kameraya iyice yaklaştı: "Ne oldu? İyi misin? Niye 'KIZLAR ACİL' yazıyorsun?"
Mina dudaklarını birbirine bastırdı. "Size anlatacaklarıma siz bile inanmayacaksınız."
Tam o sırada Duru'nun telefonundan bildirim sesi duyuldu: "Aslı'yı da ekliyorum."
Birkaç saniye sonra ekranda ikinci bir görüntü belirdi. Aslı öğretmenler odasındaydı. Arkasında dolaplar, duvardaki pano ve çayını yeni masasına bırakmış birkaç öğretmen görünüyordu. Kameraya doğru eğildi: "Mina, korkuttun bizi. Neler oldu?"
Mina derin bir nefes aldı. "...Valizim karıştı."
İki tarafta da birkaç saniyelik sessizlik oldu. Duru gözlerini kırpıştırdı: "...Ne?"
"Asıl valizim yok. Şu an evde açtığım valiz tamamen başka birine ait."
Duru'nun ağzı yavaşça aralandı. Sonra bir anda kahkahaya boğuldu. "Yok artık! Asla böyle bir şey yaşamış olamazsın!"
Mina çaresizce omuz silkti. "Ben de aynısını söyledim."
Aslı ise şaşkınlığını gizleyemiyordu. "Peki senin valizin?"
"Muhtemelen şu an onun evinde."
Duru yine kahkaha attı. "Bu bildiğin romantik komedi başlangıcı!"
Mina gözlerini devirdi. "Duru!"
"Ne?"
"Gerçekleri söylüyorum."
Aslı gülümsememeye çalışsa da dudaklarının kenarı kıvrıldı. "Tamam... Romantik komedi kısmını sonra konuşuruz. Şimdi önemli olan valiz."
Mina başını salladı. "İçinde bütün eşyalarım var. Belgelerim... Hemşire formalarım... Fransızca notlarım..." Bir an sustu. "...Günlüğüm."
Bu kez Duru'nun yüzündeki gülümseme de kayboldu. "Tamam. O zaman hiç vakit kaybetme."
Aslı başını onaylarcasına salladı. "Mesaj at. Durumu kibarca anlat. Gerisini birlikte düşünürüz."
Mina masanın üzerindeki kartvizite baktı. Derin bir nefes aldı. "Tamam... Yazıyorum."
Kartvizitteki numarayı rehberine kaydetti: Aras Koral. Ardından mesaj ekranını açtı. Parmakları birkaç saniye klavyenin üzerinde bekledi. Sonra yazmaya başladı: "Merhaba. Sanırım havalimanında valizlerimiz karıştı."
Gönder tuşuna bastığı an kalbi biraz daha hızlı atmaya başladı. Telefonunu elinden bırakmadan ekrana bakıyordu. Bir dakika geçti. Cevap yoktu.
Duru dayanamadı: "Yazdı mı?"
Mina başını iki yana salladı. "Hayır."
Aslı saate baktı. "Belki işi vardır. Hemen cevap verememiş olabilir."
Mina da hak verdi. "Haklısın. Beklemekten başka çarem yok." Birkaç saniye düşündü. Sonra yeniden mesaj ekranına baktı. "Belki aramak daha doğru olur."
Duru hemen başını salladı. "Bence de. Asıl valiz onda. Araman çok normal."
Mina derin bir nefes aldı. Arama tuşuna bastı. Telefon birkaç kez çaldı. Açan olmadı. "Ulaşamadım."
Duru omuz silkti. "Kesin toplantıdadır. Ya da araba kullanıyordur."
Aslı gülümsedi. "Merak etme. Döner."
Mina telefonu yavaşça masanın üzerine bıraktı. "İnşallah..."
Aynı dakikalarda... Şehrin diğer ucunda... Projektörün ışığı toplantı odasının duvarına yansıyordu. Aras, sunum yapan müşteriyi dikkatle dinliyordu. Masanın üzerine bıraktığı telefonu sessiz modda hafifçe titreşti. Ekranda kısa bir bildirim belirdi: Bilinmeyen Numara / "Merhaba. Sanırım havalimanında valizlerimiz karıştı."
Mesajın hemen altında bir de cevapsız arama görünüyordu. Aras mesajı sessizce okudu. Kaşları hafifçe kalktı. Demek valizin sahibi sonunda ona ulaşmıştı. Telefonu eline alacak gibi oldu. Sonra toplantı masasının etrafına kısa bir bakış attı. Herkes hâlâ sunuma odaklanmıştı. Telefonunu yeniden masaya bıraktı. "Toplantı biter bitmez döneceğim," diye geçirdi içinden ve dikkatini yeniden sunuma verdi.
Toplantı odasının kapısı açılır açılmaz Aras derin bir nefes aldı. Yaklaşık bir saattir aralıksız süren toplantı nihayet sona ermişti. Masanın üzerinde duran telefonunu eline aldı. Ekranda aynı numaradan bir mesaj ve bir cevapsız arama duruyordu. Telefonu hiç bekletmeden geri aradı.
O sırada Mina hâlâ Duru ve Aslı'yla görüntülü konuşuyordu. "Belki gerçekten yoğun biridir," dedi Aslı. "Biraz daha bekleyelim."
Tam o anda telefonunun ekranı değişti: Aras Koral arıyor...
Mina'nın gözleri büyüdü. "Arıyor!"
Duru heyecanla yerinden doğruldu. "AY! Aslı, arıyor!"
Aslı gülümseyerek başını salladı. "E hadi aç. Bekletme adamı."
Mina heyecandan dudaklarını ısırdı. "Durun... Size birazdan döneceğim."
Görüntülü aramayı sonlandırdı. Bir an derin bir nefes aldı. Sonra gelen aramayı kabul etti.
"Merhaba."
Karşı taraftan sakin ve tok bir erkek sesi duyuldu: "Merhaba. Aras ben. Sanırım valizlerimiz gerçekten karışmış."
Mina istemsizce doğruldu. "Evet. Ben de eve gelince fark ettim."
Aras hafifçe güldü. "Anlaşıldı. Kadın kıyafetlerinin sırrı böylece çözülmüş oldu."
Mina gözlerini devirdi. "Çok komik gerçekten. Teşekkür ederim."
"Genelde esprilerim beğenilir."
Mina istemsizce gülümsedi. "Yalnız benim şu an tek derdim valizimi almak."
"Benim de." Aras kolundaki saate kısa bir bakış atarak ekledi. "Fakat birkaç dakika sonra yeniden toplantıya girmem gerekiyor."
Mina kısa bir duraksamanın ardından sordu: "Peki ne zaman uygun olursunuz?"
Tam o sırada kapı iki kez tıklandı: "Aras Bey? Sizi bekliyorlar."
Aras kapıya döndü. "Geliyorum." Sonra yeniden telefona konuştu: "Şu an konuşamıyorum. Size birazdan mesaj atacağım. İyi günler."
Telefon kapandı. Mina birkaç saniye telefonu kulağında tuttu. Sonra yavaşça indirdi. "...Gerçekten kapattı."
Hemen yeniden Duru ve Aslı'yı görüntülü aradı. Arama açılır açılmaz Duru'nun sesi duyuldu: "Eeeee? Noldu?"
Mina koltuğa oturup gülmeye başladı. "Konuştuk."
Aslı merakla sordu. "Nasıl biri?"
Mina birkaç saniye düşündü. "Biraz... Garip biri galiba."
Duru kaşlarını kaldırdı. "Garip mi?"
"Telefonu resmen kapattı."
"Adam toplantıdaymış."
Duru omuz silkti. "E olsun. Toplantısı varmış işte."
Mina gülerek başını iki yana salladı. "Yine de biraz tuhaftı."
Duru kameraya doğru eğildi. "Sen daha beş dakika konuştuğun adamı şimdiden eleştiriyorsun. Aslı! Duyuyor musun?"
Aslı kahkahasını tutamadı. "Duyuyorum. Bence rekor kırdı."
Mina masanın üzerindeki yastığı alıp kameraya doğru kaldırdı. "İkiniz de çok kötüsünüz."
Duru kahkahalar arasında konuşmaya devam etti. "Daha sesini yeni duydun. Adamın karakter analizini çıkardın. Birazdan burcunu da tahmin edersin sen."
Mina gülerek yastığı ekrana doğru salladı. "Biriniz İstanbul'a gelince görüşeceğiz. O zaman hesaplaşacağız. Asla unutmayacağım bunu."
Tam o sırada telefonu yeniden titredi. Üçü de aynı anda sustu. Mina ekrana baktı. Yeni bir mesaj vardı:
Aras Koral: "Saat 16.00'da Cadde'deki Mavi Kafe'de olun. Valizlerimizi orada değiştirebiliriz."
Mina mesajı birkaç saniye sessizce okudu. Duru meraktan çatlayacak gibiydi: "Ne yazmış?"
Mina gözlerini ekrandan ayırmadan gülümsedi. "...Sanırım valizime kavuşuyorum."
Bölüm etkileşimi
