UNUTULAN GERÇEK kitap kapağı

6. bölüm / 30

Bölüm 6: İtiraf

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: Bölüm 6: İtiraf

Aden
Yatağımda uzanmış bir vaziyette düz duvarı izliyorum.
Gülümseyerek, hayallere dalarak, imkansızı düşleyerek... Sarp'a kavuşmayı. Bir gün sever mi beni acaba? "Cevap versene aptal Sarp. Gülümseyerek bana bakmayı kes!" Dışarıdan birisi görse delirdiğimi düşünebilir. Başımın altındaki yastığı öfkeyle duvardaki 'Sarp' posterine fırlatıp, haberi dahi olmadan tirip atmıştım bile.

Defalarca, açılmıştım bu posterdeki Sarp'a; Binlerce kez kızdım, affettim, sevdim, konuştum, ağladım. Ama sadece burada. Olurda bir gün beni sever ve açılırsa asla affetmeyeceğim onu! Benim çektiğim kadar acı çeksin!

Yine hüznümün ardından tanıştığımız o an geldi aklıma. Filmlerdeki gibiydi...

"Sen şimdi bittin kızım! Lavinya'ya dokunmayacaktın!" İçimde birikmiş öfkeyle altımda olan kıza tekrar yapıştırmak üzere iken, kaldırdığım kolumun birisine çarpması ile donup kaldım.

Bu hareketsizliğimden faydalanan kız, beni ittirip hızla okulun koridorlarına karışıp kaçtı. İlk Lavinya'ya vurdum sanıp büyük pişmanlıkla arkama baktım. Ve işte şuan Aden... Aşık olacağın o çocuk... Koyu kahve renge sahip, özenle baktığını belli eden parlak ve ortadan ikiye ayırıp çakralarından sallanan perçem modeli olan saçı. Ela gözleri, bana yakın beyaz teni, doğal hafif pembe renkli dudakları, gayet de belli olan elmacık kemikleri..

Ah aman Allah'ım! Benim için yaratılmış sanki!

Bir dakikaya kadar sadece suratına bakıp, Lavinya'nın ittirmesi ile kendime geldim. "Ah, çok özür dilerim! Ben... Ben görmemiştim seni- yani sizi! İyi misiniz?" Sarp gözündeki acıyı umursamayarak gülümsedi sadece. "Sağlam kızmışsın." dedi, gözündeki ağrıyı umursamayarak.

"Anlamadım?" Ben şaşırmaya ve endişe etmeye devam ederken Sarp gülmeye devam etti. "Her neyse, kalk seni revire götüreceğim." dedim, telaşla. "İyiyim, teşekkürler." "Saçmalama gözün şişmiş ve kan toplamış... Biraz." Son kelimeyi söylerken şirinliğimi kullanıp masum bir şekilde gülümsedim. "İlaç masrafımı karşılayacaksan gelirim." O gülüşe içim erirken, bende karşılık olarak gülümsedim. "İlaçlar benden!"

Revirde gözüne buz koyar iken sessizliği bozmak açısından bir soru yönelttim. "Arkamda ne işin vardı?" dedim, soran bakışlarımla. "Gözlerimi alan bu parlak saçın sahibini göreyim demiştim." Utancımdan yerin bilmem kaç katına inerken, yanaklarımın kızarmaması için yalvardım. "Anlayamadım?" gayetde anlamıştım.

"Kavgayı diyorum, ayırmak için gelmiştim..." Son cümleyi söylerken gülümseyip, "ama haddimi bildirdin!" "Ya hayır hayır, normalde öyle bir kız değilim zaten." dedim, buna inandırmaya çalışarak. "Olabiliyormuş demek. Böyle bir kızın içerisinden savaşçı çıktığına göre." Hm, savaşçı demek? Böbürlenir gibi göğsümü kabartıp, yüz ifademi de 'Johnny Bravo' gibi yaparak olmayan kasımı gösterdim. "Savaşçı olduğuma dair çıkan söylentiler doğrudur küçük bey!" Sarp, en güzel gülümsemesini göstermişti bana; içten ve gerçek...

Ne zaman bu anımızı düşünsem gülümsemeden geçemiyorum. Sadece bana güldüğü ilk andı. Ama artık bu konuyu takmamalıyım; Unutup, yoluma devam etmek var iken, sevmeye devam edip içten içe acı çekmeyi seçen bendim. Onu suçlayamam... "Of! Ben ne yapacağım böyle? Neden aptal gibi sevmeye devam ediyorum?"

Sevmesini bekliyorum...
"Sevmeyecek beni!"

"Selam!" Olduğum yerde irkilip birden yataktan fırladım. "Manyak mısın Lavinya! Ödümü koparttın!" Sesimi hiç duymamış gibi, cilveli cilveli kıvırtarak yanıma geldi. Yanımdaki boşluğa uzanıp, işaret parmağını yanağımda gezdirdi.

Bu kıza ne oldu birden? Sapıklaştı. "Ben erkeklerden hoşlanıyorum Lavinya." Gülümseyip devam etti. "Canım sen erkeklerden değil, Sarp'tan hoşlanıyorsun. Buraya parantez açalım lütfen." Tamam haklı olabilir ama, ne önemi var şimdi bunun! Acı ama gerçek olan cümlesine göz devirebildim sadece. "Susar mısın lütfen?" Gülümseyip başını yastığıma koyarak yıldızlarla kaplı olan tavanımı izledi.

Derin bir iç çekip durgun çıkan sesi ile konuştu. "Helal olsun sana." Tavanımı izlemesine eşlik eder iken, kaşlarımı çattım. "Ne için?" "Ne olursa olsun sevmekten vazgeçmiyorsun...Bu...Çok zor." Şimdi derdini anlayabildim. Gülümseyerek yanıtladım. "Sarp sayesinde." "Ama hislerini dahi bilmiyorsun." "Evet ama...En başından beri düşünmemiştim, beni sever mi diye." Lavinya tam ağzını açacak iken, odama doğru artan gürültü sesi ile duraksadık.

Başımı yataktan kaldırıp Lavinya'ya şaşkın şaşkın bakar iken; Benim aksime gayet sakin bir şekilde omuz silkti. Kapıyı açıp bakmak için kalktığım esna da, kapımın tıklatılma sesi ile durdum. Belki annem falandır. "Gel!" Tekrar aynı coşku ile ani ve hızlı şekilde kapı açıldı.

Karşımda ter içinde kalan Sarp'ı gördüğümde şaşkınlıktan bir kaç dakika yüzüne, daha sonra da utanç içinde üstüme baktım. Saçlarım rastgele ev topuzu, Çiçekli pembe pijama takımım. Hello Kitty li çoraplarım. Gerçekten şimdi sırası mıydı Sarp! Pespaye halde iken!

Soluk soluğa kalmış, düzensiz çıkan nefesinin ardından:
Eğilip nefesini biraz olsun kontrol edince tekrar ayağa kalkıp gözlerini gözlerimle buluşturdu. "Çok güzelsin." Ve tekrar nefes nefese kaldı. Neye şaşıracağım bilmiyorum. Sarp'ın davetsiz misafirliğine mi? Aniden ettiği iltifatına mı? Tahminimce koşarak gelmesine mi? Lavinya'nın gayet sakin olmasına mı? Burada bir şeyler dönüyor ama haberim yok!

Afallar şekilde başımı hafifçe sağa ve sola sallayarak olayı idrak etmeye çalıştım. "Tam olarak burada ne oluyor?" Lavinya istifini bozmadan yanıtladı. "Ben şuan burada yokum, tıp!" Ağzını fermuar ile kapatır gibi işaret yaparak topu Sarp'a attı.
Çatık kaşlarımı Sarp'a çevirdiğimde bakışlarını Lavinya'ya çevirdi. "Kalk kız su getir bana, yoksa bayılacağım şimdi." Lavinya oflayıp puflayarak yataktan kalkıp odamdan çıktı. Hızla başını bana çevirerek, "Müsadenle?" Nazik bir şekilde baş selamı verip kapıyı kilitledi. "Sarp ne yapıyorsun?" Aniden olaylar gelişirken ben sadece ayakta kilitlenmiş, şaşkınlık geçiriyordum.

"Özel bir an bu. Öyle de kalmalı." Yüzüne, flaş tutulan ceylan gibi aval aval bakmaya devam ettim.

"Özel? Ne özeli?" Sarp bu tavrıma gülümseyip, eli ile oturmam için işaret verdi. "Otur lütfen." Hipnoz olmuş gibi gıkım çıkmadan yatağıma oturdum. Sarp, çalışma masamın önündeki tekerlekli sandalyeyi alarak karşıma oturdu.

"Aptallık ettim kusura bakma. Kadınların odasına girmem derken... Senin odana girmiş bulundum." Mahcup ve utanmış bir şekilde başını eğdi. Bu cümlesinin arkasında, ben hala kapıyı tıklatıp girmek için onay almasını beklemesinde kaldım. "En azından kapıyı tıklattın, öyle düşün." Gözlerini gözlerimle buluşturup yutkundu.

"Doğru... Evet evet." Sarp şuan karşımda saçmalıyor mu yoksa bana mı öyle geliyor? "İyi misin?" Derin bir nefes bırakıp başını onaylar şekilde salladı. "İyiyim iyiyim. Sadece hiç böyle olmamıştım." Ses çıkartmadan konuşmasını bekledim.

Bir kaç dakika sessiz kalıp nefesini toparladığında, konuşmaya başlayabilme cesaretinde bulundu.

"Aslında bakarsan ben korkak olduğumu düşünüyorum..." dedi, sesi kısık ve kırgın çıkarken. "İlk sevgiyi ve şefkati annemde görmüştüm. Vefat ettiğinde ise bu ikisini de alıp götürdü. Sanki... Sanki beni annemden başkası sevemezmiş gibi hissettim. Bu yüzden hiç sevmeyi ve sevilmeyi düşünmedim," sonucunda nereye varacak asla kestiremiyorum. "daha doğrusu bir kaç sene öncesine kadar..."

Yutkundu.

"Bir kızla tanışmıştım. Bakışları o kadar masum ve can alıcıydı ki... Sanki gözleri, gün ışığını yansıtıyor gibi pas pas parlıyordu... Bana annem gibi baktı Aden. Bakışlarında annemi gördüm sanki..." Bunu neden bana anlatıyor? Gerçekten başkasını sevdiğini söylemek için koşarak buraya mı geldi! Daha ne kadar kırabilirsin beni Sarp!

"Bu içimde bastırdığım bir şeyleri ortaya çıkarttı sanki. Başta korktum, uzaklaşmak istedim. Defalarca kızlarla çıktım. Ama yine de o bakışları ne aklımdan ne kalbimden silebildim. Onu diğerlerinden farklı kılan, olağanüstü güzelliği olmamıştı hiçbir zaman. Kızlar genelde, görünüşümü sevdiler, bunu bakışlarından görebildim. Ama o... Kalbindeki saflığı ve gerçek sevgiyi gördüm. Tutsağı olmuştum sanki..."

Daha fazla dayanamayacağım. Bu duyduklarımı kaldıramam. Deli gibi sevdiğim çocuğun başkasına ölüp bittiğini duyamam! "Sarp, dur! Yeter! Duymak istemiyorum!" dedim, burnum sızlamaya, sesim titremeye başlarken. "Lütfen... Sadece dinle." Kısa bir kararsızlık sonrası sustum. Gözlerine bakmayıp, çoktan sızlamış olan burnumu aldırış etmedim, dolan gözlerimi aldırış etmedim.

Bakmayacağım yüzüne, yoksa daha fazla direnemem... Onun gözü önünde yıkılamam. "Bu kızla nasıl tanıştım biliyor musun?" Cevap vermedim. Kontrolüm olmadan akan göz yaşımı hiddetle silip, öfke dolu bakışlarımı gözlerine çevirdim. Belki anlar ve artık durur diye.

"Dıştan baksan çok sakin, tatlı birine benziyor. Ama onu o gün gördüm..." Sanki kızla tanıştığı an gözünün önüne gelmiş gibi gülümseyip devam etti. "Kızı altına almış dövüyordu. Görsen kızın içerisinden başkası çıkmıştı sanki. Tutup ayırmak istediğimde, kolu ile gözüme bir tane yapıştırdı, hahahaha." Sarp... Bu... Benim... İnanamıyorum... Bu bir rüya öyle değil mi? Rüyaysa beni uyandıranın derisini yüzerim!

Unutmamış tanıştığımız anı. Bayılıyor muyum yoksa durmak bilmeyen göz yaşlarım bakış açımı mı bozuyor bilmiyorum! Şuan nasıl nefes alıyorum bilmiyorum. İkimizde oturttuk her şeyi. Birbirimize ait olduğumuzu. Son cümlesinden sonra onunda gözleri doldu, hüzün ve tarifsiz özlem ile birbirimize baktık. Ağlamamak için direndiği dudaklarını açtı. Titreyerek kilitlendiğim andan çıkmamı sağladı.

"İlaçlar benden!" Ve işte bu cümle. Başkasına anlamsız gelen ama ikimiz için çok şey ifade eden cümle. "Sarp!" Daha fazla dayanamayıp boynuna sımsıkı sarıldım. Allah'ım... Bu anı ne kadar çok istedim bilmiyorum. Kavuştuk artık. Ben kavuştum ya! Tamamlandım! Eksik yanım tamamlandı!

"Çok özür dilerim güzelim... Özür dilerim." Kolları ile belimi sararken kafasını boynuma gömerek sıkıca sarıldı. Boynumdan kokladığını, sanki son nefesiymiş gibi çektiği soluğundan anlayabildim. "Artık önemi yok Sarp... Biz... Kavuştuk. Asla da ayrılmayacağız!"

Odayı inleten ıslık sesiyle irkilip birden sesin geldiği yöne baktık. "Bravo! Alkış!" Lavinya ıslık sesi çıkartıp, sanki düğündeymişiz gibi şehvetle ellerine birbirine vurarak bizi alkışladı. "Şükür be! Gerçekten bu ilişki de en çok ben yoruldum!"

Ben salya sümük ağlarken, gülümseyerek yataktan kalkıp sıkıca Lavinya'ya sarıldım. Gerçekten de tüm sızlanmalarımı senelerce dinledi, yanımda oldu ve asla şikayetçi bile olmadı. "Teşekkür ederim!" Lavinya sıkıca sarılıp mahcup bir ses ile karşılık verdi. "Ne teşekkürü... Sen benim kardeşimsin. Birisi mutlu olacaksa bu ilk sensin!"

Sarp'ın Lavinyaya yönelttiği sorudan sonra akan son göz yaşımı da silip gözlerine baktım. "Sen kapıyı nasıl açtın?" Lavinya saçlarını geriye atıp böbürlendi. "Kapının muazzam bir özelliği var... Dıştan açılabiliyor! İçerideki kişi kilidi tutmadığı sürece dışarıdan kilit kısmını çevirip açabiliyorsun." Sarp şaşkın bakışlarını bir Lavinya'ya birde bana çevirdi.

"Özel alan denilince de burası gerçekten." Gülümseyerek Sarp'ın omzuna hafifçe vurdum. Tekrar yatağıma oturduğumda Lavinya da zıplayarak yanıma gelip bacaklarını bağdaştırarak birleştirdi. "Sarp..." Sanki ismi ağzımdan ilk defa çıkıyormuş gibi büyülenip gözlerime baktı. "Efendim güzelim." Küçük kız çocuğu gibi utanıp başımı öne eğdim.

Bu güzel cilveli anımızda Lavinya sessiz sakin durmadı tabi ki. "Ayyy, şu hallere bak. Kız cilveleşme de söyle." Bu haline gülümseyip direkt konuya girdim. "Annem... Söyleyecek miyiz?" Sarp kendinden emin bir şekilde göğsünü kabartıp sorumu yanıtladı. "Tabi ki söyleyeceğiz. Şükür gizlimiz saklımız yok. Ben seni kalbimle seviyorum, bunu değil annene yedi cihana da haykırarak söylerim." Yok yok ben dayanamayacağım, bayılacağım...

Ve gözlerim yavaşça kapandı.

Sözünün eri birisi olduğumu söylemiş miydim? Evet gerçekten de öyleyim. İmkansızı senelerdir bekleyip bir anda gerçekleşince bu duyguyu kalbim kaldıramadı ve Sarp yüzünden bayıldım. Tam olarak sebebi olmayabilir ama olsun dolaylı yoldan onun da payı var. Hayır yani insan alıştırarak söyler bari, bir anda alacaklı gibi patlatırsan bombayı bünyem nasıl kaldırsın öyle değil mi?

Gözlerimi yavaşça aralarken ilk gördüğüm siluet Lavinya oldu, çünkü görecek başka açı kalmayacak kadar suratıma kadar girmişti. "Çekil sülük, kız uyanıyor." Sarp'ın sesinden sonra Lavinyayı üzerimden itip etrafı görmemi sağladı. Ağır adımlarla yatakta doğrulmaya çalışırken, Sarp'ın belimde ve başımın arkasında hissettiğim elleri ile tekrar içim titremeye başladı.

Aden saçmalama artık, kendini rezil ediyorsun!

"İyi misin güzelim?" dedi, yarı telaşla. "İyiyim... Sabah kahvaltı yapmamıştım da, o yüzden galiba." Gerçeği kendime sonsuza kadar saklayacağımın sözünü verip durumu kurtarmaya çalışırken, Lavinya'nın sağımdan kıs kıs gülme seslerini duydum. Biliyor tabi neden bayıldığımı, eğlenecek malzeme arıyor kendine.

Sarp'a çaktırmadan öldürücü bakışımı Lavinya ya gönderince susması da bir oldu. En azından bu onu bir süre oyalar. "Gel kahvaltı hazırlayalım sana, hemen bir şeyler ye." Sarp'ın bu ilgisine sonsuza kadar tiryaki olabilirim!

İyi hoş ama ben tokum. Kendi bacağına sıktın kızım, hadi ye de sonra bir güzel kus. "Yok yok, sonra yaparım ben." Lavinya nın tekrar eğlenceli sesini duymam ile tekrar gerginlik içimi kapladı. "Aaaa! Sarp haklı Adenciğim. Olmaz öyle kalk kahvaltı yaptırayım sana." Gizli gizli Lavinya nın bacağını çimdiklesem de kıvrana kıvrana beni sıkıştırmaya devam etti.

"Bak şimdi, Sarp sana bir güzel sucuklu yumurta yapar, bende çay koyarım. Salatalık, domates falan oh oh hemen kendine gelirsin." Sucuklu yumurta mı! Lavinya seni öldüreceğim, kardeş katili olacağım!

Kurbanlık koyun gibi onlarla birlikte ayağa kalkıp çaresizce mutfağa yöneldim.

* "Johnny Bravo" CarterNetwork kanalına ait bir çizgi filmdir.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

15okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…