9. bölüm · Takıntılı Mafya

Yeni bölüm

Aydan 🤍

Ceren ne demek burada çalışıyorum? Bana bunca zaman yalan mı söyledin?" dedim kızgın tavırla. Oysa robot gibi, "Hava çok soğuk Emily hanım, içeri girin hasta olursunuz." Dedi
Başlıycam hastalığa ha! Söyle neden! Neden bunca zaman yalan söyledin bana! Ben seni arkadaşım gözünde görmüştüm oysaki sen casusmuşsun!" diyerek onu ittim. Korumalardan biri kolumu tutup, "İçeri geçin Emily hanım," dedi. Üzerimde incecik askılı gecelik, altımda şort vardı ve altımdan sütyen giymemiştim. Gece bana verilen pijamalarla uyumuştum ve bu halde 300 erkeğin yanında durduğumu şimdi fark etmiştim.Arkadan biri bedenimi saran ceketini bana sardı. Arkama döndüğümde o adamdı, Yiğit'di. "Bu halde neden çıktın dışarı!" diyen kızgın sesini duydum. Her an pimi çekilmiş bomba gibiydi. Sonra korumalara bağırarak, "Arkanızı dönün! Bakanın ecdadını sikerim!" Dedi. Bir anda bütün korumalar aynı anda arkalarını döndüler. Ben ne olduğunu anlamadan Yiğit beni kucağına alıp içeri götürdü. İçeri geldiğimizde bir elinde

poşet olduğunu şimdi fark etmiştim. Beni yere bıraktı, sinirle üzerime bağırdı. "Bu halde ne işin vardı o kadar korumanın içinde!"Bir, benimle bağırarak konuşma. Karşında sevgilin yok senin. İki, sana hesap mı vereceğim? Üç, sana ne? İstediğimi yaparım. Ayrıca benim arkadaşıma casusluk yaptırdığını da hiç saymıyorum!"Kızgınlıkla yüzüme bakıyordu. Tam konuşacakken ben atıldım "Sen nasıl benim arkadaşım dediğim insanı benden bilgi almak için casus yaparsın, pis herif!"Hiçbir şey demeden mutfak tezgahına aldığı malzemeleri koydu, yüzüme bile bakmayarak, "Git üstünü giy. Bir daha da bu halde çıkma dışarı," dedi.
Ellerimi göğsümde birleştirip sinirle konuştumÇıkarsam ne yapabilirsin ki?"Elindeki bıçağı sertçe masaya vurup bana döndü. "Kapıdaki 1000 kişi senin yüzünden ölür ve sana da unutmayacağın bir ceza veririm."Bir adım öne atılarak,Sen bana bir şey yapamazsın!" dedim. Sonra göz devirip yukarı kata, beni tuttuğu odaya geçtim. "Pis herif! Ben de Emily Derindal'sam buradan kaçarım!" diye sinirle yatağa oturdum.
Gözüme dolap ilişti. Açıp içine baktığımda bir sürü kıyafet vardı. Birini alıp giydim. Üzerime cuk oturmuştu.

Aşağıya indiğimde masa donatılmıştı, bir kuş sütü eksikti. Yiğit hâlâ masaya bir şeyler koyuyordu.
şeyler koyarken beni görünce baştan aşağı süzdü, sonra gülümseyerek, "Çok güzel olmuşsun," dedi.Göz devirip koltuğa oturdum. "Kahvaltı yapmayacak mısın?" diye sorduğunda sertçe ona döndüm. "Ölürüm de senin yaptığın kahvaltıyı yemem!"İlla zorlamam lazım değil mi?" dedikten sonra elindekileri masaya koyup yanıma geldi. "Madem güzellikten anlamıyorsun, biz de bildiğimiz dilden anlatırız," deyip yine beni omzuna aldı. Omzuna yumruklarımı geçirdiğimde kılı bile kıpırdamadı. Beni yavaşça kahvaltı masasına bıraktı. Kendisi önünde durup emir verdi. "Ye."Ellerimi göğsümde birleştirip, "Hayır, yemeyeceğim!" dedim, başımı iki yana salladım. Masasını çekip yanıma geldi, tabağıma zeytin, peynir, yumurta vb. şeyler koydu. Çatalı alarak zeytini bana uzattı. "Ağzını aç," dedi.Başımı hayır işaretinde salladım. Kızgın tavırla, "Emily, ağzını aç!" diye bağırdı.
Korktuğum için gözlerim dolmuştu. Elindeki çatalı tabağa bıraktı. "Madem yemiyorsun..." deyip ayağa kalktı,karşımda oturdu. "O zaman bütün gün aç kalırsın."Kendisi kahvaltı etmeye başladığında masadan kalkmak istedim ama durdurarak, "Otur. Kahvaltım bitmeden masadan ayrılmayacaksın," diye emir verdi. Bu adam beni sınıyordu. Kalkmak istediğim yere tekrar oturdum, ters ters ona bakıyordum. Oysa o tıkanıyordu.Ne istiyorsun benden?" dedim. Ağzındaki yemekleri yuttu. Bir elindeki ekmeği menemenine bandırarak bana döndü. "Ne istediğim çok açık değil mi?" dedi. Ekmeği ağzına atıp boğuk sesle ekledi "Seni istiyorum."Anlamıyorum. Evet, yakışıklı adam, Allah var, Yunan heykeli gibi. Ama bende ne buldu, ne gördü, onu çözemiyorum. Güzel desen güzel değilim, çekici desen çekici değilim. Bu adam o zaman bende ne buldu ya?