24. bölüm / 21
Takıntılı Mafya17
Bölümler 21Şu an: 17
- 1 Giriş53 kelime
- 2 Tanitim20 kelime
- 3 Takıntı266 kelime
- 4 35102 kelime
- 5 Kulupten227 kelime
- 6 3595 kelime
- 7 Kaçirilma385 kelime
- 8 Yeni bölüm421 kelime
- 9 Yeni bölüm534 kelime
- 10 Bölüm1.150 kelime
- 11 Yeni bölüm351 kelime
- 12 10 bölüm517 kelime
- 13 11804 kelime
- 14 12682 kelime
- 15 13728 kelime
- 16 14862 kelime
- 17 151.177 kelime
- 18 161.314 kelime
- 19 17621 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 18494 kelime
- 21 19380 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yiğit,önce bana sonra da karşımdaki kızın kıyafetlerine bakıp yutkundu.
"Emily..." dedi boğuk bir sesle.
Karşımdaki kız önce beni süzdü, sonra imalıca Yiğit 'e baktı. "Bu o kız mı?"
Yiğit, evet anlamında başını salladığında kızın dudağının kenarı kıvrıldı. Tekrar bana dönüp elini uzattı. "Tanıştığımıza memnun oldum. Ben Melek."
Yiğit benim hakkımda sevgilisine mi anlatmıştı? Uzattığı elini elimin tersiyle ittim. "Buraya Yiğit'in sevgilisiyle tanışmaya gelmedim. Telefonumu alıp gideceğim." Karşımdaki Melek adlı kızı itip içeri girdim. Tam Yiğit'in karşısında dikilip "Telefonum nerede?" dedim. Oysa hiç tepki vermeden beni izliyordu. "Her şeyi yanlış anladın, o benim-" demişti ki,
"Sevgilin, anladık!" Kendim de farkında olmadan sesim yüksek çıkmıştı, bu kadar sinirleneceğimi bilmiyordum.
"Şimdi daha fazla burada kalmadan telefonumu ver de gideyim." Sona doğru sesim kısık çıkmıştı.
"Vermiyorum, önce beni dinle."
"Kiminle yatıp kalktığın umurumda değil!"
Yatmışsın işte, benden sonra hemen başka birini bulmuşsun!" Kızgın ifadesi hemen yüzünden silinip yerini mutluluk burudu. "Bu seni neden bu kadar rahatsız ediyor?" Gözlerimi kaçırıp ona bakmamaya çaba gösterdim. "Hayır canım, ne rahatsız edecek." Bir adım üzerime yürüyerek aramızdaki mesafeyi kapattı. Belimden tutarak beni kendine çekti. Eliyle çenemi kavrayıp kendisine bakmaya zorladı. "Canım, mı?" Alay edercesine güldü. "Bakıyorum da bu iki günde bensiz geçirdiğin saatler seni değiştirmiş." Ne saçmalıyordu?
Kollarının arasından çıkmaya çalışırken "Ne alakası var! Lafın gelişi söyledim." Ondan kurtulmaya çalıştıkça beni daha da sıkı tutuyordu. "Sen lafın gelişi herkese 'canım' der misin?" Sesi sinirli olmanın eşiğindeydi. Arkadaki Melek adlı kız, "Gerçekten de muhteşem ilişki," diyerek alayla el çaldı. Yiğit, kızgınca arkadan bize bakıp gülen kıza baktı. "Melek!" Bir Melek deyişi bile daha fazla konuşmamasını söylediğini bildiriyordu. Melek hemen susup kapıya doğru ilerledi. "Biraz hava alacağım," deyip hızlıca odadan çıktı.
Yiğit'in beni sımsıkı tuttuğu kollarının arasından ayrılmaya çalışırken, o yüzümün her zerresini ezberliyormuş gibi bana bakıyordu. "Seni yanımdayken bile çok özlüyorum," deyişiyle kollarının arasında eriyip küle döndüm. Bir lafı bile kalp atışımı hızlandırmış, bütün kanın yanaklarımda toplanmasına sebep olmuştu.
Bir eliyle belimi tutarken, diğer eliyle yüzüme düşen saçları kulağımın arkasına sıkıştırdı. Sonra ise elini yanağımda gezdirdi. "Buraya kendi ayaklarınla geldin," arsızca gülümsedi ve devam etti, "Sence şimdi seni bırakır mıyım?"
Buraya gelmem hataydı!
Yeniden çırpınmaya çalışarak ondan kaçmaya çalıştım. "Bırak beni! Hem takıldığın birileri var hem de peşimi bırakmıyorsun!" Sinirle beni kucağına alıp bu odada en sevdiği koltuğun üzerine bıraktı. "Dinle!" diye bağırdı. "Bana senden başka sevdiğim biri olduğunu söyleme! Çünkü bu hayatta bir tek seni seviyorum!" Sakinleşmeye çalışarak derin nefes alıp verdi. "Melek benim kuzenim." Tuttuğum nefesi sesli bir şekilde verdim.
Bu hareketim onu hem şaşırtmış hem de mutlu etmişti. Yavaşça üzerime yürümeye başlayınca koltuğun en dip köşesine ilerlemeye başladım.
"Madem her şeye açıklık getirdik," tam dibime geldi. İki eliyle bacaklarımı aralayıp kendini bana bastırdı. "Öpeyim mi bir kere?" Sorduğu soruyla kalp atışım hızlandı, şu anda bacaklarımın arasında olması bile beni deli ediyordu. "Öp-" tam 'öpme' diyecektim ki, fırsatçı herif buna izin vermeden delicesine beni öpmeye başladı. Öpüşü hoyratçaydı. Onu itmedim ama karşılık da vermedim.
Ben karşılık vermedikçe daha da deliriyordu. Dilini ağzıma iterek karşılık vermem için zorladı. En sonunda dayanamayıp karşılık verdiğimde öpüşü daha sakin bir hal almıştı. Öpüşmemiz tutku ve arzu doluydu. Elini sadece belimde gezdiriyordu, daha fazlasına kalkışmıyordu.
Zar zor da olsa benden ayrılıp öpüşmekten şişmiş dudaklarıma baktı. İkimiz de nefes nefese kalmıştık. Göğüs kafesim inip düşüyordu. Nefes nefese "Sana 'öp' demedim," dedim.
Dedin."
Demedim."
"'Öp' dedin."
Öpme' dememe izin verdin sanki!"
O zaman neden beni itmedin?"
Verecek cevabım olmadığı için yüzüne baktım. Dudaklarının kenarı kıvrılıp alay edercesine kaşlarını kaldırdı. "İşte böyle bön bön bakarsın," diye güldü
Sinirlerimle oynamayı iyi biliyordu!
Ya kusura bakmayın, siz bölümleri uzun yaz dediniz de ben çok yoğunum. Uzun bölüm atacağım, şimdilik bu kısa bölümle idare edin. Vallahi kusura bakmayın, özür dilerim. 🙏 Yoğunluğumdan bölüm yazamıyorum, daha fazla beklemeyin diye bu bölümü attım. Boş olduğum zaman hemen yeni bölüm atacağım. 🤍
Bölüm etkileşimi
