18. bölüm / 21
Takıntılı Mafya15
Bölümler 21Şu an: 15
- 1 Giriş53 kelime
- 2 Tanitim20 kelime
- 3 Takıntı266 kelime
- 4 35102 kelime
- 5 Kulupten227 kelime
- 6 3595 kelime
- 7 Kaçirilma385 kelime
- 8 Yeni bölüm421 kelime
- 9 Yeni bölüm534 kelime
- 10 Bölüm1.150 kelime
- 11 Yeni bölüm351 kelime
- 12 10 bölüm517 kelime
- 13 11804 kelime
- 14 12682 kelime
- 15 13728 kelime
- 16 14862 kelime
- 17 151.177 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 161.314 kelime
- 19 17621 kelime
- 20 18494 kelime
- 21 19380 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
O evden hemen çıkıp soluğu Berke'nin tedavi gördüğü hastanede almıştım. Geldiğimde Berke'yi çoktan odaya almışlardı. İçeri girdiğimde gördüğüm görüntüyle daha da sinirlendim. Duru, Berke'nin başucunda durmuş, elini zorla yanağında gezdirmeye çalışıp ağlıyordu. Berke ise yüzüne bakmıyordu. Bir de arsızca kıza trip mi atıyordu!
Duru'nun ağlamaklı sesi boğuk çıkmıştı "Affet beni sevgilim, yemin ediyorum o adam kimdi bilmiyordum." Berke ise umursamaz tavırla Duru'nun zorla yanağına sürttüğü elini çekti. "Zırvalıklarını daha fazla dinlemek istemiyorum."
Peki, biraz da senin zırvalıklarını dinleyelim?" Sesimle ikisi de bana döndüler. Berke sinirlenmiş tavırla, "Neyden bahsediyorsun?" Dedi.
Yavaşça onlara yaklaşıp konuşmaya başladım "Sen ne haysiyetsiz piç herifsin yahu!" Sinirden ayağımı yere vurarak Duru'ya dönüp devam ettim. "Senin şu derdinden ölüp bittiğin sevgilin seni defalarca aldatmış! Bu soğukta sen dışarıda onu beklerken o başka kızlarla gününü gün ediyormuş!" Duygu kaç yıllık arkadaşımdı, beklediğim gibi hemen ayağa kalkıp Berke'ye sert bir tokat attı.
Gerçekliğini sorgulamadı bile.
Tek lafımla Berke'ye tokatı yapıştırdı.
Derler ki insan ya aşkta kazanır ya da arkadaşta.
Sanırım ben arkadaşda kazandım.
Soğuktan orada götüm dondu be!" Bir tokatı da sağ yanağına atınca kıpkırmızı olmuş yüzüyle Berke, Duyguya'ya baktı. "Sen birinin içine boşalırken ben orada seni bekledim! Sırf çocukluk arkadaşımla buluştuğum diye seni aldattığımı sandın ve ben her şeye açıklık getirmek için kapına dayandım!"
Anlaşılan Duygu, çocukluk arkadaşı olan bir erkekle buluşup konuşurken Berke görüp olayları yanlış anlamış. Ve kendisi Duyguyu aldatmasına
Duygu da her şeyi anlatmak için kapısına dayanırken Berke de açmamış. Duygu soğukta saatlerce Berke'nin açmasını beklemiş. O sırada da Yiğit, Berke'yi takip ettirdiği için olup biten her şeyden haberi olmuş
Keşke öldürseymiş şu piçi, neden öldürmemiş ki?
Duygu, bu kadına mı inanacaksın gerçekten de? Görmüyor musun, aramıza girmeye çalışıyor!" Eliyle beni gösterip tiksinerek baktı. "Sırf sevgilin yok diye bizi kıskanıyorsun."
İstesem anında sevgili yapardım, ama neyse.
Duygu her an pimi çekilmiş bomba gibi patlamaya hazırdı "Biz hiçbir zaman muhteşem bir çift olmadık!"
Sakinleşmek istercesine derin nefes alıp verdi. "Sen hep bedenim üzerinden şakalar yapar, benimle yatmaya can atardın. Ben evlenmeden olmaz dediğim için hep benden ayrılırdın."
Berke pişman olmuş gibi yapıp yalvarmaya başladı: "Duygu, sandığın gibi değil, lütfen bir beni dinle." Ah şu erkeklerin boktan bahanesi! Her şey apaçık ortada bir de 'Bir beni dinle' diyorlar, sanki dinlesek bir bok değişecek de.
Ya bir kes sesini, bir de arsız arsız dinle beni diyorsun!" Tam ona bir adım atmıştım ki Duygu beni durdurdu: "Gidelim Emily, boşuna bunun için kendini yorma."
Bunlar ikisi arasında meseleydi. Duygu ne derse ona karşı çıkmamalıydım. Eminim o gerekeni yapacaktır.
Bence üzerine benzin döküp yakalım," dedi Sevda elindeki çekirdeği çıtlatıp. Burcu ona katılarak, "İyi fikir, yapalım mı Duygu, yapalım mı lütfen?" Annesinden oyuncak alması için yalvaran çocuklar gibi Burcu yalvarınca gülüşüme engel olamadım. Ne tür delilikti bu?.
Duygu derin bir nefes alarak, "Yakmak fikrini onaylıyorum ama insan yakmak pek de cazip gelmedi." Duygu ayrıldığı için hiç de üzgün gözükmüyordu, aksine çok daha iyi görünüyordu. Söylediğim gibi çok toksiklerdi biri ayrılınca diğeri ayrılmıyor, diğeri ayrılınca bu sefer de bu ayrılamıyordu. Ama bu sefer inceldiği yerden kopmuştu.Konuyu dağıtmak için Sevda ve Burcu bana baktılar. Burcu meraklı sesle, "Görüyomusun Duygunun olayından sana
sıra gelmedi." Sevda'yla ikisi dikelerek bana baktı: "Şu adamın elinden nasıl kurtuldun?" dedi merakla.
Gitmek istiyorum dedim, o da git dedi." Omuzlarımı kaldırıp indirdim. "Ben de gittim." Duygu şaşkınca, "Ne yani, yıllarca sana kafayı takmış bir adam sana 'Git' mi dedi?" Bu söylediğime inanamıyordu. "Evet."
İnanamıyorum," dedi Sevda.
Ben de," diyerek ona katılan Duygu oldu.
Ben şok, siz de BİM," dedi Burcu.
Ay yeter be!" Bu nedir arkadaş! "Geleceğime sevineceğinize nasıl geldiğimi sorguluyorsunuz! Hayır, yani sevmiyorsanız beni söyleyin gideyim." Sona doğru sesim boğuk çıkmıştı. Rolümü üstlenerek gözlerimi doldurdum. Bu halimi gören şu üçlü şeytan bana sarıldı. "Kızım, şaka yapıyoruz herhâlde!" Sevda sımsıkı sarılarak bana çıkıştı.
Biz seni hiç istemez olur muyuz?" dedi Duru.
"Eh, bazen çirkefleşiyorsun ama yine de seviyoruz." Şakacı tavrından çirkef meselesinde şaka yaptığı belliydi. "Bak giderim, görürsünüz," dedim safça. "Şaka!" dedi üçü de bir anda. İstesem gideceğimi biliyorlardı.
Bu gün Duygunun evinde kız gecesi yapacaktık bakım yapıp sabahlayacaktık. Dördümüz de bağdaş kurup yerde oturmuştuk. Ortamıza da çekirdek koyup çıtlıyorduk.
Bana ya bana! Bana diyor ki tıpış tıpış geleceksin bu eve. Dedim 'Oğlum, sen kimsin ulan!' Dişimin dibinden çıkanları söyleyip geldim buraya." Böyle yapmadığımı bence buradaki herkes biliyordu.
Tam devam edecektim ki Sevda'nın telefonuna arama gelince durdum. Sevda telefonu bizden birazcık uzakta olan masanın üzerinden götürüp açtı, kulağına koyarak derin nefes aldı: "Efendim Turan Bey?" Hemen yanımıza gelerek demin kalktığı yere tekrar oturdu. Meraklı bakışlarımızı gördüğü için telefonu hoparlöre aldı.
23:54
Nasılsın Sevda?"
Telefonun arkasından kalın sesli genç bir adamın sesi gelince üçümüz de gözlerimizi belertip Sevda'ya baktık. Oysa utanmışça yüzümüze bakmayıp devam etti.
İyim Turan bey. Bir sorun mu var?"
Bana 'Bey' dememen hakkında seni ne kadar uyaracağım? İş saati olmadığı sürece bana 'Bey' deme." Sevda derin nefes alarak her birimize baktı. Ne saklıyordu?.
Tamam Turan, s-siz ne için aramıştınız?" Sesi kısık ve utanırmışçasına çıktı. Bu tanıdığımız erkek Sevda mıydı?
"Sesini duymak için."
Üçümüzün gözleri fal taşı gibi açılınca Sevda hemen telefonu kapattı. Artık geçti, hepimiz duymuştuk. Ben şoku atlatmamışken Sevda konuyu kapatmanın yollarını arıyordu. "Ş-şey, o benim sesim şey ya, o yüzden..." Önümüzde soğuk terler dökerken her birimizin meraklı bakışlarından kaçmak için yer arıyordu. Daha bir şey demeden ardı kesilmeyen aramalar Sevda'yı daha da tedirginleştirmişti. Arayan o adamdı değil mi?
"Hemen bize açıklama yapıyorsun!" Sesim fazlasıyla sinirli çıkmıştı. "Şey, v-vallahi ben..." Hep 'şey, şey' dediği için Burcu sinirlenerek, "Şey de şey, anladık! Sadede gel artık, çatladık burada!" Ardı ardına aramalardan Sevda bıktığı için telefonu sessize alıp kenara attı. "Size söyleyecektim ama vakit olmadı. Düşündüğünüz gibi sevgilim falan değil." Aklımızdaki düşüncelerden bizi uzaklaştırmak için devam etti. "Bayadır bir iş arıyordum ve çalışan arayan bir şirket buldum. Bayağı zengin ve başarılı iş adamının şirketiydi ve maaşı yüksekti." Biraz soluklandı ve tekrar devam etti.
Bildiğiniz gibi daha önce asistanlık deneyimim olmuştu ve bu iş benim için çok uygundu. Ben de kabul ettim ama Turan Bey'le aramızda çekim gibi bir şey var. Ben ona selam vermeye utanırken o her şeyi açık açık söylüyor." Daha demin adamın söylediği sözü hatırlayınca bile yanakları kızarmıştı.
Ona sataşarak, "Desene Sevda, erkek fatma gibi dolanırken gidip en zengini bulmuş." Duygu kendini ağlamamak için zor tutarak, "Bir şu ikisinin bahtına çıkana bak, bir de benimkine bak!" diye şikâyetlendi. Burcu ikimizin adına sevinmişti ama onu da üzen bir şey vardı.
. "Bekârlar grubundan herkes tek tek ayrılıyor." Eliyle Duyguyu gösterip, "Şu bile yeni birini bulur ama ben..." Eliyle kendini gösterip haline yandı. "Ben ne olacağım? Bekârlar grubunda öksüz mü kalacağım?"
Sanki şu anda Sevdada bende evleniyoruz da.
Sevda'yla bakışımız, 'Ne yapacağız bunlarla?' dercesineydi çünkü birisi sevgilisi yok diye ağlarken diğeri de kara bahtına ağlıyordu.
Konuyu dağıtmak için "Tamam, gelin bir oyun oynayalım," dedim. Duygu'yla Burcu ağlayan ruh halinden çıkıp güldü. "Ne oyunu?" dediler aynı anda. Bu kızlardaki U dönüşleri kimsede yoktu.
Çantamı açıp telefonumu aramaya başladım. Oynayacağımız oyun telefonda oynanıyordu.
Çantanın her yerine baktım ama yok! Allah'ın cezası, telefonu nereye koydum ki!
Aklıma son anda dank eden şeyle zorlukla yutkundum.
Telefonumu en son Yiğit'in evinde koltuğun üstüne bırakmıştım!
Allah kahretsin!
Bu yüzden imalı imalı 'buraya geliçek' diyordu değil mi, Telefonuma olan bağlılığımı biliyordu!
Yeni bölümde görüşmek üzere..🤍
Bölüm etkileşimi
