15. bölüm / 21
Takıntılı Mafya12
Bölümler 21Şu an: 12
- 1 Giriş53 kelime
- 2 Tanitim20 kelime
- 3 Takıntı266 kelime
- 4 35102 kelime
- 5 Kulupten227 kelime
- 6 3595 kelime
- 7 Kaçirilma385 kelime
- 8 Yeni bölüm421 kelime
- 9 Yeni bölüm534 kelime
- 10 Bölüm1.150 kelime
- 11 Yeni bölüm351 kelime
- 12 10 bölüm517 kelime
- 13 11804 kelime
- 14 12682 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 13728 kelime
- 16 14862 kelime
- 17 151.177 kelime
- 18 161.314 kelime
- 19 17621 kelime
- 20 18494 kelime
- 21 19380 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah uyandığımda üzerimde bir ağırlık hissettim. Kafamı kaldırdığımda o ağırlık Yiğitdi
Ellerini belime dolamış, alnını boynuma yaslamıştı sıcak nefesini köprücük kemiğimde hissediyordum. Dün gece uyumadığımı anlamıştı ama onu yanımdan kovmaya ya da kavga çıkarmaya tenezzül etmemiştim, bilmiyorum neden ama etmemiştim. Ama şimdi yapabilirim
Omuzlarından tutup üzerimden kalkması için onu dürttüm. Saçma sapan mırıltılar çıkarıp üzerimden kalkmadı.
"Yiğit!" Sesimi yükselttiğimde ellerini sımsıkı belime doladı, ayrılmayacaktı anlaşılan.
Kısık sesle "Uyumak istiyorum, rahat dur." dedi. Onu iteklerken kıpırdamıyordu, daha da ahtapot gibi bana dolanmıştı.
"Uyu uyu ama git başka yerde uyu." Bir şey demedi.
"Yiğit! Kalk üzerimden! Hem de hemen!" diye bağırdığımda sonunda gözlerini açmaya karar verdi. Yavaş yavaş gözlerini kırpıştırdı sonra da açtı.
Noluyo sabah sabah? Nereden geliyor bu enerji?" Gevşeyerek esnedi.
"Belim tutulmuş, bir daha burada yatmayalım." Bu adamdaki rahatlık kimsede yok maşallah.
Yiğit! Kalk üstümden! Hem git sen kendi yatak odanda uyu! Bir dahada yanımda uyuma!"
Başını benim omuzuma koydu, imalıca gülümsedi.
"Dün neden bir şey demedin?" Hay aksi! Şimdi gel de cevap ver! Neden yanımdan kovup defol demedim ki!
Bütün kanımın yanaklarıma toplandığını görüp dudaklarının kenarı yana kıvrıldı.
"Ben de öyle düşünmüştüm." Pislik herif!
Benimle uğraşmak keyfini yerine getirmiş olmalı ki gülümsemesine engel olamıyordu. Dışarda buz gibi, içten sıcak.
Ayağa kalkıp oturak pozisyon aldı. İki taraftan belini esneterek kütletti, boynunu iki yana atarak bu işlemi tamamladı.
"Bir daha burada uyuma." Kendi beli tutulduğu için benim belimin de tutulmasını istemiyordu.
Beni bırakana kadar burada uyuyacağım." Bıraksın beni, gidip sokakta taşın üzerinde bile yatarım. O kadar zor durumdayım.
İnatçı keçi. Bir dediğimi de itiraz etmeden yapamaz mısın?"
Köpek miyim ben, her istediğini yapayım?"
Emily, ben sana köpek demedim. Keçi dedim."
"Keçi miyim ben?"
Parmağımla kendimi işaret ettim.
Hem de inatçı."
Gülümsedi. Keçi de olduk iyi mi. İster istemez ben de gülümsedim.
Yavaş yavaş gülümsemesi yok oldu, gözleri dudaklarıma kaydı. Aç gözlerle dudaklarıma bakarken içindeki arzuyu gizlemiyordu. Yavaş yavaş yanıma yaklaşırken ben de ona odaklanmıştım. Ne oluyordu böyle? Allah'ım bu adam her yanıma yaklaştığında kalbim yerinden çıkıyor, nedendir bu? Elim ayağım titriyor, bütün kanım yanaklarımda toplanıyor, nedendir bu? Biri artık bana nedenini söylesin! Yoksa delireceğim
Ellerini kaldırıp yanağımda gezdirdi, yüzüme düşen bir tutam saçı kulağımın arkasına geçirdi. Onunla göz göze gelmeyeyim diye bakışlarımı olur olmadık yerlere çevirdim. Çenemi kavrayarak ona bakmamı zorladı, gözlerinin içine öyle bakarken yavaş yavaş yaklaşmaya başladı.
Gittikçe mesafe azalıyor, nefeslerimiz birbirine karışıyordu. Aramızda bir karışlık mesafe kalmıştı, onu itmiyordum, sadece ne yapacağını bekliyordum. Öperse karşılık vermeli miydim? Ya da neden karşılık vermek istiyordum?
Dudaklarımızın arasında o kadar az mesafe kalmıştı ki öpeceğinden emindim.
Ta ki kapı çalana kadar.
Gerçektende zamanı mıydı şimdi?
Sonunda kendime gelip Yiğit’den uzaklaştım. Dudaklarının arasındaki küfürleri çok net duyabiliyordum. İnanır mısınız, hayatımda hiç böyle erotik küfürler duymamıştım, ana bacı giriyordu resmen.
Hızlı adımlarla kapıya ilerledim, Yiğit'’se arkamdan güzel küfürlerini devam ettiriyordu. Kapıyı açtığımda karşımda neredeyse 1.88 boylarında, 25-27 yaşlarında kaslı korumalardan biri vardı. Elindeki poşetleri göstererek, "Sizin için kahvaltılık bir şeyler aldım Emily Hanım." Bu korumalar buzdolabının tıka basa dolu olduğunu bilmiyorlar mı? Gülümseyerek poşetlere uzandığımda Yigit çoktan yanımda belirmişti.
eliyle sımsıkı tuttu, korumaya öyle bir şey söyledi ki koruma bembeyaz oldu, bukalemun gibi renkten renge girerken başını aşağıya salıp gitti.
Adam için üzülmedim desem yalan olur. Acaba ismi neydi? Öğlen yanına gidip ondan özür dileyeceğim.Adam gidince Yiğit de kulaklarımı serbest bıraktı. Ters ters ona baktım. "O adama ne söyledin de rengi bembeyaz oldu?" Hınzırca gülümsedi. "Sen o güzel kafanı böyle şeylerle bozma. Nerede kalmıştık?" Üzerime yaklaşınca mutfağa doğru koştum. "Ben kahvaltı edeceğim, sen de nerede kalıyorsan kal."
daha demin yaşadığımızı unutmuş gibi davranıp adamın getirdiği poşeti sehpaya bıraktım. "O adamın ismi neydi?"
İlk işim ondan özür dilemek olacak. "Neden sordun?"
"Özür dileyeceğim."
"Neden?"
Ona söylediğin sözler yüzünden."
Ne söylemişim?"
Bilmiyormuş gibi yapma, ne söylediysen beti benzi attı zavallının."
"Ona bir şey söylemedim."
Olsun, ben yine de özür dileyeceğim."
"Sikerim! Sen neden bir korumadan özür diliyorsun? Onlar özür dilesin!" diye sinirlenmeye başladı. "Neden, koruma insan değil mi?" Sakinleşmek için yavaş yavaş nefes alıp verdi. "Ona sandığın gibi sövmedim. Evet biraz amma her gün böyle küfürlerle karşılaştığı için sorun etmez edemez.Yüzünün bembeyaz olması ona, Yarenle öpüşürken aralarna girmememi, onun da girmemesi gerektiğini söylememdi."
Ne?
Eski arkadaşın Yarenlemi?
Bölüm etkileşimi
