93. bölüm · STRAY KİDS ~ İMKANSIZIN SAHİBİ
BÖLÜM 93
FELİX'DEN
Sonunda eve vardığımız da kapıyı anahtarımla açtım.
İçeri girerken üyelerin film izlediğini gördüm.
Bangchan ile Cha üstlerine battaniye örtmüş, tekli koltukta oturuyorlardı.
Changbin ayağını Seungmin dizlerine koymuş, Seungmin ise başını Jeongin'in omzuna yaslamıştı.
Hyunjin yerde ki armut koltuklardan birisine uzanırken Jisung, Lee Know'un sağ omzuna yaslanmış, koluna sarılmıştı.
Aynı şekilde Eun'da Lee Know'un sol omzuna yaslanmıştı, Lee Know ise kolunu Eun'un boynuna atmıştı.
Güzel bir aile tablosu oluşurken Soobin ile beraber yanlarına gittik.
Hiçbiri de bize bakmamıştı bile.
Filme o kadar odaklanmışlardı ki, geldiğimizi farketmemişlerdi.
Ben:
-Biz geldik
Bangchan:
-Hoşgeldiniz
Changbin:
-Gelmeseydiniz?
Ben:
-Eh, geldik artık
Jisung:
-O kadar olay oldu, sen nerelerdeydin Soobin?
Soobin:
-Önce hayvan barınağına gittim, sonra da kütüphaneye, daha sonra alışveriş yaptım ve ardından da Cafe'ye gittim, Story atmak için mükemmel fotoğraflar çektim... Durun, bir dakika... Ne olayından bahsediyorsunuz?
Seungmin:
-Telde ki güvercin, yalıda ki çapkın, kaldırımda baygın, SANADA GÜNAYDIN
Hyunjin ayağa kalkıp Seungmin'in ağzına elini yapıştırırken Soobin'e döndü.
Hyunjin:
-Şimdi beni iyi dinle, bütün olayı baştan sona anlatacağım!
Bangchan'ın elinde ki kumandayı alıp televizyonu kapattı.
Changbin ve Jisung'un mızmızlanmalarını umursamadan salonun ortasına geçti.
Tüm dikkatler ona toplanırken o, Eun ile Lee Know ikilisini işaret etti.
Hyunjin:
-Bizim bu Eun'a, köpeğin birisi saplantılı olmuş, onunla uğraşıyor ve rahat bırakmıyordu, Batman Lee Know konserden sonra olanları öğrenince adamı dövmeye gitti, yaveri Robin Jisung ise ardından gitti ve Batman'a yardım etti ki Eun'da olay da ki zavallı kızcağız olduğu için yanlarında gitti ve Batman, Jokeri dövdü, eh kendisi de yaralandı, ardından Robin Jisung, yardımcı kahramanlar Superman Hyunjin ve Wonder Felix'i yanına çağırdı, bizde gidip adama haddini bildirdik
Ben:
-Dur, bir dakika? Ben neden Wonder Woman oluyorum?
Jisung:
-Kendisini Superman olarak anlatıyor birde!
Soobin:
-Ben Wonder Felix'i beğendim! Ayrıca Superman Hyunjin'i hayal edince komik oluyor!
Eun:
-İyi de, olayın bir ciddiliği kalmadı ki?
Hyunjin:
-Ladies and Gentlemen, sessiz olun ve beni dinlemeye devam edin!
Jeongin:
-Bakalım, bu sefer hangi kahramanlar geliyor!?
Bangchan ve Cha'yı işaret etti.
Hyunjin:
-Shazam Bangchan, sinirlerine hakim olamayıp zavallı yn Cha'ya asılan 7 büyük günahlardan birisi olan Dong Hyun'a haddini bildirmek istedi ve ağzını burnunu kırmak için tüm gücünü kullandı, öyle de yaptı sonrasında bu dövdüğü adamı en yakın üç arkadaşı, aynı zamanda üvey kardeşleri olan, bir sonra ki Shazam güçlerine sahip olacak üç kişiye yani Seungmin, Changbin ve Jeongin'e emanet etti, bizim bu Shazam üçlüsü de adama haddini bildirerek onu JYP adlı Dünya'dan uzaklaştırdılar
Jisung:
-Oha ya! Çocuk iki dakika da Wattpad kitabı yazdı!
Seungmin:
-Sen Wattpad mi okuyorsun?
Jisung:
-Hayır, sadece Eun Kyung!
Jeongin:
-Soobin Noona? Sen birşeyler anladın mı bari?
Soobin:
-Shazam olayları haricinde herşeyi anladım diyebilirim!
Hyunjin:
-Lan, hikaye Shazam'dan oluşuyor zaten!
Changbin:
-Ya, Shazam ne alaka ya!?
Ben:
-Birşey soracağım? Neden uyumuyoruz?
Lee Know:
-Sen uyu istersen?
Seungmin:
-Ya abi! Biz niye hiçbir zaman bir filmi tamamlayamıyoruz?
Jisung:
-LAN!? BİZİM GRUBUN İSMİ NİYE BANANE!?
Eun:
-ÇÜNKÜ BEN YAPTIM!?
Jisung:
-YA BİR KERE DE YERİNDE DUR!?
Bangchan:
-OĞLUM SİZ NİYE BAĞIRIYORSUNUZ!?
Jisung & Eun:
-NE BİLELİM BİZ!? HEM SEN NİYE BAĞIRIYORSUN!?
Ben:
-TAMAM!? Durun, artık!
Aniden ortam ölüm sessizliğine bürününce çok garip hissetmiştim.
Eh, bizde aniden sessizleşip, aniden gürültüyü basabiliyorduk... Bu da bizim süper gücümüzdü.
Eun:
-Bizim şirkete gitmemiz gerekmiyor mu?
Lee Know:
-Boşverin şirketi?
Cha:
-Ama gitmezsek ceza vermezler mi?
Bangchan:
-Boşverin şirketi?
Jisung:
-DEFOLUP GİDİN
Seungmin:
-EVİMİZİ TERK EDİN
Soobin:
-Çok kırıcısınız!
Jisung:
-KIZIM SENDE HEMEN CAM GİBİ KIRILIYORSUN
Changbin:
-ŞU GRUBUN İSMİNİ DÜZELTİN
Hyunjin, Changbin bağırdığı an telefonunu çıkardı ve birşeyler yapmaya başladı.
Aynı anda herkesin telefonuna bildirim gelince her beraber güldük.
Telefonumu çıkardım ve grup ismine baktım.
*Hyunjin adlı kişi grubun ismini 'STRAY KİDS' olarak değiştirdi
İsmi normalleştirdiği zaman gülümsedim.
Soobin:
-Şirkette yokluğumuz belli olmaz bence, hadi odamıza çıkalım
Lee Know ayağa kalkıp Eun'u kolundan tutarak onu da ayağa kaldırdı.
Lee Know:
-Ben Eun'u odasına götürürüm
Eun:
-Çocuk muyum ben? Sanki uyku saatim gelmişte yatağıma götürüyorsun
Lee Know:
-Kızım laf etme
İkili yukarı çıkarken kusuyormuş gibi yaptım.
Soobin:
-Hadi Cha biz odamıza çıkalım
Bangchan hiçbir şey demeden Cha'yı kucağına aldı ve merdivenlere yöneldi.
Cha:
-Sanırım ben gelemiyorum
Hyunjin:
-Kova getirin kusacağım
Ben:
-Al benden de o kadar
Changbin ve Jeongin odalarına çıkarken Jisung, Seungmin ile yarım kalan filmi izlemeye başladı.
Hyunjin de mutfağa giderken bende odama çıktım.
Soobin'de tek başına kalacaktı odada, yani sanırım.
Odama girdiğim gibi yatağıma atladım ve telefonuma girmeye başladım.
Herhalde bir 10 saat sonra uyurdum.
EUN'DAN
Lee Know beni odasına getirdiği gibi banyoya yönelmişti.
Hiçbir şey anlamadığım için koltuğa uzandım ve telefonumu çıkardım.
Gelen bildirimler müthiş bir şekilde gözüme çarpınca sonunda uğraşacak birşey bulduğum için sevinmiştim.
Uygulamaya girdiğimde bu numaranın bende kayıtlı olmadığını farkettim.
Hatta bir numara değil, dört taneydi!
Mesaj penceresini açtım ve yazılanlara baktım.
+82 *** *** ** **
–Eun hanım numaramızı aldı ama hiç yazmıyor
Bu numara haricinde diğer üç numara yazmamıştı.
Düşünmeye başladım, ben kimin numarasını aldım ki?
Doğru! BLACKPİNK!?
Ben:
–Blackpink? Kızlar, siz misiniz?
+82 *** *** ** **
–Evet? Ben Rose!
Hemen Rose'nin ve diğerlerinin numarasını kaydettim.
Ben:
–Beni unutmamışsınız
Lisa:
–Sen koskocaman Blackpink'i unutmuşsun kızım sana ne demeli?
Ben:
–Kusura bakmayın biraz geriden geliyorum, şirkette çok yoğundum da
Jisoo:
–Tamam, affettim ben
Jennie:
–Bende ikna oldum!
Rose:
–Eh, hadi neyse bakalım
Lisa:
–Ee, kızçe ne yapıyorsun bakalım
Ben:
–Sizle konuşuyorum
Jennie:
–Omen tonrem
Rose:
–Oha biz bunu nasıl düşünemedik
Jisoo:
–Çok zekisin be kızım
Lisa:
–Ya hadi dalga geçmeden sohbet edelim işte
Ben:
–Tamam, tamam
–Lee Know'un odasında oturuyorum
Jisoo:
–Şey, bu tam olarak nasıl bir oturuş?
Ben:
–Yuhhhhhh
–Normal koltukta oturuyorum
Jennie:
–Ayıptır sorması da, Lee Know ne yapıyor
Ben:
–Duş alıyor
Rose:
–Ohaaaaaaaaa
Lisa:
–Eun, Allah belanı vermesin
–Gençliğimi sömürdün
Ben:
–Ya yanlış anlıyorsunuz ama
–Odasında oturuyorum öylece
–Kendisi direkt olarak duş almaya gitti, konserden geldiği için
Lisa:
–Hee kız öyle desene ya
Rose:
–Bir an korktum ya
Jennie:
–Ama sende öyle bir anlattın ki yanlış anlamak elde değil
Jisoo:
–Ya kızlar bir dakika!
–Şimdi Lee Know duştan çıktıktan sonra ne yapacaksınız Eun?
Ben:
–Bende bilmiyorum ki
–Uyuruz herhalde
Lisa:
–Ooooooooooooo
Jennie:
–Ağırbaşlı ol kızım
–Çok yüz verme
Ben:
–Lee Know'dan bahsediyoruz
Rose:
–Sende sohbeti kesip, kendinden bahset o zaman?
Ben:
–Ne yapayım ki?
Lisa:
–Ya Rabbelalemin!
–Kızım niye bu kadar masumsun?
Ben:
–Sen değil misin?
Lisa:
–Öyle miyim ki?
Rose:
–Değilsin ama neyse artık
–Şimdi beni dinle seni zavallı yn!
Jisoo:
–Yn mi?
Jennie:
–Anlat Rose'm dinliyoruz seni
Lisa:
–Jennie Unnie, zavallı yn olmayı kabul etmiş sanırım
Jisoo:
–Çok mu Wattpad okuyorsunuz?
Rose:
–Aish! Bir beni dinleyin!
–Şimdi Eun hanım, Lee Know bey geldiğinde çok da rahat olma
–Senin rahat olmadığını anlayıp, rahat etmen için birşeyler yapsın
Lisa:
–Sakın terledim deme!
Rose:
–Sana yakınlaşmaya çalışmasın
–Sen ona yakınlaş
–Anladın mı?
Jennie:
–İddialı bir tip ol
Lisa:
–Güzel ve iddialı yani
Jisoo:
–Bence akışına bırak
–En güzel kızlar patron dinler
Ben:
–Şimdi Rose Unnie, ikinci tavsiyen zorlu biraz
–Çünkü Lee Know'un yakınlaşmaması mümkün değil
Rose:
–Sende ona ayak uydur
–(◠‿◕)
Lisa:
–ಠಿヮಠ
Ben:
–Tamamdır
–Denerim birşeyler
–Lee Know duştan çıktı
–Hadi bye bye
Jennie:
–Bolca dua kızlar
Lee Know'un başındaki havlu ile banyodan çıktığını görünce oturuşumu düzelttim ve telefonumu hemen önümde ki masaya koydum.
Lee Know:
–Çok beklettim mi?
Ben:
–Hayır
Yanıma oturdu.
Lee Know:
–Beni beklerken ne yaptın?
Ben:
–Telefonumda takılıyordum kendimce, bildiğin surf the internet
Gülerek başındaki havluyu koltuğun koluna astı.
Lee Know:
–İngilizcem çok iyi zaten
Ben:
–Ah, unutmuşum da bunu bilmen gerekiyor
Bana döndüğü sırada imalı bir bakış attı.
Lee Know:
–Benimde bildiğim birşeyler var tabii ki de
Ben:
–Ne gibi şeyler?
Tek kaşımı havaya kaldırarak ona baktığımda öne doğru eğildi, biraz.
Lee Know:
–"I fell in love with you unexpectedly"
Göz kırptığı zaman anlamıştım ne demek istediğini.
Want So BAD şarkısının ilk partı...
"Beklenmedik bir şekilde sana aşık oldum"
Hafifçe tebessüm ettiğinde daha çok yaklaştı, hiçbir şey söylemeden yavaşça koltuğun koluna yaslandım.
Lee Know alnını alnıma yaslarken gözlerimi kapatarak tebessüm ettim.
Elini saçlarımda gezdirirken boynuna doladım ellerimi.
Bir süre böyle kaldıktan sonra ayrıldı, gözlerini gözlerimden ayırmadan.
Lee Know:
–İstiyorum...
Anlam vermek istercesine baktım ona.
Ben:
–Neyi?
Hafifçe güldü, önce gözlerini kaçırdı sonra tekrar buluştu gözlerimle.
Ben hala bir yanıt beklerken dudaklarını araladı.
Lee Know:
–Bu gecenin bizim olmasını...
Kalbim küt küt atarken sadece bakabildim, cevap veremedim.
Ona bakmaya devam ettiğim sırada başını hafifçe yana eğdi, cevap beklediğini belli edercesine.
Ben:
–Beraber olduğumuz her gece bizim...
Tebessüm etti, zorlukla yutkunduğu zaman beklediği cevabın bu olmadığını biliyordum.
Gülerek başımı olumlu anlamda salladığımda ise gülmüştü.
Tekrar yaklaştığı zaman sadece gözlerine baktım.
Lee Know:
–Özledim...
Ben:
–Beni mi?
Kahkaha atarcasına güldüğüm zaman, yanaklarımın kızarmasına neden olacak o cümleyi söyledi.
Lee Know:
–Dudaklarını...
Sonunda aramızdaki mesafeyi bitirdiği zaman ondan bir daha asla ayrılmayacağımı çok iyi anlamıştım.
CHA'DAN
Bangchan'ın odasına girdiğim an yatağına oturdum, o da hemen yanıma oturmuştu.
Nazikçe gülümsediğim sırada elimi enseme götürdüm, utanmıştım çünkü.
Neden utandığımı bende bilmiyorum.
Bangchan:
–Ee?
Ben:
–Ne ee?
Bangchan çekinerek güldüğünde bende güldüm.
Bangchan:
–Şimdi yalnızız
Ben:
–Öğrendiğim iyi oldu ya
Gülüştüğümüz sırada oturuşuma düzen verdim ve tamamı ile ona doğru döndüm.
O da bir dizini kırmış, diğer ayağını ise yataktan sarkıtmış bir şekilde oturuyordu.
Elimi tuttu.
Bangchan:
–Seninle yalnız kalmayı seviyorum
Ben:
–Bende
Diğer elimi de tuttu.
Bangchan:
–Seni daha çok seviyorum ama
Ben:
–Ben daha çok
Bangchan:
–Buna bu kadar emin olma istersen
Ellerini bıraktım ve yüzüne yaklaştım.
Ben:
–Olursam ne olur?
Bangchan:
–İstediklerim
Dalga geçercesine gülerek geri çekildim.
Ben:
–Vay canına!
Ellerimi iki yana açtım.
Ben:
–Bangchan Bey, ne istiyormuş?
Sırıttı, yüzüne garipseyerek baktığım sırada gülüşü daha çok büyüdü.
Ona şaşkınlıkla bakarken belimden tuttu ve hızla kendine çekti beni, oysa ben hiçbir şey anlamamıştım.
Çünkü malım...
Bangchan:
–Bunu bilmek ister misin?
Ellerimi omuzlarına koydum.
Ben:
–Bilmek istemesem sorar mıyım?
Bangchan gülerek gözlerime baktı, gözlerimi gözlerine diktim.
Bangchan:
–Bu anı günlerdir bekliyorum
Güldüğümde gözlerimi dudaklarına kaydırmamak için kendimi yırtıyordum, kendime hakim olmalıydım çünkü!
Ya da Bangchan biraz daha böyle bakarsa pek de zorlanmama gerek kalmayacaktı.
FELİX'DEN
Saatlerdir yatağımda dört dönüyordum, bu iş cidden canımı sıkmaya başlamıştı.
Sağa dön, reels izle, sola dön, müzik dinle... Canım sıkılıyordu ki bu kötü durum demekti.
Gece uyuyamayacaktım.
Oflayarak yatağımda oturur pozisyon alarak ayaklarımı sarkıttım, belki biraz duş almak iyi olabilirdi.
***
Hemen hemen bir saat sonra üzerimde sadece havlu bulunacak şekilde banyodan çıkmıştım.
Neyse ki, akşam saatlerinde odama kimse uğramıyordu.
Bu yüzden istediğim şekilde yarı çıplak gezebilirdim, değil mi?
Masamın üzerine bıraktığım saç kurutma makinesini çalıştırıp aynadan bakarak saçlarımı kurutmaya başladım.
Kurutma makinesi uykumu getiriyordu.
Ancak sesi o kadar yüksekti ki, herhangi birisi kapımı çalsa duymazdım.
Makineyi yüzüme tuttuğum sırada bu hoş ve sıcak esinti iyice uykumu getirmişti.
Üzerimi giyinmek için arkamı döndüğüm sırada ani bir hışımla odamın kapısı açılmıştı.
Derin ses tonumla bağırmış olabilirdim...birazcık?
Kapı ağzına kadar açıktı ve karşımda ki çift gözlerin sahibinin de ağzı açıktı.
Bir dakika! Üstüm!?
Ben:
–Çık dışarı!
Soobin:
–Sus, şimdi!
Kaşlarımı havalandırarak ona baktığım sırada koşarak yatağın kenarına saklandı.
Ne yapıyordu bu kız?
Hadi herşeyi geçtim, ben hala yarı çıplaktım!
Ben:
–Soobin, ne yapıyorsun?
Soobin:
–Birazdan Jisung gelecek, sakın yerimi söyleme!
Kaşlarımı çattım, dalga mı geçiyordu?
Gözlerimi devirerek dolaba yöneldim ve siyah tişörtümü dolaptan çıkartarak üstüme giyindim.
Artık yarı çıplak değildim ve bunun için rahattım, aslında utanmam gerekiyordu ama bunu umursamamıştım bile?
Arkamı döndüğümde Jisung'u farketmem ile iki adım geriledim, ödüm kopmuştu!
Ben:
–Ne yapıyorsun ya?
Etrafa bakınıyordu.
Jisung:
–Orange Devil'i gördün mü?
Turuncu şeytan mı?
Yatağın kenarına baktım göz ucuyla, söylersem ne olurdu?
Ben:
–Orange Devil kim?
Jisung:
–Soobin?
Kendimi tutamadığım için bir kahkaha patlattım ancak elimi hızla ağzıma götürerek susturdum kendimi.
Ben:
–İsim güzelmiş ama hayır, görmedim onu
Bunu kesinlikle onunla dalga geçmek için söylememiştim.
Jisung:
–Yalan söyleme, en son burada ki odalardan birisine girmişti, gördüm!
Yakalarımı düzelterek gözlerimi devirdim.
Ben:
–Demek ki bu oda, burada ki odalardan birisi değil, yanlış görmüşsün, turuncu şeytanın burada değil
Jisung bana şüpheyle baktıktan sonra etrafı kolaçan ederek garip bir şekilde odadan çıktı, onun gidişiyle beraber kapıyı garipseyerek kapattım.
Soobin hala yatağın kenarında uzanıyordu, farketmişti Jisung'un gittiğini.
Ben:
–Gitti
Yerinden çıktığı sırada tebessüm etti.
Soobin:
–Teşekkür ederim
Gözlerimi tekrardan devirerek banyoya ilerlediğimde, sırf göz devirdim diye oluşan yüz ifadesine bakmamak için kendimi zor tutuyordum.
Teşekkürüne bir karşılık vermeden yürümeye başlayınca kolumdan tuttu, kaşlarımı çatarak ona döndüm.
Soobin:
–Centilmenliğin için teşekkür ederim, sarı kafa!
Sırıttım, sarı kafa mı?
Ben:
–Rica ederim turuncu şeytan, bu centilmenliğim sadece sana özel bilgin olsun!
Göz kırparak banyoya tekrardan girdiğimde arkamda kalmıştı, kolumu bıraktığı an kollarını göğsünün üstünde birleştirdiği için duruşunu ve yüz ifadesini az çok tahmin edebiliyordum.
Ne yalan söyleyeyim, Soobin beni eğlendiriyordu.
