50. bölüm · STRAY KİDS ~ İMKANSIZIN SAHİBİ
BÖLÜM 50
EUN'DAN
Aynada ki yansımama uzun süre baktım.
Baktım, baktım, baktım...
Lee Know ile tartıştıktan sonra kendime birçok soru sormaya başladım.
Ben herkese laf atıp, karışıyor muyum?
Ben kıskanç birisi miyim yoksa yalnız olduğum için ilişkisi olan insanlar, dostu olan insanlar gibi mi olmak istiyorum?
Ben seviliyor muyum?
Ben neden sevilmiyorum?
Koskocaman dünyada tek bir kişi bile mi yok benim için?
Bir anlığına dahi olsa seni seviyorum diyen kimse olmadı...
Çok güzelsin, seninle gurur duyuyorum ya da sensiz yapamam diyen hiç kimse yok hayatımda...
Kimi yakalasam benden nefret etti, kimi yakalasam hep bir yönüme laf etti...
Şunu sormak istiyorum;
Ben kötü birisi miyim?
Yoksa karşımda ki fazla iyi olduğu için benim iyiliğimi küçük mü görüyor?
Ben çirkin miyim?
Yoksa karşımda ki fazla güzel olduğu için benim güzelliğimi küçük mü görüyor?
Ben yaşamayı hakediyor muyum?
Yoksa karşımda ki herşeyi hakettiği için ben eksik mi kalıyorum?
Cevabı verilemeyecek bir sürü sorum vardı.
Ama ne soracak cesaretim vardı, ne de cevabı alacak özgüvenim...
Sürekli insanlara "Mükemmelsin, seni çok seviyorum, senden iyisi yok" diyordum.
Ama ben bunları söylerken, sıkılmazken, benim yüzümü görmek istemeyen, benden sıkılan insanlar vardı.
Bir köşede sessizleşip, saatlerce ağlayıp, günlerce uyumak ve hiç kimse ile görüşmemek istiyordum.
Ama bu olması imkansız bir hayaldi...
İmkansız diye birşey yok dediler ama benim mutluluğum gerçekleşmesi imkansız birşey oldu.
Bunu söyleyen insanlara seslenmek istiyorum;
Hani imkansız diye birşey yoktu?
Cevabı veremezsiniz, veremeyeceksiniz...
Bunları düşündükten sonra tuvaletten çıktım.
Üyeler kapıda durmuş, beni bekliyorlardı.
Çıktığım gibi Cha karşımda durdu.
Cha:
–Ne oldu?
Cevap vermedim.
Seungmin:
–Eun, sen iyi misin?
Ağlamadım...Ama her an ağlayabilirdim, tek kelime konuşursam ağlardım o yüzden konuşmayacağım...
Bangchan:
–Eun, kavganızın nedeni nedir? Anlatmak ister misin?
Kafamı hayır manasında salladım.
Gülümsüyordum ama öyle abartılı bir gülümseme değildi.
Küçük bir tebessüm...Acıyı gizleyen o tebessüm...
Lee Know'un odasının kapısında bekleyen Jisung kapıyı çaldı.
Jisung:
–Lee Know kapıyı aç
Felix:
–Jisung boşver belli ki oda iyi değil yalnız kalsın
Hyunjin:
–Aşağı inelim mi?
Bangchan:
–Olur
Herkes indikten sonra Cha ile yalnız kalmıştık.
Merdivenlerin önünde herkes indikten sonra bana baktı.
Bir süre bana baktı.
Sonra aniden sarıldı.
Cha:
–Ben yanındayım...Birşey olmadı, anlık bir sinirle bağırıp çağırdınız bu kadar
Ayrıldıktan sonra konuşmaya devam etti.
Cha:
–Lee Know sana ne söyledi bilmiyorum ama söyledikleri sinirdendir inanma zaten bir süre sonra birbirinizden özür dilersiniz geçer
Tek düze bir cevap verdim.
Ben:
–Hayır
Sesim titreyerek çıkıyordu.
Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.
Tek düşündüğüm şey onun ne düşündüğü ve şuanda ne yaptığıydı...
Ama umrumda bile değildi artık.
Onu düşünmeyi bıraktım.
Bırakmam gerekiyordu.
Aşağı Cha ile beraber indik.
İndiğimizde koltuklara oturduk.
Hyunjin:
–Ne oldu?Neden kavga ettiniz?
Derin bir nefes aldım ve cevap verdim.
Ben:
–Boşver gitsin önemsiz bir kavgaydı
Felix:
–Tamam o zaman önemsizse birbirinizden özür dileyin gitsin
Ben:
–Hayır, Lee Know'dan özür dilemeyeceğim
Seungmin:
–Neden?
Bangchan:
–Eun, Lee Know ne dedi bilmiyorum ya da sen ne dedin onu da bilmiyorum ama ikinizde sinirliydiniz yani söyledikleriniz de ciddi değildiniz tamam mı?
Ben:
–Sinirle söylediklerin sessizken düşündüklerindir
Hyunjin:
–Doğru
Bangchan:
–HYUNJİN...
Hyunjin:
–Tamam ya sanki ne dedim?
Bangchan:
–Herneyse...Bu arada sende düşündüklerini söylemiş oluyorsun?
Ben:
–Evet, doğru bende düşündüklerimi söyledim
Changbin:
–Tamam, bu konuyu kapatın
Felix:
–Kapatılacak bir konu değil bu
Bangchan:
–Herneyse...Uyuyun hepinizde yarın konuşuruz, iyice geç oldu zaten
Cha:
–Hadi Eun gel odamıza gidelim
Bangchan:
–Hadi herkese iyi geceler iyi dinlenin yarın uzun uzun konuşacağız
Cha ile odamıza gittik.
Ve gittiğimiz gibi yatağımıza yattık.
Herşey çok hızlı olmuştu.
JİSUNG'DAN
Herkes uyumak için odalarına giderken ben bu işin peşini asla bırakmazdım.
Lee Know kapıyı açmıyordu ama kapı zaten kilitli değildi.
Bende izin almadan direk içeri girdim ve kapıyı kapattım.
Yeterince izin aldığımı düşünüyorum.
Lee Know balkonunda ki sallanan sandalyeye uzanmış manzarayı seyrediyordu.
Ben:
–Lee Know konuşmamız gerek
Evet, sinirlenmiş olabilirim.
Ama ben sinirlerime hakim olabiliyorum, merak etmeyin...
Lee Know:
–Gerekmiyor, beni rahat bırak
Ben:
–Bence yeterince rahat bırakıldın
Lee Know:
–Jisung, rahat bırak beni
Kollarımı sıvazladım.
Ben:
–Bana bak çocuk, seni döverim
Lee Know:
–Sen mi beni döveceksin?
Ben:
–Yeterince sinirlenirsem evet, ne o bağırmalar falan
Lee Know kalkıp sandalyede oturuşunu düzeltti.
Hemen karşısına oturdum.
Kollarımı birbirine bağladım.
Ve sinirle baktım ona.
Lee Know:
–Eun ile tartıştık ve bence gayet normaldi
Ben:
–Normal değildi, ne kadar üzüldü biliyor musun?
Lee Know:
–Ben üzülmedim mi sanıyorsun?
Ben:
–Ona ne dedin?
Lee Know:
–Bak, ne zaman yanıma gelse hep Bangchan'dan bahsediyor bende haliyle sıkıldım artık hemde çok
Ben:
–Ne gibi şeyler söylüyor?
Lee Know:
–İşte çok kibarmış, Cha daha yazmadan o yazıyormuş, nazikmiş ne bileyim Cha birşey istemese zorlamıyormuş yani bende kendimi sürekli övüp kendimi düşünüyormuşum öyle şeyler söyleyip duruyor
Ben:
–Tamam, sende nazik ol
Lee Know:
–Olamam ben kendimi kendim olarak görmek istiyorum bir başkası gibi değil
Ben:
–Sen istesen de bir başkası gibi olamazsın Hyung, hiç kimse hiç kimseye benzemez Bangchan senden iyi mi?O zaman sen kendini iyi yap, ha eğer kendini değiştiremiyorsan git Eun'a "Ben böyleyim ve böyle kalacağım" de bu kadar basit kızın kalbini boşuna kırmana gerek yok
Lee Know:
–İyi de, ben Eun için kendimi değiştirsemde o benimle sevgili falan olmak istemeyecektir yani benimle konuşmak bile istemeyecektir özellikle bu kavgadan sonra
Ben:
–Öyle düşünme, hem sana seninle çıkmam dememiştir yani
Lee Know'un yüzüne baktım.
Hafifçe kafasını kaldırıp masumca gözlerime baktı.
Ben:
–Dedi...Değil mi?
Kafasını evet anlamında sallayıp tekrar yere baktı.
Ben:
–Peki...Sen ne dedin?
Bir süreliğine sessizlik oldu.
Sonra kafasını kaldırıp bana baktı.
Sessizce konuştu.
Lee Know:
–İdeal tipim dahi olsan seninle çıkmam dedim
Aynı, kızı kaçmış bir kadın gibi dizlerime vurdum.
Ben:
–Abi sen ne demişsin öyle hani kız seni sevse bile artık ümidini kesmiştir ya
Anlam vermeye çalışırken hiç birşey söylemedi.
Lee Know:
–Benim suçum değil, ağzımdan kaçtı
Ben:
–Sinirlerine hakim olmalısın Hyung
Lee Know:
–Boşver, şimdi olsam ne yazar
Ben:
–Doğru söylüyorsun
Lee Know:
–Sabahtan beri aklımdan çıkmıyor, ya söylediklerinde ciddiyse yani bir daha yüzümü bile görmek istemezse, ne bileyim söylediklerim küçük bir özürle affedilecek birşey değildi ama ne yapmam gerektiğini bile bilmiyorum Jisung
Ben:
–Ne diyeceğimi bilemiyorum
Lee Know:
–Herneyse...Bunu zihnimden bir şekil atmam gerek ama nasıl yapacağımı bilmiyorum
Ben:
–Tamam, şimdilik seni yalnız bırakacağım düşün biraz tamam mı ben yatmaya gidiyorum iyi geceler sana
Lee Know:
–Hangi gece iyi oldu ki?
Bu sözüne bir cevap veremedim.
Ama rahatlaması için yalnız kalması gerekiyordu.
Bende onu yalnız bıraktım.
Ne kadar yüreğim Lee Know'u yalnız bırakmaya el vermese de bunu yapmak zorundaydım...
