85. bölüm · STRAY KİDS ~ İMKANSIZIN SAHİBİ

BÖLÜM 85

yohara 🧋

BANGCHAN'DAN

Jeongin'in korku dolu ifadesi beni iyice germişti.

O kadar telaşlandıysa büyük birşey olmalıydı.

Odadan koşarak çıktım.

Arkamdan Cha ve Jeongin gelirken merdivenlerden indim.

Üyeler salonda toplanmıştı.

Ve hepsinin yüzünde endişeli bir ifade vardı.

Ben:
–Çocuklar, ne oldu? İyi misiniz?

Hyunjin:
–Hiç iyi değiliz!

Seungmin:
–Hepimizin sonu geldi!

Felix:
–Lee Know Hyung, ağzımıza edecek!

Changbin:
–Sence sadece onu mu yapacak?

Soobin:
–Ama ben size dedim, başınıza iş alacaksınız diye

Ben:
–Çocuklar anlatacak mısınız ne olduğunu? Yine benden habersiz ne yaptınız siz?

Hyunjin kendini Seungmin'in kollarına atarken ağlamış gibi yapmaya başladı.

Changbin:
–Hyung...Biz bu sefer büyük bir halt yedik, hemde çok büyük bir halt

Cha:
–Tamam, herkes otursun öyle konuşalım, bir sakin olun ya

Seungmin, Hyunjin'i kollarından tutarken Felix'de bacaklarını tutup koltuğa yatırdılar.

Hyunjin kafasını Seungmin'in, ayaklarını da Felix'in dizine koymuş bir şekilde uzanıyordu.

Herkes oturmuştu, ama ben ayaktaydım.

Ben:
–Yoksa Hyunjin sen mi birşey yaptın?

Hyunjin:
–Hayır, bu sefer ki ayrı... Ben, Seungmin ve Changbin...

Ben:
–Tamam, olayı adam akıllı anlatsın biriniz

Changbin elini alnına koyarak konuşmaya başladı.

Changbin:
–Jeongin anlatsın

Jeongin tereddüt ederek ayağa kalktı.

Jeongin:
–Olayın benle alakası yok ama anlatayım

Ben:
–Seni dinliyorum

Sakince karşılamaya çalıştım, daha fazla endişelenmesinler diye.

Jeongin:
–Hyung... Lee Know Hyung, Jisung Hyung ve Eun Noona dışarı çıktılar, ardından sen ve Cha Noona yukarıya çıktınız

Ben:
–Ee?

Jeongin:
–Felix Hyung ve Soobin Noona masada otururken ben, Hyunjin Hyung, Changbin Hyung ve Seungmin Hyung yastık savaşı oynuyorduk

Ben:
–Ee?

Jeongin:
–Soluklanmak için oturduğumuz da Hyunjin Hyung dışarı çıkmak istediğini söyledi ve Changbin Hyung onu onayladı

Changbin:
–Ben onu onaylamadım bir kere!

Hyunjin:
–Sus! Onayladın bir kere!

Ben:
–Herneyse... Jeongin sen anlatmaya devam et kardeşim

Jeongin:
–Seungmin Hyung sana sormamız gerektiğini söyledi, ancak Hyunjin Hyung ve Changbin Hyung izin vermeyeceğini söylediler

Ben:
–Tamam, sinirlenmeyeceğim... Sen devam et... Ee?

Jeongin:
–Ben dışarı çıkmak istemedim, sonrasında Hyunjin Hyung biz üçümüz çıkalım dedi ama yanlarında birilerini de götürmek istediler ve bunu isteyen Changbin Hyung ile Hyunjin Hyung

Ben:
–Kimi götüreceklerdi?

Jeongin:
–Lee Know Hyung'un kedilerini

Ben:
–OHA AMA YUH!?

Hyunjin:
–Hyung, lütfen dinlemeden kızma!

Jeongin:
–Üçüsünü de aldılar

Ben:
–EE!?

Jeongin:
–Soonie, Doongie ve Dori ile dışarı çıktılar

Ben:
–EE!?

Jeongin:
–Ancak eve geldiklerinde Dori yoktu

Ben:
–DORİ'Yİ KAYIP MI ETTİNİZ!?

Changbin:
–Eve gelirken üstümüze köpek saldırdı, kediler de bir yana kaçtı, Soonie ve Doongie'yi bulduk ama Dori yoktu

Ben:
–Lee Know size ne yapar hiç düşünmediniz mi!?

Cha:
–Eve geldiğinde çok kötü olacak!

Soobin:
–Ben arayın demiştim ama dinlemediler

Seungmin:
–Arada patlayan ben oldum ama ya

Ben:
–Patladım falan filan yok Seungmin, üçünüz de suçlusunuz, şimdi evden çıkın ve Dori'yi bulup gelin!? Hemde hemen!?

Hyunjin:
–Cidden çok aradık, hem Dori bulur burayı

Changbin:
–Kafayı mı sıyırdın? Koskocaman Seul'de, Dori evi mi bulacak? Kediden bahsediyoruz, bir insandan söz etmiyoruz

Ben:
–Ne olduğu umrumda değil, gidin bulun, yoksa sonuçlarına katlanırsınız!?

Üçüsü ayaklanırken ellerimi belime koydum ve sinirle ofladım.

Cha:
–Bence çocuklar geldikten sonra gruplara ayrılıp arayalım

Hyunjin:
–Aynen, Lee Know Hyung'da bizi evde sıkıştırıp öldürsün, değil mi?

Cha:
–Bunu kastetmek istememiştim ama neyse

Ben:
–Neden? Kedileri alırken korkmuyorsun Hyunjin, şimdi mi korku sardı vücudunu?

Hyunjin:
–Herneyse işte, ne yapmamız gerekiyor?

Soobin:
–Ben Jisung'u arayayım en iyisi

Felix:
–Sen niye arıyorsun?

Ben:
–Tamam Soobin, sen ara Jisung'u hemen gelmelerini söyle ama Jisung, Lee Know'a hiçbir şey belli etmesin

Seungmin elini yüzüne çarptı.

Seungmin:
–Jisung Hyung herşeyi mahveder! Siz Eun Noona'yı arayın!

Ben:
–Jisung'un ani planları işe yarayacaktır, herşeyi mahvedebilir ama Lee Know eninde sonunda bunu öğrenecek, değil mi?

Soobin:
–Tamam, ben arıyorum, o zaman

Soobin ayağa kalktı ve hepimiz pür dikkat Jisung'u aramasını bekledik.

JİSUNG'DAN

Hamburgeri teklemeye çalışırken boğazımda kaldığı için Lee Know'un içirmeye çalıştığı suyun tekrar boğazımda kalması nedeniyle ölüm ile arkadaş olduğumu düşünmeye başlamıştım.

Hatta öyle yakın olmuştuk ki, sanki ölecektim.

Çünkü ölüm beni istiyordu, hahaha.

Tabii, benim gibi bir insanı ölüm neden istemesin ki?

Lee Know:
–Zıkkım ye Jisung! O ne biçim yeme tarzı öyle ya?

Ben:
–Zıkkım falan ayıp oluyor ama Hyung!

Eun:
–İyi misin?

Jisung:
–İyiyim, iyiyim

Lee Know'a yakınlaştım, çünkü kulağına birşey söyleyecektim.

Ben:
–Bak, bu kıza bazen gıcık oluyorum ama senden daha erdemli çıkıyor!

Lee Know'a trip atarken telefonum çalmıştı.

Soobin arıyordu, neden aradığını merak etmiştim açıkçası.

Lee Know ile Eun koyu bir sohbete dalmak üzere yola çıkarken telefonumu elime aldım ve aramayı açtım.

Ben:
–Alo?

Soobin:
–Alo? Jisung, ben Soobin

Ben:
–Yemin et, hiç belli olmuyordu

Soobin:
–Ya şuan dalga geçmenin sırası değil!

Soobin'e odaklanmaya çalışırken arkadan gelen bir sesle kaşlarımı çattım.

Seungmin:
–Şimdiden dalgaya alıyor, bittik biz!

Ben:
–Hey! Seungmin'i duyabiliyorum!

Seungmin:
–Duy diye söyledim zaten

Felix:
–Ya bırakın laf dalaşını!

Ben:
–Sen hoparlöremi aldın?

Soobin:
–Evet, çünkü önemli bir konu, herkesin duyması lazım

Ben:
–O zaman bende alayım?

Herkes:
–Hayır, sakın yapma!

Ben:
–Hey! Kulağım patladı lan!

Soobin:
–Bak, Jisung bu çok ciddi bir konu

Ben:
–Kızım söyle o zaman! Allah Allah!

Soobin:
–Hyunjin Oppa, Changbin Oppa ve Seungmin...

Seungmin:
–Ben birşey yapmadım! Ben sadece kurbanım!

Bangchan:
–Seungmin! Bir sus hele!

Soobin:
–Çocuklar! Dori'yi kaybetmişler!

Duyduğum şok haberiyle aniden ayağa kalktım.

Ben:
–NE!?

Lee Know ve Eun bana bakarken, ben Lee Know'a bakıyordum.

Bangchan:
–Kahretsin! Bağırmayı kes!

Bangchan fazlasıyla sinirlenmiş gibiydi.

Sanırım gibisi fazlaydı, o çok sinirliydi.

Masadan uzaklaştım ve restorantın bahçesine ilerledim.

Arkamda meraklı gözlerle bana bakan, asla beraber olamayan o mükemmel çifti bırakmıştım.

Eh, birazda yalnız kalsınlar, değil mi?

Herneyse işte, konumuz bu değil.

Hiddetle Soobin'in söylediklerine yanıt vermeye başladım.

Ben:
–Abi, siz kafayı sıyırmışsınız!? Lee Know Hyung, size neler yapar, hiç düşünmediniz mi!?

Bangchan:
–Oğlum, söylenmeyi bırak! Ve Lee Know'a hiçbir şey belli etmeden, o ikisini eve getir! Hemde hemen!?

Ben:
–Nasıl getireyim Hyung!?

Seungmin:
–Hadi lan oradan! Sen en sinsi plancısın, Hyung ve Noona'yı buraya getirmeye çalış!

Ben:
–Off be! Tamam ya, insana huzurlu bir gün yaşatmıyorsunuz ki? Herneyse, ikisine de hiçbir şey belli etmeden eve getireceğim, hadi kıyamette görüşürüz!

Bangchan:
–Hadi aslanım! Sana güveniyorum!

Herkesin korktuğunu biliyordum ve Hyung'un bana güvenmediğini de.

Ama umrumda değildi, çünkü buna ihtiyaçları vardı.

Ben:
–Tamam, tamam hadi evde görüşürüz!

Seungmin'in dediği gibi her zaman ki gibi bir planım vardı.

Masaya doğru ilerlemeye başladım.

Ve son kez Lee Know'un o kahkahalar atan yüzüne baktım.

Yanlarına vardığımda ikisi de bana bakıyordu.

İkisine de bakıp, aniden masanın üzerine yüzüstü bağırarak uzandım.

Karnımı tutmuştum ve bağırıyordum.

Rezil olmam bir yana Eun ve Lee Know'un aniden ayağa kalkıp beni masadan indirmeye çalışmaları ayrı bir ikonikti.

Lee Know:
–Jisung iyi misin!? Jisung!?

Eun:
–Hey! Neler oluyor!?

Lee Know:
–Cevap versene lan!?

Ayağa kalktım, ikisininde üzerimdeki ellerini iterek.

Tekrar karnıma dokundum ve bağırdım.

Lee Know:
–Ne oldu?

Hadi ama! İnsan illaki birşey anlar, değil mi?

Ben:
–Lan! Hamileyim diye bağıracak halim yok ya! Karnım ağrıyor!

Lee Know elini alnına çarparken, Eun elleri ile ağzını kapatmıştı.

Lee Know:
–Rezil ettin bizi!?

Ben:
–Arkadaş! Sanki ilk defa rezil oluyoruz? Bu ne ya?

Lee Know:
–Ne yapalım? Hastaneye mi gitsek?

Ben:
–Eun Noona, ne güne duruyor?

Eun:
–Ben ne alaka be?

Ben:
–Senden başka kim bana ıhlamur yapacak, yenge!?

Lee Know:
–Tamam, hadi eve gidelim!

Eun:
–Off ya, ne güzel beraber vakit geçiyorduk ya?

Lee Know:
–Öyle ayı gibi hamburger yersen tabii ki de karnın ağrır!

Ben:
–Hey! Ayı değil, sincap bir kere!

Beraber arabaya doğru ilerlerken zaferin sesi ile kendimle gurur duyuyordum.

Keşke rezil olmasaydık ama neyse.

Zaten düşünmem gereken rezilliğimiz değildi.

Lee Know Hyung'un vereceği tepkiydi.

Arkasını dönüp bana baktığında karnımı tutup kasıla kasıla yürüyordum.

Duraksayıp bana doğru geldiğinde kucağına alacak diye ödüm kopmuştu.

Ve öyle de yapmıştı.

Ben:
–HYUNG!? İNDİR BENİ!?

Eun:
–OHA!?

Ben:
–HYUNG!? İNDİRSENE LAN BENİ!?

Durdu ve yere atınca kalçam ile geçirdiğim o güzel anlarımın hepsi gözümün önünden film şeridi gibi geçti.

Acı içinde bağırdığım zaman kolumu tutup kaldırdı.

Kolumu omzuna attı.

Ben:
–Karnım ağrıyordu sadece ama sayende BİR KALÇAM YOK!?

Lee Know:
–Ama indir dedin

Ben:
–Öyle demedim ki? Hem insanlar bizi gay sanacak!? İmajım yeterince bozulmuşken, yerin dibine batmayı istemem

Lee Know:
–Özür dilerim

Durdum ve ona baktım.

Ben:
–Ne? S-Sen ö-özür mü diliyorsun?

Lee Know:
–Evet! B-Ben ö-özür diliyorum!

Dil çıkarıp arabaya doğru koşarken ona baktım.

Lee Know:
–Sona kalan çürük yumurta!

Tam yürüyecekken Eun karşımda durdu ve kollarını birbirine bağladı.

Eun:
–Karnının ağrımadığını ikimizde biliyoruz?

Gözlerini kıstı.

Birşeyler anlamış olabilir miydi ki?

Ben:
–Ne? Şey... Eun, bak!

Eun:
–Erkeğim ile vakit geçirdiğim zaman kıskanıyorsun! Kıskanç Jisung!

Trip atarak arabaya doğru ilerledi.

Ben:
–Erkeğim mi!? Erkeğim ne lan!?

İyi, en azından hiçbir şey anlamamıştı.

Tüm şu olaylar geçsin, söz veriyorum, Eun'a şu erkeğim lafını ödeteceğim.

Sonuçta Lee Know ilk benimdi.

Herneyse...

Çürük yumurta olduğum için yol boyu benimle dalga geçen Eun ve Lee Know'a katlanarak bir yolculuk geçirmeye çalıştım.

Zordu ama yinede güzeldi.

Sonuçta Lee Know sinirli değildi.

En azından şimdilik, değil mi?