40. bölüm · SON YOKLAMA

BÖLÜM 40 – ON YEDİ NUMARALI ODA

Emirhan D

Saat 15.02

Komiser Murat Aydın, ekibiyle birlikte son kez 17 numaralı yatakhanenin kapısına geldi.

Burası...

Her şeyin başladığı yerdi.

İlk cinayet.

İlk kan.

İlk ipucu.

Komiser kapıyı yavaşça açtı.

Oda bomboştu.

Ancak bu kez farklı bir şey vardı.

Pencereden içeri giren güneş ışığı, karşı duvardaki aynaya vuruyor ve ışığı odanın köşesine yansıtıyordu.

Komiser yıllardır yerinde duran eski elbise dolabına baktı.

"Dolabı çekin."

Dört polis dolabı ittirdi.

Dolabın arkasında, duvarın içine gömülü dar bir çelik kapı ortaya çıktı.

Kapının üzerinde paslanmış küçük bir plaka vardı.

«ÖĞRETMEN GÖZLEM ODASI»

---

Kapı açıldığında herkes şaşkına döndü.

Oda küçüktü.

Duvarında tek yönlü cam bulunuyordu.

İçeriden yatakhane tamamen görülüyordu.

Ama yatakhaneden burası görünmüyordu.

Komiser yavaşça cama yaklaştı.

"O gece..."

"...birisi buradan her şeyi izlemiş."

---

Masanın üzerinde eski bir defter duruyordu.

Kapağında şu yazıyordu:

GECE NÖBETİ

Komiser ilk sayfayı açtı.

İçinde yıllara göre tutulmuş notlar vardı.

1998...

1999...

2005...

2018...

2026...

Son sayfada tek cümle yazıyordu.

«"Bugün bitecek."»

Mürekkep henüz kurumamıştı.

Komiser başını kaldırdı.

"Burada biri vardı."

---

Tam o anda odanın köşesinden yavaş bir alkış sesi duyuldu.

Tak...

Tak...

Tak...

Herkes silahını o yöne çevirdi.

Karanlığın içinden siyah kapüşonlu adam çıktı.

Bu kez kaçmıyordu.

Yüzünü yavaşça açtı.

Komiser'in gözleri büyüdü.

Karşısındaki kişi...

Elektrik stajyeri Cem değildi.

Arın Kaya da değildi.

Müdür Kemal Erdem de değildi.

Karşısındaki adam...

Sessizce gülümsedi.

«"Benim adım Cem Aksoy."»

Elif şaşkınlıkla konuştu.

"Elektrik stajyeri..."

Adam başını salladı.

"Evet."

"Arın'ı yangından çıkaran kişi bendim."

---

Komiser silahını indirmedi.

"Peki bütün bu cinayetler?"

Cem'in yüzündeki gülümseme kayboldu.

"Ben işlemedim."

Odadaki herkes birbirine baktı.

Komiser sertçe konuştu.

"Yalan söyleme."

Cem cebinden küçük bir uzaktan kumanda çıkardı.

Yavaşça masanın üzerine bıraktı.

"Ben sizi buraya getirdim."

"Ama öldüren ben değilim."

---

Tam o anda...

Koridordan tek bir el silah sesi duyuldu.

PAT!

Mermi, Cem'in omzuna isabet etti.

Cem yere düştü.

Polisler hızla koridora koştu.

Koridor boştu.

Yalnızca açık duran pencere sallanıyordu.

Komiser tekrar Cem'e döndü.

Cem nefes almakta zorlanıyordu.

Kan gömleğine yayılıyordu.

Komiser diz çöktü.

"Bunu kim yaptı?"

Cem güçlükle konuştu.

«"Size..."»

«"...en başından beri..."»

«"...yardım eden kişi..."»

Komiser kulağını ona yaklaştırdı.

Cem son nefesiyle tek bir isim söyledi.

«"Elif..."»

Oda buz kesti.

Elif olduğu yerde donup kaldı.

"Hayır..."

"Bu imkânsız..."

Komiser yavaşça ayağa kalktı.

Silahını Elif'e çevirmedi.

Sadece gözlerinin içine baktı.

Yıllardır birlikte çalıştığı ortağı...

Gerçekten suçlu muydu?

Yoksa Cem...

Ölmeden önce son bir oyun daha mı oynamıştı?

Cevap...

Romanın son bölümünde ortaya çıkacaktı.