27. bölüm · SON YOKLAMA

BÖLÜM 27 – SON TANIK

Emirhan D

Saat 19.07

Dr. Selçuk Acar'ın eski lojmandaki evi tamamen güvenlik altına alınmıştı.

Olay Yeri İnceleme ekibi en küçük ayrıntıyı bile kaçırmamak için çalışıyordu.

Komiser Murat Aydın ise doktorun çalışma masasının önünde durmuştu.

Masanın üzerinde yarısı içilmiş bir çay bardağı vardı.

Adli tıp uzmanı sessizce yaklaştı.

"Komiserim..."

"Ölüm nedeni kesinleşti."

"Bıçak mı?"

"Hayır."

Komiser şaşırdı.

"Ne olmuş?"

"Zehir."

---

Doktorun vücudunda darp izi yoktu.

Kapı zorlanmamıştı.

Ev dağılmamıştı.

Her şey, doktorun katili tanıdığını gösteriyordu.

Elif mutfağı incelerken çay fincanının kenarında çok ince bir beyaz kalıntı fark etti.

Numune laboratuvara gönderildi.

Yarım saat sonra sonuç geldi.

Nadir bulunan, tatsız ve kokusuz bir zehir.

Komiser derin bir nefes aldı.

"Bu kişi öfkeyle öldürmüyor."

"Plan yapıyor."

---

Saat 19.56

Doktorun daktilosunun şeridi söküldü.

Eski daktilolarda yazılan her harf, şerit üzerinde iz bırakıyordu.

Teknik ekip son birkaç sayfayı geri okumayı başardı.

İlk satır:

«"Eğer ben ölürsem..."»

İkinci satır:

«"...okulun kütüphanesine gidin."»

Üçüncü satır:

«"Gerçek..."»

Devamı silinmişti.

Komiser hiç vakit kaybetmedi.

"Okula dönüyoruz."

---

Saat 20.28

Kütüphane boştu.

Elektrikler yine gidip gelmeye başlamıştı.

Koridor lambaları düzensiz şekilde yanıp sönüyordu.

Elif fısıldadı.

"Birisi içeride olabilir."

Komiser tabancasını çıkardı.

Sessizce rafların arasından ilerlediler.

Tam eski ansiklopedilerin bulunduğu bölüme geldiklerinde...

Bir kitap yere düştü.

Herkes aynı anda o tarafa döndü.

Kimse yoktu.

Yerde açık duran kitabın arasına beyaz bir kâğıt sıkıştırılmıştı.

Komiser dikkatlice aldı.

Üzerinde daktiloyla yazılmış tek cümle vardı.

«"Bu kez doğru yerdesiniz."»

Kâğıdın altında ise küçük bir anahtar bantlanmıştı.

Anahtarın üzerinde metal bir etiket vardı.

ARŞİV – 3

---

Saat 20.47

Okulun bodrum katındaki üçüncü arşiv odası yıllardır kullanılmıyordu.

Kapının kilidi anahtarla açıldı.

İçerisi toz içindeydi.

Duvar boyunca uzanan raflarda eski öğrenci dosyaları diziliydi.

Ancak en arka rafta boş bir bölüm vardı.

Tozun üzerinde taze ayak izleri görünüyordu.

Komiser diz çöktü.

"Bizden önce biri gelmiş."

Ayak izleri rafın arkasında son buluyordu.

Raf dikkatlice çekildi.

Arkasında dar bir geçit vardı.

Soğuk hava içeriden yüzlerine vurdu.

Geçidin sonunda küçük bir oda bulunuyordu.

Odanın ortasında eski bir projektör...

Karşı duvarda beyaz bir perde...

Ve tek bir metal kutu...

Kutunun kapağında siyah mürekkeple şu yazıyordu:

«SON YOKLAMA»

Komiser eldivenlerini giydi.

Kutunun kilidini açtı.

İçinden kalın bir öğrenci yoklama defteri çıktı.

Sayfalar tek tek çevrildi.

1998 yılı...

Ekim ayı...

14 Ekim...

Komiser'in eli durdu.

İlk kez o geceye ait eksiksiz yoklama listesi karşısındaydı.

Altı öğrencinin adı yazıyordu.

Son satır ise siyah mürekkeple tamamen karalanmıştı.

Fakat mürekkebin altından hâlâ birkaç harf seçiliyordu.

AR...N

Komiser tam ismi okumaya çalışırken...

Koridorun derinliklerinden bir kapı sesi geldi.

Tak...

Ardından yavaş adımlar...

Birisi...

Onları izliyordu.