34. bölüm · SON YOKLAMA

BÖLÜM 34 – YÜZLEŞME

Emirhan D

Saat 05.46

Fen laboratuvarı polis ekipleri tarafından kapatıldı.

Komiser Murat Aydın, öğretmen masasındaki tebeşir yazısını dikkatlice inceledi.

«"Bu kez yoklamayı ben alacağım."»

Yazının hemen altında çok küçük bir işaret vardı.

Bir pusula...

Kuzeyi kırık bir pusula.

Aynı sembol.

Yıllardır peşinde oldukları sembol.

---

Elif laboratuvardaki dolapları tek tek kontrol ediyordu.

En arka dolabın kapağı tam kapanmıyordu.

İçini açınca eski bir okul çantası buldu.

Çanta yepyeniydi.

Sanki birkaç saat önce bırakılmıştı.

İçinden bir öğrenci kimliği çıktı.

Kimliğin üzerinde fotoğraf yoktu.

İsim kısmına ise sadece tek kelime yazılmıştı.

YEDİNCİ

Komiser çantayı dikkatlice boşalttı.

Defterler...

Kalemler...

Ve en altta siyah kapaklı ince bir ajanda.

İlk sayfasında şu cümle vardı:

«"Beni herkes unuttu."»

İkinci sayfada ise başka bir yazı...

«"Ben kimseyi unutmadım."»

---

Saat 06.18

Ajandanın son sayfasına gelindiğinde odadaki hava değişti.

Çünkü burada ilk kez bir isim vardı.

«ARIN KAYA»

İsmin üzeri tek bir çizgiyle çizilmişti.

Altına ise şu not düşülmüştü:

«"O gün öldü."»

Bir alt satır...

«"Bugün ben kaldım."»

Komiser'in kalbi hızlandı.

Demek ki...

Katil kendisini Arın Kaya olarak görmüyordu.

Arın'ın yerine hayatta kalan biri vardı.

---

Saat 06.41

Tam bu sırada telsizden Yusuf'un sesi geldi.

"Komiserim!"

"Neredesin?"

"Eski konferans salonundayım."

"Ne oldu?"

"Buraya gelmeniz lazım."

---

Komiser ve Elif koşarak konferans salonuna girdi.

Perde açıktı.

Sahnenin tam ortasında eski tahta bir öğretmen masası duruyordu.

Masanın üzerinde yedi adet yoklama kartı vardı.

Altısı isimliydi.

Yedincisi boştu.

Masanın arkasındaki kara tahtaya beyaz tebeşirle büyük harflerle şu yazılmıştı:

«SON YOKLAMA»

Komiser yavaşça sahneye çıktı.

Tam yedinci kartı eline alacakken...

Salonun hoparlörlerinden tanıdık bir ses yükseldi.

Bu kez ses boğuk değildi.

Temiz ve sakindi.

«"Hoş geldin Komiser."»

Murat olduğu yerde durdu.

«"Yirmi sekiz yıldır herkes katili aradı."»

«"Kimse öğretmeni aramadı."»

Komiser çevresine baktı.

"Çık ortaya!"

Hoparlörde hafif bir kahkaha duyuldu.

«"Az kaldı."»

«"Ama önce..."»

«"...gerçek dersi dinleyeceksiniz."»

O anda salonun perdesi kendiliğinden açıldı.

Arkadaki beyaz duvarda eski bir film gösterilmeye başladı.

Görüntü net değildi.

Ancak bu kez sınıfın tamamı görünüyordu.

Yedi öğrenci sıralarında oturuyordu.

En arkadaki çocuk ayağa kalktı.

Kameraya doğru döndü.

Ve ilk kez...

Yüzü seçildi.

Komiser nefesini tuttu.

Çocuk, daha önce bulunan fotoğraflardaki gölgeli siluetten farklı değildi.

Yaklaşık on üç yaşlarında...

Korkmuş ama dimdik duran bir çocuktu.

Öğretmenin sesi duyuldu.

«"Adın?"»

Çocuk gözlerini yere indirdi.

Sonra cesaretini toplayıp cevap verdi.

«"Arın Kaya."»

Film bir anda durdu.

Salon karanlığa gömüldü.

Tam o anda...

Sahnenin arkasındaki eski ahşap kapı yavaşça açıldı.

Kapının eşiğinde uzun boylu, siyah kapüşonlu bir adam belirdi.

Yüzü hâlâ gölgeler içindeydi.

Sakin bir sesle konuştu.

«"Geç kaldınız, Komiser."»

«"Arın'ı kurtarmaya..."»

«"...yirmi sekiz yıl geç kaldınız."»

Adam bir adım daha attı.

İlk kez...

Komiser ile katil aynı salondaydı.